Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/1850 E. , 2019/10555 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şırnak ili, Merkez ilçesi, Kuşkonar köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve 1994-2003 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilen davacının, köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2003 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 05/07/2013 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mardin İdare Mahkemesi kararıyla; 5233 sayılı Kanuna, 5666 sayılı Kanun ile eklenen geçici 4. madde uyarınca, 19/07/1987 tarihi ile 5666 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30/05/2007 tarihi arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen zararlar nedeniyle en son 30/05/2008 tarihine kadar başvuruda bulunulabileceği, diğer bir ifadeyle söz konusu başvuru süresine ilişkin kısıtlamanın sadece 30/05/2007 tarihinden önceki yıllara ilişkin zararları kapsadığı; 30/05/2007 tarihinden sonra malvarlığına ulaşamama nedeniyle meydana gelen zararlar için ise böyle bir kısıtlamanın bulunmadığı; bu duruma göre davanın 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin zararlar ile söz konusu tarihten sonrasına yönelik zararlar olarak iki kısımda irdelenmesi gerektiği; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğradığını iddia ettiği zararlar nedeniyle 5233 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvuruda bulunması gerekirken, bu tarihten çok sonra yapılan başvurunun süresinde olmadığı; anılan başvurunun 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının reddine ilişkin dava konusu zımni ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden sonraki dönemde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan incelemede ise; söz konusu döneme ilişkin olarak malvarlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlar açısından, anılan köyün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkemenin E:... esas sayısına kayıtlı dava dosyasında yapılan 13/05/2014 ve 24/06/2014 tarihli ara kararlarına istinaden cevaben gönderilen Şırnak İl Jandarma Komutanlığı'nın 16/06/2014 tarihli yazısı eki tutanakta özetle, Kuşkonar köyünün halen boş durumda olduğu, kimsenin yaşamadığı, köye ulaşımın olmadığının belirtildiği; öte yandan, yine Mahkemenin E:... esas sayılı dava dosyasında yapılan 13/05/2014 ve 24/06/2014 tarihli ara kararları ile davalı idareden istenilen belgelerin incelenmesinden ise, Şırnak Valiliği Proje Koordinasyon Merkezi Köye Dönüş Bürosu'nun 09/07/2014 tarih ve 226 sayılı yazısı ve eki listede Kuşkonar köyünün 16/04/2013-16/07/2013 tarihleri arasında askeri güvenlik bölgesi ilan edildiği ve güvenlik yönünden yerleşime uygun olmadığının belirtildiği, anılan yazının ve ara karara istinaden dosyaya sunulan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, söz konusu köyün halen yerleşim açısından güvenli bir yer olmadığı, terör örgütü mensuplarının geçiş güzergahı üzerinde yer aldığı ve belirli bazı dönemlerde askeri güvenlik bölgesi olarak girişe yasak bölge kapsamında yer aldığı anlaşıldığından davacının 30/05/2007 tarihinden başvuru yaptığı tarihe kadar olan malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğradığı zararlarının tazminine karar verilmesi gerekirken, bu dönem zararlarını da kapsayan başvuru konusu zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun tamamının zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu zımni ret işleminin, davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme kadar olan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 30/05/2007 tarihinden başvuru tarihine kadar olan dönemde oluşan zararların tazmini isteminin reddine ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince 5666 sayılı Kanun’un yanlış yorumlandığı; ilgili Kanun’un sadece başvuru süresini uzattığı; 1987-2004 yıllarına ilişkin zararların tazmini istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabileceği; 2003 yılı sonrası için davacı tarafından yeniden başvuru yapılması gerektiği; bu başvurunun da 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereği zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün, her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde yapılması gerektiği; bu nedenle başvurunun zamanaşımına uğradığı; mahkeme kararının kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlanmasına rağmen savunma dilekçesinin süresinde verilmemesi nedeniyle idare vekili lehine vekalet ücreti verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, mahkeme tarafından yapılan ara kararlara cevap verildiği hususları ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı vekili tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un "Başvurunun Süresi, Şekli, İncelenmesi ve Sonuçlandırılması" başlıklı 6. maddesinde, "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un geçici 1. maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19/07/1987 tarihi ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1'inci, 3'üncü ve 4'üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır." kuralı getirilmiş; Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında müracaat hakkı bulunanların bir yıllık süre içinde müracaat edememeleri durumunda, mağduriyetlerinin önlenmesi ve zararlarının sulh yoluyla karşılanması amacıyla 03/01/2006 tarih ve 26042 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5442 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ve 5233 sayılı Kanuna, 30/05/2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5666 sayılı Kanun'la eklenen geçici 4. maddesiyle, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları halinde, 19/07/1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1'inci, 3'üncü ve 4'üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır." kuralı getirilerek 5233 sayılı Kanun kapsamında hem geçmiş dönemlere ilişkin dönem aralığı (19/07/1987-30/05/2007) hem de başvuru süresi 30/05/2008 tarihine kadar uzatılmıştır.
Ayrıca davacının dava konusu ettiği malvarlığına ulaşamama sebebiyle oluşan zararlarına yönelik başvurusunun dayanağı köy boşaltma ya da köyden göç olayının, 1994 yılında olduğu ve köyün hala boş olduğu gözönünde tutulduğunda; söz konusu olayın yeni bir olay olmadığı, geçmişte başlayıp hala devam eden bir olay olduğu; 5233 sayılı Kanun’un yeni tarihli olaylara uygulanan 6. maddesinin bu başvuruda uygulanamayacağı, bu nedenle devam eden bir zararın varlığı mevcutken davacıya her yıl başvuru yapma zorunluluğu getirilmesinin ilgili Kanun’un ruhu ile de örtüşmediği, hak kayıplarına yol açmamak adına geçmiş olaylara ilişkin son başvuru tarihi olan 30/05/2008 tarihinden sonra devam eden zararları için başvuran davacının 30/05/2007 tarihinden başvuru tarihine kadar olan zararlarının davalı idarece değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olduğu, dosyada karar verirken önemli olanın köyün ilk boşaltılma ya da göç tarihinden itibaren tekrar yaşamaya elverişli hale gelip gelmediği hususu olduğu düşüncesiyle İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Şırnak ili, Merkez ilçesi, Kuşkonar köyünde ikamet etmekte iken terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kaldığını iddia eden davacının, malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı ilk başvurusu üzerine 1994-2003 yıllarına ilişkin zararları karşılanmıştır.
Davacı tarafından 05/07/2013 tarihinde yapılan başvuru ile köyün hala boş olduğu ve devam eden zararlarının bulunduğu ileri sürülerek 2003 yılı ve sonrasında oluşan zararlarının karşılanması istemiyle yapılan başvurunun davalı idare tarafından cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde; terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar, Kanunun kapsamı dışında tutulmuş; aynı Kanunun "Başvurunun Süresi, Şekli, İncelenmesi ve Sonuçlandırılması" başlıklı 6. maddesinde, "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiş;
7.maddesinde ise, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına, ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece tazmin edileceği kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un geçici 1. maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19/07/1987 tarihi ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1'inci, 3'üncü ve 4'üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır."; geçici 3. maddesinde, "Bu Kanunun geçici 1'inci maddesi ve bu Kanuna 28/12/2005 tarihli ve 5442 sayılı Kanunla eklenen geçici 1'inci madde gereğince yapılan başvuruların sonuçlandırılma süresi, maddelerde öngörülen sonuçlandırılma süresinin bitiminden itibaren bir yıl uzatılmıştır. Bu sürenin de bitmesi ve başvuruların sonuçlandırılamamış olması halinde, Cumhurbaşkanı bu süreyi her defasında bir yılı aşmamak üzere uzatabilir."; geçici 4. maddesinde ise, "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları halinde, 19/7/1987 tarihi ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1'inci, 3'üncü ve 4'üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır." kuralı yer almıştır. 5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında ilgililerin bir yıllık süre içinde müracaat edememeleri nedeniyle uğramış oldukları mağduriyetin giderilmesini ve zararlarının sulh yoluyla karşılanmasını teminen 03/01/2006 tarih ve 26042 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28/12/2005 tarih ve 5442 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesi, 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/12/2006 tarih ve 5562 sayılı Kanun'la 5233 sayılı Kanun'a eklenen geçici 3. madde ve 30/05/2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5666 sayılı Kanun'la 5233 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. maddesiyle, 19/07/1987 tarihinden 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının, 5233 sayılı Kanun'un hükümlerine göre tazmin edilmesi istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurmalarına olanak tanınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun incelendiğinde, terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılan maddi zararların tazmini bakımından iki ayrı başvuru süresinin düzenlendiği görülmektedir:
1.) 5233 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde, 19/07/1987 tarihi ile Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi arasındaki döneme ilişkin zararlar bakımından, Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvuru yapılması öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen bir yıllık süre içinde müracaat edemeyen hak sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi ve söz konusu zararların sulh yolu ile karşılanması amacıyla; 03/01/2006 tarih ve 26042 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/12/2005 tarih ve 5442 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesi, 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/12/2006 tarih ve 5562 sayılı Kanun'la 5233 sayılı Kanun'a eklenen geçici 3. madde ve 30/05/2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5666 sayılı Kanun'la 5233 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. maddesi ile 19/07/1987- 27/07/2004 döneminde 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunan zararların tazmini istemine ilişkin başvuru süreleri uzatılmıştır. Bir başka ifadeyle söz konusu yasal düzenlemeler uyarınca, 19/07/1987 ile 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılan maddi zararların karşılanması istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2.) 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararların karşılanması istemiyle, zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün ve her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde idareye başvurulabileceği, bu sürelerden sonra yapılacak başvuruların kabul edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararlar bakımından Kanun’un 6. maddesinde belirlenen süreler içinde, 19/07/1987 ile 27/07/2004 tarihleri arasında meydana gelen zararlar bakımından ise Kanun’un geçici 4. maddesinde öngörülen süre içinde idareye başvurulabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, malvarlığına ulaşılamadığı iddia edilen köyün, idare mahkemesi tarafından yapılan ara kararlar sonucu dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre, idareye yapılan başvuru tarihine kadar olan dönemde güvenlik nedeniyle yerleşime uygun olmaması nedeniyle boş olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin köye dönüşlerin davacı tarafın isteğine bağlı olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Davalı idarenin diğer temyiz iddiaları yönünden mahkeme kararının temyiz istemi incelenmiştir.
İdare Mahkemesi kararının dava konusu zımnen ret işleminin iptali isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı incelendiğinde; Mahkemece, 5233 sayılı Kanuna, 5666 sayılı Kanun ile eklenen geçici 4. madde uyarınca, 19/07/1987 tarihi ile 5666 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30/05/2007 tarihi arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen zararlar nedeniyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvuruda bulunulabileceği; diğer bir ifadeyle söz konusu süre kısıtlamasının sadece 30/05/2007 tarihinden önceki yıllara ilişkin zararlar bakımından getirildiği; 30/05/2007 tarihinden sonra malvarlığına ulaşamama nedeniyle meydana gelen zararlar için ise böyle bir süre kısıtlamasının bulunmadığı; bu kapsamda, davanın 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin zararlar ile söz konusu tarihten sonrasına yönelik zararlar olarak iki kısımda irdelenmesi gerektiği; davada 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğradığını iddia ettiği zararlar nedeniyle 5233 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar başvuruda bulunması gerekirken, bu tarihten çok sonra 05/07/2013 tarihinde yapılan başvurunun süresinde olmadığı, anılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar verilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere, 5562 ve 5666 sayılı Kanunlar ile 5233 sayılı Kanuna eklenen geçici 3. ve geçici 4. maddelerin, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemde meydana gelen zararların sulh yoluyla tazmini istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabilmesine olanak tanıdığı; bu haliyle 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ilişkin zararların tazminine ilişkin başvuru süresinin uzatılmasına ilişkin olduğu, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemi 19/07/1987- 30/05/2007 şeklinde genişletmediği/değiştirmediği açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, davacının 27/07/2004 tarihine kadar uğradığını iddia ettiği zararının sulh yoluyla tazmini için 5666 sayılı Kanun uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar, 27/07/2004-30/05/2007 tarihleri arasındaki dönem zararının ise 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde öngörülen süreler içinde idareye başvurulmadığı gerekçesiyle sözü edilen dönemlerde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddi yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının dava konusu zımnen ret işleminin kısmen iptaline ilişkin kısmı incelendiğinde; İdare Mahkemesince, davanın 30/05/2007 tarihinden sonraki dönemde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan incelemede, söz konusu döneme ilişkin olarak malvarlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlar açısından ara kararına istinaden dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek, adı geçen köyün halen yerleşim açısından güvenli bir yer olmadığı, terör örgütü mensuplarının geçiş güzergahı üzerinde yer aldığı sonucuna ulaşılarak, davacının 30/05/2007 tarihinden idareye yaptığı başvuru tarihe kadar olan dönemde malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu zımni ret işleminin sözü edilen döneme ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Davacının, malvarlığı zararlarının karşılanması amacıyla idareye yaptığı 05/07/2013 tarihli başvurunun, 30/05/2007 tarihinden idareye başvurduğu 05/07/2013 tarihine kadar olan dönemdeki zararının, başvuru tarihi olan 05/07/2013 tarihinden geriye doğru bir yıllık zararının 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında kaldığı, davacının idareye başvurduğu tarihten en fazla bir yıl önceki tarihe, bir başka ifade ile 05/07/2012 tarihine kadar olan dönemdeki mal varlığına ulaşamama nedeniyle oluşan zararının tazminine karar verilebileceği, 30/05/2007-05/07/2012 dönem zararının ise davacının 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen süre içerisinde (öğrenmeden itibaren altmış gün ve her halde bir yıl) bir başvurusu olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu zımni ret işleminin 30/05/2007-05/07/2013 tarihli döneme ilişkin kısmının tamamının iptali yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği; tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın hangi sebeplerden kaynaklandığını açıklayıcı bilgi ve belgelerin (dava, belge, sözleşme vs.) davacı tarafından sunulması gerektiği, aksi takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği ve taşınmazlar için mükerrer ödemelerin söz konusu olamayacağı açıktır.
İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde ise, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama Giderlerinin Kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda Kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış;
332.maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmış;
326.maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı kuralı getirilmiştir.
Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği hükme bağlanmış; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık Ücretinin Kapsadığı İşler" başlıklı 2. maddesinde de Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücretinin karşılığı olduğu belirtilmiştir.
Temyizen incelenen dosyada davalı idare vekilince süresinde savunma dilekçesi verilmemiş ise de, mahkeme tarafından yapılan ara kararına davalı idare vekilince cevap verildiğinden, yargılamaya katkısı açık olan davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Mahkemece yeniden verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2.... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davanın kısmen reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
4.2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/12/2019 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (X) KARŞI OY : Daire kararının diğer kısımlarına katılmakla birlikte davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki kısmına süresinde savunma verilmemesi ve duruşmaya da iştirak edilmemesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği görüşüyle katılmıyoruz.