T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 27/12/2023 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilin eşi müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kazaya karışması sonucu müvekkilin eşinin vefat ettiğini, müvekkilin eşinin vefat etmiş olduğu kaza sebebiyle davalı gerçek kişi hakkında soruşturma başlatıldığını, Küçükçekmece .... Ağır Ceza Mahkemesi ... E. ... K.
06/06/2023 tarihli karar ile davalı hakkında neticeten taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçlarından 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedildiğini, belirterek; şimdilik 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sürücü yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, davalı sigorta yönünden poliçe limiti göz önüne alınarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile tahsiline ve ayrıca müvekkilin uğramış olduğu 200.000TL manevi zararın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile tahsiline, kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 20.12.2022 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... ve ... plakalı araç; müvekkil şirkete 09.04.2022 - 09.04.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... numaralı karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibari ile müvekkil şirketin sorumlu tutulabileceği azami teminat limiti 500.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkil şirket poliçe kapsamında tüm sorumluluğunı yerine getirdiğini, hak sahiplerine gerekli ödemeler yapıldığını bu bağlamda tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, davacı ... ile müteveffa ... arasında fiili bir destek ilişkisi olmayıp 1 yıldır ayrı yaşadıklarını, boşanma aşamasında olduklarının savcılık ve ifade tutanaklarından anlaşıldığını, keza kaza anında da müteveffanın yanında imam nikahlı eşinin yer aldığını, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarar olup, amaç destekten yoksun kalanların desteğin vefatından önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunması olduğunu belirterek, davacı tarafından açılan davanın reddine kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın ticari bir iş olmadığından bahisle ticaret mahkemesinde açılamayacağını,dava değerinin eksik gösterildiğini,dava dilekçesi eklerinin kendilerine gönderilmediği,hangi vakanın hangi delille ispat edileceğinin belirtilmediğinden bahisle öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili hakkında her ne kadar trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan ayrı ayrı kamu davası açılmış ise de,
TCK'nın 179/2 maddesindeki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olduğu, eylem nedeniyle taksirle öldürme fiilin gerçekleştiği ve bu haliyle zararın meydana geldiği anlaşılmakla TCK'nın 179/2 maddesi gereğince sanık hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin alkollü araç kullanmadan kaynaklı olarak kaza yaptığına ilişkin bir karar olmadığını, ceza mahkeme kararının istinaf aşamasında olduğunu, alınan kusur raporlarının gerçekle örtüşmediğini yeni alınacak kusur raporu ile kusurun değişeceğini, aracın kaskolu olduğunu,davacının maddi tazminata ilişkin talepleri zorunlu trafik sigortası ve kasko nedeniyle davalı sigorta şirketince karşılanması gerektiğini,davacı tarafın aktüerya hesap uzmanlarınca destek tazminatı hesabında kullanabileceği hiç bir bilgiye yer vermediğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Söz konusu trafik kazasında; davacının müteveffanın eşi olduğu, davalı ...'in araç sürücüsü olduğu, davalı sigorta şirketinin de bu aracın ZMSS kapsamında sigorta şirketi olduğu, davacının destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. 20/11/2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun incelenmesinde; davacının Küçükçekmece ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sanığın taksirle ölüme sebebiyet vermesi nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiş olup alınan trafik bilirkişi raporu ve ATK raporunda davalının tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Davalı sürücünün KTK'nun 84/g, 56/1-a ve 46/b maddelerini ihlal ettiği anlaşılmakla kusur değerlendirmesinde bu raporlar hükme esas alınmıştır.
Mahkememiz aktüerya bilirkişisinden rapor alınarak davacının destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış olup güncel asgari ücrete göre hesaplama yapılması için alınan ek raporda davacı için 4.059.365,86 TL maddi tazminat hesaplanmış sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti garame oranına göre 304.701,65 TL olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından bedel artırım dilekçesi sunulmuştur. Sigorta şirketi tarafından sorumluluk bedelinin ödenmesi nedeniyle bu davalı yönünden feragat dilekçesi sunulmuştur. Buna göre; ... Sigorta AŞ aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin davacının destek konumunda olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin itirazları bulunmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27/01/2022 gün ve 2021/8348 esas, 2022/995 karar sayılı ilamıyla, 26/03/2014 gün ve 2013/8608 esas, 2014/5066 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Destek, hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm tarihine kadar bakma mükellefiyetini yerine getirmemiş olması destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Diğer yandan destek tazminatı miras ilişkisinden doğmaz.
Somut olayda müteveffa ..., davacı ...'ın resmi nikahlı eşidir. Kaza tarihi itibariyle taraflar arasında açılmış ve kesinleşmiş boşanma davasının bulunmadığı, tarafların nüfus kayıtlarında halen evli göründükleri anlaşılmıştır. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar (TMK 186/2.m). Yine ölmeden önce fiilen ayrı yaşasalar bile evlilik birliği devam ettiğinden eşler birbirlerine yardımcı olmak zorundadır (TMK 185/2 m.). Ölen koca kanunen eşine gücü oranında bakmakla yükümlüdür. Davacı eş ile ölenin fiilen ayrı yaşamaları ve ölen eşin fiilen katkıda bulunmamış olması davacı eşin destek tazminatı istemesine engel oluşturmamaktadır. Bu nedenle ölenin davacıya destek olmadığına ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceği konusu Yargıtay HGK.'nun 24.12.2014 tarih ve 2014/21-872 E., 2014/1086 K. sayılı kararında belirtilmiştir.
Gerçekten de söz konusu karara göre; “...Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.” Somut olayda davacının söz konusu olay nedeniyle duyduğu elem gibi hususlar dikkate alındığında manevi tazminat talebinde haklı olduğu görülmüş ve tarafların sosyal ekonomik durumu, paranın alım gücü, desteğin yitirilmesi kapsamında hakkaniyete göre 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
1.Davacı tarafından davalı ... SİGORTA A.Ş aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2.Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata yönelik davanın KABULÜ ile; sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonucunda 3.784.365,86-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iş bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminata yönelik davanın KABULÜ ile; 200.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iş bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Maddi Tazminat Yönünden;
4.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 258.510,03-TL ilam harcından peşin alınan 3.500,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 255.010,03-TL'nin davalı ...'den alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davalı ...'den alınarak Hazine'ye irat kaydına,
6.Davacı tarafından sarf edilen 850,00-TL posta masrafı, 269,85-TL başvuru harcı, 3.500-TL peşin harç olmak üzere toplam 4.619,85-TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
7.Suç üstü ödeneğinden karşılanan 4.000,00-TL bilirkişi ücretinin davalı ...'den alınarak Hazine'ye irat kaydına,
8.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 530.280,24-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Manevi Tazminat Yönünden;
10.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
11.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/02/2026 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)