T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete nükleer enerji santrali projesi kapsamında iş makinelerini kiraya verdiğini, söz konusu hizmetler karşılığında düzenlenen faturaların davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ödemelerin yapılmaması nedeniyle davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyasında 18/08/2025 tarihinde icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini ve davalının 22/08/2025 tarihinde tüm borca ve yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu ancak davalının itirazlarının mesnetsiz, dayanaksız ve haksız olduğunu, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, davalının icra takibini geciktirmek ve ödemeleri ertelemek amacıyla borca ve yetkiye itirazda bulunduğunu, müvekkilinin elinde borcun varlığını ve miktarını açıkça gösteren fatura ve belgeler bulunduğunu, ödemelerin gecikmesi nedeniyle müvekkili şirketin maddi olarak dara düştüğünü, kendi çalışanlarının maaşlarını ödemekte dahi zorlandığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın taşınır kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup kira uyuşmazlıklarından kaynaklı zorunlu dava şartı arabuluculuk başvurusunun dosya kapsamında yapılmadığını, dava konusu borç ilişkisinin ... projesi kapsamında meydana geldiğini, müvekkili şirketin ... projesinde yüklenicinin alt yüklenicisi olarak çalıştığını, müvekkili şirket ile davacı arasında 31/08/2023 tarihli İş Makinesini Ekiple Birlikte Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafça huzurdaki davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın iş makinesi kiralama sözleşmesine dayanmakta olup kiraya ilişkin olan bu alacak ile bağlantılı hukuki uyuşmazlıkların çözümünde sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafından sözleşmedeki yükümlülüklerinin yerine getirildiği iddiasının dayanaksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının iş bu iddiasına delil oluşturacak herhangi bir belge ya da kayıt sunamadığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu e-faturalarda ne müvekkili şirketin ne de davacı şirketin kaşesi ve imzasının bulunmadığını, davacının uyuşmazlığa konu kiralık iş makinelerinin sözleşmeye uygun olarak çalışır halde teslim edildiğini ispatlayamadığını, davacı tarafından dosyaya iki tarafça imzalanmış hak ediş raporu sunulmadığı gibi sunulan faturalarda da müvekkilinin imzası bulunmadığını, dolayısı ile davacının sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir alacağının muaccel olmadığını ve müvekkilinin de ödeme yükümlülüğünün doğmadığını, dosya kapsamında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı ..., davalı ... ENERJİ ile 01.01.2023-30.06.2023 dönemini kapsayan ... sayılı sözleşme kapsamında çeşitli iş makinelerini operatörleriyle birlikte ... Nükleer Güç Santrali inşaat sahasında kullanıma sunduğunu, sözleşme kapsamındaki edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ileri sürmektedir. Davacı; makinelerin şantiyeye teslim edildiğini, operatörleriyle birlikte fiilen çalıştırıldığını, kira bedellerine ilişkin faturaların düzenlendiğini ve icra takibine konu alacağın muaccel olduğunu iddia etmekte; buna karşın ödeme yapılmayan döneme ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.
Davacı, teslim olgusunu doğrudan belgeyle ispat yerine dolaylı delillere dayandırmaktadır: davalının icra takibinden sonra gerçekleştirdiği kısmi ödemelerin (13.10.2025 tarihli 353.371,38 TL; 23.10.2025 tarihli 156.629,10 TL ve 197.605,88 TL) borcu zımnen ikrar ettiğini, BA/BS vergi kayıtlarının sözleşme ilişkisini doğruladığını, GPS ve SGK kayıtlarının makinelerin sahada bulunduğunu ortaya koyduğunu ve faturalara zamanında itiraz edilmemiş olmasının teslimi destekleyen susma niteliği taşıdığını savunmaktadır. Görev itirazı yönünden ise davacı, sözleşmenin karma nitelik taşıdığını, operatör temini, hakediş mekanizması ve personel yönetimi düzenlemelerinin bütünsel ağırlığıyla baskın unsurun iş görme/hizmet sözleşmesi olduğunu, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli bulunduğunu ileri sürmektedir. Davalı ... ENERJİ, savunmasını birbirini mantıksal olarak izleyen birkaç eksende kurmuştur.
Sözleşmenin Md. 3.2, 4.1 ve 6.1 hükümleri kapsamında imzalı-kaşeli teslim tutanağı (Ek-1) düzenlenmediğini, giriş kontrol kartının (Ek-3) taraflarca imzalanmadığını ve iş makinelerinin teknik şartnameye uygunluğunun usulüne uygun biçimde belgelenmediğini savunmaktadır. Bu belgelerin yokluğunun kira süresinin başlamadığını, dolayısıyla kira bedelinin doğmadığını gösterdiğini ileri sürmektedir. Ödemenin yapılabilmesi için Md. 7.5 ve 4 Sayılı Zeyilname uyarınca her iki tarafça imzalanmış hakediş raporunun düzenlenmesi gerektiğini; imzasız hakediş nedeniyle alacağın henüz muaccel olmadığını savunmaktadır. Md. 9.1 ve 9.6 kapsamındaki yakıt ve kamp giderlerinden doğan alacaklarının davacının taleplerinden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Sözleşmenin özünün kira sözleşmesi olduğunu, uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığını, iş makinelerinin taşınır mal niteliğinde olmasına karşın kira ilişkisinden doğan bu uyuşmazlığın HMK m. 4/1-a kapsamında sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiğini, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmekte; .... ATM ... E. sayılı kararı emsal olarak sunmaktadır.
HMK m. 1 uyarınca yargılama hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir. Görev kuralları bu nitelikleri itibarıyla davanın her aşamasında, tarafların talebi olmaksızın mahkemece re'sen dikkate alınır (HMK m. 114/1-c, m. 115). Taraflarca görev konusunda sözleşme yapılamaz; görev kurallarının uygulanması bakımından usuli kazanılmış hak ilkesi işlemez. Mahkemenin görevi, davacının talep sonucunu hukuki olarak nasıl nitelendirdiğine ya da sözleşmenin taraflarca hangi adla anıldığına göre değil, uyuşmazlığın gerçek niteliğine göre re'sen belirlenir. Bu ilke, somut uyuşmazlıkta da belirleyici olmuştur.
HMK m. 4/1-a uyarınca "kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda" sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Bu hükmün taşınır kiralarını kapsayıp kapsamadığı öğretide tartışmalı olmakla birlikte, davacı iş makineleri taşınır mal niteliğinde olduğundan bu tartışmanın somut davada belirleyici önemi bulunmaktadır.
Karslı, kira sözleşmesinin taşınır veya taşınmaz mallara ilişkin olmasının sulh hukuk mahkemesinin görevinde bir değişikliğe neden olmayacağı görüşündedir. Umar da taşınır bir mala ilişkin kira sözleşmesinden doğan her türlü davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu görüşe göre kanun koyucu HMK m. 4/1-a'da "kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar" ifadesini kullanarak HUMK m. 8/II'deki dava türü sınırlamasını kaldırmış; taşınır-taşınmaz ayrımı ise yapılmamıştır. HMK m. 4/1-a'nın yalnızca taşınmaz kiralarına ilişkin bir düzenleme olduğu, zira hükümde "kiralanan taşınmazların" ibaresinin yer aldığı, buna karşılık kanun koyucunun (b) ve (c) bentlerinde "taşınır ve taşınmaz" ayrımını açıkça yaptığı savunulmaktadır. Bu tartışmada birden fazla yorum katmanı birlikte değerlendirilmek zorundadır.
Birinci katman — kanun gerekçesi: HMK'nın genel gerekçesinde "kira sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar" ifadesi kullanılmış, taşınmaz-taşınır ayrımına herhangi bir atıfta bulunulmamıştır. Kanun koyucunun yalnızca taşınmaz kiralarını kapsamayı düşünmüş olsaydı, nitekim (b) ve (c) bentlerinde yaptığı gibi, bu ayrımı açıkça belirtmesi beklenirdi. Gerekçede böyle bir sınırlamaya yer verilmemiş olması, kapsamın taşınır kiralarını da kucaklamak üzere geniş tutulduğuna işaret etmektedir.
İkinci katman — madde metninin yapısal analizi: HMK m. 4/1-a'da "kiralanan taşınmazların" ibaresi, hükmün genel kuralını değil, tahliye istisnasının öznesini belirlemektedir. Cümlenin yapısı şu şekilde okunabilir: tahliye istisnası "kiralanan taşınmazlar" için öngörülmüştür; asıl kural ise "kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar"dır. Bu yapısal okumada "kiralanan taşınmazların" ibaresi, genel kuralı sınırlamak için değil, istisnanın kapsamını belirlemek için kullanılmıştır.
Üçüncü katman — sistematik yorum: (b) ve (c) bentlerinde "taşınır ve taşınmaz" ifadesinin açıkça yer almasının nedeni, o davalarda malın türünün hukuki rejim açısından belirleyici olmasıdır. Kira ilişkisinde ise mal türünün görev üzerindeki etkisini kanun koyucu bilinçli olarak düzenlememiş; kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar tek bir bent altında toplanmıştır. (b) ve (c) bentlerindeki açık sayımın (a) bendi için sessiz bir dışlama anlamına gelmesi, bu bentlerin farklı hukuki kaygılara yanıt verdiği dikkate alındığında sistemin iç tutarlılığıyla bağdaşmaz.
Dördüncü katman — çoğunluk görüşü ve uygulama tutarlılığı: Karslı ve Umar gibi önde gelen usul hukukçularının görüşleri ile Yargıtay uygulaması taşınır kiralarının sulh hukuk mahkemesinin görev alanında kaldığı yönünde şekillenmiştir. Kamu düzenine ilişkin görev kurallarında çoğunluk görüşünün yerleşik hale gelmesi, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik açısından da önem taşır. Bu dört katmanın birlikte değerlendirilmesi sonucunda HMK m. 4/1-a'nın taşınır kiralarını da kapsadığı sonucuna varılmıştır. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda, konunun taşınır veya taşınmaz mala ilişkin olmasından bağımsız olarak, sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Tarafların her ikisi de tacir niteliğinde olup sözleşme, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgilidir. Bu nedenle uyuşmazlık TTK m. 4 kapsamında nispi ticari dava niteliği taşımaktadır. TTK m. 5/1 uyarınca her iki tarafın tacir olduğu nispi ticari davalarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Öte yandan itirazın iptali davası, takip konusu alacak hangi mahkemenin görev alanına giriyorsa o mahkemede açılır. Takip konusu alacak kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu alacağın hangi mahkemenin görev alanına gireceği ise aşağıda uyuşmazlığın gerçek niteliğinin belirlenmesi çerçevesinde ortaya konulacaktır.
Birden fazla sözleşme TİPİNİN unsurlarını bünyesinde barındıran karma sözleşmelerde UYGULANACAK hukuk, sözleşmenin baskın (ağırlıklı) unsuruna göre belirlenir. Baskın unsur tespiti için belirleyici ölçüt şudur:
UYUŞMAZLIĞIN çözümü hangi rejimin normlarına başvurmayı zorunlu kılmaktadır? Bu tespit, sözleşmenin adına, tarafların kullandığı terminolojiye veya ticari örf ve âdete göre değil, uyuşmazlığın somut içeriğine ve çözüm için zorunlu olan hukuki normlara göre yapılır.
Taraflar arasındaki ... sayılı sözleşmenin Md. 3.1'inde sözleşmenin konusu "Kiraya Veren'in, Teknik Şartname ve İş Makine Listesi uyarınca iş makinelerini kiraya verme VE teknik işletim hizmetleri sağlama" olarak tanımlanmıştır. Sözleşmenin bizzat kendi tanımı, iki ayrı edimi "ve" bağlacıyla birlikte saymaktadır.
Bu itibarla sözleşme; TBK m. 299 kapsamında kira unsurları (iş makinelerinin belirli süreyle kullanıma bırakılması, kira bedeli, kira süresinin hesabı, ayıpsız teslim, bakım ve onarım yükümlülükleri) ile TBK m. 393 kapsamında hizmet unsurlarını (operatör ve sürücü temini, sahadaki teknikerin sürekli bulundurulması, personel yönetimi, iş güvenliği mevzuatına uyum, yakıt ve lojistik giderlerin paylaşımı) bir arada barındıran karma nitelikte bir sözleşmedir.
Sözleşmenin kira çerçevesini oluşturan hükümler şöyledir: Md. 3.2 (arızasız ve çalışır hâlde teslim, giriş kontrol kartı imzası), Md. 4.1 (kira süresinin teslim tutanağı imzasıyla başlaması), Md. 5.2-5.6 (kira bedeli, KDV, gece vardiyası, tek taraflı güncelleme yasağı), Md. 6.1-6.4 (kira süresi hesabı, atıl kalma durumunda kira düşümü veya devamı, tatil günleri), Md. 8.4-8.6 (arızalanma halinde onarım/değişim yükümlülüğü, arızalı saatler için kira ödenmemesi), Md. 8.11-8.14 (sigorta, belgeler, üçüncü kişilere devir yasağı, sahadan çıkarma yasağı), Md. 8.22-8.24 (ipotek/hacizden arî teslim, 24 saat içinde ikame, günlük kira hesabı). Bu maddeler sözleşmenin kira hukuku çerçevesini oluşturmakla birlikte, büyük çoğunluğu taraflar arasında tartışmalı değildir; uyuşmazlık konusu olmayan alanlardır.
TBK m. 301 uyarınca kiraya verenin birincil borcu, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmaktır. Teslim borcu, kira sözleşmesinin kurucu ve onsuz vazgeçilmez unsurudur; bu borç yerine getirilmeden kira bedeli doğmaz, kira süresi işlemeye başlamaz. Sözleşme teslim borcunu birden fazla maddeyle düzenlemiştir: Md. 3.2 uyarınca iş makineleri, kiraya veren tarafından herhangi bir arıza, açık ya da gizli ayıbı olmaksızın çalışır vaziyette kiracıya teslim edilecek; testler yapıldıktan ve kiracının giriş kontrol kartı (Ek-3) imzalandıktan sonra teslim alınacaktır. Md. 4.1 uyarınca kira süresi, tarafların temsilcilerinin İş Makinelerinin Teslim ve Tesellüm Tutanağını (Ek-1) imzaladıkları tarihten itibaren başlayacaktır.
Md. 6.1 uyarınca kiranın başlatılacağı tarih; (i) şantiyenin Mekanizasyon Direktörlüğü ve İSG Bölümü yetkili temsilcileri tarafından makine/ekipman operatörlerinin işe uygunluğunun tespitinden sonra, (ii) tarafların temsilcilerinin İş Makinesi Teslim Tesellüm Tutanağını imzaladıkları tarih olup (iii) Mekanizasyon Direktörlüğü görevlilerince şantiye sahalarında iş yapım kural ve kaideleri konusunda sözlü eğitimlerin verilmesiyle başlayacaktır. Md. 8.1 uyarınca kiraya veren; iş makinelerini zamanında, teknik şartnameye uygun ve tüm belgeler eksiksiz biçimde teslim etmekle yükümlüdür.
Davalı, yukarıda sıralanan hükümlere dayanarak teslimin gerçekleşmediğini ileri sürmektedir: imzalı-kaşeli teslim tutanağı yoktur, giriş kontrol kartı imzalanmamıştır, teknik şartnameye uygunluk belgelenmemiştir. Bu savunmanın her üç bileşeni de Md. 3.2, 4.1, 6.1 ve Ek-1, Ek-3 hükümlerine, yani kira hukukunun teslim borcuna ilişkin normlara dayanmaktadır.
Md. 6.1'in kira süresinin başlangıcı için öngördüğü koşullar arasında operatör uygunluk tespiti ve sözlü eğitim verilmesi de yer almaktadır. Bu iki koşul hizmet unsuru taşısa da, bunların kira süresinin başlangıcını belirlemek amacıyla kira hükmünün içine dahil edildiği açıktır. Başka bir ifadeyle sözleşme, teslim olgusunun tespitini salt fiziksel bir teslim eylemine değil, operatörün de uygun biçimde sahaya kabulüne bağlamıştır. Bu karma görünüm, teslim meselesini kira hukukunun dışına taşımaz; aksine tarafların kira süresinin başlangıcını özenle düzenlediklerini ve bu düzenlemenin kira hukuku çerçevesinde kurgulandığını ortaya koymaktadır. İtirazın iptali davasının esastan incelenmesi durumunda mahkemenin çözmesi gereken meseleler aşağıdaki mantıksal hiyerarşiyi izlemek zorundadır:
İlk olarak teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği incelenecektir; bu mesele kira hukukuna aittir. Teslim ispatlanabilirse ikinci olarak alacağın muaccel olup olmadığı incelenecektir; bu mesele karma yapıdadır. Muaccel ise üçüncü olarak ödemelerin TBK m. 100-102 kapsamında hangi faturalara mahsup edileceği belirlenecektir. Son olarak yakıt ve kamp giderlerinden doğan takas def'inin kabulünün gerekip gerekmediği değerlendirilecektir. Teslim meselesi, diğer tüm uyuşmazlık eksenlerinin ön koşuludur. Teslim ispatlanmadan kira bedeli doğmaz; kira bedeli doğmadan muacceliyet tartışılmaz; muacceliyet ortaya konulmadan mahsup ve takas incelenemez.
Davalı tarafından kabul edilmemekle, kiraya ilişkin teslim hususunun; imzalı-kaşeli teslim tutanağı (Md. 3.2, 4.1), giriş kontrol kartı (Md. 3.2, Ek-3), teknik şartnameye uygunluk belgesi (Md. 8.1) ile ispatı davanın kilit ana konusu olup, teslim olgusunun kısmi ödeme, GPS, SGK kayıtları, puantaj formları gibi dolaylı delillerle ispat edilip edilmediği yargılamanın ön ana konusudur. Bu nedenle uyuşmazlığın gerçek ve ağırlıklı niteliği kira hukukuna ilişkindir.
Yargılamada davacı tarafça SGK kayıtları, GPS dökümleri, puantaj formları, hakediş raporları ve yakıt tüketim verileri sunulmaktadır. Bu deliller gerçi hem kira teslimini (makinenin kiracının zilyetliğinde bulunduğunu, kira bedelinin hesabına esas çalışma sürelerini) hem de hizmet ifasını (operatörün sahada çalıştığını, ifa edilen hizmetin miktarını) ispata yarar nitelik taşımaktadır.
Ancak bu delillerin çift yönlü çalışması, uyuşmazlığın merkezini değiştirmemektedir. Söz konusu delillere neden başvurulduğu belirleyicidir: davacı, teslim tutanağının yokluğunu ikame etmek amacıyla, yani kira hukukunun teslim borcunu ispat etmek için bu delillere başvurmaktadır. Bir delilin birden fazla olguyu ispata yaraması, o olguların hukuki niteliğini ve uyuşmazlığın odak noktasını dönüştürmez. Mahkeme bu davayı esastan incelemiş olsaydı bilirkişiye şu sorular yöneltilecekti:
Öncelikli soru: İş makineleri Md. 3.2, 4.1 ve 6.1 uyarınca usulüne uygun biçimde teslim edilmiş midir? Teslim tutanağı (Ek-1) ve giriş kontrol kartı (Ek-3) mevcut mudur? Bu belgeler yoksa teslim olgusu kısmi ödeme, GPS dökümleri, SGK kayıtları ve puantaj formları aracılığıyla hangi ölçüde kanıtlanabilmektedir?
İkincil sorular (teslim ispatlanırsa): Md. 5.1, 5.5 ve Ek-4 kapsamında makineler fiilen çalıştırılmış mıdır ve çalışılan süreler nedir? Md. 7.1-7.3 kapsamındaki kayıt defteri ve hakediş raporları usulüne uygun düzenlenmiş midir? Md. 7.5 ve 4 Sayılı Zeyilname kapsamında ödeme koşulları oluşmuş mudur? Yakıt ve kamp giderlerine ilişkin Md. 9.1, 9.6 kapsamındaki takas alacaklarının miktarı nedir? Ödemelerin TBK m. 100-102 kapsamında hangi faturalara mahsup edileceği. Davacı, hakediş mekanizması, operatör yönetimi ve personel lojistiğine ilişkin hükümlerin bütünsel ağırlığıyla baskın unsurun hizmet/iş görme sözleşmesi olduğunu ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli bulunduğunu savunmaktadır.
Sözleşmenin karma niteliği kabul edilmektedir. Bununla birlikte baskın unsur testi, sözleşmedeki madde sayısına ya da belirli hüküm gruplarının uzunluğuna göre değil, uyuşmazlığın gerçek odağına göre yapılır.
Uyuşmazlığın gerçek odağı teslim meselesidir; teslim kira hukukunun kurucu unsurudur. Hizmet boyutuna ait hükümler (hakediş, operatör yönetimi, yakıt giderleri) ise ya taraflar arasında fiilen tartışma konusu olmamış ya da teslim meselesi çözüme kavuşturulmadan gündeme gelemeyecek ikincil meselelerdir. Bu nedenle davacının argümanı kabul edilmemiştir.
Davacının dayandığı Yargıtay kararının somut dosyayla örtüşüp örtüşmediği incelenmiştir. Her hâlükârda uyuşmazlığın gerçek niteliği, somut sözleşme hükümleri çerçevesinde HMK m. 1 uyarınca re'sen belirlenir. Somut davada uyuşmazlığın odağının teslim borcu olduğu yukarıda ortaya konulmuş olmakla bu argüman kabul görmemiştir. Taraflar arasındaki aynı sözleşmede bir başka davanın uyuşmazlığın gerçek odağı farklı olması halinde görev açısından farklı mahkemede davaya bakılması -görev ayrımının uzmanlık nedeniyle getirilmiş olduğu da dikkate alındığında- gerekecektir.
Davalının emsal kararına ilişkin değerlendirme:
Davalı tarafından sunulan .... ATM ... E. sayılı karar kompresör kirasına ilişkin olup söz konusu sözleşme operatör sağlanması, hakediş mekanizması veya teknik eğitim yükümlülüğü içermemektedir. Somut dava ise salt makine kirasının ötesinde operatör temini ve sahada sürekli teknikerin bulundurulması yükümlülüklerini kapsayan karma nitelikli bir sözleşmeye dayanmaktadır. Emsal karar farklı olgusal koşullara dayanmakla birlikte, kira ilişkisinin sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği yönündeki temel saptama açısından yol gösterici niteliktedir. Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında:
Taraflar arasındaki sözleşme, iş makinelerinin kiralanması ve ekipleriyle birlikte operasyonel olarak kullanıma sunulması edimlerini birlikte içeren karma nitelikte bir sözleşmedir.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gereken temel meselesi, davalı tarafından kabul edilmeyen teslimin sözleşmede öngörülen belgelerle usulüne uygun biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Bu mesele, sözleşmenin Md. 3.2, 4.1, 6.1 ve 8.1 hükümleri ile TBK m. 301 çerçevesinde kira hukukunun teslim borcuna ilişkin normlarına göre yanıtlanmak zorundadır. Diğer uyuşmazlık eksenleri bu temel meseleye bağlı ikincil meseleler olup teslimin ispatına bağlı olarak gündeme gelecektir. Bu itibarla uyuşmazlığın gerçek ve ağırlıklı niteliği kira hukukuna ilişkindir.
Kira ilişkisinden doğan bu uyuşmazlıkta dava konusu iş makineleri taşınır mal niteliğinde olup HMK m. 4/1-a kapsamında taşınır kiralarından doğan uyuşmazlıklar da sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Takip konusu alacak kira ilişkisinden kaynaklandığından, bu alacağa ilişkin itirazın iptali davasının da sulh hukuk mahkemesinde açılması gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle HMK m. 114/1-c ve m. 115/2 uyarınca görevsizlik kararı verilerek davanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
1.Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın, HMK 114/1-c maddesi gereğince USULDEN REDDİNE
2.HMK 20 madde gereğince karar kesinleştiğinde ve talep halinde iki hafta içerisinde müracaat edildiği taktirde dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3.Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4.HMK 331/2 madde gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan bölümünün mahkememizce karar altına alınmasına, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/03/2026 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”