T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından mal bedeli teminatı için 37,410.000,00 TL, kesin teminat bedeli için 2,244,600,00 TL olmak üzere toplamda 39.654.600,00 TL toplam teminat istenmesine rağmen, davalının kamu tüzel kişisi olmasına binaen duyulan güven dolayısıyla 40.000.000,00 TL banka teminat mektubu verilerek, müvekkili ile davalı arasında sunulan 90 gün vadeli vade farksız satış sözleşmesi .....tarihinde akdedildiğini, anılan sözleşmeye göre vade başlangıç tarihi .....olduğunu, vade sonu tarihi .....olduğunu, sözleşmeye göre vade sonu tarihi olan .....ile .....ve .....tarihinin ramazan bayramına denk gelmesi ve akabinde Cumhurbaşkanı kararıyla da .....den .....tarihlerinin idari tatil ilan edilmesi (HMK 187 "Herkesçe bilinen maddi vakalar çekişmeli sayılmaz.") üzerine (.....-.....hafta sonu tatili) takip eden ilk mesai günü ödeme süresinin uzatılması talebinde bulunduğunu ancak bu talebin karşılanmaması üzerine, aynı gün olan .....tarihinde davalıya 40,617.265,00 TL ödeme yapıldığını, davalının, sözleşme hükümlerine ve de kanunun emredici hükümlerine aykırı bir biçimde haksız olarak kesin teminat bedelini irat kaydetmesi üzerine müvekkili tarafından kesin teminat bedelinin iadesinin talep edildiğini, iade talebinin kabul görmemesi nedeniyle iş bu davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, kesin teminat bedelinin taraflarına iadesine karar verilmesi gerektiğini, günlük ceza gerektiren borca aykırılık halleri, edimin ifasına engel teşkil etmiyorsa, feshin gerekçesi olamayacağını, dürüstlük kuralları gereğince, günlük ceza gerektiren borca aykırılık halleri, edimin ifasına engel teşkil eder niteliğe gelmiş ise artık günlük ceza kesmek yerine sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi daha uygun bir davranış olacağını, somut olayda davalı .....ile .....tarihleri arasında, taraflarınca kabul anlamına gelmemek kaydıyla, gecikmeli ödemeden kaynaklı olarak sözleşmede yazılı yıllık %55 faiz oranıyla müvekkilinden 617.265,00 TL tahsil ettiğini, müvekkilinin .....tarihli ödemesinin gecikmeli ödeme kapsamında değerlendirilerek hem faiz tahsil edilmesi hem de edimin ifasına engel teşkil etmeyen (Banka Teminat Mektubunun paraya çevrilmesi halinde edimin ifasına engel bulunmadığını) kabul anlamına gelmemek kaydıyla gecikmeden kaynaklı kesin teminatın irat kaydedilmesi sözleşme hükümlerine aykırı olduğu gibi hukuki ve hakkaniyetli de olmadığını, tensiple beraber, davalı TMO'ya müzekkere yazılarak; .....tarih ve .....numaralı sözleşmenin onaylı örneğinin; satım sözleşmesine konu arpaların teslim tarihlerinin ve teslime ait belgelerin onaylı örneğinin; satım sözleşmesine konu arpalara ilişkin yapılan ödemelere ilişkin dekont / alındı makbuzu vs belgelerin mahkemenize gönderilmesinin istenmesini, kesin teminatın irat kaydedilmesinden önce, sözleşmenin fesh edildiğine dair resmi yazı, usulüne uygun olarak müvekkiline yapılan bir bildirim varsa belge asıllarının gönderilmesinin istemesini, kesin teminat bedeli olan 2.244.600,00 TL'nin; müvekkili tarafından nakit olarak ödendiği tarih olan .....tarihinden başlamak üzere sözleşmede yazılı yıllık %55 faiz oranı uygulanarak; davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderlerinin davalıya yükletilerek davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum ile davacı şirket arasında .....tarihinde 90 gün vadeli, vade farksız satış sözleşmesi imzalandığını, ilgili sözleşmenin 9.maddesi uyarınca davacı şirketten mal bedeli teminatı ve kesin teminat alınmış olduğunu, davacı tarafça sözleşmenin 10.maddesinde yer alan ödemeye dair hüküm kapsamında süresinde ödeme yapılmamış olmasından dolayı sözleşmenin 11.maddesi uyarınca sözleşmesi feshedilip kesin teminat irat kaydedildiğini, gecikmiş ödemeden kaynaklı olarak sözleşmenin 13.maddesi uyarınca faiz ve işlemiş faizin KDV'sinin alındığını, davacı tarafın dava dilekçesinin 4 numaralı bendinde belirttiği, sözleşmede banka veya hesap numarasının yer almadığını, resmi veya yazılı olarak banka hesabının bildirilmediğini, bu durumun ifa imkansızlığı oluşturduğu yönündeki savunmaları da tamamen sözleşmeye aykırı davranışlarına dayanak oluşturma adına yapılmış uydurma gerekçeler olduğunu, zira sözleşmenin imzalanması aşamasında davacı taraf bilmediklerini ve kendilerine bildirilmediğini iddia ettikleri müvekkili kuruma ait banka hesabına, peşin tahsil edilen KDV,borsa tescil ücreti ve damga vergisini ödediğini, kaldı ki davacı tarafın bilmediklerini iddia ettikleri banka hesabına .....tarihinde gecikmiş ödemeyi nasıl yapabildikleri hususu da izaha muhtaç olduklarını, bu durum davacı tarafın bu kapsamdaki anlatımlarının dayanaksız olduğunu gösterdiğini, davacı tarafın sözleşmenin feshedilmeden kesin teminata el konulduğunu, .....tarihinde ödeme yapmasından sonra .....-.....tarihlerinde arpa teslimi yapıldığı yönündeki anlatımları da eksik ve yanıltıcı olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinin 7 numaralı paragrafının “B” bendinde ise bu kez feshe dair sözleşmenin 11.maddesinin Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3.madde hükmüne aykırılık iddiasında bulunmuşsa da öncelikle Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3.maddesi yeni düzenlemeyle geçerlilik şartından ispat şartına dönüştüğünü, Kanunu'nun gerekçesinde “Tasarı ile bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapıldığını, bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmeler olduğunu, modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almadığını, şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunduğu şeklinde belirtildiğini, ilgili hükme aykırılık sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağını, sözleşmenin feshedildiğine dair müvekkili kurumun iradesi, gerek kesin teminatın sözleşmenin feshine dair 11.madde hükmü kapsamında irat kaydedilmesi ve gerekse davacının iki yıla kadar vadeli satışlardan yasaklanmış olmasıyla ortaya çıktığını, davacı hakkında alınan kararlar ile fesih iradesi açık bir şekilde ispatlandığını, açılan davanın reddine karar verilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesinine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;
Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişiden bilirkişi raporu alınmış, .....tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2025 yılı ticari e-defterlerinin ilk ayı defter ve beratlarının yasal süresinde gelir idaresi sistemine yüklendiğini, dolayısı ile açılış onaylarının yasal süresinde yapıldığını, dönem devam ettiğinden kapanış onaylarının yapılamadığı ticari defterlerin usulüne göre tutulduğu tespit edildiğinden sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun anlaşıldığını, davalı kurumun ticari defterlerinin açılış onaylarının yapıldığı dönem devam ettiğinden kapanış onaylarının yapılamadığını, defterlerin usulüne göre tutulduğunu, sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunu, ödenen mal bedeli (KDV Dahil) : 37.785.671,30 TL, ödenen ardiya (kira) bedeli : 35.592,10 TL , gecikme faizi : 617.265,00 TL, kesin teminat bedeli: 2.244.600,00 TL, sözleşme damga vergisi: 354.646,80 TL, borsa payı :74.820,00 TL , toplam: 41.112.595,20 TL olduğunu, taraflar arasında .....tarihinde 90 gün vadeli, 4.350.00 kg arpanın vade farksız satış sözleşmesi imzalandığını ve davalı tarafın muavin dökümündeki davacı tarafa 4.349,63 kg arpanın teslim edildiğini, sözleşmenin feshi başlıklı 11.maddesinde "Alıcı sözleşme hükümlerini kısmen veya tamamen yerine getirmediği takdirde satıcı, ihtarname keşidesi veya başka kanuni merasime başvurulmaksızın sözleşmeyi feshederek kesin teminatı iratı kaybedeceğini, doğan satıcı zararları ve mal bedeli teminatından mahsup edileceğini, kesin teminat ise mahsup edilmeyeceğini, imzalanan sözleşmenin 10.maddesinde "vade sonu olan 90'ıncı günün tatil gününe rastlaması halinde ödeme ilk mesai günü yapılır" hükmü yer aldığını, ödemenin .....tarihinde yapıldığının tespit edildiğini, geç ödeme yapıldığı halde sözleşme fesih yoluna gidilmediğini, sadece kesin teminat olan tutar irad kaydedildiğini ve geç yatırılan tutara gecikme faizi uygulandığını, gerekli tahsilatın yapıldığını, yapılan hesaplama tekrar yapıldığını ve doğruluğunun teyit edildiğini, sözleşmenin fesih edilmediği ilgili teminatın irad kaydedilmesi gereken tarih olan ..... tarihinden sonra olan .....tarihine kadar da mal teslimi yapılıp fatura düzenlenmesinden anlaşılacağı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, taraflar arasında kurulan vade farksız satış sözleşmesi nedeni ile davacı tarafın davalıya vermiş olduğu kesin teminatın, davalı tarafça kesilip irat olarak kayıt edilen 2.244.600,00 TL'nin davalıdan tahsili isteğine ilişkin tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davalının edimi davacıya vade karşılığı arpa ürünü satmak, davacının edimi ise belirlenen vadede ürün bedelini davalıya ödemektir.
Davacı vekili sözleşme ile belirlenen ....., .....ve .....tarihinin 2025 yılı Ramazan Bayramı tatiline denk geldiğini, akabinde Cumhurbaşkanı kararı ile .....-.....tarihlerinin idari tatil ilan edilmesi nedeni ile davalıya ödeme yapılamadığını, takip eden .....-.....tarihlerinin hafta sonu tatiline denk geldiğini, takip eden .....tarihinde, ödeme süresinin uzatılmasının davalıdan talep edildiğini ancak davalının kabul etmemesi üzerine .....tarihinde ödeme yapıldığını, davacının idari tatil gününde ödeme yapmasının mümkün olmadığını, kaldı ki sözleşmede davalının ödeme yapılacak banka bilgilerinin de yer almadığını, davalı tarafça yapılan kesin teminat mektubu irat kesintisinin haksız olduğunu ileri sürmektedir. 6102 sayılı TTK’nın 16/1. (6762 sayılı TTK’nın 18/1.) maddesi uyarınca, kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar tacir sayılmakta olup; Yargıtay'ın yerleşik kararlarında; 6102 sayılı TTK’nın 16/1. (6762 sayılı TTK’nın 18/1.) maddesi ve 233 sayılı KHK hükümleri nazara alınarak T.M.O. tacir olarak kabul edilmektedir (Bu yönde Yargıtay 5. HD'nin 08/01/2024, E. 2023/9328, K. 2024/10, 02/11/2020, E. 2020/6020, K. 2020/9006; Yargıtay 23. HD'nin, 28/12/2015, E. 2015/1543, K. 2015/8520; 16/12/2015, E. 2015/2944, K. 2015/8193; 25/11/2015, E. 2015/1671, K. 2015/7566; Yargıtay 19. HD'nin, 03/12/2018, E. 2017/485, K. 2018/6258 tarih ve sayılı,Diyarbakır BAM 6 Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2025/444 Esas 2025/420 Karar sayılı kararları).
İşbu davada davacı ve davalı tacir olup, somut olayda ticari nitelikte satım sözleşmesi mevcuttur. Taraflar, Borçlar Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydı ile istedikleri şekilde sözleşme yapabilirler. Taraflar, tacir oldukları için basiretli bir tacir gibi davrandıkları ve sözleşmenin her hükmünü okuyup, müzakere ettikten sonra imzaladıkları kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki sözleşme ile vade başlangıç tarihinin .....ve vade sonu tarihinin .....olarak kararlaştırıldığı görülmüştür. Söz konusu vadenin, Türk Borçlar Kanunu'ndan düzenlenen vade türlerinden kesin vade olarak kararlaştırıldığı, dolayısı ile sözleşme hükümlerine göre ödeme ile yükümlü olan davacının temerrüde düşmesi için aleyhinde ayrıca muacceliyet ihtarnamesi düzenlenmesine gerek olmadığı görülmüştür. Sözleşmenin 9/A maddesi gereği davacının davalıya mal bedelinin % 6'sı tutarında kesin teminat sunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın ödeme yapması gereken kesin vade .....olup, bu tarih ve takip eden .....ve .....tarihleri, resmi tatile denk gelmekte olup, takip eden .....tarihi resmi tatil değildir, Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilen idari tatil gününe denk gelmektedir. İdari tatiller, resmi tatil niteliğinde olmayıp, sürelerin işlemesine engel olmamaktadır.
Davacı tarafın, ödeme için son günü .....tarihli idari tatil günüdür. Her ne kadar davacı taraf, davalının banka bilgilerinin sözleşmede yer almadığını, ödeme yapacağı yeri bilmediğini ileri sürmüş ise de idari tatil günlerinde kamu kurumları açık olduğu gibi davacının sözleşme imza tarihinde davalının .....sayılı banka iban hesabına KDV, damga vergisi ve borsa tescil ücreti ödediği, dolayısı ile davacının davalıya ait ödeme yeri bilgisinden haberdar olduğu anlaşılmıştır. İzah edilen nedenlerle davalının yapmış olduğu kesin teminat iradının sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmış ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde davayı alacak davası olarak göstermiş ise de hukuki nitelemeyi yapmak Hakime ait bir ödev olup, davanın sözleşmeye aykırılık iddiası ile maddi tazminat davası olduğu anlaşılmış, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilirken karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nün 13/4 maddesi göz önünde bulundurularak Mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 38.332,16 TL'nin mahsubu ile fazla yatan 37.600,16 TL harcın hükmün bu hali ile kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine,
3.Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça yapılan yargılama harç ve gideri olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
6.Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nün 13/4 uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7.Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip Hakim