Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/4063 E. , 2025/7780 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
DAVANIN KONUSU :
Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların usulüne uygun disiplin soruşturması yürütülmeden ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, hakkında somut bir tespit ve gerekçenin ortaya konulamadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir bağının bulunmadığı, hakkında verilmiş bir ceza mahkumiyeti kararı bulunmadığı gibi disiplin suçu teşkil edecek bir eyleminin de bulunmadığı, dava konusu kararın yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere dayanılarak meslekten çıkarma kararı verilemeyeceği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararıyla; dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline karar verilmiş olup, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararıyla bozulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY: Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunun ...tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1.T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3.667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4."Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1.Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2.Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, yargı mensubu olarak görev yapan M.G.'nin, davacının FETÖ ile irtibatlı olduğuna, FETÖ üyeliğinden mahkumiyeti bulunan üniversite eski rektörü ile samimi olduğuna ve 2014 yılı HS(Y)K seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayları adına çalıştığına ilişkin beyanlarının kendi bilgi ve görgüsüne dayanmayıp "duyuma" dayalı olduğu, davacının anılan adayları desteklediğine, onlar için oy istediğine ve seçimlerde örgüt lehine faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin somut verilere dayalı bir beyanda bulunmadığı, ayrıca, anılan ifade içeriğinde davacının örgütsel tutum ve davranışlar sergilediğine ve isminin geçtiği belirtilen otel kayıtlarına ilişkin olarak söz konusu otellerde örgütsel bir saikle ve bu yönde faaliyetlerde bulunmak üzere kaldığına ilişkin somut herhangi bir beyana yer verilmediği, dava dosyasında da bu yönde somut bir tespit, tanık beyanı ya da başka bir bilgi ve belgenin bulunmadığı belirtilerek anılan beyanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
M. Ö.A. isimli şahsın beyanı ile davacı ile ilgili 15/05/2018 tarihli tutanakta yer alan otel kayıt ve yurt dışı giriş çıkış bilgileri yönünden;
davacıyı tanımadığını belirten ve yaptığı otel konaklamasında davacının örgüt toplantısına katıldığına, örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna yönelik somut bir veri içermeyen söz konusu tanık ifadesinin ve davacının yurt dışı giriş çıkışı yapmasına ve konaklama kayıtlarına ilişkin 15/05/2018 tarihli Tutanakta yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacıya, örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle yüksek teftiş notu verildiğine dair iddianın somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının, Cumhuriyet Başsavcılığı görevine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddianın başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının sağlık raporu alması hususunun, örgütsel saik ve amaçlarla gerçekleştirdiğine yönelik olarak somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı, söz konusu iddia ile ilgili olarak davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği göz önüne alındığında, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacının çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının kızının Asya Katılım Bankası A.Ş.'de operasyon görevlisi olarak kaydının olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen 26/10/2018 tarihli İnceleme Raporunda yer alan tespitin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hâkimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 01/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/5276, K:2023/6306 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı kararıyla; "...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.G.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 16/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağından; "......, benden önceki Uşak Cumhuriyet Başsavcısıdır... Uşak’ta göreve başladıktan sonra bana şu an isimlerini hatırlayamadığım bir grup hâkim ve savcı arkadaşım ...’ın FETÖ/PDY irtibatı olduğunu bana söylemişti. Bana şahısla alakalı 2014 öncesi farklı bir görüntü vermekle birlikte, özellikle HSYK seçimleri sırasında açıkça FETÖ/PDY ye bağlı adaylar adına çalıştığı, onların tarafında olduğu anlatıldı. Ayrıca Fetö'den 7 yıl 11 ay hapis cezasına mahkum edilen ... Üniversitesi eski Rektörü S.Ç. ile samimi olduklarını duymuştum. Kendi yaptığımız soruşturma konusu olduğu için ayrıntılarına girmemekle birlikte FETÖ/PDY ile alakalı yaptığımız soruşturmalar kapsamında alınan bir kısım beyanlar ve otel kayıtlarında ...’ın da isminin geçtiğini biliyorum..." şeklinde,
İfadesine başvurulan M.Ö.A.'ya ait, Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20/07/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağından; "...SORULDU: 19.04.2013 ... Afyon... Kayıtlarımızın tetkikinde yukarıdaki otel kaydı çıkarılmıştır. Bu otel kaydındaki şahıslar kimdir ne iş yaparlar toplantı amacınız nedir? Bu toplantıyı kim organize etti. Bu gezinin masraflarını kim karşıladı, ödemeler ne şekilde yapıldı. Açıklayınız? CEVAP: Bu otel kaydı bana aittir. Bu otel toplantısını Üftade okulu düzenledi. ... isimli şahsı tanımam ama o dönemde Uşak C.Başsavcısı, ... Üniversitesi rektörüydü. Bu gezi de Fethullah GÜLEN cemaatinin düzenlediği bir geziydi bu gezide de sohbet toplantıları yapıldı. Bu sohbet toplantısına kimin geldiğini hatırlamıyorum yine normal zaman yaptığımız sohbetler yapıldı cemaatten ve para toplamaktan bahsedildi..." şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmüştür. Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan 11/10/2022 tarihli ara kararına cevap dilekçesi ile eki bilgi ve belgelerde yer alan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz edilen 15/05/2018 tarihli Tutanak incelendiğinde, davacının;
İstanbul Atatürk Havalimanından 17/09/2013 tarihinde yurt dışı çıkış, 21/09/2013 yurt içi dönüşü gerçekleştirdiği, Polnet kayıtlarında hakkında "FETÖ/PDY terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan M.Ö. (TC Kimlik No: ...) isimli şahsın da, davacı ile aynı tarih ve saatte aynı havalimanından yurt dışına çıkış ve yurda dönüş yaptığı, davacı ile birlikte hareket ettiği değerlendirilen M.Ö isimli şahıs hakkında UYAP kayıtlarında yapılan sorgulama sonucunda, adı geçen şahsın yargı mensubu olarak görev yapmakta iken HSK tarafından FETÖ ile iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkartıldığı, adı geçen şahıs tarafından bu işleme karşı açılan davanın reddedildiği ve verilen kararın da kesinleştiği, Afyonkarahisar ilinde bulunan...Otel isimli yerde 12/09/2014-15/09/2014 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında hakkında "Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 1 kişinin daha konakladığı, İzmir ili Narlıdere ilçesinde bulunan ... Otel isimli yerde 29/10/2013-01/11/2013 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında haklarında "FETÖ Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 3 kişinin daha konakladığı, Afyonkarahisar ilinde bulunan ... Otel isimli yerde 29/05/2013-31/05/2013 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında hakkında "Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 40 kişinin daha konakladığı,
Afyonkarahisar ilinde bulunan ... Otel isimli yerde 19/04/2013-21/04/2013 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında hakkında "Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 109 kişinin daha konakladığı, davacı ile birlikte konaklayanlardan birisinin yukarıda tanık olarak ifadesine yer verilen M.Ö.A. olduğu ve bu kişinin söz konusu konaklama hakkında, "... Bu otel toplantısını Üftade okulu düzenledi. ...Bu gezi de Fethullah GÜLEN cemaatinin düzenlediği bir geziydi bu gezide de sohbet toplantıları yapıldı. Bu sohbet toplantısına kimin geldiğini hatırlamıyorum yine normal zaman yaptığımız sohbetler yapıldı cemaatten ve para toplamaktan bahsedildi..." şeklinde beyanda bulunduğu, Afyonkarahisar ilinde bulunan...Otel isimli yerde 14/04/2013-16/04/2013 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında hakkında "Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 48 kişinin daha konakladığı, Afyonkarahisar ilinde bulunan ... isimli yerde 01/03/2013-03/03/2013 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında hakkında "Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 26 kişinin daha konakladığı, İzmir ili Narlıdere ilçesinde bulunan ... isimli yerde 21/09/2012-23/09/2012 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında haklarında "FETÖ Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 18 kişinin daha konakladığı, İzmir ili Balçova ilçesinde bulunan ... isimli yerde 27/04/2009-29/04/2009 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan otelde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında haklarında "FETÖ Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 2 kişinin daha konakladığı, Ankara ili Çankaya ilçesinde bulunan A.T.G.V. Hakim Evi Misafirhanesi isimli yerde 17/09/2006-23/09/2006 tarihleri arasında konaklama yaptığı, anılan yerde aynı tarihler arasında Polnet kayıtlarında haklarında "FETÖ Silahlı Terör Örgütü Şüphelisi" şerhi bulunan 11 kişinin daha konakladığı,
Bahse konu tutanağın son kısmında yer alan, "Yurtdışı giriş çıkış kayıtlarının örgütsel bir faaliyet kapsamında olup olmadığı yönündeki değerlendirme" başlıklı bölümünde; "Daha net bilgiler elde etmek amacıyla aynı kişilerle yurt dışına çıkış, aynı kişilerle yurda giriş olması halinde raporlanmıştır. Burada verilen bilgi sadece yurttan çıkış ve yurda giriş bilgisidir, dolayısıyla bu seyahatin hangi ülkeye/ülkelere yapıldığına yönelik bir bilgi bulunmamaktadır." ve "Konaklama kayıtlarının örgütsel bir faaliyet kapsamında olup olmadığı yönündeki değerlendirme" başlıklı bölümünde ise; "şüphelinin konaklama yaptığı tarih aralığında konaklama yapan kişiler dikkate alınmıştır. Birlikte hareket ettiği kişilerin birden fazla kişi olmasına dikkat edilerek bu kişilerin POLNET verisindeki Pasaport İptal Kayıtları dikkate alınmıştır. Pasaport İptal Kayıtlarının dikkate alınmasının nedeni, bu kayıtların genellikle hem hakkında FETÖ/PDY Terör Örgütü Üyeliği/Yöneticiliği kapsamında işlem yapılan ve soruşturma yürütülen kişileri, aynı zamanda Abone Bilgisine göre BYLOCK kullanıcıları birlikte kapsamasıdır. Birden fazla kişinin FETÖ/PDY Pasaport İptal Şerhinin dikkate alınmasındaki amaç, bu seyahat veya konaklamanın tesadüften ileri hayatın olağan akışına aykırılığı ortaya koyduğu değerlendirildiğindendir." açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden; davacının 2006-2011 yılları arasında İzmir/Menderes Cumhuriyet Başsavcısı, 2011-2014 yılları arasında ise Uşak Cumhuriyet Başsavcısı olarak unvanlı göreve atandığı; davacının H.İ.B. isimli oğlunun 2010-2014 yılları arasında FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir (667 KHK ile kapatılan) Özel Üftade Anadolu Lisesinde öğrenim gördüğü; T.B. isimli kızının ise FETÖ/PDY terör örgürüne müzahir olması nedeniyle kapatılan Asya Katılım Bankası A.Ş.'de operasyon görevlisi olarak kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut deliller, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadeleri, davacının yurt dışı giriş/çıkış kayıtları ile konaklama bilgilerine ilişkin tespitler, dosya kapsamında yer alan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu kanaatine ulaşılmıştır... ... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2024 tarih ve E:2023/2760, K:2024/3134 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık ifadeleri, davacının yurt dışı giriş/çıkış kayıtları ile konaklama bilgilerine ilişkin tespitler, dosya kapsamında yer alan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.