Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/3442 E.  ,  2026/403 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2369 Esas, 2025/776 Karar
HÜKÜM: Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI: 2023/30 E., 2023/312 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tescilli "..." markası bulunduğunu, davalı tarafından "..." ibareli, davacıya ait marka ile aynı hizmet sınıfına tabi olan ürünlerde marka başvurusu yapıldığını, davalı şirket tarafından sahada çalışan ilaç mümessilleri aracılığıyla "..." isminin yer aldığı reçete defteri gibi promosyon ürünlerin dağıtıldığını, markaların benzerlik taşıdığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının, davacının ve markasının dünya çapındaki tanınmışlığından ve iyi ününden yararlanarak ticari çıkar sağlamayı, davacının sarf ettiği emek, zaman ve paranın semerelerinden bedelsiz ve haksız bir şekilde faydalanmayı amaçladığını ileri sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet durumunun tespitine, önlenmesine ve kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; markaların benzer olmadığını, iltibas oluşturmadığını, davacı şirketin "..." markasının ait olduğu sınıfta ayırt ediciliği niteliğinin bulunmadığını, tüm progesteron hormonunu destekleyen gıda takviyelerinde, takviye edici gıda içeriği ile ilişkisi olan "..." ibaresinin yer almasının kaçınılmaz olduğunu, "..." ibaresinin 5. sınıf bakımdan kullanımının bulunmadığını ve bu nedenle de ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olduğunu, davalının 2019/85044 sayılı "..." ve 2019/47350 sayılı "... ..." ibareli başvuruların marka tescil sürecinin devam ettiğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet durumu oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen ürününün hamile kalmak isteyen kadınlar tarafından kolaylaştırıcı ve destekleyici olarak takviye edici gıda türünde ve Tarım Orman Bakanlığı izniyle üretilip satışa sunulan ve Bakanlığın Onaylı Takviye Edici Gıdalar Listesi'nde yer alan ürünlerden olduğu, bu yönüyle Sağlık Bakanlığı onayına tabi farmasötik ürün (kimya ile eczacılığın kesiştiği noktadaki etkin madde dizaynı, organik sentez ve ilaçlar geliştirmek ile ilgili bilimsel dal) olarak değerlendirilemeyeceği, davacı ve davalı tarafa ait takviye edici gıdanın reçetesiz olarak internette yer alan alışveriş sitelerinden temin edilebilmesi ve eczanede satış tekelinin bulunmaması nedeniyle iltibas noktasında değerlendirme kriteri olarak ortalama tüketicilerin doktorlar ve eczacılar değil mutad ortalama tüketici olarak esas alınmasının gerektiği, yalnızca bir harf değişimi sebebiyle iltibas ihtimalinin telaffuz ve fonetik yönden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, günümüzde yoğun olarak kullanılan internet üzerinde alışverişlerde internet arama motorlarında yapılacak aramada karışma ihtimalinin yüksek olduğu, eczanelerden temin edilse bile hayatın olağan akışına göre eczanelerde sadece eczacı diplomasına sahip kişilerin çalışmadığı, eczacı kalfalarının doktor ve eczacı düzeyinde tıp bilgisine sahip olamayabilecekleri, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında haksız rekabet iddiasıyla ilgili davanın reddine karar verilmesine dair değerlendirmede bulunulmuş ise de davanın talep yığılması şeklinde açıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesi gereğince hukuki tavsifin hakime ait olduğu, maddi vakıa kapsamında eylemin haksız rekabet mi yoksa 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında düzenlenen bir eylem olup olmadığı değerlendirmesinin nitelendirme boyutunda olması nedeniyle haksız rekabete ilişkin davanın reddine karar verilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı tarafça ... kullanımıyla davacıya ait ... numaralı ... markasına tecavüz edildiğinin tespitine, SMK'nın 149. maddesi uyarınca davalı tarafından davacı markasına iltibas niteliğinde muhtemel tüm kullanımların önlenmesine, bu mahiyette olan ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin, basılı kâğıtlar, faturalar, kartvizitler ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyal ve benzeri vasıtalara el konulmasına ve hüküm kesinleştiğinde masrafları davalı ait olmak üzere imhasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesince haksız rekabetten de karar verildiği gerekçeli kararda belirtilmesine rağmen kararda haksız rekabete ilişkin bir karar verilmediği, bu durumda gerekçeli karar ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu, netice itibarıyla hüküm kısmı doğru olmakla beraber (benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 05.02.2025 tarih, 2024/5988 E., 2025/833 K. "somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabete ilişkin hüküm kurulmaması gerekirken...") gerekçe yönünden kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına lüzum görüldüğü gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulü ile davalı tarafça ... kullanımıyla davacıya ait ... numaralı ... markasına tecavüz edildiğinin tespitine davalı tarafından davacı markasına iltibas niteliğinde tüm kullanımların önlenmesine, bu mahiyette olan ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin; basılı kâğıtlar, faturalar, kartvizitler ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyal ve benzeri vasıtalara el konulmasına ve hüküm kesinleştiğinde masrafları davalı ait olmak üzere imhasına, karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, Bölge Adliye Mahkemesinin markaya tecavüz ve haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanamayacağına yönelik gerekçesi doğru ise de davacının haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesinin temyiz sebebi yapılmamış olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog