6. Hukuk Dairesi 2025/3677 E. , 2025/4211 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazın icra dosyasından muvazalı şekilde rızaen satışının yapılmış olduğunu, borçlu tarafından 950.000,00 TL bilirkişi raporu az bulunduğu için Kıymet takdirine itiraz edildiğini, taşınmazın değerinin 1.300.000,00 TL olarak tespit edildiğini, borçlunun 950.000,00 TL'ye itiraz edip 1.3000,00 TL değer biçilen taşınmazı rızaen 699.500,00 TL’ye, kıymet takdirine itiraz ettiği bedelin çok altında bir bedel ile rızaen ...’a satmasının çelişkili olduğunu, icra takibine konu senedin gerçek bir alacak borç ilişkisi olmadığını doğrular nitelikte olduğunu, sıra cetvelinde davalı ...’ın ilk sırada yer alması borçunun diğer alacaklılardan mal kaçırmak için üretilmiş muvazalı işlemlerin sonucu olduğunu bu sebeple sıra cetvelinin iptaline davalının alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasına, itiraz edilen alacaklı yerine davacıya ödeme yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borçlunun icra dosyamızdaki ödeme emrinin muhtara tebliğ edilmesi nedeniyle itiraz süresini kaçırdığını bunun muvazaaya işaret edemeyeceğini, borçlunun emekli maaşının haczedilemeyeceğini, menkul haczinin de dosya borcunu karşılamaya yetmeyeceğini hatta satış masraflarını bile karşılamaktan uzak olduğunu, kaldı ki borçlunun gayrimenkulü tespit edilmiş ve üzerine kaydi haciz yapılmışken menkul haczine başvurmamamızın muvazaaya işaret etmeyeceğini, cebri satış dosyasında 1.300.000,00 TL'den satışa çıkacak gayrimenkulün % 50 üzerinden satılabileceği dikkate alındığında 700.000,00 TL'ye rızai satışla satılmasının daha doğru bir yol olacağını, borçlunun bu yolu tercih etmiş olmasının muvazaaya işaret edemeyeceğini, icra hukuk mahkemesince rızai satış işleminin kabul ve geçerli sayılmasından sonra mahkeme kararına rağmen rızai satışın muvazaalı olduğunu iddia etmenin hukuki olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının borçlunun gayrimenkulüne haciz koyduktan sonra başkaca cebri icra işlemleri yapmamış olmasının, davacının başlattığı icra takibine borçlunun itiraz etmemiş olmasının muvazaanın kanıtı olamayacağı, davacı tarafın muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulüyle muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz davalarında kural olarak alacağının muvazaalı olmadığının ispat yükü alacağına itiraz edilen davalı tarafa düştüğü, davalının icra takibine dayanak senedin tanzim tarihi, davacının takibine dayanak dekont tarihlerinden önceki bir tarihe ait olsa da her zaman düzenlenmesi mümkün olan bononun alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, davalının dayandığı delillerin, ispat külfetini yerine getirmesini sağlamaktan uzak olduğu, davalının alacağının mevcudiyetini ve miktarını takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere de karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun birbirini doğrulayan yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a)Takibe konu borç miktarı nazara alındığında muvaaza amacı olmadığının anlaşılacağını, böyle bir amaç olsaydı daha büyük miktarlarda bono düzenlenmesi beklenebileceği ve yine sadece bir taşınmaza haciz koydurmanın değil tüm malvarlığına yönelik icrai işlem yapılması bekleneceğini,
b)Müvekkilinin Ankara'da yaşadığı yıllarda tanışık olduğu, ailevi problemleri sebebiyle maddi sıkıntıda olduğunu bildiği borçluya değişik zamanlarda elden paralar verdiğini, meblağ yüklü hale gelince davaya konu senedi aldığını, bir süre bekledikten sonra alacağına kavuşamayınca icra takibi başlattığını,
c)Müvekkilinin ekonomik durumunun böyle bir muvazaadan bahsedilmesini imkansız kılacağını,
d)Diğer yazılı belgelere nazaran kambiyo senedinin daha güçlü bir kıymetli evrak olduğu, müvekkilinin bu icra takibinde muvazaalı davrandığına işaret edecek herhangi bir bilgi bulgu delil olmadığı halde yalnızca senet tarihinin ne zaman düzenlendiğinin belirlenememesi gerekçesine dayanılarak muvazaalı işlem kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.