Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

6. Hukuk Dairesi         2025/3235 E.  ,  2025/4361 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/250 E., 2023/477 K.

Mahkemece verilen 10.10.2023 tarihli ve 2020/250 Esas, 2023/477 Karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan Dairenin 21.05.2025 tarihli ve 2024/1162 Esas, 2025/2121 Karar sayılı kararının düzeltilmesi süresinde davalı vekilince istenilmiş olmakla,kesinlik, süre, karar düzeltme şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 30.04.2002 tarihli asıl ve 29.09.2005 tarihli ek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müvekkiline ait 8 bağımsız bölümün en son 28.02.2008 tarihinde teslimi gerekirken teslim edilmediğini ileri sürerek, BK'nın 97. maddesine göre nama ifaya izin ve satış yetkisi verilmesini talep etmiştir.

Davacı ... vekili ve davacı asil ... 20.02.2023 tarihli tam ıslah dilekçesi ile sözleşmenin geriye etkili feshini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında mevcut sözleşme dolayısıyla yapımına başlanan çalışmaların elde olmayan nedenlerle bitirilememiş ise de yapıların oldukça ilerlediğini, davacı tarafın ... Noterliği'nin 30.07.2008 tarih, ... yevmiye numaralı azilnamesiyle kooperatif yetkililerinin çalışmalarını engellediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 20.06.2012 tarihli kararı ile 461.681,90 TL üzerinden davacılara nama ifaya yetki ve izne, bağımsız bölüm satışına ilişkin talebe ise eksik ve ayıplı iş bedelini karşılayacak şekilde bağımsız bölümün davacı tarafından satıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Mahkemenin 20.06.2012 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin 23.05.2013 tarihli, 2013/1190 Esas, 2013/3447 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, bu kez davacı arsa sahipleri vekili ve davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunmuş Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2015 tarihli, 2014/5796 Esas, 2015/889 Karar sayılı ilamı ile öncelikle arsa sahiplerine ait villalar ile ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedeli yanı sıra sözleşme uyarınca yükleniciye ait olan yapı kullanma izin belgesi giderleri, sigorta primleri ve vergi borçlarının da hesaplanması, yükleniciye ait bağımsız bölümlerin mevcut hali ile satılarak eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi söz konusu olacağından, yükleniciye ait bağımsız bölümlerin fiili durumları tespit edilerek bu halleri ile bağımsız bölümlerin rayiç değerlerinin saptanıp, sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, eksik incelemeyle karar verildiği, bu itibarla tarafların karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Daire’nin 23.05.2013 gün ve 2013/1190 Esas, 2013/3447 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemenin 03.10.2017 tarihli kararı ile temlik alan ... yönünden mahkemenin 2009/216 Esas, 2012/357 Kararı kesinleştiğinden bu davacı yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer davacılar yönünden ise davanın kısmen kabulüne ve 8 79... parsel sayılı arsanın nama ifa amaçlı satışına izin verilmesine karar verilmiştir.

