T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1300
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:29/04/2021
NUMARASI:2016/1033 Esas - 2021/534 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın ... Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı .... Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, bahse kon sözleşmelere istinaden kredi lehtarı/borçlu lehine şirket kredi kartı kredisi, çek taahhüt bedeli tazmin kredisi ile gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisi kullandırıldığı, ilgili kredilerin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle Kartal ... Noterliğinin 08.07.2016 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarname ile nakdi kredi 8.558,96 TL ile gayrinakdi çek taahhüt bedeli 7.740,00 TL depo edilmesinin talep edildiği, ihtarname ile verilen sürede borcun ödenmemesi sonucunda, İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip açıldığı, davalı/borçlular asıl borca, işlemiş faize, faiz oranına ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, 8.676,06 TL alacak üzerinden davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu borcun şirket kredi kartı ve çek hesabından kaynaklandığını, davalının şirketteki hisselerini 2010 ve 2014 yıllarında devredip ortaklıktan ayrıldıklarını, davalının gerek şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinde ve gerekse de çek taahhütnamesinde kefalet imzaları bulunmadığı için kefaleten borçtan sorumlu olmadıklarını, davacı bankanın borcun ödenmesi yönündeki ısrarlı tavrı karşısında kredi borcunun ödenmiş olmasına rağmen, takibe devam edilmesine bir anlam yüklenemediği, davacı bankanın talep ettiği %24,24 oranındaki faizin hukuka aykırı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı ....şti. arasında 40.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bahse konu işbu sözleşmeyi davalı/kefillerinde (...- ...) 40.000,00 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, Çek Taahhütnamesi/Çek hesabı açılış sözleşmesinin ise davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı .... şti. arasında 24.06.2014 tarihinde imzalandığı, işbu çek taahhütnamesine istinaden dava dışı kredi lehtarı şirkete çek karnesi verildiği, anılan işbu sözleşmede davalı/kefillerin kefalet imzalarının bulunmadığı, Şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinin de yine davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı ....şti. arasında 04.04.2014 tarihinde imzalandığı, anılan işbu sözleşmede davalı/kefillerin kefalet imzaları bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı banka tarafından hesabın kesildiği, Kartal ... Noterliğinin 08.07.2016 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile hesabın 08.07.2016 tarihi itibariyle kesilip kat edildiği, kat tarihi itibariyle nakdi kredi borcu 8.558,96 TL ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faiz ve sair fer'ileri ile birlikte (1) gün içinde ödenmesi, gayrinakdi çek taahhüt bedeli 7.740,00 TL depo edilmesi, herhangi bir işlem yapılmaması halinde ise yasal yollara başvurulacağı, Dava dışı kredi lehtarı ....şti. Muhatabın gösterilen adresinde şirket yetkilisi ...'a 12.07.2016 tarihinde, Davalı/kefil-...'a muhatabın gösterilen adresinde tevziat sırasında çarşıda bulunması nedeniyle aynı konutta ikamet eden eşi ...'a 12.07.2016 tarihinde, Davalı/kefil-...'a muhatabın gösterilen adresinde tevziat sırasında çarşıda bulunması nedeniyle kapalı olduğu için 2 no.lu formül uygulanıp haber kağıdı kapıya ilsak olunmak suretiyle mahalle muhtarlığına 12,07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ şerhinden anlaşılmakladır. Dava dışı kredi lehtarına ve davalı kefillere hesap kat ihtarnamesiyle ödeme için verilen (1) günlük mehil süresi bitimine müteakip 14.07.2016 tarihi itibariyle temerrüde düşmüşlerdir. Dosyadaki sözleşmelerin incelenmesinde, imzalanan kredi sözleşmesinde, davalıların müteselsil kefaletlerinin, kefaletin imzalandığı tarih itibari ile eski BK daki esaslara uygun ve geçerli olduğu, 04.09.2008 tarihli kredi sözleşmesindeki kefaletin kredi kartından doğan borçları ve çek taahhüt bedelini de kapsadığı, bilirkişi raporuna göre,... ... nolu şirket kredi kartı yönünden, 5.014,89 TL asıl alacak, 67,40 TL akdi işlemiş faiz, 3,37 TL BSMV , Çek taahhüt bedeli tazminat kredisi yönünden, 3.162,00 TL asıl alacak, 34,04 TL işlemiş akdi faiz, 1,70 TL BSMV olarak hesaplandığı, hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, rapora uyularak davacı vekilin talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
İİK’nın 67/2. maddesine göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan, borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. ( Bursa BAM 5.HD 2018/857 E, 2020/65 K) Bu kapsamda somut olayda, itiraza konu alacağın likit olduğu anlaşılmakla, kabul edilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalılar ... ve ... adlı şirketten tahsiline ilişkin talebin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar borçtan aslen sorumlu şirketin bir dönem hissedarları olup, hissedarları olması sebebiyle de banka ile davalıların hissedarı oldukları şirket arasında imzalanmış olan Genel Kredi Sözleşmesi'ne kefil olmak zorunluluğunda kaldıklarını, 2010 senesinde davalı ..., 2014 senesinde ise davalı ... hisselerini aktif ve pasiflerini devrettiklerini, davalılar, davacı banka ile yapılan Genel Kredi Sözleşmesi'ne kefil sıfatıyla imza atmalarına karşın, dava konusu şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinde ve çek hesabı açılış sözleşmesinde herhangi bir kefil sıfatlarının bulunmadıklarını, davacı banka davalıların sorumlu olmadıkları bir parayı davalılardan tahsil etmeye çalışmakla hukuka aykırı ve kötü niyetli davrandığını, icra takibi müşterek ve müteselsil kefaletten kaynaklandığını, davalıların ilgili borçlara ilişkin irade beyanları ve imzaları bulunmadığını, borcun şirketin borcu olduğu ve şirket kredi kartından ve çek hesabından kaynaklandığını, dosya kapsamında davalılardan ... hakkında varsayımda bulunulmuş ve icra dairesine yatırmış olunan parayı borcu kabul etme olarak değerlendirildiğini, davalı ..., davacı bankanın sürekli olarak ısrarları ve hakkında dava açılacağı söylemleri, kendisinin kefil olduğu gibi sıkıştırmalar karşısında bu durumdan kurtulmak istercesine ilgili parayı ödediğini, parayı ödemiş olmasına rağmen icra takibinin kendisine devam ettirilmesi sonucunda da çözümü tarafımızla vekalet ilişkisi kurmakta bulduğunu, Davalıların ödemiş olduğu para aslen hukuka aykırı tahsil edilmiş bir para olduğunu ve sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri alınması gerektiğini, takibi yapılan icra dosyasında davalıların hiçbir şekilde sorumlulukları ve buna müteakip borçları olmadığını, bilirkişinin davalılar hakkında yapmış olduğu yorum da gerçeği yansıtmadığını, 04/04/2014 tarihli şirket kredi kartı sözleşmesi ile 24/06/2014 tarihli çek hesabı açılış sözleşmelerinde kredilerin limitlerine yer verilmediğini, davalıların kredi limiti dahi olmayan borçlara önceden kefil olmaları hukuken mümkün olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredi kartı ve çek taahhütnamesinden doğan borçların kefalet kapsamında bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında 04/09/2008 tarihinde 40.000,00 YTL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalılar bu sözleşmeye müteselsil kefil olmuştur. Ayrıca dava dışı .... Şti. arasında 21/08/2013 tarihinde 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ... bu sözleşmeye 125.000,00 TL limitle müteselsil kefil olmuştur. Bu sözleşmeye davalı ...'ın kefaleti bulunmamaktadır.Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere çekilen Kartal ... Noterliğinin 08/07/2016 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği; muaccel hale gelen ve ihtarnamede gösterilen kredi alacağının ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "kredi sözleşmesi, hesap özeti, hesap kat ihtarı" sebebine dayalı olarak kredi kartından kaynaklanan toplam 5.476,04 TL ile çek yaprağı bedelinden kaynaklanan toplam 3.200,02 TL alacağın tahsili istemiyle 28/07/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlularının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı tarafça, davalıların şirket ortaklığından ayrıldıkları ve kredi kartı üyelik sözleşmesi ile çek hesabı açılış sözleşmesinde kefaletlerinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, şirket ortaklığından ayrılmak tek başına kefaleti sona erdirmediği gibi şirket kredi kartı kredisi ve çek hesabı açılması(gayri nakdi kredi) suretiyle kredi kullandırılması genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmakta olup, kredi kartı üyelik sözleşmesi ile çek hesabı açılış sözleşmesine ayrıca kefil olunması gerekmediğinden, genel kredi sözleşmesinin kefilleri kullandırılan kredinin türüne bakılmaksızın bu kredilerden kefalet limiti dahilinde sorumludurlar. Bu nedenle davalı tarafın dava konusu krediden sorumlu olmadıkları yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 282,92 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 449,08 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.25/02/2026