8. Hukuk Dairesi 2024/5420 E. , 2025/7538 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro çalışması sırasında, Afyonkarahisar ili .... ilçesi ..... köyü çalışma alanında bulunan 1 78... parsel sayılı 8.674,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/103 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu belirtilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; harici satış ve eklemeli zilyetliğe dayanarak, sınırları bildirilen taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında davaya konu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesince, aktarılan dava dosyası ile dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağı birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen; davacı ... ve arkadaşları tarafından açılan alacak davası yönünden Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine, mülkiyete yönelik davalarının reddine, davacı ...’un davasının kabulü ile .... köyü 1 78... parsel sayılı taşınmazın ... adına tesciline dair ilk hüküm, davalı .... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; "... dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının malik hanesi açık olarak düzenlenip dosyaya gönderildiği, bu durumda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereğince hâkimin, re'sen lüzum gördüğü bütün delilleri toplayarak taşınmaz malın tamamının niteliğini belirleyip, kimin adına tescil edileceğine karar vermek zorunda olduğu, hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz içerisinde orman ağaçları bulunduğunun bildirildiği halde, öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılmadığı, zilyetlik araştırmasının ise yöntemince yapılmadığı ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın orman olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, dava konusu taşınmaza 20 yıldan fazla süreyle malik sıfatı ile zilyet olan ... ve kardeşlerinin 2005 yılında taşınmazı harici satım senedi ile davacı ...'a satıp beraberinde zilyetliğini de devrettikleri, taşınmazın satış tarihinden itibaren davacı ...'un zilyetliği altında bulunduğu, davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle verilen, İhsaniye Kadastro Mahkemesinin birleşen 2005/103 Esas, 2005/153 Esas sayılı dosyaları ile ilgili verilen kararlar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, İhsaniye Kadastro Mahkemesinin 2006/15 Esas sayılı dosyası bakımından davanın kabulüne, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tapuya tesciline dair ikinci karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.02.2020 tarihli ve 2017/8235 Esas, 2020/806 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince 1957 yılına ve tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogrametri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftasının ilgili yerlerden getirtilip, bir orman mühendisi ve bir fen bilirkişisinin katılımı ile mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi, toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, fen ve uzman orman bilirkişisi tarafından taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, bilirkişilere hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, raporlarında taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı ve kullanılan yerlerden olup olmadığı, taşınmazlar üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği, ağaçların yaşları ve dağılımları ile ilgili hususlarda açıklama yapmalarının istenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın yapılan keşif ve bilirkişi raporlarına göre orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmaz sınırlarının kazandırıcı zamanaşımı süresinden de geriye doğru bugünkü hali ile sabit olduğu, tarım arazisi olarak kullanıldığı, komşu taşınmazlar ile sınır konusunda aralarında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davacı ... lehine harici satış ve eklemeli zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle, ... Kadastro Mahkemesinin birleşen 2005/103 E. ve 2005/153 Esas sayılı dosyaları ile ilgili verilen kararlar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, İhsaniye Kadastro Mahkemesinin 2006/15 Esas sayılı dosyası bakımından davanın kabulüne, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, davalı Hazine vekilinin harita mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 13.12.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi gösterilen bölüme ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 13.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 2.322,07 metrekarelik bölümü yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; yapılan keşif sırasında dosyaya yansıyan mahkeme gözleminde, taşınmazın bir bölümünün eğimli olup sürülmediğinin tespit edildiği, keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişilerin de beyanlarında taşınmazın yamaç kısmının 5-10 yıldır sürülmediğini ifade ettikleri, bilirkişi raporlarında taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün eğimli ve boş olduğu, eğiminin orman bilirkişi raporunda %13-17, ziraat bilirkişi raporunda %12-20 arasında değiştiğinin bildirildiği, ziraat bilirkişi raporunda bu bölümde eğim nedeniyle modern tarım yöntemleriyle tarımsal faaliyetlerin sınırlandığı, yer yer taşlılık problemi olduğu ve son yıllarda kullanılmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan ziraatçi bilirkişi raporunda, taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde modern tarımdan önce kara sabanla ekim dikim yapıldığı ve imar ihya sonucu zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirtilmiş ise de, aynı rapor ekinde yer alan fotoğraflarda taşınmaz bölümünün kullanılmadığı, eğiminin yüksek, taşlık ve hali arazi niteliğinde olduğu görülmekte olup, bu haliyle taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü bakımından davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereği kadastro hakiminin, doğru, infazı mümkün ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde, dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunlu olduğu gözetilerek, dava konusu taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölümünün aynı ada parsel numarası ve tarla vasfıyla davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise dava konusu taşınmazdan ifrazı ile hali arazi vasfıyla yeni parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bu bölüm yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın 13.12.2023 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca bu bölüm yönünden BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.