3.Mahkemenin 03.10.2017 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2019 tarihli ve 2019/848 Esas, 2019/2084 Karar sayılı kararıyla ...’ın arsa sahipleri diğer davacılardan sözleşme konusu bir kısım bağımsız bölüm, parsel ya da bağımsız bölümleri satın ve devir alarak HMK'nın 125/2. maddesine göre devraldığı pay, parsel ve bağımsız bölümler yönünden arsa sahipleri yerine geçtiği, davacı sıfatını kazandığı, her ne kadar ilk karara yönelik ...'ın temyiz ve karar düzeltme talebi olmasa dahi yüklenicinin talebi üzerine onama kararı kaldırılarak bozma yapıldığından ... yönünden de ilk kararda verilen hükmün kesinleşmediği, arsa sahipleri ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmelere göre 879 ada, 1 parselin davalı yükleniciye bırakıldığının kararlaştırıldığı, dava devam ederken bu parselin tamamının davacı arsa sahiplerince 28.02.2012 tarihinde tapuda ...'a satılarak devredildiği ve halen onun üzerinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla mahkemece yapılacak işin dava devam ederken HMK'nın 125/2. maddesine göre devraldığı parsel ve bağımsız bölümlerle ilgili arsa sahipleri yerine geçerek davacı sıfatını kazanan ... vekiline 2. karar ve bozma ilamı tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan devralan davacı ...'ın arsa sahiplerine ait olup devraldığı bağımsız bölümler ve ortak alanlarla ilgili nama ifa suretiyle isteyebileceği eksik ve kusurlar ile giderim bedelleri konusunda ilk karara karşı harcını tamamlayarak temyiz yoluna başvurmaması ve onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmaması sebebiyle yapı kullanma izin belgesi giderleri, sigorta primleri ve vergi borçları dışında gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp 8 79... parsel yüklenici adına tapuda kayıtlı olmadığından kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yükleniciye devredilip halen onun adına kayıtlı olan ya da hakettiği halde arsa sahiplerince yükleniciye devredilmeyen parsel ya da bağımsız bölümler varsa bunların değerlerinin keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporu ile tesbit ettirildikten sonra davacı arsa sahipleri ve devralan davacı ...'ın nama ifa yapmalarına izin verilen eksik ve kusurlu işler ile yapacakları harcamaların nelerden ibaret olduğu ve bunların yapılması için tahsili gereken avans niteliğinde miktarlar gösterilerek nama ifaya izin verilmesi ve yükleniciye ait ya da hakettiği halde arsa sahipleri üzerinde bulunan parsel veya bağımsız bölüm-bölümlerin giderleri karşılayacak kadarının satışına izin ve yetki verilmesinden ibaret olacağı hususları gözetilerek inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir.

4.Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına , Yargıtay'ın istikrar kazanan kararlarında belirtildiği gibi inşaatın %90 ve üzeri oranına ulaştığı takdirde sözleşmenin geriye etkili değil ileriye etkili feshinin koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden davacıların somut olayda sözleşmenin geriye etkili feshinin şartlarının oluşmadığı ve talebin TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

5.Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.05.2025 tarihli ve 2024/1162 E., 2025/2121 K. sayılı kararıyla hükmün geriye etkili ifa talebi yönünden eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Nedenleri

Davalı vekili karar düzeltme dilekçesinde,

a)Davacının davasını tam ıslah ile değiştiremeyeceğini,

b)Sözleşmenin feshinin maddi hukuk işlemi olduğu için ıslaha konu olamayacağını,

c)Davacının dava açarken seçimlik hakkını nama ifadan yana kullandığını artık fesih isteyemeyeceğini beyan etmektedir.

C. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan nama ifaya izin olup, ıslah yolu ile fesih istemine ilişkindir.

Eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda bir sözleşme türü olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bu sebeple yasal bir tanımı bulunmamaktadır. İçerdiği edimlere baktığımızda, bir edimin taahhüt edilmesi yönüyle eser sözleşmesinin, tapu devrini içermesi yönüyle de taşınmaz satım sözleşmesinin unsurlarını taşıdığını söylemek mümkündür. Taşıdığı unsurlara da bakarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini; yüklenicinin, arsa üzerine bina inşa etmek ve inşa ettiği binanın belirli bağımsız bölümlerini arsa sahibine teslim etmek karşılığında, arsa sahibinin de, arsanın belirli paylarını yükleniciye devretmeyi taahhüt ettiği, karşılıklı edimleri içeren, karma nitelikli bir akit olarak tanımlamak mümkündür (Erman, Hasan; Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, Der Yayınları, İstanbul, 2007, s. 1).

Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 106/I, dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesi hükmünce, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğeri borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyerek karşı tarafı temerrüde düşürdükten sonra BK'nın 106/II, TBK'nın 125. maddesindeki seçimlik haklarını kullanabilir. BK'nın 107, 6098 sayılı TBK'nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumların varlığı halinde alacaklı süre vermeden temerrütten ... haklarını kullanabilir. Eksik ve kusurlu işlerin giderilmesinin istenmesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 106. maddesindeki seçimlik haklardan olan "akdin ifasına" yönelik hakkının kullanılmış olduğunu gösterir. Bu durumda, arsa sahibi ya da sahipleri, eksik ve kusurlu işlerin giderilmesini Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gereğince de talep edebilirler. Çünkü, "nama ifa" sözleşmenin "aynen ifası" kapsamındadır (Y.

15.H.D. 11.12.2002 T., 5721/57 64... .04.1989 T. 1988/2909 Esas, 1989/1783 Karar sayılı kararlar). Arsa payı karşılığı yapılan inşaatlarda "nama ifa" istenmesi durumunda; arsa sahibi, kural olarak nama ifa suretiyle tamamlayacağı inşaatın, yüklenicinin payına düşen bağımsız bölümlerin eksik işlerini tamamlamak ve kusurları gidermek zorunda değildir. Buna göre, inşaattan kendisine isabet edecek bağımsız bölümler ile ortak alanlarını yüklenici namına tamamlamak üzere Borçlar Kanunu'nun 97/1. maddesi (6098 sayılı BK 113. md) hükmüne dayanarak izin talep edebilir (Emsal Yarg.

15.H. D. 2008/69 08... /1163 K. 3.3.2009 T).

Seçimlik hakların söz konusu olması halinde seçimlik hak kullanılmak suretiyle edim tayin edilmiş olur ve seçimlik hakkı ortadan kalkar (K.Oğuzman-Öz, Borçlar Hukuku-Genel, s.227). Dolayısıyla, edimin ifa edilmesinde temerrüde düşülmesi üzerine arsa sahibine tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup hakkın kullanılması yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan arsa sahiplerinin artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir.

Uyuşmazlığın çözümü için ıslahın hukuki niteliğinin de açıklanmasında yarar bulunmaktadır.

Islah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir.(HMK m. 176) (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C: IV, İstanbul 2001, s. 3965). Islah müessesesi, davayı değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 5. Baskı, İstanbul 1992, s. 534).

Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 176. maddesine göre; ıslah, tamamen (kamilen) veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir. Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180).

Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir. (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424). Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekecektir.

HMK'nın 181. maddesinde düzenlenen davanın kısmen ıslahında ise; davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (Kuru, s. 4014). Davacının talep sonucunu (müddeabihi) arttırması, talep sonucunu terditli dava hâline dönüştürmesi ve talep sonucunun daraltılması gibi işlemler kısmen ıslaha örnek olarak sayılabilecek usule müteallik işlemlerdir.

Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07/06/2017 tarihli ve 2017/17-1093 E. 2017/1090 K.;

07/06/2017 tarihli ve 2016/9-1212 E. 2017/1078 K. ile 02/04/2019 tarihli ve 2017/22(7)-2168 E. 2019/395 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; davacı arsa sahipleri davalı yüklenicinin edimini ifa etmede temerrüde düşmesi neticesinde kanunda belirtilen seçimlik hakkını sözleşmeyi ayakta tutma ve nama ifa yönünde kullanarak davaya ilişkin seçim hakkına yönelik iradenin karşı tarafa ulaşması ile bu hak sonuç doğurur ve seçim hakkını kullanma yönünden bağlayıcı hale gelir. Davacı yönünden nama ifaya yönelik hakkın kullanılması ile bağlayıcı hale gelmiş olup, ıslah yolu ile dahi seçim hakkının değiştirilmesi mümkün değildir. Davacı seçim hakkını nama ifa yönünde kullanmış olup, ıslah yolu ile sözleşmenin geriye etkili feshini talep etmesi sonuç doğurmayacağından, kendisi yönünden bağlayıcı hale gelen nama ifa yönünde talebin değerlendirilmesi gerekirken Dairemizin 21.05.2025 tarihli ve 2024/1162 E., 2025/2121 K. sayılı kararıyla bu husus gözden kaçırılarak islahtaki talep olan sözleşmenin geriye etkili feshi yönündeki talebin değerlendirilerek karar verilmesi yönündeki bozma ilamı doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki karar düzeltme itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; davacıların ıslah ile ileri sürdüğü sözleşmenin geriye etkili fesih talebi dikkate alınmaksızın nama ifaya ilişkin talebi değerlendirilerek Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 06.05.2019 tarihli ve 2019/848 Esas, 2019/2084 Karar sayılı bozma ilamının gerekleri yerine getirilmek suretiyle karar verilmesinden ibaret olup aksi yönde eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile; Dairemizin 21.05.2025 tarihli ve 2024/1162 Esas, 2025/2121 Karar sayılı ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Kararın karar düzeltme talep eden davalı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harcının talep halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

17.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog