T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2016/876 Esas - 2023/404 Karar
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;15/03/2016 tarihinde müvekkil sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davalı ... 'ın kusurlu eylemi nedeniyle çarpışması neticesinde kaza meydana geldiğini, davalının asli ve tam kusurlu olduğunu, olay yerine gelen ambulans ile birlikte müvekkilinin Torbalı Devlet Hastanesine sevk edildiğini, kazada davalı ... 'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle büyük maddi kayıplara ve bedensel zararlara uğradığını, müvekkilinin sağ bacağında 4 ayrı bölgede ağır nitelikte kırıklar meydana geldiğini, müvekkilin bu süre zarfında ailenin yardımı ile hayatını idame ettirdiğini, müvekkilde kaza nedeniyle oluşan bedensel zararların iş gücü kaybına etkisi, geçici-sürekli işgöremezlik ve maluliyet oranını tespiti için diğer maddi zararların tespiti hususunda rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin 33-34 yaşlarında olduğu, kaza tarihine kadar hiç bir sağlık sorunu yaşamadığını, müvekkilinin psikolojisinin kötü etkilendiğini, iş hayatını ve geleceğinin doğrudan etkilendiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve 40.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 18/03/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat davasından feragat ettiğini bildirmiştir.
Davalı ... Şirketi ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davacı tarafın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında bu hususun sabit olduğunu, davacı tarafın dava açma hakkının bulunmadığını, davacı taraf, önünde seyir halinde bulunan davalıya ait aracı güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemediği için kazanın meydana geldiğini, ... 'ın yavaşlamasının, manevraları düzenleyen genel şartlara uygun olduğunu, asli kusur oluşturmadığını, kanuna ve sigorta genel şartlarına göre iş göremezlik ödeneklerinin tedavi giderleri kapsamında olduğunu, davacının maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, geçici iş göremezlik ödeneklerinin Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olduğunu, SGK'nın davaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkili ... 'ın kusurlu olmamasına rağmen insani nedenlerle davacıya maddi manevi destek olmaya çalıştığını ancak ancak artan talep ve tehditlerle karşılandığını beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davalının %40, davacının %60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı vekilince 18/03/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemlerinden feragat ettiklerini, manevi tazminat isteminin devam ettiğini, kusur durumu ve dosyada alınan maluliyet raporunda tespiti yapılan davacının iş göremezlik oranın bir arada değerlendirilmesi, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, paranın satın alma gücü, meydana gelen haksız fiilin davacıda oluşturduğu tahribat bir arada düşünüldüğünde davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, maddi tazminat yönünden istemlerin feragat sebebiyle reddine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Şti.'nden 15.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı. İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... Şirketi ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan adli tıp raporlarına daha evvel de itiraz edilen dosyada alınan tüm adli rapor arasında farklılığın mevcut olduğunu, bu nedenle adli tıp raporunu kabul etmediklerini, tüm dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile davacı tarafın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında bu hususun sabit olduğunu, davacı tarafın dava açma hakkı bulunmadığını, kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, kusurun tamamen davacı tarafta olduğunu, hal böyle iken manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, hükmedilen miktarın da fahiş olduğunu beyanla kararın davalı müvekkillerinin aleyhine olan kabul kısmı yönünden kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına dayalı bedensel yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle maddi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davalılar ... Şirketi ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
56.maddesine göre, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir.
Kural olarak, 6098 Sayılı TBK. 74 maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararı (5271 Sayılı CMK'nun 231. maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, ceza miktarı yönünden verildiği anda kesin olan kararlar maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından kesin bir hüküm oluşturmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir.
Olaya ilişkin kaza tespit tutanağında davacı motorsiklet sürücüsünün KTK 84/d kural ihlal ile davalı araç sürücüsünün de 84/j kural ihlali ile ayrı ayrı asli kusurlu olduklarına dair tespit yapıldığı, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1213 Esas, 2017/1065 Karar Sayılı 24/10/2017 tarihli kararı ile davalının manevreları düzenleyen genel şartlara uymama (84/5) şeklindeki davranışı ile asli kusurlu olduğu kabulü ile atılı taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk hakİmini bağlayıcı olmayıp, hakim delilleri serbestçe değerlendirebilir. İDM'ce ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 20/02/2020 tarihli raporda Kaza tespit tutanağındaki somut tespitler ile tüm delillere göre, belirlenen kazanın oluş şekline uygun olarak yapılan değerlendirmede davacının %60, davalının %40 kusurlu olduğu şeklindeki değerlendirmenin somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından; İDM'ce hükme esas alınmasında dosya kapsamına aykırılık görülmemiş, davalılar vekilinin kusura değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise ATK, Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden; Kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik,
20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ..Hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Yargıtay 4.HD'2021/6210 Esas - 2021/8648 Karar sayılı 10/11/2021 tarihli) Buna göre somut olayda, uygulanması gereken Yönetmelik kaza tarihi 15/03/2016 olduğundan kural olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliktir.
Davacı meydana gelen maluliyet oranının tespitine yönelik Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 22/03/2018 tarihli raporunda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre maluliyet oranının %8, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olarak belirlendiği, ATK 2. İhtisas Kurulunun 29/11/2019 ve 10/03/2021 tarihli raporlarında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyet oranının % 42,2, 27/05/2019 tarihinden sonra %27,2, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olarak belirlendiği, ATK 2. İhtisas Üst Kuruldan alınan 14/04/2022 ve 09/03/2023 tarihli raporlarında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre maluliyet oranının % 26, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay olarak belirlendiği görülmüştür. Buna göre, istemin manevi tazminata ilişkin olması itibariyle anılan raporlar ve ceza dosyasında yaralanmasının niteliğine ilişkin adli rapor ile davacıda kalıcı maluliyet oluştuğu sabit olup, davalılar vekilinin maluliyet belirlemesine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, tarafların kusur durumu, davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, iyileşme süresinin uzunluğu, maluliyetin ağırlığı yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde; İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fazla olmadığı anlaşıldığından davalılar ... Şirketi ve ... vekilinin manevi tazminat tutarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalılar ... Şirketi ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davalılar ... Şirketi ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davalılar ... Şirketi ve ... tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 512,32 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 2.049,30 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.536,98 TL'nin davalılar ... Şirketi ve ... 'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Davalılar ... Şirketi ve ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 16/03/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.