Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

5. Hukuk Dairesi         2025/6653 E.  ,  2025/16057 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/151 Esas, 2024/108 Karar
KARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarıkamış 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/288 Esas, 2021/546 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı Hazine adına tescili istemine ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin olduğu gerekçesiyle 11.03.2024 tarihli ek kararla temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Ek karar asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin “kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden temyiz incelemesine konu edilen kararın miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda, temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı Hazine vekili asıl dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. köyü 1 32... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. .. adına tescilini talep etmiştir.

2.Davacılar ... vd. vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. köyünde yapılması planlanan .. Hidroelektrik Santrali proje üretim tesisi için .. ili, .. ilçesine bağlı .. köyünde bulunan bazı taşınmazların kamulaştırılmasına karar verildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz için el atma bedelinin acele el koyma kararından itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek bedelinin tespitini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline, taşınmazın baraj gölü sahası içerisinde kalması sebebiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin (C) bendi uyarınca tapudan terkinine, birleştirilen davanın ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu parsel üstünde bulunan ve kültür varlığı olarak tescil edilen yapıların kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında izlenecek yolun 2863 sayılı Kanun'un 15 nci maddesinde açıkça düzenlenmiş olup anılan Kanun'un 15/d maddesine göre taşınmaz kültür varlıklarının kamulaştırma bedellerinin tespitinde eskilik yani yaşının gözetilmeyeceği belirtildiğini, ancak; bilirkişilerin taşınmazın tescili kültür varlığı olduğunu rapor ettiği hesaplamada 24.03.2021 tarihli ve 31433 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak 2021 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ'de kabul edilen asgari birim fiyatlarını gözetmiş olmalarına rağmen tescili taşınmaz kültür varlığı için uygulama alanı olmayan aşınma paylarına ilişkin oranları gösteren 02.12.1982 tarihli ve 17886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan cetveli esas alarak taşınmazın yaşına karşılık gelen oranda aşınma bedeli mahsup ettiklerini, taşınmaz için gerekli restorasyon masrafının yaklaşık maliyetinin hesaplanamaması durumunda aynı yönetmeliğin 22/c maddesine göre pazarlık usulüyle olası bir restorasyon masrafının piyasadan araştırılarak yaklaşık restorasyon maliyetinin bulunması ve bu şekilde tespit edilen restorasyon maliyetinin hesaplanan bedelden mahsup edilmesi yerine raporda olduğu gibi tarihi yapının kamulaştırma bedelinin kagir yapılar gibi hesaplanmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, zemin bedelinin hesaplanmasında nazara alınan objektif değer artışının da yeterli olmadığını, daha makul bir oranda objektif değer artışının hesaplanan birim fiyata yansıtılmalıyken yazılı şekilde %50 oranında değer artışıyla yetinilmiş olmasının da usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan-ahır-samanlık (merek) bedelinin yörede kamulaştırılan diğer taşınmazlar için hazırlanan raporlarda 2B yapı grubu için kabul edilen birim fiyatlar gözetilerek hesaplanmış olmasına rağmen vaki raporda 1B yapı grubu için kabul edilen birim fiyatlara göre hesaplama yapılmasının da usule aykırı olduğunu, birleştirilen dosya yönünden mahkemenin hüküm altına alınan kamulaştırma bedeli üzerinden lehlerine nispi vekâlet ücreti takdir etmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ile arazi niteliğindeki taşınmaza, 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getirebileceği net geliri esas alınarak, yörede yetiştirilen münavebe konusu ürünlerin resmî verilerde yazılı ortalama verim, fiyat ve maliyet cetveli göz önüne alınarak, taşınmazın niteliğine uygun olarak %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanmak suretiyle Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama uygulaması sitesinden edinilen bilgilerden tespit edilen dava konusu taşınmazın bulunduğu konumu ve bilirkişi raporunda belirtilen yazılı özelliklerine göre belirlenen oranda objektif değer artışı uygulanarak sonuç metrekare birim fiyatının tespitinde, üzerindeki yapılara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre metrekare birim fiyatı uygulanıp yıpranma payı da düşülerek değer biçilmek suretiyle kamulaştırma bedeli tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak ödenmemiş kamulaştırma bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.

3.Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı uygun görülmüştür.

4.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekmekte ise de faize ilişkin olarak davacı idare vekilinin temyizi bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.

5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.03.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.Asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda kanatimce; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (temyiz eden davalılar vekilinin 11.03.2024 tarihli dilekçesindeki; “faize” ile ilgili beyanı) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle; Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4 üncü Hukuk Dairesinin; “ … dava tarihi olan … tarihinden, ilk derece mahkemesi karar tarihi olan … tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilmesine, … ” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir.

Hâl böyle iken, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen ve sonucu itibarıyla katıldığım, “Onanma Kararı”nın, “Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği”ne ilişkin eleştirel gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 03.12.2025

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog