T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA VE İSTEM :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari satış ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin davalı tarafından gönderilen ... istinaden 60x60 ebadında ... mermer hazırlanmasını talep ettiğinin anlaşıldığını, müvekkilin bu anlaşmaya istinaden 3.000,00 USD peşinatın davalı yana banka aracılığıyla ödendiğini, davalı şirketin hiçbir haklı gerekçe göstermeden müvekkile anlaşılan ürünleri teslim etmediğini, müvekkilin sözleşmeye konu mermerleri alamayınca ödediği bedelin iadesini istediğini, karşı tarafın müvekkilin ödediği ücreti iade etmediğini, bunun üzerine ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe davalı yanın haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış ve sunulan beyan dilekçesi ile davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, BA ve BS formları, proforma ,dekont, ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk son tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Dava konusu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ödenen paranın iadesinin tahsili amacıyla davacı alacaklı şirket tarafından davalı borçluya karşı 3.000,00 USD asıl alacak üzerinden 18/12/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 01/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 04/01/2024 tarihindeakibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, tarafların 2020-2025 yılları BA/BS formları celp edilmiş, mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu edilen alacağın hesaplanmasının yapılması için dosya alanında uzman bilirkişisine tevdi edilmiş ve bilirkişi SMMM ... tarafından 19/01/2026 tarihinde Mahkememize ibraz edilen raporunda özetle; "1) Davalı firma tarafından Vergi Usul Kanunu' nur maddelerinde tanımı yapılan mal/hizmet satışına yönelik herhangi bir Fatura düzenlenmediği, Davalı firma tarafından Davacı firma adına düzenlenen ... Fatura özellikle alım yapılacak durumlarda ürün özellikleri ve fiyat bilgilerini içeren teklif niteliğinde olduğu ve peşinat alınması gereken durumlarda Satıcı tarafından düzenlenen ve Alıcı tarafa iletilen ön bilgilendirme belgesi olduğu, buna göre mal/hizmet tesliminin gerçekleştiğinin belirgin olmadığı, 2) 2021 yılı içerisinde Davalı firma tarafından “...” için 500 m2x30 USD birim fiyattan toplam 15.000,00 USD olarak teklif ve bilgilendirme inde düzenlenen ... Fatura karşılığında Davacı firma tarafından peşinat olarak 3.000,00 USD ön ödeme yapıldığı, ön ödemenin Davacı firma ticari defter kayıtlarında ödeme tarihi olan 10/12/2021 tarihindeki Döviz Alış Kuru ile değerlemesinin yapılarak 41.229,60 TL Davalı firma cari hesabına (320.01.08) Borç olarak kaydedildiği, ayrıca 2021 yılı sonu itibari ile değerlemesinin yapılarak 31/12/2021 tarihindeki Döviz Alış Kuru ile 3.000,00 USD karşılığı 38.932,50 TL olarak Davalı firma cari hesabına (320.01.08) Alacak olarak kaydedildiği ve 159 Verilen Sipariş Avansları Hesabına virmanlandığı, Türk Lirası olarak 2.297,10 TL aradaki farkın Kur Farkı hesabına aktarılarak sıfırlandığı, 3) 2022 yılı içerisine Davacı firma ticari defter kayıtlarında Davalı firma hesabının “159” Verilen Sipariş Avansları hesabı altında “159 08' alt hesabı içerisinde 3.000,00 USD Borç bakiyesinin 2022 yılı sonu itibari ile 31/12/2022 tarihindeki Döviz Alış Kuru ile değerlemesinin yapılarak 56.094,90 TL olarak 2023 yılına devredildiği, 4) Dosya münderecatında Davacı firma tarafından yapılan 3.000,00 USD ön ödemenin Davalı firma tarafından iadesine ilişkin banka dekontu İle Proforma Faturadaki ürünün teslimine yönelik düzenlenmiş bir Fatura bulunmadığı, buna göre Davacı firma ticari defter kayıtlarına göre davalı firmadan 3.000,00 USD (Amerikan Doları) alacaklı olduğu". şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca ön ödeme bedelinin iadesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takiplerine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında yapılan ön ödemeden kaynaklandığı ileri sürülen alacak yönünde olduğu, Davalının savunmasının ise, söz konusu takip miktarı kadar alacağının bulunmadığı, davacının dava konusu malları teslim almaya gelmemesi nedini ile talebinde haklı olmadığı şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı, teslime ilişkin iddianın yerinde olup olmadığı, davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından cari hesap ekstresi, ticari defter ve kayıtları ile arabuluculuk tutanağı ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Dava konusu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ödenen paranın iadesinin tahsili amacıyla davacı alacaklı şirket tarafından davalı borçluya karşı 3.000,00 USD asıl alacak üzerinden 18/12/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 01/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 04/01/2024 tarihindeakibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafından 30/12/2024 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacı tarafça ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır.
Yapılan inceleme uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılında başladığı, davalı firma tarafından “...” için 500 m2x30 USD birim fiyattan toplam 15.000,00 USD olarak teklif ve bilgilendirme şeklinde düzenlenen ... Fatura karşılığında davacı firma tarafından peşinat olarak 3.000,00 USD ön ödemenin yapıldığı, ön ödemenin davacı firma ticari defter kayıtlarına göre 10/12/2021 tarihinde yapıldığı ve bu tarihteki döviz alış kuru ile değerlemesinin yapılarak TL cinsinden davalı firma cari hesabına borç olarak kaydedildiği, davacı firma tarafından yapılan 3.000,00 USD ön ödemenin davalı firma tarafından iadesine ilişkin banka dekontu İle proforma faturadaki ürünün teslimine yönelik düzenlenmiş bir faturanın bulunmadığı, anlaşılmakla davacının ticari defterler uyarınca davalıdan 3.000,00 USD alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından her ne kadar söz konusu malların hazırlandığı fakat davacı tarafından teslim alınmadığına ilişkin itirazda bulunmuş ise de, teslime dayalı satış sözleşmelerinde teamül olarak satıcının teslim ile yükümlüğü olduğu, alıcının ise malın bedeni ödemekle ile yükümlüğü olduğu, bunun aksi taraflarca kararlaştırılması gerektiği, nitekim dosyamız arasında bulunan proforma belgesinde ödemenin ve teslim süresinin açıkça kararlaştırılmasına rağmen bu hususa ilişkin yazılı anlaşmanın bulunmadığı, yine davalının malları hazır ettiğini fakat davacının malları teslim almaktan imtina ettiğine dair davacıya bu hususa ilişkin gönderilen herhangi bir belge ve ihtar evrakı sunmadığı da dikkate alınarak yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak davalının itirazlarının borçtan kurtulmaya yönelik soyut beyanda kaldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan rapordaki hukuki yorum ve nitelendirilmeler Mahkememize ait olmakla; mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ve hukuki yorum ve nitelendirmeleri Mahkememize ait olmak üzere yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Davacının davalıdan icra takibinde sadece asıl alacak talebinde bulunduğu ve yapılan bilirkişi incelemeleri uyarınca davacının alacağını ispat ettiği, davalı tarafından borcun ödendiğine dair bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin delil ibraz etmediği anlaşıldığından davacının icra takibinde yaptığı alacak bakımından davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ... E., ...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.
İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır.
Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Davanın KABULÜNE, ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE, Takibin 3.000,00 USD üzerinden DEVAMINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarları olan 87.300,00 TL'nin %20'si oranı olan 17.460,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.238,78 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.373,49 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 5.865,29 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 1.373,49 TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 427,60 TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 6.550,00 TL olmak üzere toplam 6.977,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine , 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20.02.2026 KATİP e-imzalıdır HAKİM e-imzalıdır