Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Ceza Dairesi         2024/228 E.  ,  2025/7128 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/385 E., 2022/39 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Batı 1. Çocuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 31/3. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 08.03.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.12.2023 tarihli ve 2023/16982 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB-2023/133150 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB-2023/133150 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde, "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesinde, "21, 22, 23, 25, 26... nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran,

Somut olayda; Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 04/04/2018 tarihli çağrı kağıdının sanığın en son bildirdiği adresine tebliğe çıkartılıp "amcasıoğlu.........” imzasına tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak sanığın, tebligatı kabul eden kuzeni ile aynı konutta oturup oturmadığı belirtilmediği gibi, muhatabın adreste ne sebeple bulunmadığına dair tebliğ mazbatasında bir meşruhat da bulunmadığından bu haliyle sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 18.08.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2014 tarihli ve 2014/27411 Soruşturma, 2014/236 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin, kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2015 tarihli ve 2014/27411 Soruşturma, 2015/5038 Esas, 2015/349 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianame içeriğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine esas alınan eylem anlatımının bulunmadığı,

C. Ankara Batı Çocuk Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/682 Karar sayılı kararı ile kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına ve denetimli serbestlik işlemlerinin kaldığı yerden devam edip etmeyeceği ile ilgili gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, durma kararının 29.12.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği,

D. Durma kararı sonrası, şüpheli hakkında, 18.08.2014 tarihli aynı eylem nedeniyle, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2018 tarihli ve 2017/62 Soruşturma, 2018/22 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

E. Şüphelinin, kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2018 tarihli ve 2017/62 Soruşturma, 2018/8220 Esas, 2018/637 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianame içeriğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylem anlatımının bulunmadığı,

F. Ankara Batı Çocuk Mahkemesinin 14.02.2019 tarihli ve 2018/773 Esas, 2019/138 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 31/3.

ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 01.04.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

G. Sanığın denetim süresi içinde 12.01.2021 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine, Ankara Batı 1. Çocuk Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.01.2022 tarihli ve 2021/385 Esas, 2022/39 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 31/3. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.

H. Dosya kapsamına göre;

1.Ankara Batı Çocuk Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/682 Karar sayılı kararı ile verilen durma kararının gereği olarak, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi sonrasında ve yükümlülük ihlâlinde bulunulduğunun ya da erteleme süresi zarfında işlediği anlaşılan ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunun ihlâl oluşturduğunun anlaşılması halinde, sadece durma kararı verilen dosyaya bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerektiği, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği, somut olayda, 18.08.2014 tarihli aynı eylem nedeniyle ikinci kez 09.01.2018 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilip yükümlülük ihlâlinin gerçekleştiğinden bahisle 20.09.2018 tarihli iddianame düzenlendiği ve Ankara Batı 1. Çocuk Mahkemesinin 2018/773 Esas sayılı dosyası üzerinden mükerrer kamu davası açıldığı, bu kapsamda 20.09.2018 tarihli mükerrer iddianame ile açılan kamu davasının, durma kararı verilen Ankara Batı Çocuk Mahkemesinin 2015/372 Esas dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamaya söz konusu birleştirme önerisi "ihbar" kabul edilerek, 06.12.2016 tarihli durma kararına esas dava dosyası yeni esasa kaydedilerek devam edilmesine ve kovuşturma şartının ve ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğinin bu dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de;

Sanık hakkında, 18.08.2014 tarihli eylemi nedeniyle ikinci kez verilen 09.01.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının gösterilmemesi nedeniyle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği dikkate alınarak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunup bulunmadığı ve ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğinin birleşen dosya üzerinden tartışılması, sanığın UYAP sisteminde görülen birden fazla kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan Mahkeme ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde açık ve kapalı dosyalarının bulunduğu gözetilerek, UYAP üzerinden yapılan araştırma kayıtları da denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından da başkaca kayıt bulunup bulunmadığı da sorularak, dosya ve soruşturma kayıtlarının akıbeti araştırılıp, aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip dosya arasına konulması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, mükerrer dava olup olmadığı belirlenerek eylemlerin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç olup olmadığının ve sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi,

2.Kabul ve uygulamaya göre de;

Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170/4. maddesinde de "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır." düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesinde ise "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; 20.09.2018 tarihli iddianame içeriğinde 18.08.2014 tarihli eyleme ilişkin anlatım bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu da gözetilerek yargılamaya konu eylemle ilgili 5271 sayılı CMK'nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Ankara Batı 1.

Çocuk Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2021/385 Esas, 2022/39 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.06.2025 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA KYB
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog