Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/2393 E.  ,  2025/7374 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/219 Esas, 2025/336 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete miras yolu ile hissedar olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, ancak davacı ile dava dışı ortaklar ve aile mensupları arasında her anlamda bir arada çalışmayı ve yaşamayı imkânsız kılacak ciddi sorunlar olduğunu, müvekkili açısından ortaklıktan ayrılmasının zorunlu hale geldiğini ileri sürerek müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638/2 hükmü uyarınca haklı sebeplerle davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve yasal haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ortaklığın çekilmez hale gelmesine davacının sebebiyet verdiğini, müvekkili tarafından da söz konusu ortaklığın devamına ilişkin olarak ciddi çekincelerin bulunması sebebiyle taraflar arasında gerekli görüşmelerin yapılması için uzlaşma hususunda süre verilmesi taleplerinin olduğunu, uzlaşma sağlanamaması halinde müvekkiline atfedilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin ortağı olan davacının halihazırda şirkette herhangi bir idare ve temsil yetkisi bulunmadığı,

TTK'nın 638. maddesindeki çıkma talebinin haklı bir sebebe dayanması gerektiği, davalı şirket ana sözleşmesinde bu husus düzenlenmediğinden, haklı nedenlerin varlığının hâkim tarafından değerlendirilmesi gerektiği, davalı şirketin hiç kâr payı dağıtım kararı almadığı, ceza davaları dahil bir çok davanın bulunması sonucu husumet oluştuğu, tarafların dava sürecindeki beyanları dikkate alındığında, ortaklığı birlikte devam ettirmelerin mümkün olmadığı, şahıs yönü ağır basan şirketin ortakları arasında aynı amaç için çalışma azmi kalmadığı, davacı açısından haklı sebeple çıkma koşulunun oluştuğu, davacının şirketten çıkması noktasında iradelerin uyuştuğu anlaşıldığından davacının ortaklıktan çıkmaya yönelik davasının kabulü gerektiği, bu durumda davacı TTK'nın 641. maddesi uyarınca ortak sermaye payının gerçek değerine uygun bir ayrılma akçesine hak kazanacağından, 127.840,76 TL çıkma payı hesaplanan bilirkişi raporunun uygun görüldüğü, davacı vekili, bankadan altın kredisi çekildiğini ve bu kredi de dikkate alınarak şirketin faaliyeti gereği keşifte belirlenen altın miktarından daha fazla altın olduğunu/olması gerektiğini ileri sürerek 2.197, 64... ayar altın karşılığı 5.516.076,00 TL ayrılma akçesinin ödenmesini talep etmiş ise de, dosya içeriği ve bilirkişi raporları, ayrılma akçesinin hesabının nasıl yapılacağına dair yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde, bahsi geçen altın miktarı ile ilgili olarak ticari defter ve kayıtlara/bilançolara yansıyan bir kayıt tespiti yapılamadığından, davacı vekilinin talebinin kabul görmediği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmasına, 127.840,76 TL çıkma payının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacı vekili, 30.10.2024 tarihli dilekçesi ile tavzih talebinde bulunmuş, 23.12.2024 tarihli ek karar ile dava dilekçesinde ve diğer aşamalarda davacı vekili tarafından sunulan dilekçelerde ayrıca faiz istenilmediği, davanın niteliği itibari ile de ayrılma akçesine (çıkma payına) ayrıca kapital faizi verilemeyeceği, kararda tashih veya tavzihi gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiş, ek karar asıl karar ile birlikte davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince verilen 09.07.2024 tarihli ve 2015/416 E., 2024/601 K. sayılı kararın taraf vekillerine 07.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, "Tarafların Kararı İstinaf Etmemesi Üzerine" hükmün 22.10.2024 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 30.10.2024 tarihli tavzih dilekçesi ile gerekçeli kararda, 2011 yılı stoklarının dikkate alındığı, enflasyon kaybının da o yıldan buna göre kadar düşülmüş olması karşısında, müvekkili alacağına 2011 yılından itibaren faiz tahakkuk ettirilmesi gerektiğini belirterek tavzihe ve kararın düzeltilmesine karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince 23.12.2024 tarihli ek karar ile davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 305. maddesi uyarınca kesinlemiş hükmün sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, somut olayda davacı vekilinin talebinin kesinleşmiş mahkeme kararında hükmedilen alacağa 2011 yılından itibaren faiz tahakkuk ettirilmesine ilişkin olduğu, bu hususun HMK'nın 305. maddesinde öngörülen tavzih yolu ile düzeltilebilecek hususlar arasında bulunmadığı, davacı tarafın tavzih talebinin reddine dair ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, gerekçeli karar da kesinleştiğinden davacı vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf sebeplerinin değerlendirilmediği, İlk Derece Mahkemesinin tavzih talebinin reddine dair 23.12.2024 tarihli ek kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog