T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 30/06/2025 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Ilgın İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile "Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle Yapılacak Takipte Ödeme Emri" Örnek 10 şeklinde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacağın hukuki dayanağı olmadığını, müvekkillerinin dayanak gösterilen borca ilişkin yükümlülüklerini süresi içerisinde ve tam olarak yerine getirdiğini, bu suretle borçtan kurtulduklarını, buna rağmen, davalı tarafın kötü niyetli şekilde icra takibi başlatmasının müvekkillerini mağdur ettiğini, müvekkillerinin bu borçtan dolayı sorumluluğu bulunmadığının tespiti gerektiğini, Ilgın İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında bu hususta itirazda bulunulmuşsa da, haklı taleplerinin reddedildiğini, müvekkillerinin takip dayanağı belgede senet lehtarı ...'a senet bedelini ödediklerini, ancak senet lehtarı ...'un takibe konu senedi kaybettiği gerekçesiyle müvekkillerine vermediğini, bunun üzerine ...'un senedin asıl borçlusundan ve müvekkillerinden söz konusu bedeli tam olarak aldığını ve borçlu ile müvekkilleri ... ve ... en geniş şekilde ibra ettiğini ve senedin elinde mevcut olmadığını belirten 15/06/2024 tarihli ibranameyi imzalayarak müvekkillerine verdiğini, davalı ...'nın senedin kendisine ciro edilmiş olduğunu ileri sürerek, asıl borçlu olan Hüseyin Bakan’a başvurmaksızın, doğrudan müvekkillerinin aleyhine icra takibi başlattığını ve ciro silsilesini bozmuş olduğunu, taraflarınca borcun ödenmiş olması sebebiyle dava şartı gereği arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek müvekkilleri adına başlatılmış bulunan Ilgın İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra takibinin tarafları aleyhine daha büyük zararlara yol açmadan durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davalarının kabulüne, müvekkillerinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu takip miktarı üzerinden %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 07/09/2025 tarihli cevap dilekçesi ile, davacı tarafından açılan davanın tamamen kötü niyetli ve haksız olarak açılan bir dava olduğunu, menfi tespit davalarında davalı alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu ancak takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olup illetten mücerret olduğunu bu durumda bonodan dolayı borçlu bulunmadığı ispat yükümlüğünün davacıya ait olduğunu, dava dilekçesinde ve Ilgın İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı davasında sehven geriye dönük olarak hazırlanarak ileri sürülen ve alacaklı ...'a imzalatılan ibranamenin mahiyeti alacaklı ... ile davacı tarafları bağlamakta olduğunu, ilgili senedin ... tarafından ciro edilerek müvekkiline elden teslim edildiğini, ...'un taraflar arasında hazırlanan ibraname de senedin elinde olmadığını ve eline geçmesi halinde davacılara teslim edeceğine ilişkin beyanı kötüniyetli olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bahse konu senedin bedelinin 850.000,00 TL olup oldukça yüksek bir meblağ olup bu derece yüksek bir meblağı iddia ettiği üzere tahsil etmesine rağmen borçlu taraflara teslim etmemesinin izahı bulunmadığını, teslim edilen senet neticesinde davacıların müvekkiline olan borcu için haklı takip başlatıldığını, Ilgın İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak teşkil eden 19/06/2023 tanzim tarihli, 850.000,00 TL bedelli bono zorunlu unsurları taşıdığını, bu nedenle kambiyo vasfına haiz olduğunu, kıymetli evrakın, kural olarak doğumuna neden olan olaydan veya hukuki ilişkiden bağımsız yeni bir hukuki ilişki meydana getireceğini, kıymetli evrakın üzerindeki hak ile bu hakkın oluşturulmasına sebep olan işlem arasında bir bağlantı kurulamayacağını, böylece bononun sebepten mücerret olduğunu, avalde eşin rızası aranmaksızın aval geçerli olup senet borcundan keşideci ile birlikte aval müteselsil sorumlu olacağını, söz konusu ibranamenin 15/06/2024 tarihinde imzalandığını, takibe konu bono senedinin vadesinin 05/05/2024 tarihi olduğunu, takibe konu bononun lehtarı ... bonoyu davalıya ciro etmiş olup ciro ile senedi devralan davalı yetkili hamil olup senedin alacaklısı haline geldiğini, cironun kural olarak vadeye kadar yapılabileceğini, davacıların senedi görmeden ve geri almadan senede dayalı ödeme yapmış olmalarının İİK m. 168-170/a ve devamı uyarınca borca itiraz şartlarını oluşturmayacağını belirterek müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak nedeniyle açılmış bulunan davanın ve tedbir talebinin reddine, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davacıların, davalı müvekkile %40 icra inkar tazminatı ödemesine, ( icra inkâr tazminatının aynı icra dosyası ile tahsiline ), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Dosyamız kapsamında delillerin toplanması amacıyla Ilgın İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile Ilgın İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİLİMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit isteminden ibarettir. Dava, bono keşidecisi tarafından, bono lehtarına ödeme yapıldığı ve ödemeye ilişkin ibraname verildiği için bono hamili olan davalıya karşı borçlu olunmadığı hususunun tespitine ilişkindir. Takip dayanağı bonoda davacı keşideci, dava dışı ... lehtar, takip alacaklısı ile hamil durumundandır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Yasanın 818/1-c maddesi delaleti ile uygulanması gereken 677.maddesi uyarınca bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. İmzaların bağımsızlığı(istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar; geçersiz bir imza sahibini bağlamaz. Ancak, ciro zincirini de koparmaz. “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senedin asıl borçlusu olan keşidecinin imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin (lehtarının veya diğer cirantaların) senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir.
Kanun yapıcı, 6102 sayılı Yasanın 677.maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Bu açıklamalar için bkz, Prof.Dr. ... Prof. Dr. ... ; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, Sayfa 141-142; Prof. Dr. ... , Kıymetli Evrak Hukuku 2.Bası, Ankara 1997, Sayfa 414 vd; Prof. Dr. ... Doç. Dr. ... Doç. Dr. ... Doç. Dr. ... ; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, Sayfa 126 vd; Prof. Dr. ... Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, Sayfa 122 vd;... ; Türk Ticaret Kanunu İkinci Cilt-Kıymetli Evrak ve Taşıma Ankara 1988 sh. 174 vd- sh.286-Yargıtay .HD.3.11.1987 tarih, ... Esas ve Karar sayılı kararı; Prof.Dr. ... ; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, sh.58 vd; ... ; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İkinci Cilt, Üçüncü Baskı Ankara 1990 sh.1611 vd.) Zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz, Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, sh.295; ... ; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İkinci Cilt, Üçüncü Baskı, Ankara 1990, sh. 1646-1647; ... , Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998 sh. 255 vd; ... ; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; ... / ... ; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998 sh.
363.Hamilin ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra cirantasını takip etme gibi yasal bir zorunluluğu bulunmamaktadır. TTK’da yer alan ve kambiyo hukukuna ilişkin ilkeleri belirleyen kuralların kişiden kişiye değişebilen “hayatın olağan akışı” şeklindeki subjektif bir takım değerlendirmelerle ortadan kaldırılması doğru görülemez. Kambiyo senetlerinde imzaların istiklali(bağımsızlığı) ilkesi ile ilgili olarak Daire uygulaması istikrar kazanmıştır (Yargıtay .HD.’nin 17.02.2011 tarih, ... E, ... K; 31.03.2011 tarih ... E, ... K; 18.04.2011 tarih ... E, ... K; 13.05.2010 tarih ... E, ... K; 14.10.2010 tarih, ... E, ... K; 21.03.2012 tarih ... E, ... K. sayılı kararları).
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu bonoda davacılar keşideci durumunda olup, takip alacaklısı senede ciro yoluyla hamil olmuştur. Görünüşe göre ilk ciro, senedin lehtarı durumundaki dava dışı takip borçlusu ... imzası ile yapılmıştır. Davacı, kendi imzasını inkar etmemektedir. Senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında senetteki herhangi bir imzanın sahteliği dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum keşideciyi sorumluluktan kurtarmaz. Davacı ciro silsilesine göre, hamile karşı yükümlü olup, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu borçtan kurtulmuş olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacaktır. Davacı keşideci senedi dava dışı diğer borçlu lehtar ...'a verdiğini kabul etmektedir. Davacının senetle ilgili bağları sona ermiş olup, hamile karşı sorumludur, somut durumda da muntazam ciro silsilesine göre hamil, davalı takip alacaklısıdır. 6102 sayılı Yasanın 818/1-e maddesi delaleti ile uygulanması gereken 687.maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Bu madde uyarınca borçlular temel ilişkiye dayanan şahsi defilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebilir; somut durumda ise davacı bono bedelini, lehtara ödediğini savunmuştur.
Yasal düzenlemeden anlaşıldığı üzere şahsi def'inin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması gerekir ki, bu yönde dava dosyasında dosyasında delil vardır.
Davacı keşideci, bonoyu lehtara vermekle, lehtarla aralarındaki ilişki kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmiş, ticari ilişki kapsamında ödemesini bono ile yapmıştır. Ancak davacılar bonoyu almadan ödeme yapmıştır. Bu ödeme keşidecinin kendi inisiyatifine dayalı bir ödeme olup, bono kendisine iade edilmeden böyle bir ödemeyi yapan keşideci, bono nedeni ile sorumluluktan kurtulduğunu savunamaz; keşidecinin hamile karşı ödeme yükümlülüğü halen devam etmektedir. Bu nedenle, hamil tarafından başlatılan takipte keşidecinin borçlu olarak gösterilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Takipte keşidecinin borçlu olarak gösterilmesinde Yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacının Davasının REDDİNE
2.Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE
3.Peşin olarak alınan 1.661,28 TL harcın, alınması gereken 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 929,28 TL fazla harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 4.700 TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5.Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
7.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/01/2026 Katip ... Hakim ...