5. Hukuk Dairesi 2024/9536 E. , 2025/8683 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalılar vekiline 14.07.2024 tarihinde ve davacı idarenin temyiz dilekçesi ise 24.07.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 22.08.2024 tarihinde verilmiş ve temyiz harcı aynı tarihte yatırılmıştır. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre açılan eldeki dava 6100 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca ivedi işlerden olup adli tatilde sürelerin işleyeceği anlaşılmakla, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verildikten sonra; davacı idare vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ...
. Mahallesi 69 52... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından düzenlenen Kıymet Takdir raporları ile belirlenen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu belirterek taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen m² birim bedelinin yüksek olduğunu, taşınmaz üzerindeki binaya 4-A sınıfı olarak değer biçilmesi gerekirken 4-B sınıfı olarak kabulü ile fazla bedel belirlendiğini ileri sürmüştür.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi gerektiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın da içinde olduğu alanla ilgili ... Büyükşehir Belediye Encümeninin 13.07.2020 tarihli ve 349/611 Karar sayılı kararı ile kamu hizmeti için gerekli olduğu anlaşılan kararda belirtilen taşınmazların kamulaştırılabilmesi için kamu yararı kararı alındığı ve bu kararın 16.03.2020 günü onaylandığı, davalıların uzlaşma görüşmelerine davet edildikleri, ancak toplantıya katılmadıklarından uzlaşma sağlanamadığı anlaşılmış olup mahkemece yerinde yapılan inceleme sonucunda alınan fen bilirkişisi raporunda saptandığı üzere, dava konusu taşınmazın ... Tarihi Kent Merkezi Kentsel Sit Alanı kapsamında kaldığı, imarlı arsa vasfında olduğu, taşınmaz üzerinde ... İşhanı'nın bulunduğu, teknik bilirkişi kurulunun 12.12.2022 tarihli raporunda, dava konusu taşınmazın arsa vasfında imar parseli olarak Eylül 2022 değerlendirme tarihi itibariyle bedelinin tespit edildiği, itiraz üzerine alınan 16.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda da önceki görüş ve kanaatlerini değiştirecek bir husus bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış, davaya konu taşınmazın bitişik parseli olan 69 52... parsel sayılı taşınmaz hakkında Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2015/20837 Esas, 2016/8125 Karar sayılı ilamı ile incelemesinden geçen ... 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/121 Esas, 2015/242 Karar sayılı dava dosyasında taşınmazın zemin metrekaresine Şubat 2013 tarihi itibarıyla 3.500,00 TL takdir edilip Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede bitişik taşınmazla ilgili dava dosyasının değerlendirme tarihi olan 2013 yılından eldeki davanın dava tarihi olan 2022 yılına kadar oluşan imar ve şehircilik hareketleri ve etrafında oluşturulan sosyal donatı alanları nedeniyle yeni yoğun yapılaşma olup olmadığı, tercih edilen bir bölge haline gelip gelmediği, bölgede piyasa rayiç taşınmaz değerlerinin endeks dışında artıp artmadığının ve yakın yerlere verilen m² değerler de gözetilerek tespiti için bilirkişi kurulundan alınan ek rapora göre; ...’nın her daim cazibe merkezi ve bilindik bir noktası olması özelliği bulunan bir konumda yer alan dava konusu taşınmazın 2022 yılına kadar oluşan imar ve şehircilik hareketleri ve etrafında yeni sosyal donatı alanları yapılmış olup, mevcut yapıların da kent dokusuna uygun bir şekilde yenilenmeye devam ettiği, bölgedeki özel mülkiyet taşınmazlarda olağanüstü bir arz-talep değişikliği gözlenmediği, evvelinden beri belli iş kolları tarafından kullanılan, tercih edilen bölgenin, son dönemde yapılan yeni sosyal donatılarla mevcut kullanımının değişmediği, değişen çehresine rağmen endeks değerleri dışında talep ve değer artışı gösteren satış ve değerlenme olmadığı, daha önce Yüksek Yargı denetiminden geçmiş mahkeme kararlarına esas raporlarda kullanılan emsal ve değerler ile mukayese yapıldığında da kök rapordaki görüş ve kanaatlerini değiştirecek bir bilgiye rastlanmadığının mütalaa edildiği anlaşılmakla bilirkişi kurulu raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak birbirlerine üstünlük oranları tartışılıp, zemine kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal arsa satışına göre, yapıya da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayınlanan, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını gösteren listelere ve mevcut durumuna göre yıpranma payı da düşülerek değer verilip bedelinin belirlenmesine, tespit edilen bedelin bloke edilerek faizi ile birlikte davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı idare adına tapuya tesciline dair kararda usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 gün ve 2022/83-2023/69 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun’un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, faize yönelik düzenleme usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, taraflar arasında kararlaştırılmış daha yüksek akdi faiz oranı da bulunmadığına göre dava tarihi esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz oranının uygulaması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle;
istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesine ve dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir.
3.Yargıtayın hukuki güvenlik ve hukuki öngörülebilirliğin temini amacıyla içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirse de, davacı idare vekili tarafından açık temyiz sebebi yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalılar Vekilinin Temyizi Yönünden;
Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
B. Davacı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idareden peşine alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi