Esas No
E. 2019/980
Karar No
K. 2026/187
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/980 Esas
KARAR NO: 2026/187
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/12/2019
KARAR TARİHİ: 03/03/2026
K.YAZIM TARİHİ: 18/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı taraftan 03.05.206 tarihinde 150 adet Point Mobile PM80 model endüstriyel saha telefonu satın aldığını, telefon alımı bedeli olarak karşı tarafa KDV dahil 469.591,48 TL ödendiğini, dava konusu telefonların birim fiyatının 2.653,0592 TI olduğu, alınan mobil telefonların, yol yardım hizmetlerinde çalışan acil servis teknisyenleri elemanlar için alındığı, yol yardım görevinin mobil uygulama üzerinden aktarılması, acil servis kullanılacağı, ancak, satın alınan dava konusu telefonların alındıktan sonra sürekli hatalar ve arızalar verdiği, davalı tarafın sözleşmede yazılı olduğu şekilde bataryaların “ Standart Batarya - 3100mah” olarak belirtilmesine rağmen müvekkile gönderilen cihazlardaki bataryaların büyük batarya ( 400 mah) olduğunu, büyük bataryalarda sorun olduğunun davalı tarafın da kabulünde olduğu, ( Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi .......

D. İş sayılı dosyası) davalı tarafın bu bataryaları değiştirdiği, fakat, kullanıcıların şikayetlerinin Pil ve Şarz sorunları, donma kapanma sorunları, kapanıp açılmama, ses ve iletim sorunları şeklinde devam ettiği, arıaların karşı tarafa bildirildiği, davalı tarafın arızaları gidermeye çalıştığı, ancak tam olarak giderilemediğinden devamında başka sorunların meydana geldiği, bu süreç içerisinde 15 adet telefonun arızalar nedeniyle davalı tarafça aynısı ile değiştirildiği fakat sorunun çözülmemesi neticesinde 19.10.2017 tarihinde Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi .......

D. İş no'lu dosyada, bilirkişinin 18.11.2017 tarihli raporunda 17 adet telefonda ağır kusur, 3 adet telefonda çeşitli kusurların bulunduğu nun tespit edildiği, teknisyenlerinin telekonferans yapmaları gibi hizmetlerde Halihazırda 20 adet telefonda arızalar bulunduğu ve arızalar nedeniyle kullanılamadığını, yol, yardım hususunda sıkıntılar yaşanırken müşterilere karşı zor durumda kaldıklarını, maddi ve manevi zararlara uğradıklarını, davacı müvekkilin TBK. nun 227 maddesi uyarınca seçimlik haklarını kullanarak, müvekkil tarafından satın alınan 17 adet ayıplı telefonun davalı şirkete iade edilmesi ve bedelinin müvekkil şirkete iade edilmesi, diğer 3 telefonun da parça bedellerini dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini talep ettiklerini. Yargıtay kararlarına görede müvekkilin talebini usule ve yasaya uygun olduğu, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalması kaydı ile davanın kabulüne, bilirkişi sonucunda tespit edilecek alacak ve talep haklarının saklı kalması kaydı ile müvekkil şirketin satın aldığı ve ayıplı olduğu anlaşılan 17 adet ayıplı telefonun, sadece şarz aleti bozuk olan bir telefonun şarz aletinin, sadece bataryası bozuk olan bir adet telefonun bataryasının, şarz aleti ile birlikte bataryası bozuk olan bir adet telefonun şarz aletinin ve bataryasınındavalı tarafa iadesi ile bu ayıplı telefon ve ürünlerin bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi ..... D.İş sayılı dosyasında 20 adet telefonda arıza olduğu ileri sürülüş ise de, iş bu dosyada yapılan tespitin yokluklarında yapılmış olduğundan yapılan tespite itiraz ettiklerini, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi .....

D. İş sayılı dosyasında da görüleceği üzere, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin teknik hizmet incelemesi için geri alındığı, yapılan kontroller neticesinde bu ayıpların giderildiği, ve davacı tarafa ayıpsız olarak teslim edildiğini, hatta bazı değişimlerin müşteriyi memnun etmek üzere ayıplı olmamasına rağmen yapıldığını, satış sonrası teknik hizmetin davalı tarafa sunulduğu, satış sonrasında yetkililer haricinde kullanıcılarla defaten muhatap olunarak çevre şartlarının kullanım üzerindeki etkilerini tespit etmek için birlikte seyehatlerin de yapıldığı, Davacı tarafın almış olduğu ürünlerin tek başına telefon olmayıp, değişik programlar üzerinden sahada bilgi toplama yapan ürünler olduğu, hazırlanan programların sağlıklı çalışıp çalışmadıkları, cihazların kullanıldığı araziler, baz istasyonları, servis sağlayıcıların ( .......) hizmet kalitesi ve hatta kullanıcıların ürünleri kullanma istek ve arzuları nın sonuçları etkilediğini, sıkça karşılaşılan parazitli telefon görüşmelerinden duyulan rahatsızlıklar ve cepte taşıma sebebiyle mikrofonu kapatan kir birikintileri nin de ürün arızası gibi değerlendirildiği, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi ..... D.İş sayılı dosyasında görüleceği üzere, müvekkil davalının servis hizmeti sorumluluğunu yerine getirdiğinin sabit olduğu, herhangi bir aksaklık olmadığı, ve yine iş bu dosyada görüleceği üzere, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin teknik inceleme için geri alındığı ve yapılan kontroller neticesinde ayıplar tespit edilerek ve giderilerek davacı tarafa ayıpsız olarak teslim edilmiş olduğunun görüleceği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; taraflar arasında Point Mobile PM 80 model endüstriyel saha telefon satış sözleşmesi gereği teslim edilen 150 adet üründen 20 adedinde (17'sinde ağır kusur 3'ünde kusur olmak üzere) ayıp bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı tespit edildi.

Bilirkişiler ..... ve ........ tarafından 26/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda;

Davacı tarafın dava konusu döneme ait defterlerinin usulüne uygun, birbirini doğruladığı Yevmiye, Defteri kebir defterlerinin berat ve Mali Mühürlerinin süresinde alındığı, Envanter defterinin noter açılış ve onayının görülmediği, mevcut hali ile HMK 222 Madde ve 6102 s.

TTK 64/3 Uyarınca davacı taraf 2016 hesap yılı defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,

Davalı tarafın dava konusu döneme ait defterlerinin usulüne uygun, birbirini doğruladığı Yevmiye, Defteri kebir defterlerinin berat ve Mali Mühürlerinin süresinde alındığı, Envanter defterinin noter açılış ve onayının süresinde yapıldığı, mevcut hali ile HMK 222 Madde ve 6102 s.

TTK 64/3 Uyarınca davacı taraf 2016 hesap yılı defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'ne sunulan bilirkişi raporunda, Dava konusu arızalı telefonların gayet temiz ve özenli olarak kullanılmış olduğu tespit edilmiştir. Ekranı kırık olan cihazda da kronik mikrofon arızası tespit edilmiştir. Bu durumda yukarıda liste halinde belirtilen arıza kayıtlarının (ses -açılamama - batarya ısınması - ani şarj değeri düşmesi - Mikrofon ve hoparlör sorunları) her bir telefonda tespit edilmiş olunması nedeniyle arıza kaynaklarının kronik olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda kullanıcı hatasından bahsedilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Arızaların garanti süresi içerisinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Tespit tarihi itibariyle sorunların davalı tarafça giderilemediği anlaşılmakla tespit edilen ayıplar KABUL EDİLEBİLİR DÜZEYDE DEĞİLDİR. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, satılan ürünlerin ücretsiz onarılması veya müvekkilinin satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme veya satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabileceği, Sözleşme satış bedeli dikkate alınarak hesap edilen 53.858,31 TL ayıp bedelinin davacı tarafça talep edilebileceği, hususları tespit edilmiştir.

