T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların yüklenicisi bulunduğu---- adresinde bulunan ---- . İnşaatında; mekanik ve elektrik işlerinin yapımı konusunda davalı ------ şirketi ile taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, davalı tarafından taahhüt edilen işlerin bir kısmının hiç yapılmamış, bir kısmının eksik yapılmış ve bir kısmının da ayıplı olarak teslim edilmiş olduğu, Davalı şirket, müvekkiller ile yapılan sözlü taşeron anlaşması neticesinde elektrik ve mekanik işleri dahil binanın tüm kaba inşaatını yapmayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, eksik ve ayıplı olarak yaptığı imalatların davacı tarafından tamamlandığı, ayrıca sözleşmeye aykırı fiillerinin düzeltilmesi yine davacı tarafından gerçekleştirildiği, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışlarından kaynaklanan alacağı ve uğradığı zararlar yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi ile açıkça ortaya çıkacağı belirtilerek, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne, şimdilik
10.000 TL alacağın davalıdan tahsiline yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini davalık tarafa yükletilmesine karar verilmesi taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında -----Parsel" adresinde bulunan ---- inşaatında mekanik ve elektrik işlerine ilişkin taşeronluk sözleşmesi akdedildiği, Müvekkil tarafından işler süresinde tamamlanmış ve davacı tarafa teslim edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan delillerle de görüleceği üzere, davalı şirketin teslim etmiş olduğu iş davacılar tarafından da muayene edildiği, muayene sonrası Müvekkil şirkete eksik işlere ilişkin 14.09.2023 tarihinde mail atılmış ve işbu maile karşı Müvekkil tarafından iş programı da içerir şekilde açıklamalı listeye yer verilmiştir. Müvekkil, işbu listedeki eksiklerin neredeyse tamamını daha sonra giderildiği, Her ne kadar 14.09.2023 tarihinde yapılan muayenede tespit edilen eksikler davacı tarafından da açıkça belirtilmişse de, dosyaya kötü niyetli olarak 04.09.2023 tarihinde daha sonra işleri tamamlattırdığı iddia edilen kişiyle tutulan tutanaklar sunulmuş ve sanki bu eksik işler daha sonra Müvekkil tarafından tamamlanmamış gibi yanıltıcı açıklamalara yer verilmiştir.
Davacı tarafından Müvekkille arasındaki tüm ticari işleri kapsar şekilde -----. Noterliğinin 18.10.2023 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarname gönderilmiş olup işbu ihtarnamede yalnızca eksik ve kusurlu işler bulunduğu belirtilmiş, eksik ve kusurlu işlerin ne olduğu, ayrıca hangi sözleşmeye ilişkin olduğu belirtilmemiştir. Hangi projede hangi eksik ve kusurlu işlere ait olduğu belli olmayan ihtarnamede maddi zarar karşılığı
253.000,00-TL talep edildiği, Daha sonra ---- Noterliğinin 24.10.2023 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek eksik bildirilen işler için ekstre 165.000,00 TL KDV ödeme talep edildiği,
Davacı taraf ise yukarıda da açıklandığı gibi, 04.09.2023 - 14.09.2023 tarihli tutanaklarda farklı konulara yer vermiş, keza çekilen ihtarnamelerde de hangi projeye ait olduğu belirtilmeyen ve sayısı, niceliği açıklanmayan eksik ve ayıplı işlerden bahsetmiştir. Bu anlamda Müvekkilin herhangi bir eksik ve ayıplı işinin bulunmadığı, değerlendirmenin de 14.09.2023 tarihli eksik iş listesine göre yapılması gerektiği tartışmasız hale gelmiştir. Bu anlamda, 14.09.2023 tarihindeki mailde yer almayıp 04.09.2023 tarihinde ve ihtarlarda mevcut olduğu iddia edilen eksik işler kapsamında Müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olup davacı tarafın kötü niyetle hareket ettiği de tartışmasızdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki işbu ihtarnameler eksik ve ayıplı olduğu iddia edilen işlerin tamamlanmasından sonra tebliğ edilmiş olup TTK m.23 ve TBK m.223 kapsamında ihbarın süresinde yapılmadığı açıkça ortadadır. Bu anlamda herhangi bir eksik veya ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte ihtarların da süresinde yapılmamış olması nedeniyle Müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Nitekim bu husus, ----. Noterliğinin 27.11.2023 tarihli ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle karşı tarafa da bildirildiğini, arabuluculuk başvurusu yapılmamış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan açılmamış sayılmasına, kaksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Eksik ve ayıplı işlerden dolayı alacak ve tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat çıkarılmış, taşeronluk sözleşmesi incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır. Dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine verilerek, rapor alınmıştır. 22/02/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; " Davacı vekilin 10/09/2024 tarihli duruşmaya katıldığı, ticari defter ve kayıtların sunulması için ihtar edildiği, ancak davalı veya vekilinin 18/10/2024 tarihindeki incelemeye katılmadığı ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, bu nedenle davacının ticari defter ve kayıtları incelenemediği,
Yapılan tespitlere göre davalı şirketin 2023 yılına ticari defterlerinden Defter-i Kebir ve Envanter Defterlerinin yazılı olmadığı ve tüm defter kayıtlarının birbirini teyit etmemesi nedeniyle HMK 222. Md. Göre kendi lehine kesin delil teşkil etmediği, kanaatini varılmakla nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu Davalının yukarıdaki ticari defter ve kayıtlarına göre: davacı firmalardan alacağı veya borcunun bulunmadığı, Dosya muhtevasında dava konusu işin teknik yönden incelemesi, tespiti, değerlendirilmesi ve hesaplanması için gerekli olan teknik doküman ve belgelerin mevcut olmadığı, davacı tarafından giderildiği beyan edilen ancak ayrıntılı listesi dosyaya sunulmamış olan eksik ve hatalı imalatların mahallinde inceleme yaparak tespitinin teknik açıdan mümkün olamayacağı, Davacının dava konusu taleplerinin teknik yönden belirlenebilmesi için, sözleşme kapsamındaki eksik ve hatalı işlerin neler olduğunun, davacı tarafından yaptırılan veya halen eksik ve ayıplı olan işlerin teknik açıklamalarının, metrajlarının ve yerlerinin davacı tarafından liste halinde dosyaya sunulması ve işlerin niteliği gereği heyete makine ve elektrik bilirkişisi dahil edilip tarafların katılımıyla mahallinde inceleme yapılması gerektiği" tespitinde bulunmuşlardır.
Davacı vekili 16/02/2026 tarihli dilekçesi ile davalı ile yapılan sulh sözleşmesi kapsamında dosyadaki tüm taleplerinden vazgeçtiklerini ve davalı tarafça yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bildirmiş, davalı vekili 16/02/2026 tarihli dilekçesi ile davacı yanın davadan feragatine muvafakat ettiklerini ve davacı yandan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını bildirmişlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenen feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Aynı Kanunun 309. maddesinde "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu itibarla, feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığından ve davacı vekilinin incelenen vekaletnamesinde feragat etme yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu m.22 uyarınca 2/3 oranında hesaplanan 488,00-TL harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile eksik 60,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafın yargılama gideri talep etmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.