T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan mutabakat kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalanmış yahut davalı şirket tarafından talep olunmuş araçların onarım işlemlerinin müvekkili şirkete ait yetkili servis nezdinde gerçekleştirilmiş araçların onarım işlemlerinin tamamlanarak sorunsuz bir şekilde teslimleri sağlanmasına ve ilgili işlemlere ilişkin irsaliyeli faturanın davalı şirkete iletilmesine rağmen fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmediğini, her ne kadar davalı şirket tarafından uyuşmazlığa konu icra dosyasına sunulan borca itiraz dilekçesinde taraflar arasında bir mutabakat bulunmadığı belirtilmişse de taraflar arasında tanzim olunan anlaşma mutabakatı ile davalı şirketin kasko sigorta teminatı altında bulunan yahut davalı tarafından onarımı talep olunan motorlu kara taşıtlarının, kasko sigorta teminatına giren bir rizikonun gerçekleşmesini takiben müvekkilişirkete onarım amacıyla başvurması halinde müvekkili şirket tarafından ilgili araçların onarımının gerçekleştirileceği ve davalı tarafından onarım bedellerinin müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığının izahtan vareste olduğunu, mutabakat kapsamında farklı tarihlerde müvekkili şirkete ait yetkili servise onarım işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla giriş yapmış bulunan araçların, davalı şirket eksperleri tarafından onarıma ilişkin gerekli inceleme ve onayların verilmesinin ardından onarım işlemine tabi tutulduğunu, onarım işlemlerinin ardından ise sorunsuz ve eksiksiz bir şekilde teslimlerinin sağlandığını, mutabakatın yapıldığı Ağustos 2022 tarihinden itibaren onarım işlemlerinin tamamlanılmasının ardından müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaların davalı şirkete iletilmesini takiben davalı şirket tarafından düzenli bir biçimde gerçekleştirilen ödemelerin 2024 yılı içerisinde durduğunu, icra takibine konu edilen irsaliyeli faturaların davalı şirkete E-Fatura aracılığıyla iletilmesine rağmen davalı tarafından ödemede bulunulmadığını, bununla birlikte davalının faturalara yönelik itirazın da gerçekleştirilmediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine gerçekleştirilen itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, 2024 takvim yılı içerisinde müvekkili şirket tarafından tanzim olunarak E-Fatura sistemi aracılığıyla iletilen ve huzurdaki uyuşmazlığa konu edilen 13 adet faturanın ödenmediğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptali ile toplam 877.071,69 TL alacağın takip tarihi olan 27.02.2025 tarihinden itibaren yıllık ticari temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan servis hizmeti sözleşmesi uyarınca davacı tarafından tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; Taraflar arasında akdedilmiş olan servis hizmet sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine toplam 877.071,69 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı aleyhine uyuşmazlığa konu tutarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalının herhangi bir defter, belge ibraz etmediği görülmekle davacının ibraz etmiş olduğu belgeler ve tarafların celp edilen ba- bs formları karşılaştırmalı incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 mali müşavir bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda özetle;
Davacı şirketin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2024-2025 yılları arası defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, icra takibine konu olan cari hesap alacağına ilişkin faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu ilgili kişilere/ davalıya GİB aracılığı ile elektronik ortamda da gönderildiği, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini veya faturalara karşılık iade faturası düzenlendiğine ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir belgenin bulunmadığı,
Somut olayda, taraflar arasında davalı sigorta şirketin kasko teminatı altında bulunan yada davalı tarafından onarımı talep edilen motorlu kara taşıt araçlarının davacı tarafından onarımının yapılması kapsamında ticari ilişki bulunduğu, davanın konusunun, davalının müşterilerinin hasarına ilişkin yapılan servis hizmeti nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip konusu alacağı oluşturan e-Arşiv ve e-faturaların davalı şirketin yevmiye defterine de kaydedildiği, GİB aracılığı ile elektronik ortamda ilgilisine gönderildiği, faturaya karşılık itiraz edilmesi halinde yasal süresi (faturanın alındığı tarihten itibaren sekiz gün içerisinde) içerisinde ihtarname yolu ile iade edebileceği, dosya kapsamına bu hususta yasal süresinde itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığı, tüm bu hususlar doğrultusunda fatura içeriği hizmetin davalı müşterilerine teslim edildiğine ilişkin karinenin oluşacağı, hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, teslim ediminin kabul edilmesi halinde, davalı şirketin fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, bu hususta davalı şirket tarafından bakiye ödeme yapıldığına ilişkin somut herhangi bir belge sunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde davacı şirketin 27.02.2025 takip tarihi itibariyle müşterilerinin hasarlarından kaynaklı 765.968,15 TL tutarında alacağını talep edebileceği, Sayın Mahkemece davacı lehine hüküm kurulması halinde davacı şirketin 27.02.2025 takip tarihi itibari ile 765.968,15 TL'lik bakiye asıl alacağının kaldığı,
Sayın Mahkemenin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde davacının, 765.968,15 TL'lik asıl alacağı için takip öncesinde 118.013,09 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu, ANCAK davacının icra takibinde 111.103,54 TL işlemiş faiz talebinde bulunduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının alacağının 111.103,54 TL olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalı tarafından vergi dairesine usulüne uygun şekilde bildirildiği, tarafların vergi dairesi kayıtlarının karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı, davalının alınan rapora karşı süresi içerisinde herhangi bir itirazının da bulunmadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan takip talebinde belirtilen miktar üzerinden alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 765.968,15 TL 'nin %20'si oranında olan 153.193,63-TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile; takibin kaldığı yerden devamına,
2.Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 765.968,15 TL 'nin %20'si oranında olan 153.193,63-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3.Alınması gerekli olan 59.912,77-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 10.592,84-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 49.319,93-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 11.295,74-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 1.335,00-TL, bilirkişi ücreti: 7.500,00-TL olmak üzere toplam: 20.130,74-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 137.560,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7.Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)