Esas No
E. 2025/39
Karar No
K. 2026/140
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/39
KARAR NO: 2026/140
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/09/2025
KARAR TARİHİ: 20/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... marka forklift ve istif makinalarının satış, kiralama ve bakım-onarım hizmetlerini yürüttüğünü, davalı ... A.Ş. ile akdedilen Periyodik Bakım ve Arıza–Onarım Sözleşmesi uyarınca davalıya periyodik bakım ve arıza-onarım hizmetleri sağladığını, bu hizmetlerin servis raporlarıyla kayıt altına alınarak davalı adına faturalandırıldığını, davalının vadesi gelen bu faturaları ödemediğini, şifahi görüşmeler ve 27.06.2025 tarihli ihtarnameye rağmen borcun ifa edilmediğini, bunun üzerine ...

8.İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 17.07.2025 tarihli itirazının somut bir dayanağı bulunmadığını, itirazın yalnızca takibi durdurma amacı taşıdığını, akabinde 6102 sayılı TTK m.5/A kapsamında arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 21.08.2025 tarihli oturumda anlaşmaya varılamadığının tutanakla tespit edildiğini, davacı alacağının ticari defterler, faturalar, servis raporları ve ihtarname ile sabit olduğunu, davalının borcu inkara yönelik iddialarının dayanaksız kaldığını, bilirkişi incelemesi ve ticari defter karşılaştırmasıyla alacağın sübut bulacağının anlaşıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın likit olması nedeniyle borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın, davacı tarafından ...

8.İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içinde borca, yetkiye, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine takibin durduğunu, davacının itirazın iptali talebiyle işbu davayı açtığını, ancak yetkili mahkemenin davalı şirket merkezinin bulunduğu yer itibarıyla ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava dilekçesinin HMK m.119 ve 318 hükümlerine uygun şekilde hazırlanmadığını, davacının iddia ve delillerini sıra numarasıyla açıkça ortaya koymadığını, hangi delilin hangi vakıayı ispatladığının belirtilmediğini, ayrıca arabuluculuk son tutanak aslının dava şartı gereği sunulması gerekirken dosyaya eklenmediğini, bu nedenle davacıya kesin süre verilmesi ve sürede eksikliğin giderilmemesi hâlinde davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak davacının iddia ettiği alacakla ilgili davalı açısından herhangi bir borç bulunmadığını, davacının alacağı ispatlayacak nitelikte somut ve hukuken geçerli bir belge sunamadığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu iddiasının yazılı sözleşme ile ispatlanması gerekirken böyle bir sözleşmenin mevcut olmadığını, servis formlarında davalı imzası bulunmadığından bu belgelerin delil değeri taşımadığını, davacının ticari defterlerinin davalının ticari defterleriyle örtüşmediğini, faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını, teslim ve ifa olgusunun ispatlanması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, dava değerinin senetle ispat sınırının üzerinde olması nedeniyle tanık deliline muvafakat edilmediğini, ayrıca talep edilen faiz türü ve oranının hukuki dayanağının bulunmadığını, temerrüt gerçekleşmeden takip öncesi faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi ile esastan da reddi gerektiğini savunmuştur.

DELİLLER

...

8.İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı icra dosyası, arabuluculuk son tutanağı, faturalar, ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. ...

8.İcra Dairesi’nin ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 62.582,79TL cari hesaptan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (16/07/2025) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 17/07/2025 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce atanan SMMM bilirkişinin hazırlamış olduğu 19/12/2025 tarihli raporda "dava konusu, davacı tarafından Jungheinrich marka forklift ve istif makinelerine ilişkin olarak taraflar arasında akdedildiği ileri sürülen Periyodik Bakım ve Arıza–Onarım Sözleşmesi kapsamında düzenlendiği iddia edilen servis raporları ve faturalara dayanılarak talep edilen hizmet bedeli alacağına ilişkin olarak düzenlendiği ileri sürülen faturalar nedeniyle 62.582,79 TL tutarındaki hizmet bedeli alacağının davalıdan tahsili talebiyle yürütülen takibe karşı yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca envanter defterinin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024, 2025 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 24.04.2025 tarihli, ... numaralı, “Forklift Periyodik Bakım, Arıza-Onarım Hizmeti ve Yedek Parça Değişimine İlişkin Servis ve Malzeme” açıklamalı, 88.892,45 TL tutarlı faturanın davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında kayıtlı olduğu; söz konusu fatura kapsamında 5.743,28 TL tutarında avans/mahsup düşümü yapılması nedeniyle 120 Alıcılar hesabında alacaklandırma yapıldığı ve buna paralel olarak 340 Alınan Sipariş Avansları hesabında aynı tutarda azaltım kaydedildiği; faturanın tahsil edilemeyen kısmı olan 65.582,79 TL’nin davacının muhasebe kayıtlarında 128 Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarıldığı ve aynı tutarda 129 Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı hesabında karşılık ayrıldığı, bu kapsamda davacının takip tarihi (11.07.2025) itibarıyla davalıdan 65.582,79 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı 17/11/2025 günü saat 14:35'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde " Forklift Periyodik Bakım, Arıza-Onarım Hizmeti ve Yedek Parça Değişimine İlişkin Servis ve Malzeme” ye ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanıntebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 24.04.2025 tarihli, ... numaralı, “Forklift Periyodik Bakım, Arıza-Onarım Hizmeti ve Yedek Parça Değişimine İlişkin Servis ve Malzeme” açıklamalı, 88.892,45 TL tutarlı faturanın, davacının yasal ticari defterlerinde 120 hesap kodu altında kayıtlı olduğu; bu faturaya ilişkin kısmi ödemelerin mahsubu sonrasında davacının takip tarihi (11.07.2025) itibarıyla davalıdan 65.582,79 TL tutarında bakiye alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE

Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz ve icra dairesi taraflar tacir olduğundan görevli ve sözleşme sebebi ile HMK 17 gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.

İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.

İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ... Esas - ... Karar sayılı ilamı).

Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve cari hesaptan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.

Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.

Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.

Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.

Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.

Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki Periyodik Bakım ve Arıza–Onarım Sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden kalan bakiye 62.582,79 TL tutarlı cari hesaptan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin (2024,2025 yıllarında) bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe ve cari hesaba konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine ve cari hesaba konu faturaları davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 62.582,79-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,

2.Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 12.516,55TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

3.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 4.275,03-TL harçtan peşin olarak alınan 807,09-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.467,94-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,

4.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 9.099,99TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

8.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/02/2026

Katip Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog