Esas No
E. 2025/951
Karar No
K. 2026/231
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

ANTALYA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/951
KARAR NO: 2026/231
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 08/02/2018
KARAR TARİHİ: 10/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... tarihinden geçerli olmak üzere 5 yıl süreli "Sağlık Turizmi Ortaklık Sözleşmesi" imzalandığını, iş bu sözleşme gereğince davacının diş tedavisine ilişkin olarak kendisine talepte bulunan müşterileri 5 yıl boyunca davalı ... AŞ’ye yönlendirmeyi davalı yanında bunun karşılığı olarak yapılan tedavi işlemlerine karşılık gelen ve sözleşme içeriğinde yer alan ücretler karşılığında yine sözleşmede yer alan oranlarda komisyon ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, tüm bu koşullarda anlaşılmış olmasına rağmen ... tarihinde bitmesi gereken sözleşmenin davalı yanın her hangi bir ihtar ve haklı gerekçesine dayanmaksızın sözleşmede yer alan şartların aksine ... tarihinde cep telefonuna gönderilen SMS mesajı ile sonlandırıldığını mesajda “Yarın gelmeyin, Hasta gelmesin” ifadeleri kullanılarak sözleşmenin haksız ve mesnetsiz olarak tek taraflı olarak davalı yan tarafından feshedildiğini, davalı yan tarafından sözleşmenin haklı sebeple feshedilse dahi bunun fesih tarihinden itibaren 3 ay önce karşı tarafa bildirilmesinin gerektiğini, bunun yanı sıra sözleşmenin taraflar arasında sona erdilrilmiş bile olsa davalı yanın hastalara bakma yükümlülüğü devam etmekte olup iş bu sözleşmenin feshinden kaynaklı tüm zararlardan ve seyahat masraflarından sorumluluğunun devam ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklı olarak kendisine düşen tüm edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen davalı yan tarafından sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken toplam tutarın ödenmediğini, konuya ilişkin olarak Antalya Kemer ... Noterliği marifetiyle ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin düzenlendiğini, sözleşmeden kaynaklı zararın ve ödenmesi gereken alacak kalemlerinin karşılanmasının talep edildiğini, buna rağmen davalı yan tarafından Ankara ... Noterliği ... yevmiye no ve ... tarihli cevabi ihtarnamesi ile feshin taraflarınca yapıldığı iddialarının ortaya atılarak talep edilen bedelin ödenmediğini, davalı yanın taraflarınca sözleşmenin feshinden bahsetse bile taraflarına ait olan ... .. logosunu işyerinde ısrarla kullanmaya devam ettiğini, konuya ilişkin olarak Antalya ... Noterliği marifetiyle ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi vasıtasıyla davalı şirkete marka hakkına tecavüz ederek haksız ve hukuka aykırı şekilde tescilli markalarının kullanıldığını ve buna bir an önce son verilmesi gerektiğinin beyan edildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... tarihli Sağlık Turizmi Ortaklık sözleşmesinden kaynaklı olarak taraflarına ödenmesi gereken şimdilik ... TL alacak kalemi ile davalı yanın sözleşmenin devamı esnasında gerekçesiz ve hukuka aykırı şekilde sözleşmeyi feshinden kaynaklı olarak ve ... TL ticari itibar kaybına ilişkin manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili mahkememize suduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ... ... incelendiğinde ise, faaliyetin aslen ...’den yürütüldüğünü, ...’de ise ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nda kliniklerinin olduğu bilgisine yer verildiğinin görüldüğünü, sayfada ticari faaliyetin ne tür bir kişilik adına yürütüldüğü bilgisinin de yer almadığını, bu nedenle öncelikle davanın husumetten reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının kısmi hükümsüz sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağını, sözleşmenin asli yükümlülüklere ilişkin hükümleri incelendiğinde tedavi ücretlerinin taraflarca ortaklaşa belirlendiğini, değişikliklerin ortak iradeyle olduğunu, davacının ... ... olmadığını, sözleşme ilişkisinde tedarikçinin temsilcisi olmak dışında bir başka sıfatının bulunmadığını, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunu, davacının yetkili sıfatıyla imzaladığı sözleşmenin diş hekimliği faaliyetinden ortaklık veya aracılık sıfatıyla pay alınmasını öngören kurallarının hükümsüz olduğunu, davada ileri sürülen nedenlerin gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflara duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlanmıştır. Sağlık İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında muayenesi yapılan hastalara ilişkin kayıtlar ile davacıya ait aracılığa ilişkin yetkiyi içerir kayıt ve belgeler celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davalı tanıkları meşruhatlı davetiye ile celp edilerek dinlenmişlerdir.

