Esas No
E. 2024/913
Karar No
K. 2024/913
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/913 Esas - 2026/157

T.C.

SAKARYA

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2024/913 Esas
KARAR NO: 2026/157
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ: 19/11/2024
KARAR TARİHİ: 12/03/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti

Davacılar vekili tarafından Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz edilen dava dilekçesi ile özetle; davacı şirketin işinde kullanmak üzere araç arayışına girmiş ve "Sahibinden.com" adlı internet sitesinde davalı firmaya ait araç satış ilanını görmüş olduğunu, ilan yayında olmadığı için gerekli görülürse Sahibinden.com kurumundan ilan numarası belirtilerek ilan görüntüsü istenebileceğini, ilanda araç satış bedelinin ödenmesiyle ilgili olarak; 'kampanya' başlığı adı altında bonus kredi kartlarına 18 taksitle ödeme imkanı büyük harf ve puntolarla belirtilmiş olduğunu, Davalı firmanın "Sahibinden.com" adlı internet sitesindeki sayfasında; davacının ilanıyla aynı şekilde olan, büyük harf ve puntolarla belirtilmiş bonus kredi kartlarına 18 taksitle ödeme imkanı yazılı birçok ilandan iki tanesinin ekran görüntüsünü de dosyaya sunmuş olduklarını, davacının şirket yetkilisinin araç satış bedelinin kredi kartına 18 taksitle ödeme imkanı ilgisini çekmiş olduğunu, davacı Şirket Yetkilisi ...'un ilan için davalı şirket yetkilisi ...'nu aramış olduğunu ve ilanda geçen aracın Volswagen Crafter marka 1.800,000 TL değerinde araç olduğunu, ...'nun davacıya aracı ne için kullanacağını sormuş olduğunu ve akabinde söz konusu aracın çok yaktığını, servisinin sıkıntılı olduğunu söyleyerek davacıya daha uygun olan başka bir araca yönlendirmiş olduğunu, davacı şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisi aynı sınıftaki Peugeot Boxer 2024 model sıfır araç için ilanda belirtildiği gibi kampanyaya uygun bir şekilde anlaşmış olduklarını, araç satış bedelinin 1.380.000,00 TL olduğunu, davacı şirket yetkilisi ve sahibi ..., Şirket hesabından ; davalı şirket hesabında vardığı anlaşma üzerine davalı şirket hesabına 13/07/2024 tarihinde 50.000,00 TL kapora bedeli göndermiş olduğunu, akabinde davalı şirket yetkilisi-sahibi ... davacı şirket yetkilisi ...'a araç motorlu taşıtlar vergisinin 10.800,00 TL olduğunu, onun da hemen ödenmesi gerektiğini belirtince davacı şirket sahibi ve yetkilisi ... kendi hesabından; davalı şirket yetkilisi ...'nun hesabına 25/07/2024 tarihinde 10.800,00 TL'yi göndermiş olduğunu, davacı şirket yetkilisi, 25/07/2024 tarihinde davalı şirket adresine alışverişi tamamlamak ve ödeme için gitmiş olduğunu, yargılama sonunda olası alacak miktarımızın ödenmesine karar verilmesi halinde mağduriyet yaşanmaması adına davalı şirket taşınmaz ve araç kayıtlarına ve de banka hesaplarına alacağa yetecek miktarda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, Bu nedenlerle; öncelikle davalı şirket hakkında teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini;. buna göre ilk olarak, hesaplarına tedbir-bloke uygulanması için ... ve ... ve de ...'ye müzekkere yazılmasını, davalı şirket adına kayıtlı araçların kaydına tedbir şerhi konulmasını ve varsa davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların kaydına tedbir şerhi konulmasını, fazlaya ilişkin olarak dava , talep , ıslah ve her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı-borçlunun icra takibine yaptığı haksız ve yersiz itirazının iptaline, davalı - borçlunun borcun ödemesini geciktirme niyetiyle yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket tebligata rağmen suresinde cevap vermediği, ancak vekili tarafından takip dosyasına ibraz edilen 15/11/2024 tarihli itiraz dilekçesinde: Müvekkillerinin adı geçen alacaklıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenle hakkında açılan icra takibinde öncelikle asıl alacağa, işletilmiş faize ve oranına, takip sonrası için işletilmek istenen faize, ödeme emrine ve takip nedeni ile oluşan tüm ferilere ayrı ayrı itiraz ettiklerini belirtmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava, harici araç (TBK'nun 207. maddesi) satış sözleşmesi nedeniyle ödenenlerin istirdatı iddiasına dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.

Uyuşmazlık; taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı, akdi ilişki var ise davaya konu aracın tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediği, yapılan ödemelerin harici araç satış sözleşmesine binaen yapılıp yapılmadığı ve neticeten takibe yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği konuları ihtilaflıdır. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller

Kocaali İcra Dairesinin 2024/210 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı tarafından borçlu .. aleyhinde satıcıya ödenen bedelin iade edilmeyen kısmı ve faizinden dolayı ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi üzerine süresinde borçlu vekili tarafından icra dairesine sunulan itiraz dilekçesiyle borcun tamamına itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. ...'den davaya konu dekontların birer sureti istenerek dosyamız arasına alınmıştır.

Davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı ve dava dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu sliplere davalı tarafın açıkça itiraz etmediği anlaşıldığından bu sliplerle ilgili ilgili bankalara müzekkere yazılmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıp rapor sunan bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22/09/2025 tarihli raporda sonuç olarak; "... davacı Aydın ... , verilen sipariş avansları kapsamında Davalı ... 850.000.- TL alacaklı olduğu,..." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıp rapor sunan bilirkişi ... Akın tarafından hazırlanan 10/11/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; "... davalının kendi ticari defterlerinde davacıya 50.000,00 borcu olduğu, davacının kendi ticari defterlerinde dosyaya sunulan 22.09.2025 tarihli Bilirkişi Raporuna göre 850.000,00 TL alacaklı olduğu, dava dosyasında yer alan banka dekontları ve kredi kartı sliplerine göre davacı tarafından davalıya 1.460.800,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin 850.000,00 TL kısmının davacı şirket yetkilisi tarafından gönderildiği kalan kısmının yakınlarının kredi kartları ile ödendiği, bu ödemelerinde sonuçta şirket için araç alımına istinaden yapıldığı ve şirket açısından 331. Ortaklara Borçlar hesabını oluşturduğu ancak muhasebeye iletilmemesi nedeni ile kayıtlarda yer almadığından hareketle toplam ödemenin yine dava dilekçesinde geri gönderildiği ifade edilen 166.250,00 TL tutarın toplam ödemeden düşülmesi sonucu kalan tutar olan 1.294.550,00 TL'nin alacak tutarı olarak kabul edilmesi gerektiği,..." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar İİK’nın 67. Maddesi, "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir...." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun,

1.maddesi; “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.” hükmüne

26.maddesi ''Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.''

207.maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/04/2018 Tarih, 2017/13-619 Esas 2018/919 Karar sayılı kararında "...Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır..." denilmiştir.

Aracın tescilsiz araç olması sebebi ile anılan yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; kural olarak, sözleşme ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tâbi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır.

Uyuşmazlığın çözümünde ispat ve ispat yükü kavramlarının kısaca açıklanması yerinde olacaktır.

İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur. İşte dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. (Kuru, B:Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001,6.2.c.,s.1966) Hakim, davada hangi çekişmeli vakıanın ispat edilmesi gerektiğini tespit ettikten sonra bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi sorusu ile karşılaşır; buna da ispat yükü denir.

İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer ve yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilakis, kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.

Konu ile ilgili genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır. İspat aracı olan ve kendi içinde kesin-takdiri olmak üzere ikiye ayrılan deliller, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanamayacağı davalarda kural olarak taraflarca ileri sürülmedikleri müddetçe hakim tarafından resen dikkate alınamaz. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler

Somut olayda; davacı taraf 0 km bir araç alımı konusunda davalı ile anlaştıklarını, davalı taraf ise davaya cevaplarını sunmadığı, dolayısıyla da akdi ilişkiyi inkar ettiği kabul edilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere; 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi gereği, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır.

Yukarıda alıntılanan 6098 sayılı yasanın 1. maddesine göre sözleşme öneri ve kabul ile kurulur. Dosyaya davacı tarafından her ne kadar yazılı bir sözleşme sunulmamış ise de, dosyaya İnternet ortamında yapılan ilanlar, ödeme yapıldığına dair dekont ve kredi kartı slipleri sunduğu, ödemeye ilişkin sunulan belgelere davalı tarafça açıkça itiraz edilmediği görülmektedir. Dolayısıyla da davacı taraf, 0 km (tescilsiz) araca ilişkin sözleşme yapıldığı iddiasını ödeme dekontları ve kredi kartı slipleri ile ispat ettiği, her ne kadar bir kısım sliplerde davacı şirketin ismi yer almıyor ise de, yapılan ödemelerin aynı saat ve neredeyse dakikada olması, sliplerde adı geçenlerin davacı şirket yetkilisi ile akrabalık ilişkileri ve en önemlisi de bu sliplerde belirtilen miktara ve ödemenin davacının iddia ettiği sözleşmeye binaen ödenmediği hususunda davalı tarafın itirazlarının bulunmadığı ve dolayısıyla da dekont ve sliplerde belirtilen ödemelerin davacının ileri sürüldüğü sözleşme nedeni ile yapıldığı anlaşılmıştır.

Davalının akdi ilişkiyi inkar ettiği, aracın teslimatına veya yapılan ödemelere ilişkin bir itirazının olmadığı, davacı tarafın akdi ilişkiyi ispat ettiği, yine sözleşmenin feshine gittiğini belirttiği anlaşılmakla, bu durumda, davalı tarafın, aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iade etmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):

1.Davanın KABULÜ İLE, Davalının Kocaali İcra Dairesinin 2024/210 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın, dava konusu yapılan asıl alacak yönünden iptali ile takibin 1.294.550,00.-TL asıl alacak üzerinden devamına,

1.294.550,00.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 88.430,71-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 22.107,68-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 66.323,03-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 199.237,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 22.107,68-TL Peşin/nisbi Harcı, 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 3.525,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 33.060,28TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,

6.Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,

7.Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraflara tebliğine,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (E - Duruşma Vasıtasıyla) yüzüne karşı, davacı şirket yönünden miktar itibari ile KESİN olmak, davalı yönünden gerekçeli kararın, davalı tarafa tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog