Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...

KARAR NO: ...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 26/09/2024

NUMARASI : ... Esas-... Karar

DAVACI: ........
VEKİLİ: Av.....
İSTİNAF EDEN DAVALI: ........
VEKİLLERİ: Av..... & Av.....
DAVA: Ayıp Nedeniyle Misli ile Değişim

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 22/01/2026
YAZIM TARİHİ: 23/01/2026

Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA:

Davacı vekili, müvekkilinin, davalı ile jeneratör alımı konusunda 18.12.2021 tarihinde sözleşme yaptığını, sözleşmeye konu jeneratörün 23.12.2021 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre, 300 KVA MAN motorlu kabinli jeneratörün müvekkiline teslim edileceği, jeneratörün tam yükte %100 yakıt sarfiyatının 18 litre olacağı ve jeneratörün 2 yıl veya 2000 saat garantisi olacağının kararlaştırıldığını, yalnızca 23 saat çalışan jeneratörün motorunun kilitlendiğini, 300 KVA MAN motorlu kabinli jeneratörlerde 400 beygirlik motor olması gerektiğini oysa, jeneratöre 200 beygirlik motorun konulduğunu, bu motorun yeni olmadığını, ikinci el motor olduğunu ayrıca, jeneratörün yakıt sarfiyatının sözleşmede kararlaştırılandan çok daha fazla olduğunu, bu durum ortaya çıkar çıkmaz müvekkili tarafından hemen davalı tarafa bildirildiğini ancak, herhangi bir cevap alınamadığını, davaya konu jeneratörde ayıp ve arıza olup olmadığının tespiti amacıyla Hatay ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı D. İş dosyası ile delil tespiti yapıldığını, bilirkişi raporunda, jenaratörün eski nesil teknolojiye sahip olduğu ve motorun yüksek hararet nedeniyle kilitlendiğinin belirtildiğini, teslim alının jeneratör'ün ayıplı mal niteliğinde olduğunu ve sözleşmede kararlaştırılandan farklı özellikler taşıdığını, davaya konu jeneratörün bu şartlarda kullanabilme kabiliyetinin bulunmadığını ileri sürerek, davanın kabulü ile malın ayıplı olması nedeniyle jeneratörün ayıpsız olan benzeri ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı ile jeneratör alımı konusunda 18.12.2021 tarihinde ürünün tüm özelliklerinin de yer aldığı bir sözleşme yaptığını, sözleşmeye konu jeneratörün 23.12.2021 tarihinde davacıya kusursuz olarak teslim edildiğini, dava konusu jenaratörde ayıp olmadığını, davaya konu olan jeneratörün müvekkili tarafından satılan tüm jeneratörler gibi her türlü son kontrolü ve yasal muayeneleri yapıldıktan sonra teslim edildiğini, davacı tarafından her ne kadar motorun sözleşmedeki özelliklere uymadığından bahisle soyut iddialarda bulunulsa da motorun, tarafların sözleşmelerine uygun olarak teslim edildiğini, davacı tarafça da kabul edildiğini, basiretli tacir olmanın gereği olarak davacı yanca teslim alınmasının ardından jeneratörün incelenip iddia edildiği gibi ayıplar varsa müvekkiline süresi içinde bildiriminin de yapılması gerektiğini, davacı tarafından dilekçesinde yer verilen raporda da ''motor bu durumu itibariyla aşırı zorlamadan dolayı harareti yükselmiş olduğu ve kropaj yaparak kitlendiği anlaşılmaktadır'' ibaresine yer verildiğini, dava konusu jeneratörde herhangi bir ayıp olmadığını, ayıp olduğu iddia edilen arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını yine davacının, ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirkete 2 ve 8 günlük ihbar süreleri içinde tacirler arası ihbar şekline uygun olarak herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının, dilekçesinde ayıp ihbarı olduğunu iddia ettiği kaydın, zarar verilen motorun sadece servis talebine ilişkin olduğunu, bu servis talebinin de jeneratörün tesliminden tam 8 ay 25 gün sonra 18.08.2022 tarihinde jeneratöre kusurlu olarak zarar verildikten sonra oluşturulduğunu, davacının dava konusu jeneratörün ayıpsız olan benzeri ile değiştirilmesini istemesinin hukuki dayanaktan yoksun olup,

TBK'nın 228/2 maddesi uyarınca da mümkün olmadığını, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak talepte de bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...İşbu dava ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesiyle, müvekkili ile davalı arasında 18/12/2021 tarihinde jeneratör alımına ilişkin sözleşme yapıldığını, sözleşmeye konu jeneratörün 23/12/2021 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, 300 KVA MAN motorlu kabinli jeneratörlerde 400 beygirlik motor olması gerekirken dava konusu jeneratör de 200 beygirlik motor koyulduğunu, bu motorunda ikinci el olduğunu, jeneratörün 23 saat çalışma sonrasında motorunun kilitlendiğini, bu duruma ilişkin müvekkilinin davalı tarafa başvuruda bulunulduğunu, ancak cevap alınamadığını, dava konusu Jeneratöre ilişkin olarak Hatay ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş dosyası ile tespit yapıldığını, jeneratörün gizli ayıplı olarak bildirildiği, bu nedenlerle dava konusu dava konusu jeneratörün ayıpsız olan benzeri ile değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle, müvekkili ile davacı arasında 18/12/2021 tarihinde yapılan sözleşmede ürünün tüm özelliklerinin belirtildiğini, sözleşme gereği 23/12/2021 tarihinde de davacıya kusursuz olarak sözleşmeye uygun şekilde ürünün teslim edildiğini, davacının da bunu kabul ettiğini, ürünün gizli ayıplı olmadığını, davacının jeneratörü aşırı zorlamasından kaynaklandığını, tespit dosyasındaki rapor da da motordaki durumun aşırı zorlamadan yükseldiğinin belirtildiğini, dava konusu jeneratörde herhangi bir ayıbın olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine veya resen bilirkişi görüşünün alınmasına karar verebilir. Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Raporu serbestçe değerlendirme yetkisi, hakimin, bilirkişinin yerine geçerek hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisi ile karar vereceği manasına gelmemektedir.

Bu cihetle taraflardan davacının ayıp hususundaki iddiasının davalı tarafından tam muhalefet ile arıza bulunmadığı yönündeki savunmalarının tespiti ancak teknik bilirkişilerin oy ve görüşleri ile tespit edilebileceğinden, dosya uyuşmazlığın tespiti ve çözümü için teknik heyete tevdi edilmiş, 01/12/2023 tarihli kök raporunda neticeten; Dava konusu jeneratörde kullanılan dizel motorun yeni olmadığı, jeneratörde eski model motor kullanılmış olduğu ve motor gücünün yetersiz kaldığı, Jeneratörden istenilen randımanı sağlayamadığı için “ayıplı mal” olduğu, söz konusu jeneratörde alternatörün gücü 300 RKVA olmasına rağmen daha düşük ve eski model teknolojiye sahip olması nedeniyle yetersiz olduğu ve motorun yüksek hararet yapabileceğinden dolayı kilitlenmiş olduğu, davacı jeneratörün dış görünümüne aldanarak eski model motor kullandığı ve motor gücünün yetersiz olduğunu fark edemeyeceği için alınan ürünün “ gizli ayıplı” olduğu, dava konusu jeneratörün teslim tarihi itibariyle ayıpsız jeneratörün piyasa alım-satım değerinin ortalama olarak 220.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir.

27/02/2024 tarihli 1. Ek raporunda neticeten; Davaya konu “jeneratör” ........ Mahallesi ........ Caddesi No.... adresinde yapılan keşif ve inceleme neticesinde, bahse konu Jeneratör de resimlenerek mevcut hali tespit edilerek akabinde rapor düzenlendiğini, davalı vekilin itirazının yersiz olduğu, ayıplı malın 2 gün veya en geç 8 gün içerisinde belli olması gerektiğini belirtmiş ise de bir süre Jeneratörün çalışmasını veya ayıplı çıkmasını gerektirecek sürede olmadığı, Jeneratörün dizel motorunun yeni olmadığı eski motor olduğunu ve motor gücünün yetersiz olduğunu 3 Makine Mühendisleri olaraktan tespit edip Jeneratörün ayıplı olduğu tespit edilmiştir. ve 30/05/2024 tarihli 2. Ek raporunda neticeten;

27/02/2024 tarihli 1. Ek raporundaki görüşlerinin devam ettiğinin bildirildiği tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir bilirkişi heyet raporları mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır.

Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere davacı iddia ettiği kullanılan jeneratöre takılan motorun tarafları arasındaki sözleşmeye uygun olması sorununun gizli ayıp mahiyetinde olduğu anlaşılmış olup, ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre davacı satın aldığı ayıplı üründeki seçimlik haklarından aracın misli ile değişimini talep ettiği, her ne kadar bu talep mahkeme hakimi tarafından resen yapılacak değerlendirme ile ayıbın onarımı mümkün olduğu takdirde ekonomik değerlerler de nazara alınarak ücretsiz onarım şeklinde uyuşmazlığa çözüm takdiri tanınmış ise de, üretilen jeneratörde kullanılan ana malzeme olan motorun anlaşmaya uygun olmaması karşısında tamiratı de mümkün olmadığından ve motorun değişmesi noktasında diğer parçalar ile uyumluluğu davacı açısından yeniden risk oluşturacağı takdir ve kanaatine varılarak, 300 KVA Man Motorlu Kabinli Jeneratörün taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde ayıpsız misli ile değişimine karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile, dava konusu 300 KVA Man Motorlu Kabinli Jeneratörün ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya jeneratörü kusursuz olarak teslim ettiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da anlaşma şartlarına dair herhangi bir tespit bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ayıplar mevcut ise bunların müvekkili şirkete süresi içinde bildirilmesi gerektiğini, davacının iddiasının aksine dosya kapsamında alınan raporda motorun 41.14 saat kullanıldığı, aşırı kullanma ve zorlamadan dolayı bozuklukların tespit edildiğinin belirtildiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan raporu kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia edilen ayıpların müvekkili tarafından gerçekleştirildiğine dair illiyet bağını kurmadığını, dava konusu makinede herhangi bir ayıp bulunmadığını, ayıp olduğu iddia edilen arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını, davacının kendi kusuru ile jeneratörün arızalanmasına sebebiyet verdiğini, açık ya da gizli bir ayıp söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir ayıbın varlığından bahsedilse dahi davacı tarafça buna ilişkin ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacının iddia ettiği hususların mevcudiyetine dair herhangi bir inceleme ve değerlendirme bulunmadığı gibi, tespit de olmadığını, raporda da tespit edildiği üzere davacıya makinanın 180.000,00 TL karşılığında satıldığını, bilirkişi raporunda ise piyasa araştırmasına göre Aralık 2021 tarihinde ayıpsız jeneratör fiyatının 220.000,00 TL olduğu belirtildiğini, ancak bu piyasa araştırmasının hangi kriterlere göre yapıldığının ve hangi koşulların esas alındığının anlaşılamadığını, bu fiyatın fahiş ve dayanaksız olduğunu, dava dilekçesinde jeneratörün 23 saat çalıştıktan sonra kitlendiğinden bahsedilmiş ise de, dilekçede ekli raporda kabul edilmemekle birlikte jeneratörün 41 saat çalıştırıldığının belirtildiğini ve ardından aşırı zorlamadan dolayı motorda arıza oluştuğu sonucuna varıldığını, davacının jeneratörü kitlendiğini iddia ettiği 23 saatin ardından kullanmaya devam ettiğini, kendi kusuruyla zararın meydana gelmesine ve artmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle davacının açtığı davada açıkça kötü niyetli olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kendi kusuruna dayalı olarak talepte bulunamayacağını, eksik inceleme ile hazırlanmış bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, eksik ve yetersiz gerekçeye dayalı kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, davacının iddia ettiği ayıbın müvekkilinin eylemlerinden kaynaklandığına dair illiyet bağı kurulamadığını, taraflar tacir ve iş ticari iş olduğundan davacının basiretli tacir olmanın gereği olarak müvekkiline 2 ve 8 günlük ihbar süreleri içerisinde, tacirler arasındaki ihbar şekline uygun olarak herhangi bir ayıp ihbarında da bulunmadığını, hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığını, davacının ayıp bildirimine ilişkin olduğunu iddia ettiği kaydın da davacı tarafından zarar verilen motorun sadece servis talebine ilişkin olup, bu talebin de teslimden 8 ay 25 gün sonra 18.8.2022 tarihinde jenaratöre kusurlu olarak zarar verildikten sonra oluşturulduğunu, servis talebi bildiriminin ayıp ihtarı olduğunun kabulü de mümkün olmamakla birlikte aksi düşünülse dahi kanunda öngörülen yasal şekil şartlarına uyulmadan yapıldığını, ayıp ihbarının TTK'nın 18/3 maddesinde aranan şekil şartına tabi olup, şeklin de ispat şekli olduğunu,

