T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2026/200 - 2026/404
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/05/2022
NUMARASI : 2021/343 E. - 2022/164 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
Dairemizce verilen 24/01/2025 tarih ve 2022/2005 Esas - 2025/121 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/11/2025 tarih ve 2025/2521 Esas - 2025/6916 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin T/00266, 2018/59334 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/65010 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa davacının 1961 yılından beri faaliyet gösterdiği alanda birçok ürünün tanıtımı ve geliştirilmesini sağlayarak bir kalite sembolü haline geldiğini; müvekkili markasının müvekkili ve müvekkilinin ilişki içinde olduğu pek çok şirket tarafından gıda sektörü dışında da kullanıldığını; müvekkili markasının tanınmış olmasının iltibas tehlikesinin arttığını; taraf markaları kapsamındaki emtiaların da aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nın 2021-M-7656 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/65010 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını; davalının markasının "..." ibaresinden oluşması karşısında tüketicinin söz konusu markayı parçalara bölerek algılamasının mümkün olmadığını; markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini; markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan tüm emtialar yönünden mal ve hizmet benzerliğinin oluştuğu, taraf markalarının şekil olarak benzer bulunmadığı, zira davalının marka başvurusunda şekil unsuru yer almamakta iken davacının marka başvurusunda özgün bir şekil unsurunun yer aldığı; diğer yandan davalının markasında yer alan ibarenin anlamsal bir karşılığı bulunmadığı gibi tamamen farklı kelimelerden oluşan markaların anlamsal olarak benzer olmadığı, sadece "..." ibaresinden yola çıkarak markaların benzer olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi aksinin kabulünün markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği prensibine de ters düşeceği, zira ortalama tüketicinin markaları bir bütün olarak algılayacağı, işitsel olarak bakıldığında da tarafların markaları "..." ibareleri ile aynı sesle başlamakla birlikte davalının markasının "..." şeklinde farklı sesle bitmesi markaları sesçil olarak farklılaştırdığı, markaların işitsel olarak da benzer olmadığı, sonuç olarak markaların benzer olmadığı; dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karar gerekçesinin bilirkişi raporu dışında hukuki alt yapıya sahip bulunmadığını, karıştırılma ihtimali salt hukuki bir konu olduğundan bilirkişilerce bu yönde yapılan tespitin dikkate alınmaması gerektiğini, SMK'nın 6/5. maddesi yönünden hatalı inceleme yapıldığını, tanınmış markaya tanınan yasal koruma için iltibas ihtimaline gerek bulunmadığını, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, kötüniyet iddialarına ilişkin değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 24.01.2025 tarih ve 2022/2005 E.-2025/121 K. sayılı kararıyla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, tanınmışlık ve kötüniyet itirazlarının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2021-M-7656 sayılı kararının iptaline ve davaya konu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 20/11/2025 TARİH VE 2025/2521 ESAS, 2025/6916 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davalılar vekillerince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile, davalının başvuru markası ile davacının itiraza mesnet markası arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği ancak markalar arasında görsel bir benzerlikten söz edilemeyeceği, davacının markasında şekil ve renk unsurlarının yer aldığı, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Dairemiz kararının davalılar yararına bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.
Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacı şirkete ait "..." ibareli itiraza mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira markalar arasında görsel bir benzerlikten söz edilemeyeceği, davacının markasında şekil ve renk unsurlarının yer aldığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 26/05/2022 gün ve 2021/343 Esas - 2022/164 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6.Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 500,00-TL posta ve tebligat gideri ile 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.533,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7.Davalı ... ... Genel Müdürlüğü tarafından ilk derece mahkemesi ile istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9.Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine,
10.Davalı ... ile davalı Genel Müdürlük kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı Genel Müdürlük, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/02/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 19/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.