Dosya davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile hasta kayıtları, davacıya ait ... markası ile yapılan anlaşma ve bu anlaşma kapsamında tedavi edilen hastalar ve alınan komisyonlarda incelenmek suretiyle davacı tarafça dava tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak kaleminin bulunup bulunmadığı, varsa miktarına ilişkin rapor tanzimi için 1 diş hekimi, 1 mali müşavir, 1 ticaret hukuku alanında uzman nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan ... tarihli raporda özetle; "...4.1. Taraflarca ... tarihinde imzalanan sözleşmeye göre tarafların ticari ilişkilerinin ... tarihine kadar devam ettiği, davalının davacıya ... tarihinde sms mesajı ile sözleşmeyi feshettiğini (çalışmaya devam etmeyeceğini) bildirdiği,

4.2. Davacı ve davalı tarafların ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, defter kayıtlarının muhasebe usul! ve esaslarına uygun olduğu, 6100 sayılı HMK 222. maddesine göre defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu,

4.3. Davacı ... ... ve Davalı ... A.Ş.” nin ticari defterlerindeki iki firmaya ait hizmet faturalarına ait kaydın birbirleri ile uyumlu olduğu, yapılan ödemelerin uyuşmaması sebebiyle tarafların borç-alacak iddiaları arasında fark olduğu,

4.4. Davacı davalıda sözleşme gereği verdiği hizmetler sebebiyle davalıdan ... TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, ancak davacının defter kayıtlarında davacının davalıdan ... TL alacaklı olduğu göründüğü,

4.5. Davalı tarafın kayıtlarında 2017 yılında davalının davacıya ...-... tarihleri arasında banka kanalı ile toplam ... TL ödeme yaptığının görüldüğü, buna göre davalının davacıdan ... TL alacaklı olarak göründüğü,

4.6. Davalının kayıtlarında görünen banka kanalı ile yapıldığı anlaşılan ... TL tutarındaki ödemenin davacı tarafın kayıtlarında yer almadığı,

4.7. Bu ödemelerin davacı tarafından kabul edilmemesi halinde ilgili bankalardan teyit edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki alacak-borç hesabının bundan sonra yapılması gerektiği,

4.8. Sayın Mahkemenin, sözleşmenin davalı ... A.Ş. tarafından “haklı sebebe dayanmadan” feshedildiği hususunda görüşünün olması halinde davacınin talep edebileceği 3 aylık maddi zararının (KDV dahil) ... TL olabileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Dosya tarafların itirazları doğrultusunda önceki rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler ... ... ve ... ... tarafından sunulan ... tarihli ek raporda özetle; "...Taraflarca ... tarihinde imzalanan sözleşmeye göre tarafların ticari ilişkilerinin ... tarihine kadar devam ettiği, Davalının davacıya ... tarihinde sms mesajı ile “yarın gelmeyin, hasta getirmeyin” mesajının sözleşmenin haklı feshi sayılıp sayılmayacağı hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davacı ... ... ve Davalı ... A.Ş.' nin ticari defterlerindeki hizmet faturaları toplamının ... TL olduğu, birbirleri ile uyumlu olduğu, yapılan ödemelerin uyuşmaması sebebiyle tarafların borç-alacak iddiaları arasında fark olduğu,

Davalı tarafın kayıtlarında 2017 yılında davalının davacıya ...-... tarihleri arasında banka kanalı ile toplam ... TL ödeme yaptığının görüldüğü, buna göre davalının davacıdan ... TL alacaklı olarak göründüğü,

Davacı tarafın kayıtlarında, davalının kayıtlarında görünen banka kanalı ile 2017 yılında yapıldığı anlaşılan ... TL tutarındaki ödemenin davacı tarafın kayıtlarında yer almadığı, bu nedenle davacının davalıdan ... TL alacaklı göründüğü, - Sözleşmenin feshinin “haklı sebebe dayanıp dayanmadığı” hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,

Davacı vekili dava dilekçesinde davalı tarafın “marka tecavüzü”nde bulunduğunu iddia ederek manevi tazminat talep ettiği, ancak bu husus uzmanlık alanımız olmadığından bir görüş bildirilemeyeceği, - Davacı vekilinin davalıdan olan komisyon alacağının tespitinin “hasta listesi” üzerindeki bilgilere göre yapılmasını istediği, bu listenin TABLO 1 olarak raporun 2. Sayfasında yer 6 aldığı, davacının (rapor ekindeki) “hasta listesi"n de yer alan kişilere davalının hizmet verdiğini (komisyonu hak ettiğini) geçerli belgeler ile ispat etmesi gerektiği, Davalının “davacının hastaları adına” düzenlediği faturalar ile “hasta listesinde” yer alan hasta sayısı, tedavi tutarı ve düzenlenen faturalar arasında farklılıklar olduğu, davalının bu farkın sebeplerini açıklaması gerektiği,..." sonuç ve kanaate varılmıştır.

Dosya tarafların bilirkişi raporuna itirazları da dikkate alınarak incelenmesi gereken tüm evraklar özellikle hasta kayıtları da incelenmek suretiyle itirazları kapsar mahiyette mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi heyetinden ek rapor tanzimi için tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen ... tarihli raporda özetle; "....Taraflarca ... rihinde imzalanan sözleşmeye göre tarafların ticari ilişkilerinin ... tarihin dar devam ettiği, Davalının davacıya ... tarihinde sms mesaji ile “yarın gelmeyin, hasta getirmeyin” mesajının sözleşmenin haklı feshi sayılıp sayılmayacağı hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, * Davacı ... ... ve Davalı ... A.Ş.” nin ticari defterlerindeki hizmet faturaları toplamının ... TL olduğu, tarafların fatura kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, * Davalı tarafın kayıtlarında 2017 yılında davalının davacıya ...-... tarihleri arasında banka kanalı ile toplam ... TL ödeme yaptığı, buna göre davalının davacıdan ... TL alacaklı olarak göründüğü, * Davacı tarafın kayıtlarında, davalının kayıtlarında görünen, banka kanalı ile 2017 yılında yapıldığı anlaşılan ... TL tutarındaki ödemenin davacı tarafın kayıtlarında yer almadığı, bu nedenle davacının davalıdan ... TL alacaklı göründüğü, . *Davacı tarafın (vergi inceleme raporu tespiti dikkate alınarak yapılan hesaplamada) davalı taraftan talep edebileceği komisyon alacağı miktarının (davalının davacıya banka kanatı ile 2017 yılında ... TL ödeme yaptığı varsayılarak) ... TL olabileceği, * Sözleşmenin feshinin “haklı sebebe dayanıp dayanmadığı” hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, *Sayın Mahkemenin, sözleşmenin davalı ... A.Ş. tarafından “haklı sebebe dayanmadan” feshedildiği ve davacının maddi zarar talep edebileceği hususunda görüşünün olması halinde davacının talep edebileceği 3 aylık maddi zararının (KDV dahil) ... TL olabileceği, ... * Davacı vekili dava dilekçesinde davalı tarafın “marka tecavüzü”nde bulunduğunu iddia ederek manevi tazminat talep ettiği, ancak bu husus uzmanlık alanımız olmadığından bir görüş bildirilemeyeceği," sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce ... tarihli oturumda davacının manevi tazminat istemine ilişkin talebi yönünden açıklayıcı beyanda bulunması için süre verilmiş, davacı vekili tarafından dava dosyasına ibraz edilen ... tarihli dilekçe ile "...Söz konusu dava kapsamında adı geçen ... ... adlı firmanın isim hakkı da müvekkile ait bulunmaktadır. İş bu dava kapsamında talep edilen manevi tazminat marka hakkından kaynaklı olup müvekkilin şahsından kaynaklanmamaktadır." şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Mahkememizce davacının manevi tazminat talebi yönünden beyanları da dikkate alınarak dosyanın tefrikine karar verilmiş, Mahkememiz .../... Esas sırasına kaydı ile talebi yönünden davaya bakmaya Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ( Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) görevli olduğuna dair ... tarihinde hüküm tesis edilmiştir.

Mahkememizce dava dosyasında ... tarih, .../... Esas, .../... Karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... TL komisyon alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi alacak talebinin reddine karar verildiği, karara ilişkin istinaf yasa yoluna başvurulduğu, Antalya BAM ... Hukuk Dairesinin ... tarih, .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamı ile; "...Dava, taraflar arasında düzenlenen sağlık turizmi ortaklık sözleşmesi gereğince bakiye komisyon ücreti alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında ... tarihli "Sağlık Turizmi Ortaklık Sözleşmesi" başlığı altında sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince .../... ... arasında diş tedavileri için Diş Kliniği/Diş Hekimine seyahat edecek tüm hastalar için .../... arasındaki ortaklığa dair bir anlaşma yapılarak tedavi edilecek hastaların davalının temsilcisi olduğu marka üzerinden kliniğe yönlendirilmeleri amaçlanılmış ve bu kapsamda da davalının komisyon alacağının doğacağı kabul edilmiştir.

Dosya kapsamına alınan ... tarihli Antalya ... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle hak kazanılan komisyon alacağının talep edildiği, davalı tarafça Ankara ... Noterliği'nin ... tarih, ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile talep edilen alacak kalemlerinin reddedildiği, davacı yanın dava dilekçesinde ve yukarıda ayrıntısı verilen ihtarname içeriğinden cari hesaptan kaynaklı komisyon hizmeti bedelinin talep edildiği, bu bağlamda davacı yanın sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı tazminat talebi bulunmadığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince 5 yıl süreli acentalık sözleşmesinin davalı tarafın telefon mesajıyla sona erdirildiği, davalı tarafça feshin haklılığına ilişkin somut delilin de dosyaya ibraz edilmediği, tarafların ticari defter ve belgelerinden davacının aralarında yapılan sözleşme gereği bilirkişi raporu doğrultusunda ...-TL komisyon alacağına hak kazandığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı yanca sunulan istinaf dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı, davacıya ait aracılığa ilişkin yetkiyi içeren kayıt ve belgelerin bulunmadığı ve davacının kısmi hükümsüz sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağı hususu istinaf istemi olarak ileri sürülmüşse de; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanca akdedildiği ve ... ila ... tarihleri arasında uygulandığı, bu sebeple davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra davacının aracılığa ilişkin yetkiyi içeren kayıt ve belgelerin bulunmadığı ve kısmi hükümsüz sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup TMK'nın 2. maddesi kapsamında dinlenemeyeceği, yine tarafların ... tarihinde imzaladıkları “Sağlık Turizmi Ortaklık Sözleşmesi” Sağlık Bakanlığı tarafından ... tarihinde yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkındaki Yönetmeliğin uygulama tarihinden önce yapıldığı (yönetmelik öncesi sona erdiği) için bu yönetmelik hükümlerine tabi olmadığı anlaşılmakla davalı yanın bu hususlara ilişkin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin banka kanalıyla gönderilen ödemelerin davacının ticari defterine işlemeyen davacı lehine kanıt kabul edilmesi ve davanın kısmen kabulüne dair eksik ve hatalı hüküm kurulması iddiasına dayalı istinaf isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2016-2017 yılı işlemleri sonucunda davalıdan ... tarihi itibariyle ...-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin 2016-2017 yılı işlemleri sonucunda ise davalının davacı taraftan ... tarihi itibariyle ...-TL alacaklı olduğu, davalı kayıtlarında davalının 2017 yılında davacıdan ...-TL hizmet aldığı ve 2017 yılı hizmet tutarı faturaları toplamı davacı kayıtları ile uyumlu olduğu, ancak davalı kayıtlarında davalının davacıya ...-... tarihleri arasında banka kanalı ile toplam ...-TL ödeme yaptığı, fakat bu ödemelerin hiç birinin davacı kayıtlarında bulunmadığının tespit edildiği, dosya kapsamına alınan ... tarihli 2. ek bilirkişi raporunda ise; davacı yan aleyhine düzenlenen ... tarihli vergi inceleme raporunda davalı ile olan ticareti gereğince davacının beyan etmesi gereken komisyon ücretinin ...-TL olduğu, davacının bunun ...-TL'sini faturalandırdığı, faturalandırılmayan ...-TL komisyon ücreti olduğu belirtilerek terditli olarak; birinci ihtimalde kayıtlardaki cari hesap durumu gereğince davalı yanın ödeme yaptığı esas alınırsa davacının komisyon ücreti alacağı bulunmadığı, 2. ihtimalde vergi inceleme raporundaki hak edilen komisyon miktarı olarak tespit edilen ...-TL komisyon ücreti alacağı olacağı, 3. ihtimalde ise; vergi inceleme raporundaki hak edilen komisyon miktarı olarak tespit edilen ...-TL komisyon ücreti alacağından davacı yanın cari hesaptan kaynaklı borcunun düşülmesi sonucunda ...-TL komisyon alacağının tespit edildiği anlaşılmıştır. Ancak İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında varılan farklı sonuçlar ve terditli olarak belirlenen farklı komisyon ücreti alacakları olmasına rağmen "..hüküm kurmaya ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda ...-TL komisyon alacağına hak kazandığının" kabulüne varılmışsa da; İlk Derece Mahkemesince varılan sonuç dosya kapsamına alınan kök ya da 2 ek bilirkişi raporunda da hesap edilmiş bir tutar olmadığı gibi bu sonuca nasıl varıldığı, davalı yanca yapılan ödemelerin nazara alınıp alınmadığı, alındı ise hesaplamanın nasıl yapıldığı, yine vergi denetim raporunda belirtilen hususlarda değerlendirme yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığı, hükmedilen bu tutara nasıl ulaşıldığına ilişkin bir tespit de bulunmadığından hükmün üst mahkeme denetimine de uygun olmadığı açıktır. Bu durum HMK'nın 297. maddesine de aykırılık oluşturduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebepleri yerindedir.

Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ve mevcut tarafların tüm delilleri hep birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde dosya kapsamıyla uyumlu, denetime elverişli gerekçeyi içerecek şekilde karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına,.." karar verilmiş, dava dosyası mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.

Mahkememizce taraflara usulüne uygun duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında düzenlenen sağlık turizmi ortaklık sözleşmesi nedeni ile davacı tarafından açılan komisyon alacağı istemine ilişkindir. Taraflar arasında ... tarihli Sağlık Turizmi Ortaklık Sözleşmesi başlığı altında sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin giriş kısmında ... ile ... .../... ... arasında diş tedavileri için Diş Kliniği/Diş Hekimine seyahat edecek tüm hastalar için ... .../... ... arasındaki ortaklığa dair bir anlaşma yapıldığı belirtilmiştir. Söz konusu anlaşmanın niteliği yönünden mahkememizce yapılan değerlendirmede:

Yine giriş maddesinde ..., ... .../ ... ... de diş tedavisi görme niyetiyle sorgulama yapan tüm hastalar için Diş Kliniği/Diş Hekiminin bir acentası, partneri olarak faaliyet gösterecektir şeklinde düzenleme bulunduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin bir adi ortaklık sözleşmesi olmadığının kabulü gerekmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde; "Diş Kliniği/Diş Hekimi ile ... ... üzerinden tanıştırılan bir hasta/müşteri her zaman ... ... aracılığıyla edinilen bir hasta/müşteri muamelesi görecektir..." şeklinde belirtilmiş olup, bu madde kapsamından da taraflar arasındaki sözleşmenin bir adi ortaklık sözleşmesi olmadığı, acentalık/hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekmiştir. Sözleşmeye göre, tedavi edilecek hastaların davalının temsilcisi olduğu marka üzerinden kliniğe yönlendirilmeleri amaçlanılmış ve bu kapsamda da davalının komisyon alacağının doğacağı kabul edilmiştir.

Davacı tarafça 5 yıllık süreli sözleşmenin ... tarihinde haksız olarak telefonuna gönderilen "yarın gelmeyin, hasta gelmesin" ifadeleri ile haksız olarak feshedildiği iddia edilmiştir.

Dosyada bulunan ... tarihli Antalya ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle talep edilen alacak kalemlerinin istendiği, davalı tarafça Ankara ... Noterliğinin ... tarih, ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile talep edilen alacak kalemlerinin reddedildiği, ayrıca davacı tarafından ... ... markasının kendisine ait olduğu gerekçesiyle davalı tarafça kullanılmaması yönünde de ihtarname düzenlendiği görülmüştür. 6102 Sayılı Kanun 102. Maddesinde "Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır..." Acentanın haklarını düzenleyen 113. Madde de "Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir..."

Takip eden maddelerde de, acentanın kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücreti hak kazanacağı, tarafların bu kuralı acentalık sözleşmesi ile değiştirebileceği, ayrıca sözleşmede hüküm yoksa ücretin miktarı, acentanın bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamüle değilse halin gereğine göre o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesince belirleneceği, ayrıca acentanın hak kazandığı ücretin doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve herhalde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Acentalık sözleşmesinin sona ermesini düzenleyen TTK.

121.Maddesinde, "...Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardanher biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre içinyapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir. Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır. Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır..." düzenlemesi mevcuttur. Dava konusu somut olayda, 5 yıl süreli acentalık sözleşmesinin davalı tarafın telefon mesajıyla sona erdirildiği, davalı tarafça feshin haklılığına ilişkin somut delilin de dosyaya ibraz edilmediği görülmüştür. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 Sayılı HMK 222. Maddesinde; "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." düzenlemesi mevcuttur.

Dava, ... tarihinde açılmış olup, HMK'nın "ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Zira, 6103 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 6335 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 4/2. maddesinde, ticari davalarda da deliller ile bunların sunulmasının 1086 sayılı HUMK hükümlerine tabi alacağına ilişkin hükümde yer alan atıf,

HMK'nın 447/2. maddesi uyarınca HMK'na yapılmış sayılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1086 sayılı HUMK’nın 326. maddesine göre (6100 sayılı HMK'nın m.

219.her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 83/2. maddesindeki (6100 sayılı HMK'nın m. 222/5.) özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HUMK'nın 330 ve ardından gelen maddelerindeki (HMK'nın m. 220.) konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. HUMK'nın 332. maddesi (HMK'nın m. 220.), bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HUMK'nın 332. maddesindeki (HMK'nın m. 220.) bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri (HMK'nın m. 220.) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 82. maddesindeki (HMK'nın m. 222.) hüküm, “I -Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. maddeleri (6102 sayılı TTK'nın m. 64.) uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır (HMK m. 222/4)(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2016 tarih 2015/6424 Esas - 2016/3931 Karar sayılı emsal içtihadındaki açıklamalar) Yukarıda belirtilen kanun maddesi ve emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Dava konusu somut olayda, davacının talebinin bakiye komisyon alacağı istemine ilişkin olup, ticari defter ve belgelerinde belirtilen tutardan daha fazla alacağının olduğu iddia edilmiştir.

Mahkememizce alınan ... tarihli ikinci ek heyet raporunda, ... tarihli vergi inceleme raporuna göre davacının, davalı ... A.Ş.ile ilgili ticaretinde 2016 yılında hak ettiği komisyon bedeline ait tespit tablosunun çıkarıldığı, davacının davalıdan 2016 yılında ... TL gelir elde ettiği, ancak 2016 yılında komisyon geliri olarak davalıya sadece ... TL fatura düzenlediği, bu raporun davacının komisyon geliri elde ettiğini/ hak ettiğinin tespiti niteliğinde olduğu, bu geliri beyanda bulunarak vergisini vermediği için cezaya maruz kaldığı, davalı tarafından bu cezaya ilişkin belirtilen tutarda gelir elde etmediğine dair yapılan herhangi bir itirazın/ vergi inceleme raporunun iptaline ilişkin dava açıldığına dair dava dosyasına delil sunulmadığı, davacının bu geliri elde ettiği hususunun rapordaki tespitlerden anlaşıldığı, buna rağmen davacının mahkememizde bu geliri tahsil etmediğini iddia ettiği, mahkememizce alınan yukarıda tarihi belirtilen 2. Ek heyet raporunda davacının ticari defter ve belgelerine göre alacak miktarının ... TL olduğu, davalı tarafça davacıya banka kanalı ile ... TL ödemede bulunulduğunun da sabit olduğu görülmekle ticari defter ve belgelerinde belirtilen tutardan fazla miktarda komisyon alacağı bulunduğu hususunu ispatlayamadığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya İADESİNE,

3.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

5.Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,

Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin (e-duruşmalı) yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026 Başkan ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Katip ... ¸E- İmzalı

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog