T.C. .... BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.
.....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
..... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .../...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
...
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya muhtelif ürünlerin metal parçalarının boya ve sair işlemlerinin yaptırıldığını, davalının boyadığı metal malzemelerin eserlerin/ boyaların anlaşmaya varılan kalitede olmaması, boya işleminin hatalı olarak gerçekleştirilmesi nedeniyle zarara uğradığını, hatalı boyama ve bedeli ödenen malzeme ile ilgili olarak dava konusu takibin dayanağı olarak 07/06/2018 tarihli 10.455,00.-TL miktarlı reklamasyon ve kalitesizlik bedeli açıklaması ile fatura düzenlendiğini, faturaya itiraz edildiğini beyanla itiraz iptaline ve alacak likit olduğunda icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usule uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi verilmemiştir. Mahkemece, davacının aldığı hizmete ait üç faturayı ödemediğini, takibe konu reklamasyon faturasını kestiğini, bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, ilk parti ürünün tesliminde ayıplı olduğunun tespit edildiğini, aynı gün bildirimde bulunulduğunu, 26/04/2018 tarihine kadar yapılan teslimatlarda ayıplar tespit edildiğini, ürünleri ayıplı olması nedeniyle çıkan masrafların e-posta da bildirildiğini, hizmetin ayıplı olup olmadığının araştırılmasının yerinde olmadığını, ayıplı hizmetten kaynaklanan icra takibi haklı iken davacının edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sözleşme konusu malların ayıplı teslimi nedeniyle oluşan zararın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında muhtelif ürünlerin metal parçalarının boya ve sair işlemlerinin davalı tarafından yerine getirilmesi hususunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı teslimin kısım kısım yapıldığını, ilk ürün tesliminden sonra ayıpların davalıya bildirildiğini, devam eden teslimlerde ayıplı ürün bulunduğunu, tekrar boyama işlemi yapıldığını bu nedenle doğan masrafların davalıya bildirildiğini takip başlatıldığını itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise cevap dilekçesi vermeyerek iddiayı inkar etmiştir.
Bilirkişi raporunda, dava konusu 10.455,50.-TL bedelli reklamasyon faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı defterlerine göre 20-23 Nisan 2018 tarihlerinde üç adet satın alma faturası ile (metal parçaların boyanmasına ilişkin) mal/hizmet alındığı, üç alıma ilişkin bedelin 10.455,50.-TL olduğu ticari defterlerde davalıya ödeme yapıldığına ilişkin kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece, davalı defterlerinde 10.455,50.-TL bedelli üç faturanın ödeme sebebiyle değil reklamasyon faturası sebebiyle bakiyenin sıfırlandığı, davalının bu faturayı iade ettiği, iki adet fatura ile davacı kendini alacaklı konuma getirmişse de bu iki faturanın yargılamanın konusunu teşkil etmediği, ayıp iddialarıyla ilgili araştırma yapılmasına da uyuşmazlık bakımından gerek bulunmadığı, davanın ayıplı ifa nedeniyle menfi tespit istemi olmadığı istirdatta talep edilmediği, reklamasyon faturasının alacaklı konuma getirmeyeceği ayıp iddialarının araştırılmasına neden bulunmadığı gerekçesiyle verilen karar dava dilekçesi ve mahkemenin 29/01/2019 tarihli duruşmada verdiği ara karar gereğince davacı vekilinin dosyaya ibraz ettiği dilekçeye uygun bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık üç adet fatura karşılığında davacıya teslim edilen mallarda ayıp bulunup bulunmadığı, davacı tarafından iddia edildiği gibi boya hatalı ürünler için yapılan ayıklama sonrası çıkan adet ve maliyetler dikkate alınarak davalıdan 10.455,50.-TL talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 (TBK 474-478) maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 03/06/2021 tarih 2020/1722 -2021/2490 sy.k).
Öncelikle davacı vekiline takip konusu alacağı oluşturan işlerin niteliği ve miktarı hususunda açıklamalı dilekçe vermek üzere süre verilmesi, hangilerinin seçimlik haklardan ayıp oranında bedelden indirim ve/veya onarım bedellerinin talebi veya müspet zarar talebi niteliğinde bulunduğunun açıklığa kavuşturularak hakimin talebi somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında gerekli işlemler yapıldıktan sonra 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi gereğince yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu ile gerektiğinde keşif de yapılarak davacının talepleri doğrultusunda araştırma yapılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekmekte olup tüm bu hususlar gözden kaçırılarak davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun olmayıp davacının istinaf nedenleri yerindedir.
HMK nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükme esas alınacak deliller toplanmadan mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarıca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......tarihli .../...-.../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2.İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafında yatırılan karar ve ilam harcının yatırana iadesine,
3.Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4.İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 22/06/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...