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat gereğince alınan 06/01/2023 tarihli ..... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; Davacı şirket tarafından tutanak ile tarafımıza 21 adet telefon ve 10 adet şarj cihazı verildiği, şarj cihazlarından bir tanesinin arızalı olduğu ve hiç çalışmadığı, diğer 9 tanesinin ise sağlam ve çalışır vaziyette olduğu, 21 adet el terminali saha telefonunda ise çeşitli arızaların olduğu, Sözleşme tarihinin 05.05.2016 yılı olduğu, arızalı ürünlerin sahada hizmet veren servislerden ..... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. 'ye 24.03.2017 tarihi itibariyle geldiği, 8-10 ay gibi daha kısa bir sürede bu arızaların oluşması normal olmadığı, kullanım sonrasında detayları belirtilen ve tespiti yapılan arızaların meydana geldiği, oluşan arızaların kullanım gerçekleştikten bir müddet sonra meydana geldiği, bu arızaların ....... Elektronik ve Kontrol Sistemleri Dış Tic. A.Ş. tarafından tamir veya değişim yapılmak suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu, Koruma seviyeleri yüksek olan mobil el telefonu, terminallerinin bu kadar kısa sürede arızalanması nedeninin (Ekran kırılması hariç) kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, arızaların garanti süresi içerisinde meydana geldiğinin anlaşıldığı, 21 adet ürünün ücretsiz onarılması veya ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi mümkün değil ise sözleşme satış bedeli dikkate alınarak davacı ..... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş., firmasına ayıplı ürün bedeli olarak geri ödenmesi gereken tutarın 21 X 904 USD - 18.984 USD*KDV olması gerektiği, keşif tarihi itibariyle TCMB USD döviz satış kurunun 13.6177 TL olduğu, buna göre davacı ...... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş., firmasına ayıplı ürün bedeli olarak geri ödenmesi gereken tutarın 18.984 USD X 13.6177 TL > 258.518,4168 TL + KDV olması gerektiği, hususları tespit edilmiştir.

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat gereğince alınan 04/01/2024 tarihli ..... tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda; Davalı ....... Bilişim Elektronik ve Kontrol Sistemleri Dış Tic. A.Ş. firması tarafından dava dosyasına sunulan servis kayıtları incelendiğinde 21 adet endüstriyel telefonun çeşitli tarihlerde servise gönderildiği, telefonlardan 11 tanesinin birer kez tamire geldiği ve tamir edildikten sonra çalışır vaziyette davacıya geri verildiği, 2 tanesinin ikişer kez tamire geldiği ve tamir edildikten sonra çalışır vaziyette davacıya geri verildiği, 1 tanesinin bir kez tamire geldiği ve tamir edildikten sonra çalışır vaziyette davacıya geri verildiği, 7 tanesi ile ilgili dosya da servis kaydına rastlanılamadığı, Servis kayıtları incelendiğinde oluşan tüm arızaların kullanıma bağlı olarak oluştuğu, cihazların ayıplı ürün olmadığı, cihazlarda donanım problemi olmadığı, arızaların yazılımsal ve bataryalar ile ilgili olduğu, kullanıcı kaynaklı ekranı-butonu vb. kırılan ve zarar gören cihazlar hariç servise gelen tüm cihazlara çözüm olarak reset atıldığı ve işletim sisteminin yeniden yüklendiği, batarya problemi olanların ise bataryasının değiştirildiği, bu arızaların Davalı ..... Bilişim Elektronik ve Kontrol Sistemleri Dış Tic. A.Ş. tarafından tamir yapılmak suretiyle giderildiği, servis desteği ile çözüme kavuşturulduğu, Dava konusu edilen 17 adet telefonun, 1 adet şarj aletinin, 1 adet telefon bataryasının ve 1 adet telefonun hem batarya hem şarj aletinin ücretsiz onarılması veya ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi mümkün değil ise sözleşme satış bedelleri ve güncel cihaz parça bedelleri de dikkate alınarak Davacı ..... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. firmasına ayıplı ürün bedeli olarak geri ödenmesi gereken toplam tutarın 15.561 USD+KDV olduğu, hususları tespit edilmiştir.

Bilirkişiler ..... tarafından 15/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Satıcının, ayıptan sorumlu tutulabilmesi için “taşınırın teslim edilmiş olması”, “taşınır malın ayıplı olması”, “ayıptan sorumluluğu kaldıran sorumsuzluk in yapılmamış olması”, “ayıbın, hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olması”, ve “Gözden geçirme ve ihbar külfetinin yerine getirilmesi” gerektiği, Şartların somut olay yönünden incelenmesi neticesinde: “Taşınırın teslim edilmiş olması” koşulu yönünden: Somut olayda ise satışa konu cihazların davacıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, bu sebeple satım sözleşmesinde ayıba karşı ihbar süresi emtiaların davacıya teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, “Taşınır malin ayıplı olması” koşulu yönünden: Heyetimizce dosya münderecatında yapılan teknik incelemeler neticesinde taraflar arasında sözleşme konusu olan 150 adet ..... marka/model endüstriyel telefonlardan 21 adedi davaya konu edildiği, işbu 21 adet endüstriyel telefonlar üzerinde yapılan teknik incelemelerde yalnızca ...... IMEİ numaralı cihazın herhangi bir yazılımsal veya donanımsal bir sorun barındırmadığı, tüm testleri başarı ile geçtiği ve temel fonksiyonel işlevlerini yerine getirdiği, kalan 20 adet endüstriyel telefonların ise yukarıda bahsi geçen muhtelif problemleri barındırdıkları ve ayıplı oldukları test edildiği, “Ayıptan sorumluluğu kaldıran sorumsuzluk anlaşmasının yapılmamış olması” koşulu yönünden: Heyetimize sunulan dosya suretinden taraflarca bu yönde yapılmış bir sorumsuzluk anlaşmasının bulunmadığının görüldüğü, bu itibarla kanaatimiz bahse konu şartın, somut ihtilaf açısından değerlendirilmesine gerek olmadığı, “Ayıbın, hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olması” koşulu yönünden: Davaya konu edilen cihazların üretimi itibariyle ayıplı olduğunun tespit edildiği, bu yönü ile ayıbın, hasarın alıcı/davacıya geçmeden önce mevcut olduğunun ifade edilebileceği, “Gözden geçirme ve ihbar külfetinin yerine geti koşulu yönünden: Heyetimiz teknik üyelerince yapılan incelemeler neticesinde Garanti süreleri içerisinde mezkur ürünlerde meydana gelen problemlerin kullanım / kullanıcı hatası dışında kalan üretim hatasından ileri geldiği, nitekim yukarıda belirtilen tüm problemler, üretim süreçlerindeki hatalara ve genellikle malzeme seçimi, tasarım kusurları, montaj hataları veya yetersiz kalite kontrol mekanizmalarına dayandığı, düşük kaliteli malzemelerin kullanımı, eksik veya hatalı montaj, tasarımın kullanıcı ihtiyaçlarına uygun olmaması ve üretim sırasında yapılan testlerin yetersizliği, cihazın işlevselliğini etkileyen sorunlara yol açtığı, bu tür problemlerin, üretim süreçlerinin daha sıkı denetim ve iyileştirmelerle yeniden yapılandırılmasını gerektirdiği bu yönü ile ayıbın niteliğinin gizli ayıp olduğu sonucuna ulaşıldığı, Dosyaya mübrez belgelerden sözleşme tarihinin 05.05.2016 tarihli olduğu, arızalı ürünlerin sahada hizmet veren servislerden davacıya 24.03.2017 tarihi itibariyle bildirildi müşahede edildiği, ardından davacı yan, satın alınan bazı ürünler hakkında “karşı tarafa ses gitmiyor, kendiliğinden kapanıyor, çekmiyor, kendiliğinden arama, donma, şarj olmuyor, vb.” şikayetleri doğrultusunda davalı yana başvurduğu ve bu ürünler için hata türüne göre garanti içi ve garanti dışı (onarım ücreti dahilinde) bakım ve onarım hizmetleri alındığı, ayrıca bazı ürünler için cihaz değişimi süreci başlatıldığı servis formları ve e-mail yazışmaları ile sabit olduğunun müşahede edildiği, Tüm bu açıklamalardan sonuçla: Şayet Sayın Mahkemece davacının davalıya ihbarının TBK m. 223/f.1 hükmünde yer alan “uygun bir süre” şeklinde kabul edilmesi durumunda davacının gizli ayıp ihbarında bulunduğu ve somut olayda ayıp koşullarının oluştuğunun, > Buna karşın Sayın Mahkemece davacının davaluya ihbarının TBK m. 223/f.1 hükmünde yer alan “uygun bir süre” şeklinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı kanaatinde olunması durumunda ise somut olayda ayıp koşullarının oluştuğundan bahsetmenin mümkün olmayacağının, ifade edilebileci Bu noktadan itibaren açıklamalarımıza Sayın Mahkemece somut olayda ayıbın koşullarının oluştuğu ve davacının seçimlik haklarını kullanabileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen bu hususun incelenmesi sureti ile devam edildiğinde davacının “17 adet ayıplı telefonun davalı şirkete iade edilmesi ve bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi” talebi “Malı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmeyi isteme” hakkı kapsamında olup; davacının malları iade etmesi koşulu ile anılan 17 adet telefon bedelinin iadesini talep etme hakkını haiz olduğunun düşünüldüğü, “3 adet sorunlu telefonda ise parça bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı şirkete iade edilmesi” talebinin ise “Malı alıkoyarak maldaki ayıp oranında satış parasından uygun bir miktarın indirilmesini isteme” hakkı kapsamında olduğu, Sayın Mahkemece bu kanaatte olunması ihtimaline binaen açıklamalarımıza 17 adet cihazın bedelinin, 3 adet cihazın ise parça bedellerinin hesaplanması sureti ile devam edildiğinde, davacının toplam 107.859,38 TL tutarında talepte bulunabileceği, hususları tespit edilmiştir.

Bilirkişiler ...... tarafından 14/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; Teknik yönden yapılan değerlendirmeler ışığında, itirazların kök rapordaki teknik tespit ve kanaatleri değiştirecek nitelikte teknik bir gerekçe içermediği, bu bağlamda önceki rapor görüşlerimizin aynen korunduğu, Sayın Mahkemece davacının yabancı para birimi üzerinden talepte bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimalinde aynen ifanın mümkün olabileceğinin ifade edilebileceği, bu durumda davacının talebine konu olacak tutarın 17 adet cihaz için cihaz değişim bedeli; 17 adet x 904 USD (birim fiyat) X 1,18 (KDV) — 18.134,24-USD ve 3 adet cihaz için batarya değişim bedeli; 3 adet x 95 USD (birim fiyatı) < 285,00-USD olmak üzere toplamda 18.419,24-USD'lik talepte bulunabileceği, bununla birlikte Sayın Mahkemece davacının Türk Lirası cinsinden talepte bulunduğu kanaatinde olunması durumunda ise bahse konu bedelin fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesine de hükmedilebileceği, hususları tespit edilmiştir.

Huzurda görülen dava, 6098 sayılı TBK'nın 227. maddesine dayalı menkul satışına dayalı alıcının ayıba karşı seçimlik haklarının kulanılması talebine ilişkindir.

İfa kavramı, borçlar hukukunun sistematiği içerisinde borcun sona erme sebepleri arasında asli ve en doğal sona erme biçimini ifade eder. Öğretide genel kabul gören tanıma göre ifa, borçlanılan edimin borcun içeriğine uygun biçimde yerine getirilmesi suretiyle borç ilişkisinin ortadan kaldırılmasıdır. Nitekim hem Türk Borçlar Hukuku öğretisinde hem de Alman Medeni Kanunu’nun 362. maddesinde ifa, borcun konusunu oluşturan edimin gerçekleştirilmesi ile borç ilişkisinin sona ermesi olarak düzenlenmiştir. İfanın hukuki temeli ise ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesine dayanmaktadır. Bu ilke, tarafların özgür iradeleriyle kurdukları sözleşmelerin bağlayıcı olduğunu ve tarafların üstlendikleri edimleri dürüstlük kuralı çerçevesinde yerine getirmekle yükümlü olduklarını ifade eder. Modern borçlar hukukunda sözleşme serbestisi ile birlikte değerlendirilen ahde vefa ilkesi, ekonomik güvenliğin ve ticari istikrarın sağlanması, olası risklerin önlenmesi açısından vazgeçilmez bir fonksiyon üstlenmektedir.

