T. C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1759 - 2026/340 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :12/06/2024
NUMARASI :2023/220 Esas - 2024/494 Karar
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin “Pirometalurji İle Tehlikeli Tehlikesiz Atıklardan Geri Kazanım, Demirdışı Metallerden Lama, Filmaşin, Tel ve Kablo Üretimi, Hidrometalurji İle Sülfatlı Bileşikler Üretim Tesisi” kurulması projesi için 14.06.2022 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından olumlu rapor verildiğini ve davalı şirket ile 12.09.2022 tarihinde sözleşme yaptıklarını, davalı şirketin şirket proje alanına herhangi bir görevli göndermeden, bulunduğu yerden masa başından 19.09.2022 tarihinde 1. proje ilerleme raporunu, 28.12.2022 tarihinde ise 2. proje ilerleme raporunu hazırladığını, ilgili projenin ilerleme raporları incelendiğinde birbirinin tekrarı niteliğinde olduğunu, raporlarda Çevre Kanuna aykırı herhangi bir fiilin olmadığını, davacı şirkete yapılan herhangi bir uyarı olmadığını, davalı şirketin sözleşmeye ve mevzuata aykırı bu tutumunun, davacı şirket aleyhine idari para cezası uygulanmasına sebebiyet verdiğinden Adana Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 09.12.2022 tarihinde yapılan denetimde, projede Çevre Kanunu m.8'de düzenlenen kirletme yasağına aykırılıklar bulunduğunun tespit edildiğini, idari ve sosyal binadan kaynaklanan atık suların mevzuata aykırı şekilde toprak zemine verildiği için davacının 54.783,00-TL idari para cezası ile evsel nitelikte katı atıklar ile ambalaj atıklarının toprak zemin üzerinde bulunduğunu, mevzuata aykırı şekilde tesis sahası içinde biriktirilmesi sebebiyle de ayrıca 367.740,00-TL idari para cezası uygulandığını; davacının 29.12.2022 tarihinde erken ödeme indiriminden yararlanarak 54.783,00-TL idari para cezasını 41.087,25-TL olarak, 367.740,00-TL idari para cezasını ise 275.805,00-TL olarak ödediğini, davalı tarafın vermiş olduğu raporların "göstermelik" hazırlandığını, davacı şirket aleyhinde uygulanan ve ödemek zorunda kaldığı idari para cezalarının sebebinin davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları olduğunu, zararın davalı şirketçe giderilmesi gerektiğini, davacının uğradığı zararın arabulucuya başvuru tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı ile arasında 12.09.2022 tarihli proje ilerleme raporunun hazırlanması ve bakanlığa sunulması konulu sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin “danışmanın yükümlülükleri” başlıklı 2. maddesinde davalı şirketin yalnızca kendisine sunulan bilgiler ışığında belirtilen çalışmaları hazırlayacağı, bilgilerin doğruluğunun teyidi için ayrıca bir araştırma yapmayacağının kararlaştırıldığını ve davacı şirket tarafından imza altına alındığını, yine sözleşmenin aynı maddesinde “bilgilerin yanlış veya eksik olması halinde oluşacak sonuçlardan danışman sorumlu değildir” ibaresi imza altına alındığını, davalının, davacı şirketin iddia ettiği şekilde genel anlamda “Çevre Danışmanlık Hizmeti” vereceği taahhüdünde bulunmadığını, davalı firmanın ne yürürlükteki ilgili mevzuata ne de aradaki sözleşmeye göre proje alanına görevli gönderme, projeyi yerinde izleme, yatırımcı firmayı mevzuata aykırı fiillerinden dolayı uyarma gibi yükümlülükleri bulunmadığını, aynı şekilde T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yetkisinde olan denetim ve kontrollerde bulunma yükümlülüğü olmadığını, davacının hak arama özgürlüğünü hileli olarak kullanmakta ve adli teşkilatı gereksiz oyalamak suretiyle kamusal açıdan zarara sebebiyet verdiğini, adli teşkilatın gereksiz yere meşgul edilmesi ve müvekkilinin menfaatini haksız yere zedelemesi nedeniyle davacı hakkında HMK m.329’un uygulanmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun kötüniyetli davanın reddine, HMK m.329 kapsamında davalı ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜNE,
158.446,13.-TL alacağın 13/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin tanımlar bölümünde davalının "danışman" olarak zikredilmesinin, davacının projesine yönelik tüm çevre danışmanlık hizmetini kapsar şekilde hizmet vermeyi taahhüt ettiği anlamına gelmediğini, bu ayrım yapılmadan ve hayatın olağan akışına aykırılık şeklinde genel geçer bir gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşme aslının dosyaya sunulmadığını, davacı ile davalının 1 izleme raporuna karşılık (KDV dahil) 5.900-TL ücret karşılığında anlaştıklarını, bu halde dosya kapsamında iki tacir tarafından şartları açık ve net belirli olan muğlak veya yoruma dayalı ifadeler içermeyen imzalı sözleşmenin yazılı delil niteliği bir kenara bırakılıp yine hukuka aykırılık, geçersizlik içermeyen ve sözleme serbestisi kapsamında imza altına alınan sözleşme hükümleri yok sayılarak hayatın olağan akışına uygunluk ve davacının pozitif ayrımcılık yapılması gereken bir sıfata haiz olmadığı da gözetilmeden tacir olduğu unutularak sözleşmeyi kurmaktaki menfaati gözetilerek hayatın olağan akışına uygun mu değil mi değerlendirmesi ile gerekçe yazılarak sonuca gidildiği dahi kabul edilse bile bu denli büyük çaplı bir projede aynı coğrafi bölgede yer almayan bir başka tacir firmanın 5.900-TL ücret karşılığında danışmanlık hizmeti vermeyeceği sonucuna varılması gerekmekte olup mahkemenin ulaşmış olduğu sonuç ve kanaatin hayatın olağan akışına aykırılık oluşturduğunu, söz konusu Proje İlerleme Raporu sunmak için sahaya gitme etüt yapma yükümlülüğü 31.12.2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği madde 8 (g) bendi kapsamında getirildiğini, tarihler dikkate alındığında hukuki öngörülebilirlik ve güvenlik gibi en temel hukuk ilkeleri gereği aleyhe bir düzenlemenin geriye yürütülmesine imkan tanınarak hazırlanan raporu hükme esas alınmayacağını, bilirkişinin sözleşme metninden açıkça hangi mevzuata dayanılarak sözleşme konusu işin yapıldığının belli olmadığı tespitine nasıl ulaştığının anlaşılamadığını, hangi mevzuatın uygulanacağı noktasında açık sözleşme hükmü görmezden gelinerek sonuca gidilecek olsa dahi genel anlamda sözleşmeler hukuku kapsamında taraflar arasındaki 12.09.2022 tarihli sözleşme değerlendirildiğinde dahi davalının tüm projeyi beraber yürüteceği noktasında davacıya bir taahhüt vermediğinin açık olduğunu, her ne kadar dosya kapsamına uygun rapor düzenlemek üzere dosya miktarı da değerlendirildiğinde içlerinde Çevre Mühendisi, Kusur/Hesap Bilirkişisi ve çevre hukuku mevzuatına hakim uzman hukukçu içerir bilirkişi heyetine teslimini rapora karşı itiraz dilekçesiyle talep edilmişse de bu talebin mahkemece gerekçesiz şekilde reddedildiğini, 12.09.2022 tarihli sözleşmede davacının iş sahibi konumunda olup sözleşmeyi amaçladığı menfaate uygun hükümlerle kurabilecek güç ve konumda olduğunu, yüzlerce çevre danışmanlık firmasından teklif alarak istediğine işe verebilecek konumdaki davacının sanki pozitif ayrımcılığa tabi olan bir tüketiciymiş gibi nitelendirilerek menfaatine mahkeme tarafından üstünlük tanınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının 5.900-TL ücret karşılığı kendisine davacı tarafından sağlanan bilgi ve belgeler doğrultusunda 1(bir) izleme çalışması hazırlamayı ve ilgili kuruma sunmayı taahhüt ettiğini, davacı firmanın sunmuş olduğu bilgi ve belgelerin de ayrıca doğruluğunu kontrol etmeyeceğini, gerçek durumla uyuşmayan yanlış ve eksik bilgi ve belgelerin sağlanması halinde oluşacak sonuçtan sorumlu olmadığını açık ve anlaşılır bir dille sözleşme maddesinde yer verdiğini, bunun 12.09.2022 tarihli sözleşmenin tabi olduğu mevzuatın yine sözleşmede açıkça yazıldığı üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 29.07.2022 tarih ve 31907 sayılı ÇED Yönetmeliği 18. maddesi 4. Bendi olduğunu, yine hem sözleşmenin kurulduğu tarihte hem de raporların tanzim edilerek sunulduğu tarihte yürürlükte olan 29.11.2019 tarih, 30963 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği işbu uyuşmazlığın tabi olduğu mevzuat olup davalının mevzuata uygun olarak hareket ettiğini, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, danışman firmanın hangi şartlar altında hangi mevzuata göre iş yapacağını sözleşme ile imza altına aldığı halde sonrasında bu sözleşmenin kapsamı dışında hizmet verilmediği gerekçesiyle kendi kusurlu davranışlarını davalı firmaya rücu etmeye çalıştığını, yine davacı tarafından verilen bilgi ve belgelerin gerçeğe uygun olduğunun dahi ispatlanmış olmadığını, mahkeme tarafından da haksız, eksik ve hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verildiğini, gerekçe olarak ise hayatın olağan akışına uygunluk ve davacının sözleşmeyi kurmaktaki menfaatine üstünlük tanınması gibi ticaret hukukunda uygulaması olmayan veyahutta istisna olan ilkelerle davacı yanın davasını haklı bulduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen karar "tam kabul" noktasında doğru olmakla birlikte, gerekçeli kararda kusur oranı belirtilmediğinden kararın gerekçesinin kusur oranı belirtir şekilde değiştirilerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/06/2024 tarih, 2023/220 Esas - 2024/494 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasındaki danışmanlık hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı şirketin planladığı proje için, 3 aylık dönemlerde sunulması gereken proje ilerleme raporunun hazırlanması ve diğer hususlar için davalı ile 12/09/2022 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, davalı şirketin sözleşme uyarınca yüklendiği edimleri gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle davacı aleyhine idari para cezası uygulanmasına sebebiyet verildiğini belirterek davacı tarafın uğradığı zararın davalıdan tahsilini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı ile imzalanan sözleşmenin kapsam ve içeriğine uygun olarak hizmet verildiğini, davacı taraf iddialarının doğru olmadığını, söz konusu cezanın davalı ile ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan 19/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; 01.11.2022 tarihinde davalı tarafın Proje İlerleme Raporunun sunulmasından sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı denetlenmesi neticesinde denetçilerin hazırladığı ... seri no'lu tutanakta projenin gerçekleştirilme sürecindeki eksiklikler, çevreye zarar veren faaliyetlerin rapor edildiği, daha sonrasında bu tespitler sebebiyle iki ayrı idari yaptırım uygulandığı, davacı tarafın yetkililerince denetim sırasındaki beyanları, evsel nitelikteki katı atıkların, kontamine ambalaj atıklarının toprak zeminde bırakılması, evsel nitelikteki foseptik atıklarının borulardan sızarak toprağa karıştığı, atık suların belediye vidanjörleriyle çekildiğinin belirtildiği ancak tesis yetkililerinin vidanjör ile çekim yapılmadığını belirterek ödeme makbuzlarının da sunulmamış olması proje devam ederken davacı tarafın herkesçe bilinmesi gereken basit konularda özensiz davranışlarda bulunduğu kanaatini uyandırdığı, ancak davalı tarafın gerçeğe aykırı rapor hazırlayarak resmi makamlara sunması neticesinde denetim yapılmış olduğu da dikkate almak gerektiğini, davalı tarafın sunduğu rapor ile gerçek durumun çelişkili ve akabinde idari para cezasının ödenmesi gündeme geldiğini, bu durumun her iki tarafın da sorumlu olduğunu gösterdiğini, davacı ve davalı taraf arasındaki danışmanlık hizmet sözleşmesinin gereği gibi yerine getirilmediğini gösterdiğini, zira danışman/davalı raporunun gerçeğe uygun hazırlanmadığını, davacı tarafından verilen bilgilerin doğruluğunu kabul etmesi hususundaki iddiası bizzat tespit edebileceği açıkça görülebilir olumsuzlukları rapor etmesine engel teşkil etmeyeceğini, dolayısıyla davalının hizmet kusurunda bulunduğunun söylenebileceğini, söz konusu değerlendirme ve tespitimizin davacının projesini gerçekleştirirken tüm sorumluluğu salt işbu sözleşmenin varlığına güvenerek özensiz davranması da ihmal düzeyinde kusurlu olduğunu kanaati uyandırdığını, hizmet veren davalı tarafın kusurlu olduğunun açıkça anlaşıldığını, bu nedenle ödenen idari para cezalarının rücu edilmesinin mümkün olduğunu belirtir görüşlerini sunmuştur.
Somut olayda; taraflar arasındaki 12/09/2022 tarihli danışmanlık sözleşmesinin danışmanın yükümlülükleri hakkındaki 2. maddede "danışman yalnızca kendisine sunulan bilgiler ışığında belirtilen çalışmaları hazırlayacak, bilgilerin doğruluğunun teyidi için ayrıca bir araştırma yapmayacaktır. Bilgilerin yanlış veya eksik olması halinde oluşacak sonuçlardan danışman sorumlu değildir." şeklinde düzenleme bulunduğu, bu düzenleme gereğince davacı tarafından sunulan belgelere göre davalının sunduğu 19/09/2022 tarihli birinci proje ilerleme raporu ve 28/12/2022 tarihli ikinci proje ilerleme raporu ile uyumlu mu yoksa aykırı mı olduğu, davalı tarafça belgelere uyumlu rapor hazırlandığında ÇED yönetmelik hükümlerine göre davacının davalıyı uyarıp uyarmadığı, uyarmadıysa müterafik kusurlu olup olmayacağı da değerlendirilerek ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazları karşılar nitelikte ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar hiç değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; taraflar arasındaki 12/09/2022 tarihli danışmanlık sözleşmesinin danışmanın yükümlülükleri hakkındaki 2. maddesi gereğince davacı tarafından davalıya verilen belgelere göre davalının sunduğu 19/09/2022 tarihli birinci proje ilerleme raporu ve 28/12/2022 tarihli ikinci proje ilerleme raporunun uyumlu olup olmadığı, davalı tarafça belgelere uyumlu rapor hazırlandı ise, ÇED yönetmelik hükümlerine göre davacının davalıyı uyarıp uyarmadığı, uyarmadıysa müterafik kusurlu olup olmayacağı da değerlendirilerek ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazları karşılar nitelikte ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, davacı vekilinin istinafının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacı vekilinin istinafının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2.Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
3.Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/06/2024 tarih, 2023/220 Esas ve 2024/494 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4.Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5.İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine,
6.İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
8.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9.İİK'nın 36/5 maddesi gereğince İskenderun İcra Dairesinin 2024/17441 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatıran tarafa iadesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.23/02/2026 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*