6. Hukuk Dairesi 2025/325 E. , 2025/4330 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin ... Belediyesinin iştirak şirketi olan davalı şirketin açmış olduğu ihalelere katıldığını, davalı ile hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmeye uygun olarak projenin tamamlandığını ve davalı iş sahibine teslim edildiğini, kesin kabul işleminin yapıldığını, bakiye iş bedeli yönünden fatura düzenlendiğini ve davalı iş sahibine tebliğ edildiğini, tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari temerrüt faizinin talep edilebileceğini, faturaya dayalı olarak başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek İstanbul 19. İcra Dairesi'nin 2020/26722 Esas sayılı dosyasında itirazın iptaline, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin temerrüde düşmemesi nedeniyle icra takibine konu edilen alacağın oluşmadığını, sözleşmenin 18.3 maddesinde işin kabule elverişli olduğunun tespiti halinde ödeme yapılabileceğinin düzenlendiğini, teslimden itibaren kesin kabulün ve kesin hesabın yapılmasının gerektiğini, işin idare tarafından kesin kabulünün yapılmadığını, davacı tarafın işlerin kesin kabulü yapılmadan tek taraflı olarak fatura düzenleyerek ödeme talep ettiğini belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 18.3. maddesinde teslim alınan işin muayene ve kabul işlemlerinin 10 gün içerisinde yapılacağı, işin kabule elverişli şekilde teslim edildiği tarihten itibaren 60 iş günü içinde kesin hesap raporunun çıkarılacağının düzenlediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında davacı tarafından sözleşmeler ile yükümlenilen işlerin yapılarak davalıya teslim edildiği, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtları kapsamında davalının davacıya kendi defterinde 2.580.193,31 TL borçlu olduğu, TTK'nın 1530/7. maddesine göre mal ve hizmet tedarikinde alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmemesi halinde geç ödemelere uygulanacak faiz oranının yıllık %15 olduğu bu haliyle fatura tarihlerinden 60 gün sonrasından başlamak üzere takip tarihine kadar TTK'nın 1530/7. maddesi uyarınca davacının talep edebileceği faiz tutarının 469.807,67 TL olduğu, eser sözleşmesi ile kesin olarak miktarı saptanan hakediş alacağının likit alacak olarak kabul edildiği, davalılar tarafından taraflarca belirlenebilir likit alacak miktarına itiraz edildiğinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından takip öncesi davalı ... temerrüde düşürecek herhangi bir ihtarname gönderilmediğini ve bu hususta dava dosyasına bir delil sunulmadığı, davacı yüklenicinin ediminini tamamlamak suretiyle davalı iş sahibine teslim ettiği, davalı iş sahibi tarafından da davacı ediminin kabul edildiği, sözleşme gereğince yasal süresi içerisinde hakediş bedeli ödenmediği, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından TTK'nın 1530/7. maddesi hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, TBK'nın 117. maddesi gereğince davacının davalı tarafı takip öncesi temerrüde düşürmediğinden takip öncesi faiz talebinin kabulüne yönelik kararın hatalı olduğu, davacının alacaklı olduğu yargılama ile belirlendiğinden mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile takibin asıl alacak üzerinden devamına, alacağın yargılama ile belirlenmesi nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının likit alacak takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, faturaların düzenleme tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiğini, ayrıca takip öncesinde davalıya temerrüt ihtarında bulunulmasına gerek olmadığını, ticari işlerde kararlaştırılmasa dahi faize hak kazanılacağını, her iki taraf tacir olduğundan dava konusu alacağa,
TTK'nın 1530/7. maddesi gereğince takip öncesi faiz işletilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı yönünden temerrüt halinin oluşmadığını, sözleşmenin 18.3 maddesine göre teslim tarihinden itibaren 60 gün içinde kesin hesap raporu çıkarılmadığı iddiasının haksız ve yersiz olduğunu, projenin kabule elverişli olduğu tarihten itibaren kesin kabulün yapılabileceğini, takip tarihi itibari ile dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapılmadığını, takip tarihi itibari ile sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin alacak hakkının bulunmadığını, dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapılması halinde bedele hak kazanılacağını, davacı yüklenicinin edimini yerine getirdiği hususunun kabulünün mümkün olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın ödenmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi hakkında 2.416.163,73 TL asıl alacak ve 568.641,86 TL faiz olmak üzere toplam 2.984.805,59 TL alacak yönünden takip başlatılmıştır. Borçlu davalı iş sahibinin itirazı üzerine iş bu davayı açmıştır. Yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu ile asıl alacak 2.580.193,81 TL olarak belirlenmiş ancak taleple bağlı kalınarak asıl alacak 2.416.163,73 TL olarak kabul edilmiştir.
Alacak miktarının yargılama ile belirlendiğine ilişkin Bölge adliye mahkemesi gerekçesi yerinde değildir. Takip konusu alacak likit niteliktedir. Bu nedenlerle, davacı yüklenici yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, alacağın likit olmadığı ve davacının alacaklı olduğu yargılama ile belirlendiğine ilişkin gerekçe ile icra inkâr tazminatının reddi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca Bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 22.10.2024 tarihli ve 2022/1956 esas, 2024/858 karar sayılı kararının hüküm fıkrasının A-7 nolu bendinde yer alan "Alacak yargılama ile belirlenmiş olduğundan davanın icra inkâr tazminat taleplerinin REDDİNE" ibaresinin çıkarılarak yerine "Haksız itiraz edilen 2.416.163,73 TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 483.232,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında, proje hazırlanmasına ilişkin olarak değişik tarihlerde hizmet alım sözleşmeleri imzalanmıştır.
TTK’nın 1530. maddesinde, “ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden ... tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer” hükmü yer almaktadır. Maddenin devamında da temerrüde bağlı sonuçlar düzenlenmiştir. Bu maddedeki koşulların bulunması durumunda artık Türk Borçlar Kanununun temerrüde ve sonuçlarına ilişkin genel hükümleri yerine bu hükümlerin uygulanacağı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Davaya konu olayda tarafların her ikisi de ticari şirket olup, farklı alanlarda proje hazırlanması konusunda değişik tarihlerde düzenlenen ihaleler sonucunda kamu ihale sözleşmeleri mahiyetinde hizmet alım sözleşmeleri hazırlanmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ticari işletmeler arasında hizmet tedariki bulunduğu dikkate alınarak TTK’nın 1530. maddesi gereğince davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek sonuçlarına hükmedilmiş, istinaf üzerine istinaf dairesince bu sefer, taraflar arasındaki sözleşmelerin konusunun eser sözleşmesi olduğu ve TTK’nın 1530. maddesinin mal ve hizmet tedarikine ilişkin olup eser sözleşmelerinde uygulanmayacağı gerekçesiyle istinaf isteminin kabulü ile karar kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasında açılan ihaleler sonucunda davacının davalıya farklı alanlarda proje hazırlanması konusunda hizmet alım sözleşmeleri düzenlenmiştir. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun tanımlar başlıklı 4. maddesinde, hizmet; bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetler olarak kabul edilmiştir. Yine aynı maddede, yapıma ilişkin olarak da; bina, karayolu, demiryolu, otoyol, havalimanı, rıhtım, liman, tersane, köprü, tünel, metro, viyadük, spor tesisi, alt yapı, boru iletim hattı, haberleşme ve enerji nakil hattı, baraj, enerji santrali, rafineri tesisi, sulama tesisi, toprak ıslahı, taşkın koruma ve dekapaj gibi her türlü inşaat işleri ve bu işlerle ilgili tesisat, imalat, ihzarat, nakliye, tamamlama, büyük onarım, restorasyon, çevre düzenlemesi, sondaj, yıkma, güçlendirme ve montaj işleri ile benzeri yapım işleri hükmü yer almaktadır.
4734.sayılı kanunun 48. maddesinde, mimarlık ve mühendislik, etüt ve proje, harita ve kadastro, her ölçekte imar planı, imar uygulama, ÇED raporu hazırlanması, plan, yazılım geliştirme, tasarım, teknik şartname hazırlanması, denetim ve kontrolörlük gibi teknik, mali, hukuki veya benzeri alanlardaki hizmetlerin danışmanlık hizmet sunucularından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
Dairemizin uygulamasında proje hazırlanması eser sözleşmesinin konusu olarak kabul edilmekte ise de, yukarıda belirtildiği üzere KİK’nın 4. maddesinde hizmet işleri arasında sayılmıştır. Diğer yönden,
TTK’nın 1530. maddesinde aranan anlamda hizmete bakıldığında da proje hazırlanmasının hizmet tedariki olduğunun kabulü gerekir. Zira projenin hazırlanması neticesinde karşı tarafa teslimi söz konusu olup neticede bir hizmet tedariki söz konusudur. Bu yönüyle proje hazırlanmasının genel olarak bir yapım işi olduğunun kabulü mümkün değildir. Nitekim taraflar da o şekilde kabul etmişler ve sözleşmelerde açık bir şekilde işin “hizmet alım işi” olduğu kabul edilmiştir. Sözleşme yorumlanırken tarafların iradelerinin de dikkate alınması gerekir.
Bu durumda sözleşmenin konusunun hizmet tedariki olduğu dikkate alınarak TTK’nın 1530. maddesi gereğince davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek bu maddede yer alan temerrüde ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmekte olup, ilk derece mahkemesinin bu konudaki kabulü yerinde olduğundan, istinaf dairesi kararının bu yönden de düzeltilerek onanması gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.