8. Hukuk Dairesi 2025/4841 E. , 2025/7460 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davacı yönünden kabulüne, asli müdahiller yönünden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller ... ve ... ... vekili, davalılar .... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili ... ilçesi ..... köyünde kain 39 parsel sayılı taşınmazın davalı ... lehine tespit edildiğini, ancak müvekkilinin miras bırakanı tarafından açılan davada 1956/30 Esas sayılı .... Kadastro Mahkemesi dosyasında tespitin iptaline ve adına tesciline karar verildiğini, sonrasında kadastro tespit tutanağının ..... Tapu Müdürlüğünde bulunmadığını ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştirilerek Tapu Müdürlüğüne gönderilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın 50 yıldır bayilerinden geldiğini, taşınmazın kendi zilyetlikleri altında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın 50 yılı aşkın bir süreden beridir kendisi tarafından ekilip biçildiğini ve zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek; taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2017 tarihli ve 2017/7 D.İş, 2017/8 Karar sayılı kararıyla; kesinleştirme talebinin reddine karar verilmiş; hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2017/3117 Esas ve 2021/2740 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince, davacının talebi Değişik İş Esasına kaydedilerek söz konusu dosyanın bulunamadığı gerekçesiyle kesinleştirme talebi reddedilmiş olup, temyizi kabil nihai bir karar tesis edilmemiştir. Bu nedenle 4473 sayılı Yangın, Yer Sarsıntısı, Seylap veya Heyelan Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümleri uyarınca davacının talebinin mahkeme esasına kaydının yapılması, anılan Yasa hükümlerinin kıyasen uygulanması suretiyle ve dosya oluşturulması ve dosya sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde Değişik İş Esası üzerinden karar verilmesi isabetsiz olup, söz konusu karar temyizi kabil nihai karar niteliğinde olmadığından dosyanın Mahkemesine tetkiksiz iadesine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Mahkememizce yapılan detaylı incelemede dava konusu 39 nolu parselin ... Arazi Gezici Kadastro Mahkemesinin 1956/30 Esas ve 1960/5 Karar sayılı kararıyla yapılan tespitin iptaline karar verildiği, daha sonra dosyanın tekrardan 1961/1 Esasa kaydedilerek 1961/2 sayılı görevsizlik kararı ile Diyarbakır Gezici Arazi Kadastro Mahkemesine gönderildiği ve Diyarbakır Gezici Arazi Kadastro Mahkemesi de 1962/1040 Esas ve 1963/1 Karar sayılı kararıyla tekrardan karşı görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış olup yapılan tüm incelemelere rağmen sonrasına ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır. ......dava konusu nizalı taşınmazın tesis kadastrosuna en yakın 19 48... yıllarına ait hava fotoğraflarının değerlendirilmesi neticesinde dava konusu 39 nolu parselde zirai faaliyetin mevcut olduğu, taşınmazın geçmişte üzerinde tarımsal faaliyet yürütüldüğü, imar- ihya çalışmalarına konu edildiği, imar ve ihya çalışmalarının yapılmış ve tamamlanmış olduğu, ayrıca davacı tarafın dayandığı tapu kaydının komşu 40 nolu parselde revizyon gördüğü belirtilmiş, raporlarda belirtilen bu hususlar raporlara eklenen memleket haritası ve hava fotoğraflarının üst üste çakıştırılması ve stereoskopla yapılan üç boyutlu inceleme neticesinde ayrıntılı çalışılarak ortaya çıkan denetime elverişli bilimsel veriler olduğu sunulan raporlarda görülmektedir. Bilirkişi raporlarında belirtilen bu hususlar dikkate alındığında, nizalı taşınmazın ilk tapulama tarihi ve öncesi itibariyle de imar ve ihya çalışmalarının yapılmış ve tamamlanmış olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahalli bilirkişilerin zilyetlik noktasındaki beyanları irdelendiğinde ve mahalli bilirkişilerin bu hususta yaşları da dikkate alındığında nizalı taşınmazın dava tarihi itibariyle davacının murisi olan ... ve murisleri tarafından 20 yıl ve daha fazla bir süre zilyetlikle kullanıldığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla nizalı taşınmazın 20 yıldan fazla bir süre ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Her ne kadar asli müdahiller dava konusu taşınmazın kendilerine ait olduğunu beyan etseler de keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanı ve tüm dosya kapsamı bir kül olarak irdelendiğinde asli müdahillerin dava tarihinde ve öncesinde dava konusu taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyetliklerinin olmadığı anlaşılmıştır.
Yargılama devam ederken dava konusu 39 nolu parselin içerisinden Diyarbakır-Bismil Karayolu kamulaştırılması nedeniyle taşınmazın 3 parçaya bölünmüş, bu nedenle ek bilirkişi raporunda, rapora ekli krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığı, bu nedenle bu kısmın paftasında yol olarak gösterilmesi gerektiğini anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle davacının murisi olan ... ve murisleri tarafından 20 yıl ve daha fazla bir süre zilyetlikle kullanıldığı, asli müdahillerin dava tarihinde ve öncesinde dava konusu taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyetliklerinin olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacının davasının kabulüne, asli müdahiller ... ve ...'in taleplerinin ayrı ayrı reddine..." karar verilmiş olup, kararın tashihi sonucunda davaya konu taşınmaz olan Diyarbakır ili .... ilçesi, ..... Mahallesi 39 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 02.05.2025 havale tarihli ek bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 7.011 m²lik kısmın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/88 Esas ve 2009/93 Karar sayılı veraset ilamına göre muris ...'nin terekesi 64 pay kabul edilerek,.... ve arkadaşlarına ait olduğunun tespitine, söz konusu kısmın yol olarak paftasında gösterilmesine, aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 14.511,72 m²lik kısmın dava konusu yerden ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/88 Esas ve 2009/93 Karar sayılı veraset ilamına göre muris ...'nin terekesi 64 pay kabul edilerek, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 4.977,28 m²lik kısmın aynı ada ve parsel numarasında kalarak tarla vasfıyla ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/88 Esas ve 2009/93 Karar sayılı veraset ilamına göre muris ...'nin terekesi 64 pay kabul edilerek, .....ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş ve işbu karar asli müdahiller ... ve ... vekili, davalılar ..... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ve 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller ... ve ... vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Asli müdahiller ... ve ...'e ait 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve Karayolları Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.