Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/2532 E.  ,  2025/7464 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/26 Esas, 2025/381 Karar
HÜKÜM: Asıl ve karşı davanın reddi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP

Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.06.2015 tarihinde kurulduğunu, insan kaynaklı dokulardan allogreft üretim ve satışı ile uğraştığını, davalının, müvekkilinin unvanında yer alan "... Bankası" ibaresi için ... sayılı markayı 10, 41... . sınıflarda, 2019/58385 sayılı markayı da 03... . sınıflarda tescil ettirdiğini, tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanma hakkının müvekkiline ait olduğunu, bu unvanın davalı tarafından marka olarak kullanılmasının ise marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceğini, müvekkilinin ticaret unvanı ile davalı şirket markalarının karıştırılma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına ve davalı adına tescilli ... sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesini talep etmiş; karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı-karşı davacı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin dava konusu ibareyi 2014 yılından beri kullandığını, "... bankası" ibareli 2015/58102 sayılı markasının 11.05.2016 tarihinde tescil edildiğini, davacının 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra bu davayı açtığını, müvekkili tarafından gönderilen ihtardan sonra dava açmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin markasını, davacı-karşı davalı şirketin kuruluşundan önce yarattığını, markalaştırdığını ve piyasada maruf hale getirdiğini, müvekkilinin davacı-karşı davalının kuruluşundan 3 ay önce broşür ve kataloglar hazırlatarak piyasada dağıttığını, davacı-karşı davalının bilerek ve isteyerek iltibasa neden olacak şekilde ticaret unvanına "... Bankası" ibaresini eklediğini savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 yılından beri ticari faaliyetlerinde dava konusu ibareyi kullandığını, karşı davalının iltibasa yol açtığını ve müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini, karşı davalının eylemlerinin haksız rekabete de sebebiyet verdiğini, karşı davalının alan adının da kötüniyetli olarak tescil edildiğini ileri sürerek davacı-karşı davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ederek ticaret unvanında kullanması sebebiyle ticaret unvanının terkinine, tarafların aynı iş alanında iştigal ediyor olması sebebiyle davacı-karşı davalının haksız rekabetinin tespit edilerek men'i ve ref'ine, alan adının iptaline, mail adresleri v.b. iltibasa neden olan yayınların tümünün imhasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davacının tescilli markası olmadığı anlaşıldığından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7 ve 29. maddelerindeki marka tecavüzünün oluşmadığı; davacının klavuz/kök unsuru "... ve ... Bankası" olan "..." adı altında 03.06.2015 tarihinde ticaret siciline kaydedildiği, davalının ise bu tarihten sonra 10, 41... . sınıf mal ve hizmetlerde 2015/58102 sayılı, 10, 41... . sınıf mal ve hizmetlerde ... sayılı ve 05... . sınıf mal ve hizmetlerde 2019/58385 sayılı "... Bankası" ibareli markaları tescil ettirip kullandığı, davalının, davacının ticaret unvanını tescil ettirdiği tarihten daha önce 20.05.2014 tarihi itibarıyla söz konusu ibareyi ticaret unvanı ve marka olarak tescil ettirmek için hazırlık çalışmalarına başladığı sunulan delillerden anlaşıldığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında haksız rekabet koşullarının oluşmadığı; ... sayılı markaların kapsamında kalan mal ve hizmetler açısından davacının "... Bankası" ibaresini gerçek anlamda (sembolik değil) markasal kullandığına dair herhangi döküman/kayıt ve belge sunmadığından SMK'nın 6/6 ve 25/1 hükümlerindeki hükümsüzlük koşulunun da oluşmadığı anlaşıldığından asıl davanın reddinin gerektiği; karşı dava yönünden, davacının ... sayılı markalarına bağlı olarak davacı-karşı davalının eyleminin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiği; 23.03.2022 tarihli duruşmada bilirkişi ücretinin ek avans olarak 2 haftalık kesin sürede yatırılmasına karar verildiği halde süresinde yatırılmadığı, davalı açısından usulü kazanılmış hak doğduğundan karşı davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davalı tarafın markasal kullanımlarının davacıya ait ... sayılı tescilli marka kapsamında kaldığına kanaat uyandıran yeterli delil sunulmadığından marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait ticaret unvanını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddinin gerektiği, şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerektiği, dava konusu markanın başvuru tarihi, davacı-karşı davalının ticaret unvanından sonra ise de davacı-karşı davalının ticaret unvanını dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetler kullandığını ispatlamadığı, davacının tescilli bir markası da bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesince marka hakkına tecavüzün durdurulması talebinin reddinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre ihtarının usulüne uygun olmadığı, bu ara karara dayalı olarak davalı-karşı davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesinin isabetli görülmediği, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davada verilen kararın esasına yönelik istinaf itirazlarına gelince; karşı davacının ...sayılı markalarına dayandığı, bu markaların "... Bankası" ibareli olduğu, karşı davalının ticaret unvanı ise "... ve ... Bankası" şeklinde olup karşı davacının markasını içerdiği ancak karşı davalının ticaret unvanı 08.06.2015 tarihinde tescil edilmiş olup karşı davacının marka tescillerinin en eskisinin başvuru tarihinin 08.07.2015 olduğu, bu durumda karşı davalı tarafın önceki tarihli ticaret unvanının karşı davacının marka hakkına tecavüz niteliği taşımadığı, karşı davacının haksız rekabet hükümlerine de dayandığı, karşı davacı tarafça, "... Bankası" ibaresini ticaret unvanı olarak tescil ettirmek için hazırlık çalışmalarına başladığını gösteren bir takım deliller sunulmuş ise de karşı davalı tarafın bu çalışmalardan haberdar olduğu ve dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı davacının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açması amacıyla davaya konu ticaret unvanını seçtiği hususunu ispatlayan bir delilin ileri sürülmediği, açıklanan nedenle karşı davacı vekilinin bu iddiasının yerinde görülmediği, bilirkişi incelemesi sonucunda "..." ibareli web sitesinde karşı davalının Türkiye'nin ilk ve tek doku bankası olduğu yönünde bir paylaşıma da rastlanmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-karşı davacı ... A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, markaya tecavüzün durdurulması, marka hükümsüzlüğü, karşı dava, ticaret unvanının terkini, haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i, alan adının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog