Esas No
E. 2026/155
Karar No
K. 2026/241
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2026/155
KARAR NO: 2026/241
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 15/10/2025
KARAR TARİHİ: 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının 07/04/2004 tarihinde kurulan davalı şirketin kurucu üyelerinden olduğunu, büyük emekler verdiği aile şirketi olarak kurulan şirketin yetkilileri tarafından uzunca bir süredir müvekkiline hiçbir şekilde ortaklar kurulu çağrısı ve şirket faaliyetleri ile ilgili bir bilgilendirme de yapılmadığını, belirtilen bu duruma rağmen şirket adına kayıtlı arsa nitelikli taşınmazlar hakkında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin imzası ve katılımı olmayan ortaklar kurulu kararları alındığını, bu işlemler hakkında müvekkiline hiçbir çağrı yapılmadığı gibi müvekkili tarafından bu konuda kimseye vekaletname ve yetki de verilmediğini, davalı şirketin ana sözleşmede belirtilen amaca hizmet etmesinin bu şartlar altında mümkün olmadığı, şirket içinde %17 hissesiyle azlığı oluşturan müvekkilin şirket içerisinde etkisiz bırakıldığını, şirket yöneticilerinin kendi menfaatleri uğruna başına buyruk hareket ettiklerinin görüleceğini, TTK m.531’de sermayenin en az onda birini temsil eden payların sahiplerinin haklı sebeplerin varlığı halinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini talep edebileceği düzenlendiğini, önceki kanun döneminde bu düzenlemenin yer almaması ve nihayetinde uygulamada düzenlemeye ihtiyaç duyulması üzerine getirilen hükümle birlikte mahkeme, azlığı oluşturan pay sahiplerinin talebini haklı bulursa şirket tasfiye haline gireceğini, TTK m.531’e göre anonim şirketin feshi davasını sermayenin en az onda birini temsil eden payların sahipleri açabileceğini, davacının davalı şirkette %17 paya sahip olduğundan bu şartı sağladığını, Şirketin feshinin diğer bir şartı davacının haklı sebep ileri sürmesi olduğunu, Davalı şirketin müdürü-- ve birlikte hareket ettiği büyük ortak damadı ---- ile eşi ------ , kendi menfaatlerini şirketin menfaatleri üzerinde tutmakta, kişisel hırsları uğruna şirketin zarara uğramasına sebep olduklarını, müvekkilinin işleyişinin dışında bırakılmasıyla birlikte şirket tamamen denetimsiz hale geldiğini, Uzunca bir süredir ortaklar kurulunun toplanamaması ve şirketin kira gelirleri ve inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gelirleri olmasına rağmen kâr payı dağıtılmaması konusu ortadayken, müvekkilinin şirket işlerinden el çektirilmesiyle davalı şirket müdürü ----- istediği gibi hareket ettiği bir yere dönüştüğünü, Yapılan hiçbir işlem için TTK’da yer alan hesap verme ilkesine uygun davranılmadığını, bu durumun şirketin kötü yönetilmesi anlamına geldiğini, müvekkilinin hissesinin %25 olarak kararlaştırılmışken ticaret siciline %17 olarak tescil ettirildiğini, ------ tarihli adi yazılı ortaklık sözleşmesine göre, ---- şirketteki hissesi %50, davalı --- - hissesi %25 ve müvekkil ---- hissesi de %25 olarak belirlenmiştir. Ancak sicile %17 olarak tescil ettirildiğini, müvekkili yerine sahte imza atılarak ortaklar kurulu kararı alındığını, --- tarihinde yapıldığı iddia edilen ve ----- tarihinde tescil edilen ortaklar kurulu toplantısına müvekkilinin çağrılmadığı için katılmamış, herhangi birine vekaletname ya da yetki de vermediğini, . Buna rağmen müvekkilinin katılım sağlamış gibi karar alındığını, ---- Noterliği'nin ----- tarih ve ----- yevmiye no.su ile tasdik edilen ortaklar kurulu kararına istinaden hisse devirleri gerçekleştirildiğini Bu belge, müvekkilinin toplantıda hazır bulunmuş gibi düzenlendiğini, imza kısmının boş bırakıldığını,müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin -----tarihli Ortaklar Kurulu Toplantıları ise yine müvekkillerinin yokluğunda yapılmış olup, müvekkili hazır bulunmaksızın yapılan bu toplantılara ilişkin belgeler müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak tanzim edildiğini, müvekkilinin ortaklar kurulu kararına onayı olmadığını, ----- tarihli imzaların ona ait olmadığını, Müvekkilinin , davalı şirkette etkisizleştirilmiş olduğundan tüm bu hususlara yeni muttali olduğunu, taraflarından müvekkilinin ---- Tarihli Genel Kurul Toplantıları'na katılmadığı ve bu toplantılara ilişkin tutanaklarda kendisi adına atılan imzaların sahte olması nedeniyle davalı şirketin ortakları aleyhine özel evrakta sahtecilik suçundan ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, ----- müvekkili yerine sahte imza atmak suretiyle yapılan -------- tarihli ortaklar kurulu toplantısında; şirketi münferiden temsil etmeye ve şirket müdürü olarak seçildiğine dair karar alması akabinde, sahte imza ile alınan ve kendisini şirketi tek başına temsil edeceğine dair bu karara dayalı olarak gerçekte imza yetkisi olmadığı halde kararlar almakta şirketi zarara uğrattığını,

TTK 595. Maddesinin üçüncü fıkrasının gerekçesinde belirtildiği üzere müvekkilinin ortaklar genel kurulunda vereceği pay devrine onay kararına kadar hisse devir sözleşmesi askıda olduğun, böyle bir onay olmadığından devirlerin geçersiz olduğunu,şirketi fiilen tasfiye aşamasına sokacak nitelikte bir malvarlığı tasarrufu yapıldığını, ancak şirket ortaklar kurulundan özel bir yetki alındığını, Davalı şirket adına kayıtlı ---- paftada yer alan arsa nitelikli taşınmaz hakkında -----Noterliği'nin --------- yevmiye no.lu Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yetkisiz ve geçersiz imza ile akdedildiğini, Yüksek değere sahip bu taşınmaz hakkında yapılan sözleşmeye dair müvekkiline herhangi bilgilendirme yapılmadığını, müvekkili tarafından haricen öğrenildiğini,

TTK'nın 643. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 538/2. maddesi uyarınca, limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğunu,

Bu kapsamda şirketin amaç ve konusu içerisinde şirkete ait mal varlığına dahil değerlerin müdürlerce münferiden tasarruflara konu edilerek devredilmesi mümkün olduğunu ,Ancak şirketin sahip olduğu mal varlığı ile faaliyetini önemli düzeyde etkileyebilecek tasarrufların, şirketin mal varlığının korunmasına dair amaç kapsamında şirket yöneticilerinin yetki alanı dışına alınıp genel kurulun yetkisine dâhil edilmesi gerekliliği doktrin ve yargı kararlarında değerlendirildiğini, Bu bağlamda yöneticilerin yetkileri, şirketin amaç ve konusu çerçevesinde gerçekleştirilecek olağan işlerle sınırlı olup şirketin fiilen tasfiye aşamasına girmesine neden olacak düzeyde şirket mal varlığının devrinin şirket yöneticilerinin yetkisi kapsamında olduğu söylenemeyeceğini, Zira şirket yöneticilerinin yetkileri, işletme konusunun elde edilmesi için gereken olağan işlemlerle sınırlı olup şirketin hayatiyeti ile alakalı olan olağanüstü işlemlerde karar yetkisi genel kurula ait olduğunu, Belirtilen türdeki bir tasarrufun, şirketin mevcudiyeti ve devamlılığına etkisi bakımından hayati önemi haiz olağanüstü bir işlem olduğundan bu türdeki bir işlemin genel kurulun yetkisi kapsamında olması gerektiğini, Zira genel kurulun şirketlerde önemli kararların alındığı bir organ olup şirketin sona ermesi sonucunu doğuracak nitelikteki kararlar, münhasıran genel kurul tarafından alınabileceğini, ( 6102 Sayılı Kanun'un 643. maddesi yollamasıyla aynı Kanun madde 529 ). Bu durumun aynı zamanda, şirketin sağlıklı işleyebilmesi için organlar arasında tesis edilmesi gereken dengenin gereği olduğunu, hisse devirleri ve şirket malvarlığındaki taşınmazlar ile ilgili gelişmelere rağmen uzun süredir ortaklar kurulu toplantısı yapılmadığını, müvekkiline bilgi verilmediğini,şirketin kâr ettiği halde kar payı dağıtılmamasının hukuka aykırı olduğunu, Doktrinde de mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması haklı sebeple fesih için bir gerekçe olarak gösterildiğini, Haklı sebeple fesih için gerekçe olarak gösterilen kâr payının dağıtılmamasının evleviyetle yönetim kuruluna kayyım atanması için de gerekçe olarak görülmesi gerektiğini, davalı şirkette hangi işlerin yapıldığına ilişkin hiçbir bilgi verilmemekte, bilgi ve inceleme taleplerine ise dönüş yapılmadığını, hukuksuz olarak alınan ve yok hükmünde olan ortaklar kurulu toplantısı kararına dayalı olarak şirket müdürü ve imza yetkilisi olan --- şirketi zarara uğratan eylemler içerisinde olduğunu ileri sürerek, şirket müdürü olan davalı----- huzurdaki şirketin feshine ya da ortaklıktan çıkarılmasına yönelik olarak yargılama esnasında, şirketi daha fazla zararlandırıcı işlem yapmasının önlenmesi amacıyla, şirket adına kayıtlı; ----- paftada yer alan taşınmazların ve şirket adına kayıtlı diğer taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Ayrıca, yetkisiz ve geçersiz imza ile davalı ---- tarafından akdedilen, ----- yevmiye no.lu Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesine istinaden yürütülen inşaatın durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine,

Bu kapsamda, --- Noterliği'nin 24/10/2022 tarih ve ----- yevmiye no.lu Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin tarafı olan ------Şirketi'nin davaya dahil edilmesine,neticeten haklı davanın kabulü ile davalı şirket müdürünün görevinin, idari ve temsil yetkisinin kaldırılması ile şirkete kayyım atanmasına, Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava esas itibariyle TTK'nun 531. Maddesi ile birlikte, hisse devrine ilişkin (TTK m 595) ve ortakların bilgi alma ve inceleme hakkına dair (TTK m 614) hükümlerine aykırılık ve bunlara bağlı olarak, maddi olayları bağlamından koparıp eğip bükerek, tabiri caiz ise kitabına uydurma gayretiyle ve neticede ise, bir bütün halinde dikkate alındığında ve aşağıda da belirtip açıklandığı gibi yasal bir sonuç almaktan çok, davacının ağabeyi olan davalı müvekkil şirketin temsil ve ilzam yetkilisi diğer müvekkil ------ taciz ve ızrarına yönelik olduğunu,davadaki talep şirketin feshine yönelik olduğuna göre, dava şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini,Şirkette davacıdan farksız olarak, sadece kayden ortak konumunda bulunan ve dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, şirket yetkilisi ---- eşi ve damadı olan diğer davalı müvekkiller ---- ve --- davanın yöneltilmesi tamamen şirket müdürü olan müvekkil ----- yönelik taciz ve ızrar kastından ibaret olduğunu, Davalı müvekkiller --- yönelik davaların husumet yokluğu nedeniyle ayrı ayrı reddi gerektiğini,Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacı tarafından gerçek kişi müvekkillerin tamamı hakkında ----- Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu,davacı asilin müvekkiller ----- kendisi ile aynı ve şirkette ortaklıktan başka bir sıfatlarının olmadığını, özellikle yengesi ----- mütedeyyin bir ev hanımı olduğunu, şirket işlerine bir dahlinin olmadığını çok iyi bilmekte olduğunu,Yengesini şikayetle maksadı, O'nu hayatta hiç ilgisi olmamış olan, karakolda şüpheli sıfatıyla ifade vermesini sağlayarak, huzursuz etmek suretiyle ağabeyi müvekkil ---- taciz etmek, aile huzurunu bozmaya çalışmak gayretinden başka birşey olmadığını,Müvekkillerine tebliğ olunan tensip zaptı ve UYAP'dan yapılan dosya incelemesinde davanın Şirketin Feshi davası olarak nitelendiği görülmekte ise de dava dilekçesinin ne konu kısmında ne de talep bölümünde şirketin feshi talebi bulunmadığını,Hukuk usulünün temel kurallarından birisi de talepten fazlaya karar verilemeyeceği dikkate alındığında, sırf bu sebeple dahi davanın şirketin feshi yönüyle reddi gerekli olduğunu,dava dilekçesindeki konu ve talep kısımları incelendiğinde görüldüğünü, davacı taraf şirket temsil ve ilzam yetkilisi olan, şirket ortağı müvekkil--- ortaklıktan çıkarılmasını ve neticede yetkilerinin kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ettiğini,Davacı taraf, Mahkememizde açmış olduğu işbu dava ile aynı gün aynı maddi vakıalara dayanarak, aynı kişileri (müvekkilleri) hasım göstermek suretiyle ikinci bir dava daha açtığını, Bu dava, ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ------. sayısında kayıtlı ve derdest bulunduğunu, Anılan dosya celp ve tetkik edileceğinde de görüleceği üzere; davanın konusu, Şirkete kayyum atanması olduğunu,Netice ve talep kısmında da, aynı işbu davamızda olduğu gibi, müvekkil şirkete kayyum atanması talep edildiğini, Bu sebeple ------Asliye Ticaret Mahkemesi dosya numarasının küçük olduğu gözetilerek, huzurdaki davanın derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, Bu taleplerinin yerinde görülmediği takdirde davaların birleştirilerek görülmesine karar verilmesini talep ettiklerini,Davanın bir şirketin haklı sebeplerle feshi davası olduğu kabul edilse dahi ilgili yasa hükmü gereğince, Mahkeme talepten farklı olarak, belirli şartlarla, davacı ortağın (somut olayda davacı -----) ortaklıktan çıkarılmasına karar verebileceğini, yasada belirtilen hiçbir sebebe ve şekle uymayan, özünde de haklı olmayan sebeplerle şirket yetkilisi ortak müvekkil----- ortaklıktan çıkarılması talebinin usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle reddi gerektiğini,Dava dilekçesinin ne konu ne de netice ve talep kısmında, müvekkil şirketin feshi talep edilmemekle birlikte, dilekçe metni içerisinde uzun uzadıya bir şirketin haklı sebeple feshinin yasal dayanakları ve somut olayda bunun gerektiğine dayanak olduğu belirtilen anlatımlarda bulunulduğunu,Dava dilekçesinde, --- tarihinde tescil ve ilan edilen --- tarihli pay devrine ilişkin Ortaklar Kurulu Kararı(OKK)'nda davacının imzasının bulunmadığını,------ tarihli OKK'da ise, kendisine atfolunan imzaların ise sahte olduğunu öne sürdüğünü,Bu iddiaların haksız ve kötüniyetli iddialar olduğunu,bilindiği üzere anasözleşmede yasada aranan şartları daha ağırlaştıran hükümlerin konulması mümkün olduğunu,Eğer böyle bir koşul yok ise müvekkil şirket kuruluş sözleşmesinin "Kanuni Hükümler" başlıklı (13.) maddesinde "Bu anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır" denildiğini,belirli hususlarda karar alınabilmesi ağırlaştırılmış nisaba bağlı olduğunu,Hisse devrinin onaylanması ise böyle bir nisaba bağlı olmadığını, Mevcut diğer ortakların, kabul oyları ve imzaları devrin geçerliliği için yeterli olduğunu,bu geçerlilik olmasa söz konusu kararın tescil ve ilanı mümkün olamayacağını,Davacı taraf, davacı asile ait olmadığını, sahte olduğunu öne sürdüğü imzaları taşıyan --- tarihli ------ tutanaklarındaki hisse devirlerinin geçersizliğini öne sürmekte ise de bu husus açıkça kötüniyetli olduğunu, bu hisse devirlerine ---konu hisse devirleri diğer ortaklarla birlikte kendisi tarafından da ---- Noterliğinden -------- tarih-yevmiye numarasıyla ve diğer ortaklar arasındaki hisse devirleriyle aynı yer ve tarihte birbirini takip eden yevmiye numaralarıyla yapıldığını, Davacının, bu kararlardan haberdar ve aynı anda Noterlikte bizzat hazır olduğu açık olduğunu,Yine davacı taraf ---- tarihli karardaki imzanın kendisine ait olmadığını, sahte olduğunu öne sürdüğünü, Anılan karar, ortaklar dışında seçilen bir müdürün yetkisinin sona ermesi ve şirket merkezinin halen bulunduğu adrese nakline dair olduğunu,Davacının imzasını inkar etmediği ve hatta hiç söz etmediği -----, bir sonraki dışarıdan atanan müdürün görev süresinin sona ermesine dair kararı olduğunu,davacının daha önceki müdür seçiminden, yani kuruluştan beri şirket yetkilisi olan ağabeyi müvekkil---- şirket müdürü olduğundan habersiz olduğundan bahisle yetkisine itiraz etmesi açıkça kötü niyetli, 6102 sy.

TTK'nun 1. maddesi delaletiyle TMK'nun 2. ve 3. maddelerinde düzenlenen iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,Gerçekte ise, müvekkil ---- yaklaşık 50 yıl önce, küçük bir esnaf dükkanında başlayarak, büyüttüğü ticari hayatında, küçük kardeşi olan davacı ---- ile birlikte ticaret yapmış, ortaklık ettiklerini, Aralarında davacının sosyal çevresinde meydana gelen değişikliklere bağlı davranış değişimine kadar hiçbir zaman bir ayrılık olmadığını,Birlikte birçok şirkette ortaklık yaptıklarını ve fakat kanuni bir endişeleri olmadığını, Aralarında en azından müvekkil ----- göre var olan hukuk "Kardeşlik Hukuku" olduğunu, Şirketlerin işleyiş şekli ise tamamen bir formalitenin, resmiyetin gereklerinin asgari yerine getirilmesinden ibaret olduğunu,Nitekim, genel hayat içerisinde de bilinen bir olgudur ki şirketlerin, özellikle bu tür aile şirketlerinin işleri, genel olarak şirket içinde veya dışarıdan anlaşmalı mali müşavirler eliyle yapıldığını, ----- ailesinin ortak olduğu şirketlerin işleri de uzun yıllar boyu, adeta aileden bir kişi haline gelen--- isimli mali müşavir tarafından yapılmış ve takip edildiğini,----- (2023) yılında vefat ettiğini, İşte davacı taraf, --- vefatını fırsat bilerek, bu durumu müvekkil şirket ve ------ aleyhine kullanmaya çalışıldığını, Şayet davacının kendisine ait olmadığını öne sürdüğü imzalarda bir sahtelik var ise bu samimiyet ve işlemin ikmal olmasından ibarett olduğunu belirtilen bu eksikliklerin işlemin geçerliliğine bir etkisi olmadığını, Aslolan Noter ve-------- olduğunu, Davacının, aynı zamanda tescil ve ilan olunan bu işlemlerden habersiz olduğunu öne sürüp, TBK'da kabul edilen en uzun zamanaşımı sürelerinin fazlasıyla aşılmasından sonra, (17-20) yıl sonra öne sürmesi, hayatın olağan akışına aykırı ve açıkça kötüniyetli olduğunu,Davacı taraf dava dilekçesinde, kendisine talebine rağmen bilgi ve belge verilmediğini öne sürdüğünü, dava dilekçesinde, ayrıntılı olarak izah edilmeye çalışılan ve birer örnekleri dava dilekçesi ekinde sunulan, şirket karar defteri sayfaları bunun doğru olmadığını gösterdiğini,davacı şirkette hiçbir zaman yönetici olmadığını,Buna karşılık müvekkil ----- başlangıçtan seri şirketin yöneticisi olduğunu,Şirket karar defterleri sayfalarının, özellikle davacı iddiasına göre sahte oldukları öne sürülen sayfa ve kararların küvekkil tarafından kendiine verildiği açıkça belli olduğunu,Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız üzere, geçmişte sadece "Kardeşlik Hukuku" üzerine kurulu olan taraflar arasındaki ilişkinin, davacının kurduğu yeni sosyal ilişkiler neticesinde etkisinde kaldığı kişilerin kendisini etkilemesiyle ve en sonunda (Ekim-2024) ayında keşide ettiği ihtarnamesiyle resmiyete dönüşmüş olduğunu, Davacının bu ihtarnamesine, müvekkil şirket adına vermiş olduğumuz cevabi ihtarnamede de belirttiğimiz üzere, hangi belge veya bilgi talebi varsa verileceği bildirilmiş olduğunu ve şirket yetkilisi ---- tarafından verilen talimatla, ------ vefatı sonrasında şirketin mali müşavirliğini yapan ----- tarafından davacıya karar defteri ve sair istediği tük bilgi ve belge kendisine iletildiğini,O kadar ki davacı tarafın şirketin tasfiyesi anlamına geldiğini iddia ettiği ------İle yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmasından önce davacı bilgilendirildiği gibi sözleşmenin imzalanmasını müteakip hemen aynı gün davacının oğlu aracılığı ile de kendisine bilgi verildiğini,Davacı tarafın şirketin tasfiyesi şeklinde nitelendirdiği inşaat sözleşmesi, faaliyet alanı inşaat sektörü olan müvekkil şirketin olağan faaliyeti kapsamında olup, davacı tarafın bu konudaki iddiasını da ispatlaması gerekeceği açık olduğunu, İnşaat faaliyetini devam ettirecek,teknik eleman ve techizatı bulunmayan şirketin, taşınmazını başka bir şirket aracılığıyla değerlendirme çabasının,şirketin tasfiyesi olarak yorumlamak kabul edilemeyeceğini,Dava dilekçesinde asıl ve ısrarla vurgulanarak tedbir talebine konu yapılan müvekkil şirketin emvalinde bulunan taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, mevcut ve devam eden inşaat sözleşmesinin durdurulması ve iptali, davanın inşaat sözleşmesinin yüklenicisi firmaya ihbar edilmesi/dahili dava edilmesi talepleri bir neticeyi elde etmekten çok müvekkil şirket tüzel kişiliği ve yetkilisi müvekkil ----- ızrar kastına yönelik olduğunu,Davanın yüklenici firmaya ihbarında veya dahili dava edilmesinde hukuki bir yararı bulunmayan davacının, dilekçesinin başında bu şirket için davanın ihbarı netice kısmında ise dahili dava edilmesi talebinde bulunması, sırf dava dışı sözleşme tarafı şirket ile müvekkil şirket ve yöneticisi-----arasında ihtilaf yaratma amacına yönelik olduğunu,dava dilekçesinde, taraflar arasındaki varlığı öne sürülen ihtilaftan çok şirket faaliyetlerini durdurmak amacı ve dava dışı yüklenici firma ile müvekkil şirket ilişkisini bozmaya yönelik tedbir taleplerini öne çıkarma gayreti bariz olduğunu, aynı gün aynı maddi vakıalara dayalı olarak ve aynı taleple iki ayrı dava açmak suretiyle tedbir kararı alma ihtimalini güçlendirme çabası da açıkça ortada olduğunu,Davacı taraf, haklı sebeple şirket feshi talebine genel geçer ifadelerle ve yasa ile yüksek Yargıtay emsal kararlarındaki olaylarla benzetme sağlamaya çalışarak, müvekkil gerçek kişileri hisse çoğunluklarından haksız yararlanarak,kendisine talebine rağmen bilgi belge vermedikleri ve hatta sahtecilik yapmak suretiyle şahsi yarar elde ettikleri yolunda gerçek dışı olmaktan öte insaf sınırlarını zorlamakta olduğunu,Gerçekten de tüm malvarlığı (3) adet taşınmazdan ibaret olan müvekkil şirketin, faaliyet konusu olan inşaat sektöründe etkili işlem yapabileceği teçhizatı ve teknik personeli bulunmadığını,Tek geliri ise,üzerinde inşaat yapılan taşınmaz dışındaki, komşu parseller olan iki taşınmazın antrepo olarak kiraya verilmesinden doğan gelirinden başka bir düzenli geliri bulunmadığının,uzun yıllardır şirket merkezi olan yerdeki apartman dairesi müvekkil----- ait olup, kira almadığı gibi elektrik,su kırtasiye gideri gibi giderleri dahi kendi cebinden karşıladığını,Müvekkil ---- davacıyı zarara uğratmak kastının olamayacağı birlikte başladıkları ticari hayat içindeki ilişkilerden öte davacının halen boşanma aşamasında bulunduğu resmi nikahlı eşi iye oturdukları milyon ABD Doları değerindeki evin dahi müvekkil tarafından alınarak kendilerine verilmesiyle sabit olduğunu,şirketin olağan faaliyeti olan inşaat sözleşmesini engelleyip, iptal ettirmeye çalışmak ve diğer şirket ortaklarını suçlamak açıkça kötüniyetli olduğunu,Gerçekte ise taraflar arasındaki beşeri ve hukuki ilişkinin, bu hale yani yargı kararıyla çözüme ihtiyaç duyacak hale gelmesinin gerçek sebebi, davacının zaman içinde yaşadığı sosyal ilişki ve statüsünde meydana gelen değişiklikler sırasında tanıştığı üçüncü kişilerin etkisiyle davranmasından kaynaklandığını,Uzun yıllar boyunca, aralarında kardeşlik kavramının tam anlamıyla yaşandığı iki kardeş arasındaki, hiçbir yazılı belgeye dayanmayan beşeri ve parasal ilişki ne yazık ki, davacının üçüncü kişilerin etkisinde kalmasıyla huzurdaki davanın varlığına sebep olduğunu,Bu cümleden olarak, davacının halen ayrı yaşadığı ve halen derdest olan, resmi nikahlı eşi tarafından açılan----Aile Mahkemelerindeki boşanma ve mal tasfiyesi davalarında verilen ve müvekkil şirketteki hisselerini de kapsayan tedbir kararını aşabilmek için, davacının hisselerini haricen satmaya çalışmasına müvekkil ---- rıza göstermemesi, huzurdaki davanın gerçek sebebi olduğunun,davacı tarafın müvekkil Şirketin bir Limited Şirket olduğu ve haklı sebeple fesih hususunda TTK m 636 hükmüne tabi iken, Anonim Şirketlerin haklı sebeple feshine ilişkin TTK'nun 531. Maddesine dayalı iddialarda bulunduğu ve ancak dava dilekçesinin ne konu ve ne de daha önemli olarak "Sonuç ve İstem" başlıklı kısmında şirketin feshine dair bir talepte bulunmadığı, netice ve talep olarak aynı nitelikte açılmış dava bulunması --- sebebiyle, davanın öncelikle derdestlik sebebiyle usulden reddine, bu talebimiz yerinde görülmediği takdirde, aralarında şahsi,maddi ve hukuki ilişki bulunan anılan dosyayla birleştirilerek görülmesine, yukarıda da açıkladığımız üzere şartları bulunmayan haklı sebeple fesih davasının reddine, şirket tüzel kişiliği ve diğer şirket ortaklarını ızrar kastıyla hareket eden davacı ortağın TTK'nun 636. Maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına ve ancak hissesi üzerinde devir yasağı nitelikli tedbir kararı bulunduğundan, hissesi değerinin killi bir Bankaya yatırılmasına karar verilmesi gerekli olduğunu, davacı tarafın bu konuda bir talebi bulunmasa da davanın tensiben ve ------ üzerinde şirket feshi olarak nitelendirilmesi ve haklarında başkaca da bir talep bulunmaması sebebiyle müvekkiller ---- haklarında davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli olduğunu,Dava dilekçesinde, davacının bilgi edinme ve inceleme haklarının kullandırılmadığı iddia edilmesine rağmen TTK m 614 uyarınca Mahkemeye müracatla bu hakkı elde edebilecek durumda olan davacının, Mahkemeye müracaat etmeksizin bu hususu fesih gerekçesi yapması usul ve yasaya aykırı olduğunun,Şirketin uzun zamandır genel kurul--------- yapmadığı iddiası ve buna dayalı kayyım tayini talebi haksız olduğu gibi TTK m 636/2 gereğince, şirket Müdürüne eksikliklerin ikmali talimatını verebileceğini,eski şirket mali müşaviri ---- vefatı sonrasında, ortaya çıkan eksiklik tespiti ve giderilmesi işlemleri ve eksik olan şirket muamelelerinin ikmali için --------- hazırlıkları devam etmekte olduğunu,Müvekkillerin şirket kayıtları üzerinde ve özellikle davacı imzasını taklit etmek suretiyle sahtecilik yaptıkları iddiası gerçek dışı olduğu gibi, davacı iddialarına göre neticeye etkili olmayacağı da açıktır. Bu sebeple mukabil yasal haklarımızı saklı tutuklarını,Ezcümle, haksız, mesnetsiz ve mükerrer davanın her bir müvekkil açısından ayrı ayrı reddi gerektiğini,Davalı müvekkil şirket ve -- Ticaret Sicili Memurluğu kayıtları, karşılıklı ihtarnameler, ---ATM'nin ------Sor.Sayılı dosyaları, tanık beyanı (tanıklarımız maddi vakıaların tarafımızdan belirtilen şekilde gerçekleştiğine tanıklık edecek olup, kimlik ve adres bilgileri dinlenmelerine karar verildiğinde sunulacak olduğunu) , keşif ve bilirkişi incelemesi ile isticvap ve yemin dahil her türlü kanuni deliller olduğunu,Fazlaya dair her türlü yasal haklarının saklı kalması kaydıyla, Yukarıda arz ve izah ettikleri olay ve sebeplerle;-----. Sayılı dosyasının celp ve tetkiki ile huzurdaki davanın DERDESTLİK sebebiyle reddine,bu talepleri kabul görmediği takdirde iki davanın BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜLMESİNE,Bu talebimiz de yerinde görülmediği takdirde davanın müvekkiller ------- yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, yargılamanın devamı ile toplanacak delillerle ortaya çıkacağı üzere haksız ve mesnetsiz davanın her bir müvekkil açısından ayrı ayrı reddine,TTK'nun 636/3. Maddesi kapsamında davacı ------ şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ancak davacının hisseleri üzerinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesi hususunda Mahkemece verilmiş tedbir kararı bulunduğundan,hisse bedellerinin milli bir bankada açılacak hesaba yatırılmasına,yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, ------Şirketi 'nin yöneticisi ve ortağı ----- şirket ortaklığından çıkarılması şartlarının bulunup bulunmadığı, ayrıca davalıların bu davada davalı taraf sıfatına haiz olup olmadıkları hususlarına ilişkindir.Dava-------tarihinde Mahkememizin --- Esas sayılı dosyasında, şirket müdürü olan davalı -----, şirketin feshine ya da ortaklıktan çıkarılmasına yönelik olarak yargılama esnasında şirketi daha fazla zararlandırıcı işlem yapmasının önlenmesi amacıyla, şirket adına kayıtlı; -----Mevkii, 47 ada, 30 parsel, 16 paftada yer alan taşınmazların ve şirket adına kayıtlı diğer taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ayrıca, yetkisiz ve geçersiz imza ile davalı ----- ada, 16 parsel, 36 paftada yer alan arsa nitelikli taşınmaza dair-----Şirketi ile ---- Noterliği'nin ------- tarih ve ------ yevmiye no.lu Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesine istinaden yürütülen inşaatın durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu kapsamda, ---- yevmiye no.lu Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin tarafı olan ------Şirketi'nin davaya dahil edilmesine,neticeten haklı davanın kabulü ile davalı şirket müdürünün görevinin, idari ve temsil yetkisinin kaldırılması ile şirkete kayyım atanması talepli olarak açılmış, mahkememizin ---- tarihli celsesinde, davaya şirketin feshi yönünden devamına, davalılar ---- taraf sıfatları yönünden ve Davalı ----- davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına yönelik talebin davacının aktif taraf sıfatı yönünden dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, husumet itirazlarının yeni alacakları esas numarasından değerlendirilmesine karar verilmiş ve dosya işbu esas sırasına kaydedilmiştir.Taraflar davalı şirketin ortakları, davalı ------ ayrıca davalı şirketin yetkili temsilcisi ve müdürüdür.TTK bir şirket ortağının başka bir şirket ortağının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etmesine imkan tanımamış olup, bir şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması TTK640.madde düzenlemesine göre ancak genel kurul kararı alındıktan sonra ancak şirketin talep edebilecektir. Bu nedenle davacının şirket ortağı olarak davalı ----- şirket ortaklığından çıkarılmasını isteyebilecek hak ve yetkisibe sahip olmadığından bu talep yönünden aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerekmektedir. Öte yandan taleplerden biride şirketin feshi olup, şirketin feshinde davanın şirkete yöneltilmesi yeterlidir. Şirket ortaklarının sirket feshi davasında taraf olarak gösterilmesi yerinde olmadığından davacı tarafça şirket feshi davasında şirket ortakları olan davalılar ----- pasif husumet sıfatları bulunmadığından bu davalılar yönündende davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.)Davacının davalı-----şirket ortaklığından çıkarılmasınıa yönelik davada aktif husumeti bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Şirketin feshi davasında davalılar ------ pasif husumet sıfatları bulunmadığından bu davalılar yönündende davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ,

2.)Karar ve ilam harcı olan 732,00-TL harç ve 732,00-TL peşin harcın davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,

3.)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.)Davalılar vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,

5.Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildiğinden, 6100 sayılı HMK madde 27/1-2 uyarınca kararın davacıya tebliğine,

6.)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde --- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog