T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:
Davacılar vekilinin 11.09.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili -------- 25.05.2022 günü ---------- plaka nolu motosikleti ile işyerine gitmek üzere -------- Devlet karayolu -------- istikametinden ---------- istikametine doğru seyrederken,-------- isimli kişinin yönetimindeki --------- plaka nolu aracın ters yönden -------- istikametinden ------- -------- istikametine gelip çarpması nedeniyle yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle --------- C. Başsavcılığı tarafından davalının tutuklanmasına karar verildiğini, müvekkilinin davalının sebebiyet verdiği kaza nedeniyle ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, ağır yaralandığını, hayati fonksiyonlarını ağır etkileyecek şekilde kırıklar meydana geldiğini, daha kötüsü henüz 30 yaşında sol bacağının diz altından kesildiğini, bu hususların ATK raporları ile de sabit olduğunu, kazanın meydana geldiği sırada, olayı hatırlamayacak ölçüde alkollü ve ehliyetsiz olan davalının, ters yöne girmek ve kendisine göre yolun en sağında hareket halinde bulunan müvekkiline çarpmakla asli kusurlu bulunduğunu, sorgulamada ise davalının toplam 13 trafik suçu kaydı bulunduğunun belirlendiğini, davalı -------- kazadan sonra polis dahil kimseye haber vermediğini, ambulansı dahi aramadığını, müvekkilini adeta ölüme terk ettiğini ve olay yerinden kaçtığını, ancak polis sorgulamasında olanları hatırlamayacak derecede alkollü olduğunu ikrar ettiğini, müvekkili --------- hastanelerde tedavi gördüğünü, gerek müvekkilinin gerekse anne, baba ve kardeşleri olan diğer müvekkillerinin bu olay nedeniyle tarif edilemez bir acı, elem ve ıstırap duyduklarını, müvekkilinin bakımını ve ihtiyaçları aynı evde yaşayan anne ve babası ile kardeşleri -------, --------, -------- Ve -------- tarafından giderilmekte olup, sol bacağını diz altından kaybetmek suretiyle ağır bedensel zarar görmüş ve bu olay nedeniyle onarılmaz bir keder ve üzüntü duymuş olan müvekkili ve yakınları(anne-baba ve kardeşler) lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin hayatını bekçi olarak idame ettirmekte olup en son aylık net 10.773,00-TL ücret aldığını, TBK.md.54 gereği tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplarını talep edebileceğini, davalı sigorta şirketine, mail yoluyla, maddi zararlar için 30.06.2022 araç hasarı için ise 06.07.2022 tarihinde Karayolları Trafik Kanunu md.97 uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmış, akabinde uyuşmazlığın çözüm için ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de, herhangi uzlaşma sağlanamamış olduğunu, bu nedenlerle; Araç hasar bedeli ile maddi tazminat talepleri yönünden işbu belirsiz alacak davasının açılmasının gerektiğini belirterek davanın kabulü ile tahkikat sonucu tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 5.000,00-TL araç hasar bedeli, 5.000,00-TL tedavi gideri, 5.000,00-TL geçici ve sürekli bakım-bakıcı gideri, 5.000,00-TL geçici iş göremezlik, 5.000,00-TL ise sürekli iş göremezlik tazminatının davalı --------- yönünden kaza tarihinden (25.05.2022) itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere araç hasarı bedeli için dava tarihinden, maddi zararlar için ise sigorta şirketine başvuru tarihini(30.06.2022) izleyen 8(Sekiz) işgününü takip eden 13.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ---------- için 500.000,00-TL, anne ---------- için 150.000,00-TL, baba -------- için 150.000,00-TL, kardeşler -------- için 50.000,00-TL, --------- için 50.000,00-TL, --------- için 50.000,00-TL, --------- için 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden(25.05.2022) tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı ----------- tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin maddi tazminat ve araç hasarı yönünden davalılardan müştereken ve müteselsilen, manevi tazminat yönünden ise davalı ---------- tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ---------Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talepler olup reddi gerektiğini, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın taleplerinin belirsiz alacak talebine konu olması mümkün olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, tazminat başvurusunda bulunan hak sahipleri tarafından gerekli belgelerin eksiksiz olarak müvekkiline ibraz edilmediğini, davacı tarafından, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun maluliyet oranlarını ispatlar sağlık kurulu raporu ve gelir belgesi olmadan müvekkili şirket tarafından, tazminat taleplerinin değerlendirilemeyeceğini bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, hiçbir talebi kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürü kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olup, davacı tarafça müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının tazminat talebine konu maluliyetin iddia olunan kaza sonucu oluştuğu ve davacının iddia ettiği şekilde malul kaldığı ispata ve tespite muhtaç olduğunu, davacıya -------- dan gelir bağlanıp bağlanmadığı hususlarının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının geçici ve sürekli bakıcı gideri, tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, davaya konu kaza sonucu yürütülen soruşturma sonucu açılan ceza davası bulunması halinde sonucunun/ kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, C.MK.
253.Maddesi uyarınca taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile , taraflar arasında uzlaşma sağlanmış olması halinde ilgili yasa maddesinin "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır." şeklindeki hükmü gereği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir iddiayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı talebine konu tazminatın hesaplanması için gerçek gelirin davacı tarafça ispatı ve buna ilişkin delil sunulması gerektiğini ,davacı tarafça, yasa ve genel şartlar gereği başvuru ekinde ibraz edilmesi gereken belgeler, mevzuat hükümlerine uygun sağlık kurulu raporu, gelir belgesi ibraz edilmediğinden, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak başvuruda bulunulmamış olmakla, müvekkili şirketin temerrüdü söz konusu olmadığından kaza tarihinden işlemiş faiz ve dava tarihinden işleyecek faiz talebine itiraz ettiklerini, yine aynı şekilde davacı tarafça müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuruda bulunulmamış olmakla, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava açılmasına müvekkili şirket sebebiyet vermediğinden, müvekkili şirketin yargılama giderinden bir sorumluluğu bulunmadığını,Trafik kazası tespit tutanağında her ne kadar davacının kask ve koruyucu ekipman takıp takmadığı belirsiz olarak belirlenmiş ise de, davacının kaza sonucu yaralanmaları göz önüne alındığında, kask ve koruyucu ekipman takmaksızın yolculuk ettiğinin sabit olduğunu, davacının yolculuğu sırasında emniyet kemeri takmaksızın yolculuk ettiği, kaza sonucu mevcut yaralanmaları göz önüne alındığında açık olup, kendi yaralanmasında asli kusur sahibi olmakla, müvekkili şirket aleyhine tazminat hesaplanması halinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı --------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talepler olup reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılaması hukuka uygun olmadığını, müvekkil --------- kendisine ait olan ---------- Plaka sayılı araç ile davacı -------- ise kendine ait -------- Plaka sayılı motosiklet ile seyir halinde iken ---------- karayolunda trafik kazası meydana geldiğini, kaza ile alakalı olarak her ne kadar Trafik Kazası Tespit Tutanağı tutulmuş; bu tutanak ve doğrultusunda tanzim edilen kusur raporunda göre müvekkiline ait araç tam kusurlu olarak belirlenmiş ise de söz konusu tutanak ve raporun maddi hata ve eksiklikler içerdiğini, Kaza Tespit Tutanağında kazanın banket üzerinde gerçekleştiği kasıtlı olarak belirtilmez iken bilirkişi raporunda ise maddi olay anlatılırken bu durum ifade edilmiş ancak kusur durumuna etkisi irdelenmeyip görmezden gelindiğini, kusur incelemesinin ---------- Dairesince yapılmasını istediklerini, davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinine fahiş miktarda olduğunu, davacının maluliyetinin tam olarak tespiti gerekli olup davacının geçici-kalıcı maluliyeti olup olmadığınin ATK Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının aylık maaşının çalıştığı iş yerinden ve ---------- sorulmasını talep ettiklerini belirterek davanın öncelikle davanın, usulden aksi taktirde, esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 25/01/2023 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan davacılardan --------- yönünden HMK 107 maddesi kapsamında şimdilik 5.000,00 TL.araç hasar bedeli 5.000,00-TL tedavi gideri, 5.000,00-TL geçici ve sürekli bakım-bakıcı gideri, 5.000,00-TL geçici iş göremezlik, 5.000,00-TL ise sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan tahsili talep edilmiş olup davalılar bu taleplerin HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini belirtmişlerdir. ---------- sayılı kararında da açıklandığı üzere "Belirsiz alacak davasında davacı alacağını dava açtığı sırada belirleyememektedir. Ancak dava sırasında alacağın tesbiti, yani belirlenebilir hale gelmesi üzerine yeni bir dava açmasına gerek kalmaksızın, aynı davada alacağının tamamını talep edebilmektedir. Başlangıçta belirsiz olan alacak en geç ispat aşamasında; delillerin toplanması ya da bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da hakimin takdiri ile belirlenebilir hale gelmektedir. Talep sonucu belirlendikten sonra belirsiz alacak davası eda davasına dönüşmekte ve eda davasından bir farkı kalmamaktadır.Her ne kadar davacı dava dilekçesinde talep sonucunu açık bir şekilde yazmak zorunda ise de bu talebini dava açarken tam olarak belirleyemediği hallerde davacının bu durumda zarar görmemesi ve hak arama hürriyetinin olumsuz etkilenmemesi gerekir. Bu çerçevede; eğer talep sonucunun belirlenebilmesi için kusur tesbiti gerekiyorsa, tazminat bilirkişi incelemesi gerekiyorsa, hakimin takdiri sözkonusuysa belirsiz alacak davası açılabilecektir. Bu durumda, destek tazminatı davaları, trafik hasar tazminatı davaları, cismani zararın tazmini davaları belirsiz alacak davası olarak açılabilir."Somut olayda dava, maddi tazminat yönünden HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı trafik kazası sebebi ile yaralanmış olup alınan bilirkişi raporu ile tazminat miktarı tam olarak belirleneceğinden davacının maddi tazminat talebini belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olduğu sonucuna varılarak davalıların itirazı reddedilmiştir.Davalı sigorta şirketi tarafından davacının usulüne uygun şekilde başvuru yapmadığı eksik belge ile başvuru yapıldığı, sağlık kurulu raporu ve gelir belgelerinin sunulmadığı dava şartının gerçekleşmediği yönünde itirazı olup dosyaya sunulan belgeler ve hasar dosyası içeriğinden davacı --------- 25/05/2022 tarihli kaza nedeniyle araç hasarı dışında kalan maddi talepleri yönünden davalıya 30/06/2022 tarihinde başvurduğu, bu konuda hasar dosyası açıldığı, kaza tutanağı olay yeri inceleme raporu, ATK raporu ile savcılık bilirkişi raporunun sunulduğu, meslek bilgisinin verildiği anlaşılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça e-posta ile davalı sigorta şirketine müracaat edildiği hasar dosyasının açıldığı, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulünün gerekeceği, başvuru koşulunun yerine getirilmiş sayılması gerektiği sonucuna varılmış davalı vekilinin aksi yöndeki itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Öte yandan davacı tarafça araçta meydana gelen hasar için 06/07/2022 tarihinde başvurulduğu beyan edilmekle birlikte dosya kapsamında ve davalı tarafın sunduğu hasar dosyası içeriğinde araç hasarına ilişkin başvuru belgesinin bulunmadığı anlaşılmış, davacı vekili 25/01/2023 tarihli duruşmada araç hasarına ilişkin başvurunun yapıldığına dair 06/07/2022 tarihli email ile sigorta şirketinden gelen cevabi e maili ibraz etmiş davalı sigorta vekili de bu konuda 02/02/2023 tarihli dilekçesi ile beyanda bulunup talep üzerine hasar dosyası açıldığını belirterek hasar dosyasını sunmuştur. Bu haliyle davacının sigorta şirketine başvuru dava şartını yerine getirdiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Trafik kazası nedeniyle --------- C.Başsavcılığının ---------- sayılı soruşturma dosyasında soruşturma yürütüldüğü ve düzenlenen iddianame uyarınca açılan davada -------- sayılı dosyasından davalı hakkında karar verildiği karar gerekçesinde ".....Katılan --------- ---------- İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli mahalle ve gece bekçisi olarak görev yaptığı, olay günü 25/05/2022 tarihinde saat 20:20 sıralarında işe gitmek amacıyla ---------- mahallesindeki ikametinden ---------- plakalı motosikleti ile-------- doğru yola çıktığı, sanık --------- ise alkollü bir şekilde kullandığı --------- plakalı aracı ile ters istikametten gelerek ---------- sevk ve idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu oluşan kaza ile ilgili başlatılan soruşturmada; sanığın yaşanan kaza sonucu olay yerinden uzaklaşarak kaçtığı, daha sonrasında aracıyla yolda kaldığı, çekici vasıtası ile aracını --------- mahallesindeki evine getirttiği, kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek ikametine gidildiğinde ilk olarak alkolmetreyi üflemek istemediği ve atılı suçlamayı kabul etmediği, hakkında alkollü araç kullanmaktan daha önce de çok defa işlem yapıldığı ve ehliyetine el konulduğu, olay günü de ehliyetsiz olduğu, olay anına ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında; sanık ---------- 2918 sayılı KTK'nın 84/g maddesinde düzenlenen şeride tecavüz etme kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, katılan ---------- ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, olaya ilişkin bilgi ve görgüsü bulunan farklı bir araç sürücüsü olan--------- beyanında özetle; olay tarihinde ---------- karayolu istikameti üzeri sol şeritte seyir halinde iken bir anda sağ şeritte gürültü şeklinde yükses bir ses duyduğunu, sesin geldiği yöne doğru baktığında havada bir motorun uçtuğunu, daha sonra -------- renkli---------- marka bir araç ters şeritten hızla gittiğini gördüğünü, bakmak için yaklaştığında motorun yolun sağındaki bariyerin kenarında yatık vaziyette durduğunu, bariyerin diğer tarafında otların üzerinde bekçi üniformalı erkek bir şahsın yattığını, sol bacağının diz kapak alt kısmının kopmaya yakın halde olduğunu gördüğünü beyan ettiği, Sanık ---------- alınan ifadesinde özetle; olay günü alkollü olduğunu, ---------- fabrikasının oradaki üst köprüden dönmeyi planlarken, üst köprüye gelince dönmekten vazgeçtiğini, 500-600 metre ileride durduğunu, çünkü biraz daha ileriden dönmeyi planlarken yakıtın yetmeyeceğini fark ettiğini, ters şeritten geri istikamete doğru çalıştığı benzin istasyonu istikametinde aracını çevirerek sevk ve idare etmeye devam ettiğini, dörtlüleri kesin yakmış olmasının gerektiğini, en kenarda olduğunu, emniyet şeridinden gittiğini, hızınun 20-30 km olduğunu, motorsikletlinin hızının fazla olduğunu, Bir anda önüne çıktığını, motorsikleti görmediğini, motosiklet ile aracının kafa kafaya geldiğini, motosikletin aracının sol tarafına çarptığını, ters şeritten kendi solundan giderken motorsikletlinin kendi şeridinde yolun sağından geldiğini, bu nedenle burun buruna geldiklerini, o an motorsiklete çarptığını fark edemediğini, çünkü camların kırılarak buzlandığını, bir motorsiklete ve bir insana çarptığını 1,5 km sonra fark ettiğini, korktuğu için kaçtığını, aracının sol ön lastiğinin ilerlerken çıktığını, bu nedenle daha fazla ilerleyemediğini ve aracı bıraktığını, yolun ortasında kaldığını, o esnada tesadüfen köyden tanıdık --------- oğlu -------- denk geldiğini, kendisine kaza yaptığını, motorsikletliye çarptığını, çekiciye haber vermesini söylediğini, --------- isimli --------- mahallesinden tanıdığı çekicinin --------- haber vermesi üzerine bulunduğu yere geldiğini, aracını eve çektiğini, evine gelen ---------- isimli bekçi arkadaşına "benim olduğumu söyleme" dediğini, alkol metreye üflemediğini, korktuğu için olay yerine geri dönüp çarptığı motorsiklet sürücüsü ile ilgilenmediğini, kazanın olduğu esnada alkol oranının yüksek olduğunu, alkollü bir şekilde şerit ihlali yaparak ters yönden sürdüğü aracıyla motorsiklet sürücüsüne çarptığını, olay yerinden kaçarak uzaklaştığını, aracını çekici ile evinin önüne çektirdiğini, geri dönüp çarptığı şahıs ile ilgilenmediğini kabul ettiğini ancak evine gelen kolluk kuvvetlerine ''aracı kullanan ben değilim'' demediğini beyan ettiği,---------- bilgi sagibi sıfatıyla alınan ifadesinde özetle; 25.05.2022 günü kendisini arayan numaranın “-------- kaza yaptı gelip arabayı çek" dediğini, belirtilen konuma gittiğinde ---------- alkollü şekilde direksiyonda oturduğunu, kendisine “abi arabama vurup kaçtılar, arabayı evin yanına çekelim” dediğini, olaydan bahsetmediğini beyan ettiği,Sanık ---------- sürücü belgesine 20.07.2019 tarihinde Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5 maddesinden (Alkollü araç kullanmak) işlem yapıldığı, 184 gün sürücü belgesine el konulduğu, 26.11.2020 tarihinde 48/5 maddesinden (Alkollü araç kullanmak) işlem yapıldığı, sürücü belgesine 730 gün el konulduğu, 06.04.2021 tarihinde 48/5 maddesinden (Alkollü araç kullanmak) işlem yapıldığı, sürücü belgesine 1800 gün el konulduğu ve 36/3-b maddesinden (sürücü belgesi geçici olarak yada tedbiren geri alındığı halde araç kullanmaktan) işlem yapıldığı, 07.10.2021 tarihinde 48/5 maddesinden (Alkollü araç kullanmak) ve 36/3-b maddesinden (sürücü belgesi geçici olarak yada tedbiren geri alındığı halde araç kullanmaktan) işlem yapıldığı, kaza tarihi olan 25.05.2022 günü 48/9 (Alkolün kandaki miktarını tespit amacı ile kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmemek), 36/3-b maddesinden (sürücü belgesi geçici olarak yada tedbiren geri alındığı halde araç kullanmaktan) ve 81/1-d-2 maddesinden (Trafik kazasına karışanların yetkililer gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılması) işlem yapıldığının tespit edildiği,Düzenlenen bilirkişi raporunda; sanık --------- sevk ve idaresindeki aracı ile -------- istikametinden -------- istikametine seyir halinde iken TERS İSTİKAMETTE devam ettiği, sürücünün tek yönlü yolda karşı istikametten diğer yol kullanıcıların gelebileceğini dikkate alıp ters istikamette devam ederek kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. maddesinde yer alan sürücülere ait asli kusurlu hallerden sayılan 84/b (Taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme) ve aynı kanunun sürücülere ait diğer kusurlar bölümünde yer alan 46/h (Tek yönlü kara yollarında araçlarını ters istikamette sürmek) kurallarını ihlal ettiği kazada asli kusurlu olduğunun belirtildiği, müştekinin ise kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı, Sanığın --------- Sulh Ceza Hakimliğinin 26/05/2022 tarih ---------- sorgu sayılı kararı tutuklandığı, 24/06/2022 tarihinde ise tahliye edildiği,
Katılan ---------- hakkında düzenlenen adli raporda; yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, sol alt ekstremite işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu, diğer ekstremite işlevlerinin sürekli zayıflaması/yitirilmesi hususunda; şahsın tedavi ve iyileşme sürecinin tamamlanması kaydıyla olay tarihinden en az 12 (on iki) ay sonra ilk önce bir Devlet Hastanesi Ortopedi Polikliniği'ne sevk edilerek "yaralanan tüm ekstremitelerin iki yönlü grafilerinin" çektirilerek (Dicom formatında CD'ye aktarılarak) üst-alt ekstremite fonksiyonlarında 25/05/2022 tarihindeki olayla ilgili herhangi bir sekel (eklem hareket kısıtlılığı, ankiloz, kısalık, kontraktür, atrofi, kas gücü kaybı, sinir arazı vb.) kalıp kalmadığı konusunda Ortopedi raporu düzenlenerek, düzenlenecek Ortopedi raporu, çekilen grafilerin gönderilmesine müteakip nihai değerlendirme yapılabileceğinin belirtildiği,
Cumhuriyet Savcısının 25.05.2022 tarih ve 21:48 saatli gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında sanıktan kan alınması talimatı doğrultusunda aynı gün saat 22:07’de sanıktan kan alınmış ve --------- D.İş sayılı onama ve inceleme kararı doğrultusunda kan numunesi üzerinde yapılan inceleme neticesinde sanığın kanında Alkol; (176mg/dL) Etanol bulunduğunun tespit edildiği,TCK'nın 22/3 maddesinde bilinçli taksirin "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlandığı, bilinçli taksirde, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek istemediği zararlı neticeyi meydana getirmekte olduğu, somut olayda şüphelinin alkollü ve ehliyetsiz bir şekilde ters şeritten gelerek müştekinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarptığından bilinçli taksir ile hareket ettiğinden bahisle üzerine atılı TCK'nın 89/3-b, 89/2-b ve e delaletiyle 89/1, 22/3 maddesinde düzenlenen kişinin yaşamını tehlikeye sokacak bir biçimde, vücutta kemik kırığına ve organlardan birinin yitirilmesine neden olacak şekilde bilinçli taksir ile bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle mahkememize açılan kamu davasında;Katılan --------- mevcut sağlık durumu ve engel vaziyeti nedeniyle yaptırılan kolluk araştırmasına binaen evinde alınan beyanında; “Olay günü saat 20:30 sularında motorsikletimle mesaime giderken bulunduğum şeridin sağından emniyet şeridine girmeksizin ilerlediğim esnada yolun hafif virajlı kısmından geçerken arkamda araçların olduğunu gördüm. Daha sonra ters istikamete girmiş bir aracın yarısı emniyet şeridinde yarısı ise yolda kalacak şekilde benden hızlı şekilde üzerime geldiğini fark ettim. Yol kısmında başka araçlar olduğunu gördüğüm için onlarla çarpışmamak adına kendimi sağa yani emniyet şeridinin olduğu bölüme doğru kaçırdım ancak çarpışmadan kurtulamadım. Sanığın oturduğu şoför bölümü ile çarpıştık. Daha sonrasını hatırlamıyorum. Hastahane de kendime geldiğimde bacağımın koptuğunu, sol kolumda his kaybı vardı ve mesanemden de ameliyat olmuştum hali hazırda sol koluma sinir nakli yapılmıştır gördüğünüz üzere hala his kaybı vardır. Ayrıca sol bacağımda ampüte edilmiştir. Şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Aynen geçerlidir. Sanığın beyanlarına katılmıyorum kendisi kazadan sonra kaçmış ve arkadaşı vasıtasıyla aracını çektirmiştir. Sonrasında kolluk ekipleri çekiciyi takip ederek sanığı tespit etmişlerdir. Sanığın bana yardım etmeye dair hiç bir girişimi olmamıştır. “ şeklinde beyanda bulunduğu,Sanığın Mahkememiz Huzurunda Alınan Savunmasında; “Olay günü ben alkollü bir şekilde aracımla seyrediyordum. Yakıt almayı unuttuğumu fark edince emniyet şeridine geçtim. Dörtlülerimi yakarak geri geri gitmeye başladım. Daha sonra burnumu çevirdim ve emniyet şeridinde ters istikametten yakıt alacağım konuma ilerlemeye çalıştım. Bu esnada emniyet şeridinden gelen müşteki ile çarpıştık. Ben çarpışmadan sonra korkarak aracımla uzaklaştım. Bir süre ilerledikten sonra aracımın yakıtı bitti ve aracım durunca bir tanıdıkla karşılaştım ona kaza yaptığımı, aracımı çekmemiz gerektiğini, yolu kapattığını söyledim. Daha sonra kolluk ekipleriyle karşılaştım. Alkol metreyi üflememi söylediler. Ben kabul etmedim ancak alınacak kan numunesi üzerinden yapılacak tespiti kabul edeceğimi söyledim. Soruşturma aşamasında verdiğim ifade kısmen doğrudur şu anda itirazlarıma yönelik zihnimi toparlayamıyorum. Doğrudur, bana aittir.” şeklinde beyanda bulunduğu, aradan geçen süre zarfına binaen katılanın eksik muayenesinin yaptırılmasına müteakip ATK tarafından tanzim edilen kati raporunda sol bacak diz altından amputasyona ve sol el parmaklarında hareket kısıtlılığına neden olduğu belirtilen yaralanmasının; sol alt ekstremite işlevinin yitirilmesine neden olduğu, sol el işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu bildirilmiş,ATK Trafik İhtisas Dairesinden istenen kusur raporunda ise özetle;Sanık sürücü ---------- sevk ve idaresindeki otomobil ile kontrollü ve dikkatli bir şekilde kendi yol bölümü içerisinde seyretmesi gerekirken bu hususa riayet etmeyerek trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde bölünmüş yolun karşı yol bölümünde ters yönde seyrettiği esnada kendi yol bölümünde gelen müşteki sürücü idaresindeki motosiklet ile çarpıştığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket etmekle asli kusurlu- Müşteki sürücü --------- sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında ters yönde seyrederek gelen ve seyir yolunu kapatan sanık sürücü idaresindeki otomobil ile çarpıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığı bildirilmekle tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde; katılanda kalıcı engel oluştur nitelikte yaralanmasına sebebiyet veren olayda; ehliyetsiz olan, ters istikametten gelen ve alkollü olarak aracını sevk ettiği hususunda tereddüt bulunmayan sanğın tek başına asli kusuruyla yaralanmaya sebebiyet verdiği, katılana yüklenecek herhangi bir kusur bulunmadığı hususunda dosya kapsamına uyumlu (kişi/tüzelkişi) bilirkişi raporlarıyla paralel kesin bir vicdani kanaat hasıl olmakla; eylemin hukuki nitelendirmesine gelindiğinde, bilindiği üzere TCK m. 22/3 uyarınca kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; Bilinçli taksir, bir kişinin yapmış olduğu davranış üzerine kanunda açıkça yasaklanmış olan bir neticenin gerçekleşebileceğini öngörüp somut olayda gerçekleşmeyeceğine inanmasıdır. Öğretide genel kabul gören görüşe göre öngörebilme failin kişisel özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır. Kişisel özellikler kapsamında kişinin yaşı, kültür derecesi, zekası dikkate alınır. Bilinçli taksirde neticenin gerçekleşmesi kesinlikle istenmez ve gerçekleşmeyeceğine dair bir inanç ve güven vardır. Ancak neticenin meydana gelmemesi için bir çaba da gösterilmiştir. Olası kasıtta ise (gayri muayyen kasıt, dolaylı kasıt, olursa olsun kastı) istenmeyen neticenin meydana gelmesinde bir kabullenme durumu vardır. Olası kasıtta fail asıl istediği sonucun dışındaki yan sonuçları öngörmüş olmakla beraber, gerçekleşmemesi konusundaki iradesi, kuvvetli bir kanı düzeyine ulaşmamış, bir ümit olarak kalmış, hatta çoğu zaman bir kayıtsızlık şeklinde belirmiştir.
Tüm bu bilgilerden hareketle evvelinde alkollü olarak defaatle araç kullanırken yakalanan ve ehliyetine el konan sanığın, idari otorite tarafından alınan tüm önlemler karşısında ehliyetsiz ve alkollü olarak aracıyla trafiğe çıkması yetmezmiş gibi yakıtının az olduğunu gerekçe göstererek ters istikamette aracını çevirerek kullandığı sabit görülmekle, eylemin muhtemel sonucu öngörmesi karşısında sanıkta beliren müthiş kayıtsızlık altında gerçekleştirildiği sabit görülmekle sanığın kusurluluk halinin bilinçli taksir değil, olası kasta dayandığı kanaatine varılmakla sanığın katılana yönelik üzerine atılı taksirle yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de eylemin 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi kapsamında olası kasıtla işlendiğinin değerlendirilmesiyle aynı Yasanın 61. maddesi hükümleri de göz önünde bulundurularak, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın suç işleme sebep ve saiki ile yaralamanın niteliği de göz önünde bulundurularak takdiren ve teşditen 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, eylemin silah sayılan araç ile işlendiği anlaşılarak sanığın cezasında ½ artırım yapılmak suretiyle tck m. 86/3.e uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kasten yaralama neticesinde mağdurda işlev yitiği meydana gelmiş olması nedeniyle 5237 sayılı tck’nın 87/2-b maddesi uyarınca sanığın cezasında iki kat artırım yapılarak 9 yıl 27 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,eylemin olası kasıt altında işlendiği anlaşılmakla verilen ceza 5237 sayılı yasanın 21/2 maddesi uyarınca takdiren yarı oranında indirilerek sanığın 4 yıl 19 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;Sanığın geçmişi, fiilden sonra aracı için gösterdiği kaygının yarısını dahi insan hayatı için göstermeyişi ve yargılama sürecindeki davranışları gözetildiğinde pişmanlığının yalnızca kendi geleceğine ilişkin endişeden ibaret olduğu suçun neticesi ve mağdurun bedeninde yaratmış olduğu tahribata yönelik kayıtsızlık halinin devam ettiği gözetilerek takdiren TCK'nin 62/1 nin uygulanmasına yer olmadığına" şeklinde karar verildiği, iş bu kararın ---------- Ceza Dairesininden de temyiz kanun yolu açık olarak geçtiği ancak henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yürütülen yargılamada olaydaki kusur durumunun belirlenmesi yönünden ---------Dairesi'nden alınan 19/09/2023 tarihli raporda "...... Mevcut bulgulara göre;A) Davalı sürücü ----------, sevk ve idaresindeki otomobil ile alacakaranlık vakti aydınlatma bulunmayan meskun mahal dışı bölünmüş devlet yolunda ters yönde ilerlememesi gerekirken bahsedilen bu hususa riayet etmediği, nizamlara aykırı olarak tek yönlü yolun --------- istikametinde ters yönde seyrettiği sırada davacı sürücü idaresindeki motosikletin seyir şeridini kapattığı ve kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla, meydana gelen olayda asli kusurludur.
B) Davacı sürücü ---------, sevk ve idaresindeki motosiklet ile alacakaranlık vakti aydınlatma bulunmayan meskun mahal dışı devlet yolunda seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde tek yönlü yolda ters istikamette ilerlemekte olan davalı sürücü idaresindeki otomobille karıştığı kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A) Davalı sürücü --------- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı sürücü ---------- kusursuz olduğu" yönünde kanaat açıklandığı anlaşılmış, gerek ceza yargılamasında alınan kusura ilişkin raporlar ve gerekse mahkememizce aldırılan kusur raporu olayın oluş şekli ile uyumlu ve birbirini teyid eder nitelikte olduğundan hükme esas alınmış ceza mahkemesi dosyasının beklenmesi talebi mahkememizce yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili tarafından uzlaşma durumu var ise tazminat davasından feragat edilmiş sayılacakları yönünde beyanda bulunulmuş ise de davacılar vekili uzlaşma sağlanmadığını beyan etmiştir. Kaldı ki 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 19. fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan --------- sayılı kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davalı yanın bu itirazı da yerinde görülmemiştir. Kazaya karışan -------- ve--------- plakalı araçların tescil ve tramer kayıtları kayıtları getirtilmiş, davacı ---------- tedavisinin yapıldığı hastanelerden tedavilere ilişkin tüm tıbbi belgeler temin edilmiş, ZMMS, poliçesi ile kaza nedeniyle düzenlenen hasar dosyaları, davacıların ve davalı -------- ekonomik ve sosyal durumlarının tespiti için yazılan yazı cevapları, nüfus kayıtları, davacı ---------- 25/05/2022 tarihi itibariyle aldığı ücretin ve mahkememiz müzekkeresine cevap verildiği tarih itibariyle aldığı ücret bilgileri, davacıya -------- tarafından 25/05/2022 tarihli trafik kazası nedeniyle tazminat ödenip ödenmediği, gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığı ve peşin sermaye değerinin bildirilmesi yönünde yazılan yazı cevapları dosya içine alınmıştır. --------- Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda "....SONUÇ: Mevcut belgelere göre ---------- geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle 20.02.2019 tarih ve -------- sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi hakkında yönetmeliğe göre; Kas İskelet Sistemi, Tablo 3.30 %40, Tablo 2.14 Radial (dirsek, triceps sağlam) Birleşik Motor Ve Duyusal Kayıp %38x2/5= %15, Tablo 2.3 %9, Balthazard formülüne göre %45 olarak tespit edildiğine göre;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %45 (yüzdekırkbeş) olduğu,
2.İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği,
3.Sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş açıklandığı anlaşılmıştır. Davacı taraf tanık deliline dayanmış manevi tazminat talepleri yönünden tanık dinletmek istemiştir. Davacı Tanığı --------- duruşmada " ben davacı ---------- iş arkadaşım olması nedeniyle ve ailesini de bu sebepten ötürü tanırım. Kazaya karışan -------- ise daha önce tanımıyordum. Bu kaza nedeniyle ismini öğrendim. Olay gününü tam olarak hatırlamıyorum aklımda 27 Mayıs 2022 olarak kalmış. Geçen yıldı. Arkadaşımız -------- motorsikleti ile işe gelirken kaza yaptığını öğrendik. Ben, komiserimiz ve 3 - 4 arkadaşımız birlikte önce ---------- Hastanesi'ne gittik. Kendisinin durumunun kötü olduğunu öğrendik. Bacağının diz altından kesileceğini öğrendik. Ailesi ile birlikte büyük bir hüzünle beraber nöbet tutmaya başladık. Kendisi yaklaşık 1 ay yoğun bakımda kaldı. İlk 10 gün için doktorlar bize her şeye hazır olmamız gerektiği, vücudunda her yerinin kırık olduğu, ölebileceği bilgisini veriyordu. Ailesi ile birlikte bu süreci biz de yaşadık. Kendisi yaklaşık 2 ay hastanede kaldı diye hatırlıyorum. Sonrasında da evden bakımı yapıldı. Bulursak ambulans ile belediye ile, denk getirirsek kendi aracımızla bu dönemi atlatmasına yardım etmeye çalıştık. Kazadan beri arkadaşımız yatalak durumdadır ve sırt üstü yatar şekilde kalmaktadır. Abisi ------- onun ihtiyaçlarını karşılamak için işi bırakmıştır. Anne baba yaşlı olduğu için ancak kendilerine yetebilmektedir. Yine engelli bir kardeşi bulunmaktadır. ---------- bir küçüğüdür. Ailede-------- ve ---------- çalışarak ailenin geçimini sağlıyordu. Olay sonrasında --------- bakıma muhtaç hale gelmiştir. Biz eş dost akraba olarak elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Ancak ne kadara yettiğimiz tartışılır. Ailesinin ve kendisinin içinde bulunduğu durum hiç iyi değildir. Bu süreçte ne hastane döneminde ne de eve çıkarıldıktan sonra davalını gelip gittiğini görmedim ve duymadım. Yine maddi bir desteği olduğunu da duymadım. --------- kaza öncesinde benim gibi bekçilik yaparak geçimini sağlıyordu. Şimdi ise yatakta tek başına dahi dönememektedir. Yardım almadan geçimini sağlaması mümkün değildir. İşine dönmesi de mümkün değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı --------- duruşmada " ben kazanın oluşunu görmedim ancak kazadan 3 saat sonra davacı -------- bulunduğu --------- Hastanesi'ne gittim. Yanımda başka arkadaşlarım da mevcuttu. Hatta davacıya ilk kan verenlerden biriyim. Davacının ne kadar süre ile hastanede kaldığını hatırlamıyorum. Haftada iki kere hastaneye gittiğimi hatırlıyorum. Hastaneye gittiğim süreç içerisinde davalının ziyarete geldiğini, destek olduğuna şahit olmadım. Duymadım. Kendisi hastaneden çıkarıldıktan sonra ve halen evde yatalak durumda yatmaktadır. Geçen hafta ayağındaki demirler için tekrar hastaneye gittiler. Ayağındaki demirler çıkarıldı diye biliyorum. Ancak kolunda sıkıntı var. Bu yüzden değnekleri tutamıyor ve yatıyor. Babası yaşlı yetmiş yaşlarındadır. Çalışmaz. Annesi de çalışmayıp evde ev halini düzenlemeye çalışmaktadır. -------- işini bırakıp eve yardımcı olmaya çalışıyor. Evde bildiğim başkaca çalışan kimse yoktur. Bildiğim Emniyet Müdürlüğü kısmi miktarda maaş ödemesi yapmaktadır. Bunun dışında başkaca bir gelirleri yoktur. Kaza sonrasında --------- psikolojisi iyi değildir. Kendisine destek olmaya çalışıyoruz. Psikolojik destek alıp almadığını bilmiyorum. Annesinin de bizim her gidişimizde ağladığına şahidim. Babasının da durumu iyi değildir. Ailecek üzgün durumdadırlar. --------- eve çıktıktan sonrada ben davalının eve kendisini ziyaret ettiğini, yardımda bulunduğunu ben davacılardan duymadım ve görmedim şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya davacılardan ---------- maddi tazminat talepleri yönünden hesaplama yapılmak üzere bilirkişi heyetine verilmiş, 07/04/2025 tarihli kök raporda doktor bilirkişinin Belgesiz Tedavi Giderleri başlığı altında davacının tedavileri sırasında belgeli tedavi gideri olabileceği gibi belgelemese de olay sonucu vücudunda oluşan araza bağlı tedavileri sırasında yol, paramedikal tedavi giderleri, pansuman giderleri olabileceğini, davacının tedavileri sırasında yol gideri olarak 4.600,00TL, iyileşme döneminde paramedikal, pansuman vb giderleri olarak 5.000,00TL nin kadri maarufunda olduğu kanaatine varıldığını, kişinin geçirmiş olduğu trafik kazası sonrasında mevcut tıbbi belgelerde göz önüne alındığında kişinin sol diz altı protezi takılana kadar bir başkasının bakımına ihtiyaç duyacağı kanaatine varıldığını, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 10.07.2024 tarih ve --------sayılı raporunda; sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğunu, davacının nihai ve gerçek bakıcı gideri maddi zararının; (3) aylık bakıcı ihtiyaç süresine göre 17.696,61 TL olabileceğini açıkladığı, bu görüşünü daha sonra alınan ek raporlarda da tekrar ettiği anlaşılmıştır. Doktor bilirkişinin bu tespitleri mahkememizce hükme esas alınmış , davalıların tedavi gideri ile geçici bakıcı giderinden müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Davalı sigorta vekili geçici bakıcı gideri hesaplamasına itiraz ederek ----------- Hastanesi Epikriz Raporu incelendiğinde davacının 26.05.2022 tarihinde hastaneye giriş yaptığı, 16.06.2022 tarihinde hastaneden çıkış yaptığı, ayrıca --------- Hastanesi Epikriz Raporu incelendiğinde davacının 07.07.2022 tarihinde hastaneye giriş yaptığı, 19.07.2022 tarihinde hastaneden çıkış yaptığı, toplam 34 gün hastanede kaldığının anlaşıldığını, Yargıtay kararları gereği kazazedelerin hastanede kaldığı günlerde bakımları hastane tarafından gerçekleştirildiği için geçici bakıcı hesaplaması yapılırken bu günlerin hesaplama dışı bırakılması gerektiğini ileri sürmüş ise de hastanede kalınan süre içinde de bakıcıya ihtiyaç duyulduğu, tüm işlemlerin hastane personeli tarafından yerine getirilmediği, sabit olup bu nedenle davacının hastanede kaldığı süre içinde bakıcı gideri talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Araç hasarı ve diğer maddi talepler yönünden aktüer bilirkişi ile hasar bilirkişisinin tespitlerine yönelik itirazların karşılanması, 2026 yılı asgari ücret değişikliğinin gözetilmesi yönünden bilirkişi heyetinden en son 27/01/2026 tarihli 2. Ek rapor alınmış bu raporda davacı tarafa ait -------- plaka nolu --------- model --------- marka motosikletin hasarının 31.10.2022 tarihli eksper raporuyla tespit edilmiş ve değerlendirilmiş olduğu, hasarın durumunu gösteren fotoğrafların mevcut olup, aracın ağır bir şekilde hasarlandığı, motosikletin bu durumu ile tamir edilmesinin ekonomik olmayacağı, tamir edilse dahi randıman vermeyeceği, bu nedenle otomobilin PERT-TOTAL edilmesinin uygun olacağı kanaatine varılarak; Motosikletin olay tarihindeki hasarsız durumdaki piyasa rayiç bedeli 26.000,00-TL Motosikletin olay tarihindeki hasarlı durumdaki piyasa rayiç bedeli 9.100.,00- TL ve toplam tazminat miktarı 16.900,00-TL olarak belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yeterli görülerek mahkememizce de hükme esas alınmıştır.Davacının oluşan maluliyeti nedeniyle maddi talepleri aktüer bilirkişi tarafından değerlendirilmiş, raporda davacının muhtemel bakiye ömrü TRH- 2010 yaşam tablosu ile belirlenip davacının işleyecek dönemdeki maddi zararı yönünden kazançları her yıl için %10 artırılarak ve tazminatın rapor tarihi itibarı ile peşin ödeneceği kabul edildiğinden her yıl için %10 ıskontolu yapılarak ve böylece progresif rant yöntemine göre maddi zarar hesaplanacağı açıklandıktan sonra davacının bekçi olarak çalıştığı; --------- Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün müzekkere cevabında davacının Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak çalıştığının belirtildiği, 657 sayılı Devlet Memurları yasasına ve diğer ilgili yasalara göre polis memurlarının yaş haddi zorunlu emeklilik yaş haddi sonu yani aynı zamanda pasif dönem başlangıcının (55) olarak belirlendiği bu itibarla rütbesiz polis memuru olan davacının aktif çalışmasını (55) yaşına kadar devam ettireceği kabul edilerek; (30) yaşından itibaren (55) yaşına kadar polis memuru olarak zarar gördüğü bakiye aktif devresi (25) yıl, davacının (55-60) yaşları arasındaki aktif devresi (5) yıl, davacının (60-74) yaşları arasındaki pasif devresi (14) yıl kabul edilip, Devlet memurlarının istirahatte olduğu dönemde maaşları tam olarak tahakkuk ettirilip ödendiğinden davacının geçici iş göremezlik döneminde kazanç kaybının oluşmadığı bu nedenle; geçici iş göremezlik maddi zararı şartlarının oluşmadığı, buna karşılık davacının sürekli iş göremezlik döneminin başlangıcı olan 25.03.2023 tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik maddi zararının 11.087.408,36 TL olduğu belirlenerek olayın meydana gelmesinde davacı kusursuz olup davalı tarafın kusur sorumluluğu %100 oranında olduğundan hesaplanan maddi zarar tutarından kusur tenziline yer bulunmadığı, --------- Emniyet Müdürlüğünün 22.04.2025 tarihli müzekkere cevabında davacıya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından rücuya tabi nakdi tazminat ödemesi yapılmadığı belirtildiğinden rücuya tabi nakdi tazminat ödemesi hususunda indirime yer olmadığı, -------- Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün müzekkere cevabında davacıya rücuya tabi gelir bağlanmadığı belirtildiğinden rücuya tabi ödemeler hususunda indirime yer bulunmadığı belirtilmiştir. Yapılan hesaplamalar mahkememize gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan hükme esas alınmıştır.Davacılar vekili 28/01/2026 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle: fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araç hasar bedeline karşılık toplam 16.900,00 TL, tedavi giderine karşılık 9.600,00-TL, geçici ve sürekli bakım-bakıcı giderine karşılık 17.696,61-TL, sürekli iş göremezlik tazminatına karşılık ise 11.087.408,36-TL olmak üzere toplam 11.131.604,97-TL tutarındaki belirsiz alacağın/tazminatın davalı --------- yönünden kaza tarihinden (25.05.2022) itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere araç hasarı bedeli için dava tarihinden (11.09.2022) diğer maddi zararlar için ise sigorta şirketine başvuru tarihini (30.06.2022) izleyen 8(Sekiz) işgününü takip eden 13.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline ve müvekkili -------- için 500.000,00-TL, anne --------- için 150.000,00-TL, baba -------- için 150.000,00-TL, kardeşler --------- için 50.000,00-TL, --------- için 50.000,00-TL, --------- için 50.000,00-TL, --------- için 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (25.05.2022) tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı ---------- tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin maddi tazminat ve araç hasarı yönünden davalılardan müştereken ve müteselsilen, manevi tazminat yönünden ise davalı ---------- tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan yargılama toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları ile meydana gelen trafik kazası netecesinde davacının maluliyetinin oluştuğu, olayın meydana gelmesinde davacıya atfı kabil bir kusur bulunmayıp davalı sürücünün %100 ve tam kusurlu olduğu, olay sırasında davacının motorsiklet kullandığı yaralanmasının baş bölgesinden olmadığı, ve Olay Yeri İnceleme Raporunda "Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde ---------- motosikletin bariyerin arkasında yan vaziyette bulunduğu, üzerinde kask ve plakasının olduğu görüldü” şeklindeki tespit karşısında kaskının olmadığı ve bu nedenle müterafik kusurlu olduğu yönündeki savunmanın yerinde olmadığı, olay nedeniyle davacının sol bacağının diz altından kesildiği, davalı tarafça koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle davacının müterafik kusurlu olduğu ileri sürülmüş ise de --------- Sayılı kararında "...... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 inci maddesinde "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." düzenlemesi yapılmıştır.Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesinde "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları mecburidir. Sürücü ve yolcular için, nicelik ve nitelikleri bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde ve Karayolları Trafik Kanununa göre çıkarılan diğer yönetmeliklerde gösterilen koruyucu tertibatlardan; a) Üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı,” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır. Somut olayda; her ne kadar diz bölgesinden yaralanan davacının, kaza sırasında koruyucu ekipman olarak dizlik kullanmadığı gerekçesiyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ise de KTY'nin ilgili maddesinde motosiklet sürücüleri için dizlik zorunlu koruyucu ekipman olarak düzenlenmediğinden bu şekilde indirim yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." şeklinde karar verilmek suretiyle koruyucu ekipman bulunmaması müterafik kusur sayılmadığından davacı -------- müterafik kusur atfedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Davacının olay nedeniyle sürekli maluliyetinin oluştuğu, hesaplanan 11.087.408,36 TL sürekli maluliyet tazminat tutarından ve bunun yanı sıra 17.696,61TL geçici bakıcı gideri ve 9.600,00TL tedavi giderinden davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları(davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sınırlı olarak) aynı şekilde davacıya ait aracın pert total kabul edilmesi durumunda, sovtaj bedeli ile hasarsız piyasa rayici arasındaki farka hasar tazminatı olarak hükmedilmesi gerektiği, davacının aracı yönünden pert total kabul edilerek hesaplanan 16.900.00TL'den de davalıların aynı şekilde sorumlu oldukları, sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza tarihi itibarı ile Hazine Müsteşarlığınca belirlenmiş olan ZMSS poliçe limitleri şahıs başına ölüm ve sakatlık yönünden 500.000,00 TL; tedavi gideri yönünden 500.000,00 TL, araç hasarı yönünden ise teminat limiti 50.000,00 TL olup Karayolları Trafik Kanunun 99.maddesinde; “....MADDE 99- Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren (8) iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.....” hükmü uyarınca davacının davalı sigorta şirketine gerekli belgelerle birlikte bedeni zararlar için başvurusunun 01.07.2022 tarihinde tebliği ile 8 iş günü sonrası olan 14/07/2022 tarihinde davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt meydana geldiği, davacının araç hasarı için ise temerrüt başlangıcının taleple bağlı kalınarak davalı sigorta şirketi yönünden 11.09.2022 dava tarihi olduğu, davalı sürücü yönünden ise temerrüt başlangıcının haksız fiili tarihi olan 25.05.2022 olduğu, davacının hükmedilen tazminatlar için yasal faiz talep edebileceği sonucuna varılmış, bilirkişi heyetinin 27/01/2026 tarihli 2. Ek raporundaki hesaplamalara itibar edilmiştir. Adli tıp raporu ile davacının sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığı belirlendiğinden ve davacı Devlet memuru olup istirahatte olduğu dönemde maaşını tam olarak aldığından geçici iş göremezlik döneminde kazanç kaybı oluşmadığından sürekli bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı talepleri ise kabul edilmemiştir.Davacılar olay nedeniyle aynı zamanda davalı sürücüden manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Davacı --------- meydana gelen kaza neticesinde yaralanarak malul hale gelmiş ve bir süre de bakıcıya ihtiyacı duymuştur. Meydana gelen trafik kazasında davacıya yüklenebilecek kusurun bulunmadığı, araç sürücüsünün tam kusurluyla kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Karayolları Trafik Kanununda manevi tazminat hakkında bir düzenleme bulunmadığından, trafik kazası nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK 56 maddesi uygulanacaktır. TBK 56/1 maddesinde "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."hükmü düzenlenmiştir. Maddenin 2 fıkrası "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü düzenlemiş olup diğer davacılar --------- anne baba ve kardeşleridir. Meydana gelen olay nedeniyle duyulan acı ve ızdıraptan ötürü manevi tazminat talep etmişlerdir. Bu yasal düzenlemeler gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve -------- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir. .Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde kazanın oluş şekli, taraflara yüklenen kusurlar, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı --------- için 100.000,00TL, davacı ---------- için 30.000,00TL, davacı --------- için 30.000,00TL, davacı--------- için 10.000,00TL, davacı ----------- için 10.000,00TL, davacı ---------- için 10.000,00TL, davacı ---------- için 10.000,00TL olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı --------- tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın maddi tazminat talepleri yönünden artırılan hali ile kısmen kabulüne, A-Davacı --------- geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı gideri taleplerinin reddine, B-17.696,61TL geçici bakıcı gideri ve 9.600,00TL tedavi gideri olmak üzere toplam 27.296,61TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı --------- ödenmesine, Hükmedilen tutara davalı --------- yönünden kaza tarihi 25/05/2022 ve davalı sigorta şirketi yönünden 14/07/2022 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, C-11.087.408,36TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı sigorta şirketi poliçe limiti olan 500.000,00TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla ) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ---------- ödenmesine, Hükmedilen tutara davalı --------- yönünden kaza tarihi 25/05/2022 ve davalı sigorta şirketi yönünden 14/07/2022 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, D-Davacı ---------- araç hasarına ilişkin talebinin kabulü ile: 16.900,00TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ---------- ödenmesine, Hükmedilen tutara davalı ---------- yönünden kaza tarihi 25/05/2022 ve davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi 11/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,
2.Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, Davacı ------- için 100.000,00TL Davacı ------- için 30.000,00TL Davacı -------- için 30.000,00TL Davacı ------- için 10.000,00TL Davacı ------- için 10.000,00TL Davacı ------ için 10.000,00TL Davacı ------- için 10.000,00TL Manevi tazminatın Davalı --------- kaza tarihi 25/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine,
3.Fazlaya ilişkin talebin reddine, HARÇLAR:
4.Maddi tazminat talebi yönünden karar harcı 760.399,94 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.500,89TL harcın mahsubu ile bakiye 756.899,05 TL harcın tüm davalılardan(davalı sigorta şirketi 33.673,18 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla ) müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazine adına irad kaydına,
5.Manevi tazminat talebi yönünden karar harcı 13.662,00 TL'nin davalı -------- tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6.Davacılar tarafından yatırılan 3.500,89TL peşin harcın davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, YARGILAMA GİDERLERİ:
7.Davacı tarafından yapılan 92,20 TL ilk masraf, 517,00 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 609,20 TL yargılama giderinin maddi tazminat tutarının kabul edilen kısmı (%99,9) dikkate alınarak taktiren tamamının tüm davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8.Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri tespit edilemediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9.Dosyada adli yardım kabul edildiğinden resen karşılanan 4.650,00TL Adli Tıp Kurumu rapor ücreti, 2.405,75 TL posta tebligat ücreti 15.000,00 Tl bilirkişi ücretinden oluşan toplam 22.055,75 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, VEKALET ÜCRETLERİ:
10.Davacı --------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden hükmedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 1.059.948,14 TL vekalet ücretinin(davalı sigorta şirketi 87.071,45 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ---------- ödenmesine,
11.a-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı -------- alınarak davacı ------- verilmesine, b-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı -------- alınarak davacı -------- verilmesine, c-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı --------- alınarak davacı -------- verilmesine, d-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı --------- alınarak davacı -------- verilmesine, e-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı --------- alınarak davacı -------- verilmesine, f-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı -------- alınarak davacı --------- verilmesine, g-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı -------- alınarak davacı--------- verilmesine,
12.Reddedilen manevi tazminat yönünden davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
13.Reddedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 7.500 TL vekalet ücretinin davacı --------- tahsili ile davalılara verilmesine, ARABULUCULUK ÜCRETİ:
14.7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin tamamının (%99,9 maddi tazminat kabul oranına göre) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, GİDER AVANSI:
15.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacılar vekili ile davalılar vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026