TBK'nın 228/2 maddesi uyarınca da davacının misli ile değişim talebinde bulunamayacağını, kötüniyetli olan davacının bu talebinin hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, davacının kendi kusuruna dayalı olarak talepte de bulunamayacağını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, ayıp nedeniyle misli ile değişim istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 23/1 maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda,

TBK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın ayıba karşı tekeffülü düzenleyen 219. maddesinde “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 222. maddesinde ise, satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 223/2 madde hükmünde de, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise;

Davacı tarafça davalıdan satın alınan makinenin satım sözleşmesinde belirtilen niteliklere haiz olmadığı, bu hususun yaptırılan delil tespiti sonrası alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, davalıya ayıp bildirimde bulunulmasına rağmen davalı tarafından bu bildirime cevap dahi verilmediği iddia edilmiş, davalı tarafça ise, davacının iddialarının yerinde olmadığı, davacıya makinenin sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği, ayıp iddiası yerinde olmadığı gibi, makinenin ayıplı olduğunun kabul edilmesi halinde de ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığı, davacının kendi kusuru ile arızaya sebebiyet vermiş olup, misli ile değişim talebinde de bulunamayacağı savunulmuştur.

Her ne kadar mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca karar verildiği belirtilmiş ise de, alınan kök ve ek raporların hükme esas alınabilecek mahiyet ve yeterlilikte olmadığı, davalının ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığına yönelik savunmaları değerlendirilmediği gibi, bilirkişi raporuna itirazlarının da değerlendirilmediği anlaşılmakla, mahkemece delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise, ne zaman tebliğ edildiği ve davalı tarafça davacıya servis hizmeti verilip verilmediğinin tespiti ile servis hizmeti verilmiş ise, işbu hizmete ilişkin belgeler de getirtilerek, taraf iddia, savunmaları, delilleri, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşme, davalının rapora itirazları ile delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunu da değerlendiren, makine mühendisi bilirkişilerden oluşan, daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyeti dışında üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetinden, uyuşmazlığı çözmeye ve denetime elverişli, hükme esas alınabilecek mahiyet ve yeterlilikte yeni bir bilirkişi raporu alınarak ve özellikle, iddia edilen ayıbın varlığı, türü, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,

2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 3.074,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

5.İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

.....

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog