Esas No
E. 2025/89
Karar No
K. 2026/167
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/89
KARAR NO: 2026/167
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/09/2025
KARAR TARİHİ: 03/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... marka araçların yetkili bayi ve servisi olduğu, davacı ile davalı arasında 02/04/2024 tarihinde anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davacının davalı tarafından sigortalanan araçların hasar onarımlarını üstlendiği, davalının ise onarım bedellerini ödemeyi taahhüt ettiği, davacının davalının onayıyla 13/02/2025, 10/03/2025, 20/03/2025 ve 02/04/2025 tarihli faturalar kapsamında dört ayrı araca ilişkin kasko dosyaları çerçevesinde onarım işlemlerini gerçekleştirdiği, tüm belge ve faturaların davalıya iletildiği ve onarım tamamlanan araçların davalının sigortalılarına teslim edildiği, davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının onarım bedellerini defalarca erteleyerek ödeme yapmadığı, bu nedenle davalıya 14/05/2025 tarihinde KEP yoluyla ihtar gönderildiği ve ihtarın 15/05/2025 tarihinde davalı tarafından okunduğu, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının haksız ve kötüniyetli şekilde ödeme emrine itiraz ettiği ve takibin durduğu, itiraz üzerine ticari dava şartı kapsamında ... Bürosu nezdinde 2025/... numaralı dosya ile arabuluculuğa başvurulduğu ancak 21/07/2025 tarihli görüşmeden sonuç alınamadığı, davalının alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak amacıyla borca itiraz ettiğinin değerlendirildiği, bu nedenle itirazın iptali, takibin devamı ve davalı aleyhine asıl alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, dava konusu fatura bedellerinin tamamını eksiksiz şekilde ödediğini ve bu ödemelere ilişkin dekontların dosyaya sunulduğunu, buna rağmen davacının ödemeye rağmen haksız ve kötüniyetli biçimde icra takibi başlatıp itirazın iptali davası açtığını, davanın iki yıllık zamanaşımına tabi olduğu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının zamanaşımını kesmediği ve bu nedenle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini ileri sürdüğünü, ayrıca gerçek zarar ilkesi ve TTK 1409 ile 1459 hükümleri gereği sigortacının sorumluluğunun yalnızca gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, ödeme yapılmış olmasına rağmen davanın kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, bu nedenle davanın esastan da reddi gerektiğini savunduğunu, davalının 15.08.2025 tarihinde ..., ... ve ... nolu hasar dosyalarına ilişkin ödemeleri yaparak tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, temerrüt oluşmadığından faiz sorumluluğunun bulunmadığını, aksi halde dahi ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, hasar tarihinden faiz istenemeyeceğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, mahkemece aksi kanaate varılması halinde dosyanın gerçek zarar ilkesine uygun bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiğini, ayrıca ödemelerin SEDDK onayına bağlı olması nedeniyle gecikmeden davalının sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını, sonuç olarak itirazın iptali davasının öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

DELİLLER

.... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, BA-BS formları,

Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 03.07.2025 tarihinde 172.290,12TL faturalardan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde ( 13.07.2025) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 14.07.2025 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce atanan SMMM bilirkişinin hazırlamış olduğu 09/02/2026 tarihli raporda "dava konusu, taraflar arasında akdedilen 02/04/2024 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesi kapsamında, davalının ..., ..., ... ve ... numaralı kasko dosyaları kapsamında davalı ve dava dışı şahıslar adına düzenlenen faturalardan kaynaklı toplam 172.290,12 TL fatura alacağının davalı yandan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter

Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2025 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ve dava dışı şahıslar ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından düzenlenen ve .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyasına konu edilen; faturaların davacı şirketin muhasebe kayıtlarına işlendiği ve söz konusu işlemlerin tamamının 120 – alıcılar hesap kodu altında kayda alındığı, düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (03.07.2025) itibariyle davalı yandan 172.290,11TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, söz konusu cari hesap bakiyesi takip tarihinden sonra 15.08.2025 tarihinde davalı tarafından tamamının ödenmiş olduğu tespit edildiği, davalı yan 15/12/2025 günü saat: 14:00'de Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belge ibraz etmediği, davacı tarafından davalı ve dava dışı şahıslar adına düzenlenen takibe konu edilen faturaların detayları incelendiğinde, davacı tarafından davalı ve dava dışı adına düzenlenmiş olan faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, faturaların davacı ile davalı arasında akdedilen 02/04/2024 tarihli sözleşme ile ..., ..., ... ve ... numaralı kasko dosyaları kapsamında onarım, yedek parça ve işçilik bedelleri muhteviyatında düzenlendiği, takibe konu fatura bedellerinin tamamı takip tarihinden sonra 15.08.2025 tarihinde davalı tarafından ödenmiş olduğu göz önüne alındığında, düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu, işlemiş faiz olarak 74.669,54 TL hesap edilmişse de, davacının taleple bağlılık ilkesi gereği 6.882,30 TL işlemiş faiz talep edebileceği, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (03.07.2025) itibariyle davalıdan 172.290,11 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından ... Bankası aracılığıyla 15.08.2025 tarihinde cari hesap bakiyesinin tamamı ödenmiş olduğu, yapılan ödemenin takipten sonra yapıldığı anlaşıldığından ödemenin öncelikle icra takip harç, vekalet ücreti ve sair icra masraflarından mahsubu gerekeceği, bu minvalde icra dosyasında yer alan faiz kalemi, ödeme tarihi dikkate alınmaksızın hesaplandığından, faiz tutarının 15.08.2025 tarihine kadar yeniden hesaplanması ile güncel kapak hesabına göre davacının davalı yandan 38.495,92 TL bakiye alacağının bulunduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE

Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.

İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.

İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).

Henüz itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borcun kısmen ödendiği hallerde ödenmeyen bora yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptali istenilmesinde hukuki yarar yoktur. (Yargıtay HGK'nın 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibi başlatıldıktan sonra , itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önce ki işlemiş faiz +takipten ödeme tarihine kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir.

Davacı alacaklı ... marka araçların yetkili servisi olduğu ve davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi kapsamında 13/02/2025 tarihli ... nolu faturaya konu ... plakalı aracın kasko dosya no-73613 işlemi, 10/03/2025 tarihli ... nolu faturaya konu ... plakalı aracın kasko dosya no-76335 işlemi, 20/03/2025 tarihli ... nolu faturaya konu ... plakalı aracın kasko dosya no-... işlemi ve 02/04/2025 tarihli ... nolu faturaya konu ... plakalı aracın kasko dosya no-... işlemlerini yaptığını, davalının onay ile fatura kesil diğini ancak sigorta şirketinin ödemeleri yapmaması nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir.

İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki (anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi kapsamında tamiri yapılan) ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.

Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.

Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.

Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.

Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.

Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki anlaşmalı yetkili servis sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan13/02/2025 tarihli ... nolu fatura, 10/03/2025 tarihli ... nolu fatura, 20/03/2025 tarihli ... nolu fatura ve 02/04/2025 tarihli ... nolu fatura olmak üzere toplam 172.290,12 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş olup davalı taraf cevap dilekçesinde 15.08.2025 tarihinde hasar dosyalarına istinaden ödeme yapıldığını savunmuş ve ödemeye dair banka dekontunu sunmuş olup yapılan bilirkişi incelemesinde cari hesap bakiyesinin takipten sonra 15.08.2025 tarihinde ödendiği tespit edilmiş olup davacı tarafından yapılan ödeme dikkate alınmaksızın dava açıldığı anlaşılmakla icra takibi başlatıldıktan sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önce ki işlemiş faiz +takipten ödeme tarihine kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, takip masraflarına mahsup edilmesi gerektiğinden bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonrasında 15.08.2025 tarihi itibari ile davacının 38.495,92TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ve davalının, davacıya 38.495,92-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin dava tarihi itibarıyla belirlenen 38.495,92 TL asıl alacak üzerinden ve 15.08.2025 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ve itirazdan sonra davadan önce ödenen miktar bakımından itirazın iptali istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığından bu miktar yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 22,60)

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın Kısmen Kabulü ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin dava tarihi itibarıyla belirlenen 38.495,92 TL asıl alacak üzerinden ve 15.08.2025 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile DEVAMINA,

2.Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 7.699,18TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

3.Takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan 172.290,11TL yönünden davanın HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 2.629,65TL nispi karar harcından yatırılan 2.046,68TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 582,98TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,

5.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 1.039,60TL sinin davalıdan, 3.560,40TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,

6.Davacı tarafça yatırılan 2.046,68TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

7.Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 38.495,92TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

8.Davacı tarafından yapılan toplam 8.627,90TL yargılama giderinin kabul oranına göre 1.949,90TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına,

9.Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

10.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026 Katip .. Hakim ...

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog