T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2025
NUMARASI: 2025/497 Esas - 2025/656 Karar
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA :
Davacı vekili, müvekkilinin müşterisi.... Şti.'den ciroyla aldığı ... Bankası ....... Şubesi'nin çeki kaybettiğini, bunun üzerine İstanbul 1. ATM'nin 2020/15 esas sayılı dosyasıyla çek iptali ve ödeme yasağı talebinde bulunulduğunu, fakat davalının müvekkili aleyhine haksız olarak .... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasıyla kambiyo takibi başlatıldığını ve çekte müvekkiline izafe edilen cirodaki imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, çekin istirdadına ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin çekin meşru ve haklı hamili olduğunu, ciroyla çeki iktisap eden müvekkilinin cirolardaki imzaların kimler tarafından atıldığını bilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ: Mahkemece, ilk olarak 2020/429 esas, 2022/291 karar sayılı ve 11/04/2022 tarihli karar ile Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda, çekte davacı adına atılı 1. ciro imzası ile davacının mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davacının icra takibine konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdatı talebinin reddine karar verilmiştir.Kararın davacı tarafın istinafı üzeerine, Dairemizin 2022/2331 E., 2025/890 K. sayılı ve 02/06/2025 tarihli ilamıyla, "Gerekçeli kararda çek istirdadı ile ilgili talebin gerekçesiz olarak red edildiği,menfi tesbit isteminin kabulüne ilişkin kararın istinaf edilmediği,davacının şikayeti üzerine İstanbul C. Başsavcılığı'nın 2020/97807 esas sayılı dosyasında soruşturma yapıldığı anlaşıldığından, davacının çek istirdadı talebine ilişkin delilleri, soruşturma dosyası içeriği incelenerek sonucuna göre gerek çek istirdadı gerekse davacının kötüniyet talebi hususunda karar verilmek "üzere kararın kaldırılmasına" karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra mahkemece, İstanbul CBS'nin 2020/97807 nolu soruşturma dosyasında, şüpheliler ..., ... ve eldeki davanın davalısı ... hakkında dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak 27/02/2024 tarihinde ek takipsizlik kararı verildiği, davalının savunmasının önceki ciranta beyanlarıyla uyumlu olduğu, davalının çek lehdarının imzasının sahte olduğunu bildiğine veya davalının çek iktisabında kötü niyetli olduğuna dair somut delil bulunmadığından istirdat talebinin yerinde olmadığı; menfi tespit talebine ilişkin kararın kesinleştiği gerekçesiyle,çekin istirdatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine;menfi tesbit talebi bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına reddedilen istirdat talebi vekalet ücreti olarak 27.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili, çekin rızası dışında müvekkilinin elinden çıktığını, cirodaki imzanın müvekkiline ait olmadığının belirlendiğini, ciro zincirinin koptuğunu, müvekkiline atfedilen cirodan sonraki cirantalarla müvekkilinin ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle davalının yetkili meşru hamil olmadığını, çek iptal davasındaki ödeme yasağı kararına rağmen davalının çeki takibe koymasının takipteki kötüniyetini gösterdiğini, ceza davasının devam ettiğini, davalının iyiniyetli olduğunu ispat etmesi ve davalı lehine vekalet ücreti verilmemesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava,
İİK'nın 72/2 maddesi uyarınca menfi tesbit ve TTK'nın 792. maddesi uyarınca çekin istirdadı istemine ilişkindir.
TTK'nın 792. maddesine göre, "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' TTK'nın 790. maddesinde ise, "cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır" hükmü düzenlenmiştir.Davacı çekin arkasındaki kendisine atfen atılan ciro imzasının kendisi eli ürünü olmadığı Adli Tıp Raporu ile tespit edildiğinden, ciro zincirinin koptuğunu ileri sürmüş ise de, ciro zincirinde yer alan bir imzanın sahte olması cino zincirini koparmaz.Davacının, davalının dava konusu çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. Davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada davalı ve davalıdan önce gelen ciranta ... hakkında takipsizlik kararı verilmiş olup, davacının sahte olduğu belirlenen cirosundan sonraki cirantalar ... ... ve .. ....'ya remi belgede sahtecilikten açılmış İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dava devam etmekte olup, davalı ile bu kişilerin ilgisi belirlenememiştir. Buna göre davacı, davalının çeki kötüniyetle veya ağır kusurlu olarak elde ettiğini ispat edemediğinden, çekin istirdatı talebinin reddine, buna bağlı olarak davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde bulunmuştur.
İİK'nın 72/5 maddesine göre "Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda ise davalının takibi kötü niyetli olarak başlattığı ispat edilememiş olup, zayi nedeniyle çek iptali davasında ödeme yasağı kararı verilmesi çek hamilinin haklarını etkilemediğinden, ödeme yasağı kararının davalı tarafından bilinmesi hali de davalının kötüniyetli takip yaptığını kabule yeterli değildir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece çekin istirdatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddi ile reddedilen istirdat talebi için davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026