Borcun gereği gibi ifası, yalnızca edimin fiilen yerine getirilmesinden ibaret değildir; aynı zamanda ifanın tarafları, zamanı, yeri, miktarı ve niteliği bakımından sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirilmesini gerektirir.

Bu kapsamda ifa, hem objektif hem de sübjektif unsurları bünyesinde barındıran bir kavramdır. Objektif unsur, edimin borç ilişkisinde kararlaştırıldığı şekilde yerine getirilmesi iken; sübjektif unsur, borçlunun ifayı dürüstlük kuralına uygun biçimde gerçekleştirmesidir. Öğretide “gereği gibi ifa” kavramı, borçlanılan edimin eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmesini ifade etmekte olup, bu şartların gerçekleşmemesi hâlinde ifa olgusundan değil, ifa etmeme veya gereği gibi ifa etmeme hâlinden söz edilir. Bu ayrım, borçlunun sorumluluğunun belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel normdur. Söz konusu hüküm, kusur karinesi esasına dayanmakta olup borçluya yüklenen sorumluluğun objektif nitelik taşıdığı kabul edilmektedir. Buna göre borçlu, borcun ifa edilmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olup ancak kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Öğretide bu düzenleme, borçlunun edimini ifa borcu yanında alacaklının menfaatini koruma yükümlülüğünün de bulunduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Nitekim sözleşme ilişkisi yalnızca edimin yerine getirilmesiyle sınırlı olmayıp, tarafların karşılıklı güven ve menfaatlerini koruyan bir hukuki bağ niteliği taşımaktadır.

Eksik ifa kavramı, özellikle eser sözleşmeleri ve satış sözleşmeleri bakımından önem arz eden bir ifa bozukluğu türüdür. Eksik ifa, sözleşme veya dürüstlük kuralı gereği yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmaması ya da kararlaştırılan kapsamda tamamlanmaması halini ifade eder. Eksik ifa ile ayıp kavramı her ne kadar uygulamada sıklıkla karıştırılsa da doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında bu iki kavramın farklı olduğu kabul edilmektedir. Eksik ifada edim nicelik bakımından eksikken, ayıpta edim yerine getirilmiş olmakla birlikte niteliksel bir bozukluk söz konusudur. Bu ayrım, alıcının seçimlik haklarının belirlenmesi ve satıcının sorumluluğunun kapsamının tespit edilmesi açısından belirleyici bir rol oynar.

Ayıp kavramı, satış sözleşmesinin merkezinde yer alan ve satıcının sorumluluğunu doğuran temel unsurlardan biridir. Ayıp, satılan malın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya objektif olarak bulunması gereken özelliklerden yoksun olması şeklinde tanımlanır. Öğretide ayıp değerlendirmesi yapılırken öncelikle tarafların açık irade beyanları dikkate alınmakta, açık bir düzenleme bulunmayan hallerde sözleşmenin yorumu ve dürüstlük kuralı esas alınmaktadır. Bu yaklaşım, sözleşme özgürlüğü ile dürüstlük kuralı arasındaki dengeyi korumayı amaçlamaktadır. Nitekim taraflar belirli özellikleri açıkça kararlaştırmışlarsa, malın bu özellikleri taşımaması doğrudan ayıp olarak kabul edilir; sözleşmede açık hüküm bulunmadığı hâllerde ise malın objektif kullanım amacına uygunluğu esas alınır.

Ayıplar, açık ayıp ve gizli ayıp şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Açık ayıp, basit bir inceleme ile fark edilebilen niteliksel bozuklukları ifade ederken; gizli ayıp, teslim anında mevcut olmakla birlikte olağan inceleme ile fark edilemeyen ve kullanım sırasında ortaya çıkan kusurları ifade eder. Gizli ayıp hallerinde alıcının ihbar yükümlülüğü, ayıbın öğrenildiği andan itibaren başlar.

Satıcının ayıptan sorumluluğunu ortadan kaldıran sorumsuzluk anlaşmaları TBK'nın 221. maddesi kapsamında belirli şartlara bağlanmıştır. Satıcının ağır kusuru halinde sorumsuzluk kayıtları geçersizdir. Ayrıca hasarın alıcıya geçiş anı da sorumluluğun belirlenmesinde önemlidir; taşınır satışlarında hasar kural olarak zilyetliğin devriyle alıcıya geçse de, teslimden önce mevcut gizli ayıplar bakımından satıcının sorumluluğu devam eder.

Alıcının gözden geçirme ve ihbar külfeti ise ayıptan sorumluluğun şekli şartları arasında yer alır.

TBK'nın 223. maddesine göre alıcı, teslimden sonra malı makul süre içinde incelemeli ve ayıp tespit ettiğinde satıcıya bildirmelidir. Ticari satışlarda TTK'nın 23. maddesi hükümleri uygulanmakta olup, uygulamada garanti süresi içinde yapılan servis başvurularının ihbar niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Ayıplı mal halinde alıcının sahip olduğu seçimlik haklar TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiştir. Bu haklar sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme olarak belirlenmiş olup seçimlik hakkın kullanımı dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir.

Sonuç olarak ifa kavramı ile ayıp sorumluluğu arasındaki ilişki, borçlar hukukunun sistematiği içerisinde önemli bir yer tutar. Gereği gibi ifa edilmemiş bir edim ayıplı ifa niteliği taşıyacağından satıcının sorumluluğu doğar ve somut olayın teknik özellikleri ile sözleşmesel beklenti birlikte değerlendirilerek sonuçlandırılır.

Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 150 adet Point Mobile PM 80 model endüstriyel saha telefon satış sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereği davacıya teslim edilen telefonların 17 tanesi ile ikişer adet şarj aleti ve bataryanın ayıplı olduğu iddiası ile huzurda görülen dava açılmıştır.

Davacı tarafından huzurda görülen dava açılmadan önce Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla ..... Değişik İş sayılı dosyasından ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Delil tespiti dosyası, dosyamız arasına celp edilmiştir. Söz konusu dosyada hazırlanan bilirkişi raporunda 17 adet telefon ile ikişer adet batarya ve şarj aletinin ayıplı olduğu tespit edilerek söz konusu davacı zararının 53.858,31 TL olduğu hesaplanmıştır.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup bilirkişiler ..... ve ...... tarafından dava konusu endüstriyel telefonlar incelenmeden bilirkişi raporu hazırlandığından dava konusu telefonlar üzerinde keşfen bilirkişi incelemesi yapılması için Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmıştır. Talimat mahkemesi aracılığıyla alınan bilirkişi kök ve ek raporunun, tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlenmediği, bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmaması nedeniyle mahkememizce telefonlar üzerinde inceleme yapılması için yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuştur.

Bilirkişiler Dr. ....., Elektrik-Elektronik Mühendisi ..... ve Doç. Dr. ...... tarafında.n düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; dava konusu ürünlerde gizli ayıp bulunduğu, bu nedenle davacının 17 telefon için sözleşmeden dönme hakkının bulunduğu, ayıplı olduğu tespit edilen diğer ürünler için ise davacının ayıp oranında satış parasından uygun bir miktarın indirilmesini talep edebileceği hususları tespit edilmiştir.

Tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda dava dilekçesinde taleple bağlı kalınarak 17 adet telefonda gizli ayıp olduğu ve Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında ikişer adet batarya ve şarj aletinde gizli ayıp olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.

TBK'nın 227. maddesi kapsamında seçimlik hakların kullanılması bakımından mahkememizce yapılan değerlendirmede ise, davaya konu telefonlarda tekrar eden arızaların mevcut olması ve ürünlerin sözleşmede vaat edilen performansı yakalayamaması ayıbın esaslı nitelikte olduğunu göstermektedir. Alıcı, başlangıçta iyiniyetle ürünlerin onarılmasına izin vermiştir. Ancak bir kısım ürünlerde yapılan onarıma rağmen arızalar devam etmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre "onarım hakkı" bir kez kullanıldıktan sonra sonuç alınamazsa veya ayıp tekrar ederse, alıcı diğer seçimlik haklarına (özellikle dönme hakkına) geri dönebilir. Satıcıya sonsuz bir deneme-yanılma hakkı tanınamaz. Telefonlardaki, şarj aleti ve bataryadaki ayıplar "esaslı" nitelikte olup söz konusu ayıplar o maldan beklenen faydayı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durumda, sözleşmenin ayakta tutulması alıcıdan beklenemez. Ayıbın basit onarım veya bedel indirimi ile giderilemeyecek derecede olması ve sözleşmenin ekonomik amacını ortadan kaldırması nedeniyle alıcının 17 adet telefon için sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına uygun olduğu kabul edilmiştir.

Bu kapsamda davacının 17 adet telefon bakımından sözleşmeden dönme hakkı ile ikişer adet batarya ve şarj aleti bakımından ise bedelden indirim isteme hakkı talepleri yerinde görülmüştür.

Davacı tarafından 06/01/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 792.102,14 TL olarak ıslah edilmiştir. Davacı ile dava arasındaki satış sözleşmesi yabancı para üzerinden kurulmuş olup davacının yabancı para üzerinden talepte bulunması mümkündür. Yabancı para alacaklarında alacaklı,

TBK'nın 99. maddesi uyarınca borcun aynen ifasını (döviz olarak) veya vade/fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığını talep etme konusunda seçimlik hakka sahiptir. Bu hak, borçlunun temerrüdü halinde alacaklıya geçer ve bir kez kullanıldığında geri dönülemez.

Davacı tarafından dava dilekçesinde tespit raporunda hesaplanan tutarın TL karşılığı olan 53.858,31 TL talep edilmiş olup davacı tarafından seçimlik hak, Türk Lirası olarak 53.858,31 TL olarak kullanılmıştır. Bu nedenle davacının artık yabancı para üzerinden talepte bulunamayacağı mahkememizce kabul edildiğinden davacının ıslahla arttırılan 53.858,31 TL üzerindeki talebinin reddine karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu 17 adet telefon ile ikişer adet batarya ve şarj aletinin ayıplı olduğunun tespitine, davacı tarafça kullanılan sözleşmeden dönme hakkı (17 adet telefon bakımından) ile bedelden indirim isteme (2 adet şarj aleti ve 2 adet batarya bakımından) hakkının kabulüne, 53.858,31 TL alacağın dava konusu ..... IMEI numaralı ..... marka/model endüstriyel telefonlar ile iki adet şarj aleti ve iki adet bataryanın iadesi koşuluyla ve taleple bağlı kalınarak iade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile 53.858,31 TL alacağın dava konusu ...... IMEI numaralı ..... marka/model endüstriyel telefonlar ile iki adet şarj aleti ve iki adet bataryanın iadesi koşuluyla ve taleple bağlı kalınarak iade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,

3.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 3.679,06-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 9.848,71-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 116.736,57-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 3.679,06-TL Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafından yapılan; 18.600,00-TL Bilirkişi ücreti, 571,90-TL Keşif Harcı, 2.581,65-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 21.753,55-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.479,11-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,

8.6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.230,24 TL'sinin davacıdan, bakiye 89,76 TL'nin ise davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,

9.Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,

Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026 Katip ....... ☪e-imzalıdır.☪ Hakim ....... ☪e-imzalıdır.☪

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog