11. Ceza Dairesi 2024/1005 E. , 2026/565 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
1.Cumhuriyet savcısının sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “Resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımını, kesen son sebep olan mahkumiyet kararının verildiği 30.06.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2.Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma suçlarından hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde;
Sanık ... hakkında güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de, sanık ...'ın suç tarihinde, şikâyetçi ... adına, gerçeğe aykırı olarak tanzim edilmiş olan ve üzerine kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını kullanarak, ... ilçesinde faaliyette bulunan, işletmeciliğini katılan ...'in yaptığı ... isimli otele kalmak amacıyla giriş yaptığı, daha sonra katılanın yanına gelerek “Hesabımda para var, fakat kartımı ATM'ye yutturdum, haftasonu olduğu için kartımı alamadım, parayı çekemiyorum, bana 200,00 TL borç verebilir misin, pazartesi saat 10:00'da sana vereyim” dediği, katılanın da sanığa inanarak 200,00 TL para verdiği, akabinde sanığın telefonunun bozuk olduğunu, telefonunun tamircide olduğunu, nasıl irtibat kuracaklarını söyleyerek telefonunu istediği, katılanın da ... marka cep telefonunu kullanması için sanığa verdiği, sanığın 19.10.2015 günü sabah erken saatlerde eşyalarını da alarak otelden ayrılıp bir daha geri dönmediği, sanığın savunmasında da bu durumu kabul ettiği dikkate alındığında, bu hali ile eylemin kül halinde 5237 sayılı Kanun’un 158/1-d maddesinde tanımlanan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve sanığın aynı katılana karşı farklı zamanlarda birden fazla eylemi gerçekleştirmiş olması da gözönüne alınarak zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezalandırılması cihetine gidilmesi gerekirken, her iki suçtan ayrı ayrı hükümler kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
Kabule göre de; Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda, 5237 sayılı TCK'nin 58. maddesinin uygulanmış olması karşısında, sanığın ikinci kez mükerrir olduğu ve hakkında 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinde belirlenen "ikinci kez tekerrür" hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi gereğince aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının korunmasına
14.01.2026 tarihinde karar verildi.