5. Ceza Dairesi 2024/12477 E. , 2025/13576 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece
Sanığın beraatine dair İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2018/763 Esas, 2020/374 sayılı Kararının katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/97 Esas, 2021/2571 sayılı Karar ile sanığın savunmasının etkin alınmadığı, usul ve yasaya uygun olmayan bir şekilde alınan ses kaydının hükme esas alınamayacak delil olduğu ancak ses kaydında yer alan 13.09.2017 tarihinde sanığın ofisinde yapılan katılan ile sanık arasında dava konusu senetlere ilişkin konuşmada, tanıklar ... ve ...'ün de sanığın ofisinde bulundukları, sanık ve katılan arasında yapılan konuşmaya tanık oldukları, bu nedenlerle sanığın, davaya konu senetleri katılandan teslim alıp almadığı yönünde konuşma geçip geçmediğinin tanık beyanları ile tespit edilmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 05.12.2023 tarihli ve 2021/619 Esas, 2023/672 sayılı Karar ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/1047 Esas, 2024/2006 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın, katılanın kendisine teslim ettiği dört adet toplamda 325.000 TL bedelli bonoları ciro ettirerek aldığına, alacaklı vekili sıfatı ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yapması gerekirken haciz yoluyla beş adet ilamsız icra takibi yaptığına, borçlunun icra dosyalarına itirazı üzerine tüm dosyalar hakkında itirazın iptali talepli olarak açılan davada reddine karar verildiğine, teslim edilen dört adet bono ile birlikte borçlu ile arasında yapılan protokolü müvekkiline teslim etmediğine, bu haliyle katılanın mağduriyetine neden olduğuna, katılanın dosyaya sunduğu ses kayıtlarını almak zorunda kaldığına yine bu kayıtların tanık beyanları ile doğrulanarak, sanığın kendisine teslim edilen dört adet bonoyu katılana teslim etmediği hususunun anlaşıldığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunun sabit olduğuna, cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f)Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 10.11.2021 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 05.12.2023 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 12.06.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 15.10.2020 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.11.2025 tarihinde karar verildi.