8. Hukuk Dairesi 2023/1877 E. , 2025/7419 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen vakıf yetkili organ kararının iptali davası sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davalı vakfın vakıf senedinin 4, 10, 11, 12... . maddelerinde değişiklik yapılmasına dair 19.12.2014 tarihli yönetim kurulu kararının vakıf senedine ve Kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek iptali talep edilmiştir. Cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar kabul edilmeyerek haksız davanın reddi savunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı vekili tarafından davalı vakıf yönetim kurulunun vakıf resmi senedinde değişiklik yapılmasına dair 19.12.2014 tarihli kararın iptalinin talep edildiği, her ne kadar bilirkişi Prof..... tarafından dosyaya sunulan 10.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda 19.12.2014 tarihinde yapılan toplantıdaki 11. ve 14. madde değişiklik tekliflerinin vakfın kurucu zihniyeti ve iradesi ile bağdaşmayacağı belirtilmişse de davalı vakıf yönetim kurulunun 22.11.2014 tarihli (03.01.2014 tarihinde kesinleşen vakıf senedinin 11. maddesine ilişkin değişikliğin yorumlanmasına ve bu kapsamda davacının yönetim kurulu başkanlığının devam edip etmediğine, yeni yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin seçimine ilişkin) kararlarının iptali ve maddi - manevi tazminat talepli olarak açılan İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/4 97... /204 Karar sayılı dosyasının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/1559 Esas - 2018/1100 Karar sayılı kararında da bahsedildiği üzere dava tarihinden önce yapılan ve 03.01.2014 tarihinde kesinleşen dava konusu vakfa ait vakıf senedinin 11. maddesindeki değişikliğin kurucu iradeye, vakıf senedindeki düzenlemelerin bütününe, özellikle tüzüğün 14. maddesindeki düzenlemeye aykırı olmadığı, demokratik katılım ve seçim usulünün benimsenmesinin temel hak ve özgürlükler bakımından yerinde olduğu, 14. maddeye göre davacı dışında bir kurucu üye daha bulunduğu, tabii başkanlık sıfatının vakıf senedinin ilk halindeki 11. madde bakımından her ikisine de ait olacağı, yönetim kurulu başkanının yanında ayrıca bir tabii başkanın bulunmasının vakfın yönetiminde demokratik kurallara aykırı olarak sıkıntılar ve zorluklar doğuracağı, vakıf senedindeki 03.01.2014 tarihinde kesinleşen 11. madde değişikliğinin bu sakıncaları ortadan kaldırarak sağlıklı bir yönetimi amaçladığı anlaşılmakla ve bu hususun da Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleşmesi karşısında dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki bu yöndeki görüşün yerinde olmadığı ve yine kesinleşen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/1559 Esas - 2018/1100 Karar sayılı kararında da bahsedildiği üzere vakıf senedinin 14. maddesinin son fıkrasına göre kurucuların ölümünün dahi haklarını tam olarak sona erdiren bir durum olmadığı, bu düzenlemeye göre kurucuların istediği zaman çekilerek haklarını seçecekleri herhangi bir kişiye devredebilecekleri ve devrettikleri kişinin de aynı şartlar ve haklar dahilinde bu sıfatlarını devam ettirecekleri, tabii başkanlık sıfatının onursal başkanlığı ifade ettiği, değişiklikten önceki 14. maddede vakfın kurucularının bu senetteki hak ve selahiyetlerinin hayat boyu devam edeceği düzenlemesinin mütevelli heyet üyeliğini amaçladığı, vakıf senedinde iki başkanlı bir yönetim modeli tasarlanmadığı görülmekle iptali istenen toplantının da beş kişiden oluşan yönetim kurulu için dört kişinin katılımı ile yapıldığından toplantı yeter ve karar sayısının bulunması nedeniyle toplantının hukuki açıdan geçerli bir toplantı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava, Vakıf yönetim kurulunun vakıf resmi senedinde değişiklik yapılmasına ilişkin olarak almış olduğu 19.12.2014 tarihli kararın vakıf senedine ve Kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve karar defterinin temin edilememesi nedeni ile davalı Vakfın yönetim kurulu tarafından iptali istenilen incelemeye konu 19.12.2014 tarihli karar içeriği ile birebir aynı olan 14.12.2014 tarihli kararın iptali için açılan davada davanın reddine karar verildiği, verilen kararın Dairemizin 11.06.2019 tarihli ve 2018/16247 Esas, 2019/5732 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, hak ihlaline dair bireysel başvurunun da Anayasa Mahkemesince reddedildiği de dikkate alınarak temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.