2. Ceza Dairesi 2023/16763 E. , 2025/22823 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Sanık müdafiinin temyiz isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/3-a maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, "eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğine, eşyaların hırsızlık malı olduğunu bilmediğine, çapa motorunu polise teslim ettiğine, tekerrür hükümlerinin uygulanmasının ve erteleme ile hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2019/915 Esas, 2020/501 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/16 esas, 2021/1746 Karar sayılı kararı ile ''1-Hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son celsede başka suçtan cezaevinde bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma talebi bu celse karara bağlanan, bu şekilde hakkındaki bağışık tutulma kararından haberi olmayan sanığın duruşmada bizzat veya SEGBİS aracılığıyla hazır edilmesi gerekirken yokluğunda duruşma yapılıp karar verilerek CMK 196. maddesine aykırı davranılış olması,
2.Sanığa 20/02/2020 tarihli 1.nolu celsede hakkında TCK'nın 142/1-e ve 143 maddelerinin uygulanma ihtimaline binaen CMK'nın 226.maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildiği, sanığın ek savunmasını yapmak üzere süre talep ettiği halde sanığın ek savunmasının alınmayarak CMK'nın 226.maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
3.Sanığa 20/02/2020 tarihli 1.nolu celsede müştekinin beyanının alınmasından sonra dava ve duruşmaya katılmasına karar verilirken müştekinin beyanına ve katılma hususuna karşı sanığın diyeceklerinin sorulmaması ile CMK'nın 215/1 ve 238/3.maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Sanığın soruşturma aşamasında suça konu olan eşyalardan kırmızı siyah renkli çapa makinasının yerini kendi rızası ile göstererek katılana iade edilmesini sağladığı ve böylece kısmi iadede bulunduğu anlaşılmakla, katılana kısmi iade nedeniyle cezadan indirim yapılmasına muvafakat edip etmediği sorularak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4 maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, '' şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği 1 ve 2 No'lu bozma nedenlerinin ise, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/16 esas, 2021/1746 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2022 tarihli ve 2021/1443 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.