Karar No
K. 2026/306
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/273

KARAR NO: 2026/306

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/11/2021

NUMARASI: 2019/1341 Esas, 2021/840 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/03/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Dava; davacı tarafça davalı aleyhine açılan taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile ön protokolün feshi, sözleşme gereği ödenen bedellerin iadesi ve mahrum kalınan kar nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, Müvekkili şirket ile arsa sahipleri ..., ... ve ... -..... - ... arasında aynı tarihli üç adet Düzenlenme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmelerde davalı...muvafakat eden sıfatıyla yer aldığını ve sözleşmeleri ayrı ayrı imzaladığını, Sözleşmeler uyarınca arsa sahipleri adına kayıtlı .... Mah., ...., ... ve .... parsellerin tevhit edilerek üzerlerindeki yapıların yıkılması ve yeniden inşaat yapılması kararı alındığını, sözleşmeler uyarınca taşınmazların boş ve sorunsuz olarak müvekkiline teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, inşaat ruhsatlarının alınması ve sonrası 36 ay içinde inşaatın yapılması ve bağımsız bölümlerin taraflar arasında bölüştürülmesi hususunda mutabık kalındığını, yapılacak inşaata başlanması için davalı tarafından yıkım ruhsatı alınması ve akabinde müvekkili tarafından bahse konu yapıların yıkımı kararlaştırıldığını, davalının yıkım ruhsatını aldığını, fakat taşınmazlar üzerinde komşu parselden tecavüzlü bina olması üzerine çıkan ihtilaf dolayısıyla yıkım işleminin gerçekleştirilemediğini, bu sorunun arsa sahipleri ile komşu bina sahipleri arasında çözülmesi gerektiğinden müvekkilinin söz konusu sorunun çözümünü beklediğini, yine müvekkilinin arsa sahiplerinin kendisine vekalet vermelerini beklediğini, ancak arsa sahipleri ve davalı şirket tarafından vekaletname verilmediğinden gerekli işlemlerin müvekkili tarafından yapılamadığını, müvekkili ile.... arasında imzalanan 12.02.2018 tarihli ön protokol gereği müvekkilinin bazı ödemeler yaptığını, ancak davalı tarafın mütecaviz yapı ile ilgili sorunu çözmek ve vekaletname vermek yerine haksız ve kötüniyetli olarak 05.11.2019 tarihli ihtarname ile bakiye bedelin ödenmesi gerektiğini aksi halde sözleşmeyi fesih edeceğini ihtar ettiğini, davalı tarafın öncelikle sözleşme uyarınca edimini yerine getirmesi gerekirken müvekkili davacı tarafından davalıya sözleşmeler gereğince 773.004 TL miktarında ödeme yapıldığını ve ödemelerin davalı tarafından iade edilmediğini, 12.02.2018 tarihli ön protokol gereği arsanın tamamının boş ve sorunsuz olarak teslimi yükümlülüğünün davalıya ait olduğunu, bu nedenle de taraflar arasında yapılacak işin davalı taraftan kaynaklanan nedenlerle yürütülemediğinin sabit olduğunu, müvekkili tarafından davalı adına Vakıflar İdaresine 99.170 TL, belediye, kadastro, noter ve mimar harçları olarak 38.384 TL ve davalı taraf yapılan ödemeler olarak 635.000 TL olmak üzere toplamda 773.004 TL ödeme yapıldığının dekont ve diğer kayıtlar ile sabit olduğunu, müvekkilinin üstlendiği işi davalının kusuru ile yerine getiremediğini, bu nedenle sözleşme ifa edilseydi elde edeceği kardan da mahrum kaldığını, inşaat yapılıp teslim edilse ve müvekkile düşecek paylar paraya çevrilse idi, müvekkilinin ciddi miktarda kar elde edeceğini, davalının kusurlu eylemleri nedeni ile müvekkilinin oluşan bu zararının da davalı tarafından tazmini gerektiğini, meydana gelen zarar ile ilgili olarak...arsa sahibi, muvafakat eden ve ön protokol doğrultusunda müvekkiline karşı asli olarak sorumlu olduğunu, zira davalı...dava dışı arsa sahiplerine karşı üstlendiği yükümlülüklerin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, davalının arsa sahipleri yerine müvekkiline karşı tekeffül eden olarak sorumlu olduğunu, davalı tarafından müvekkiline haksız ve kötüniyetli olarak gönderilen 05.11.2019 tarihli ihtarnameye 05.12.2019 tarihli ihtarname ile cevap verildiğini, cevabi ihtarnamede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmediği gibi yapılan ödemenin de iade edilmediğini, taraflar arasındaki Sözleşme gereğince sorumluluk alanları belirli olmasına rağmen davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmenin ifasına ilişkin ön şartı yerine getirmediğini, bu suretle sözleşmenin ifasını imkansız hale getirerek müvekkilini zarara uğrattığını, davalının edimini yerine getirmekten kaçındığının anlaşıldığını, davalının borcunun arsayı teslim ve vekaletnamenin verilmesini içerdiğini, bu tür bir yükümlülüğün kat karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin ön sözleşmeler için de geçerli olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk kurumuna başvuru yapıldığını, ancak tarafların anlaşamadığını, belirtilen nedenlerle müvekkilinin davalı şirkete yaptığı ödemelerin tamamının ve sözleşmenin davalının kusurları nedeniyle ifa edilememesi nedeni ile mahrum kalınan karın tespiti ve davalıdan tahsili için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanla taraflar arasında imzalı sözleşmeler ile ön protokol ve eklerinin feshine, müvekkili tarafından davalı tarafa yapılan ödemeler ile sözleşmenin icrası kapsamında diğer kişi ve kuruluşlara yapılan Ödemelerden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik toplamda 773.004 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, sözleşmenin davalının kusurlu eylemleri nedeniyle yerine getirilememesi nedeni ile davacının uğradığı kar kaybının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, bilirkişi raporu ile tespit edildiği anda arttırılmak şartı ile şimdilik 100 TL nin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının, müvekkili şirketin edimini yerine getirmediği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, tam aksinin yaşandığını, davacı şirketin edimlerinin hiçbirini yerine getirmediğini, sözlü ve yazılı uyarılara uymadığını ve müvekkilinin büyük zararına yol açtığını, halen de açmaya devam ettiğini, arsa sahiplerinin %85 hissesinin müvekkili şirkete ait olmak üzere ..., ..., ..., .... ve ... olduğunu, müvekkili şirketin diğer arsa sahipleri ile "Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat" yetkisi de içeren vekalet ve sözleşmeler yaptığını, hem kendi hissesi hem de diğer arsa sahiplerinin hisseleri İçin ....Mah., ...,m....., ... parseller için 11.12.2018 tarihli üç sözleşme ile "Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat" sözleşmeleri imzalandığını, müvekkilinin kendi hissesi İçin taraf, diğer arsa sahiplerinin hisseleri için ise vekil olduğunu, sözleşmelerde mesken nitelikli inşaat yapılmasının esas alındığını, diğer arsa sahiplerinin de davaya katılması halinde davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, taşınmazların davacıya borçsuz ve boş olarak teslim edildiğini, yıkım ruhsatının müvekkili tarafından değil, davacı tarafından alınacağının açıkça kararlaştırıldığını, buna rağmen yıkım ruhsatının müvekkili tarafından alındığını, müvekkilinin diğer arsa sahiplerine karşı mahcup olmamak için davacının yapması gereken yükümlülükleri de kendisi yerine getirdiğini, komşu parsellerden davaya konu parsele herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığını, davacının işe başlamaması başlanmaması için öne sürdüğü bahanenin hiçbir geçerliliğinin olmadığını, inşaatın trafo işlemleri ve diğer birçok işleminin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, yükleniciye gerekli vekaletnamelerin ön protokol imzasından hemen sonra verildiğini, uygulamada yüklenicinin belirlediği kişilere vekaletname verildiğini, vekalette adı geçenlerden birisinin de müvekkili şirket yetkilisi .....olduğunu, diğerinin müvekkili şirket yetkilisi... olduğunu, görüldüğü gibi müvekkilinin sözleşmeden doğan bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının iddiasının tam aksine taşınmazın boş ve borçsuz olarak davacıya teslim edildiğini, vekaletname verildiğini hatta davacının bu vekaletname ile bir kısım başvurularda bulunduğunu, davacının ön protokol gereği bir kısım edimini yerine getirdiğini öne sürdüğünü, ancak davacının hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun için de kendisine ihtarname çekildiğini, davacıdan sadece ödeme yapması değil inşaata başlamasının da ihtar edildiğini, müvekkilinin diğer arsa sahipleri ve kendisinin uğrayacağı zararı da düşünerek davacının yükümlülüğünde olmasına rağmen yıkım ruhsatı aldığını, bir takım işlemleri kendisinin yaptığını, davacıyı defalarca aradığını, inşaata başlamasını talep etmiş ise de hiçbir gelişme olmadığını, müvekkilinin diğer arsa sahiplerine aralarındaki sözleşmeler gereği kira ödediğini, sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi halinde cezai şartlar ödemek durumunda kalacağını, halbuki kira bedellerini ödemenin davacının sorumluluğunda olduğunu, ancak bunu yerine getirmediğini, davacının sözleşme ile yüklendiği edimlerin sadece bir kısmını yerine getirdiğini, sözleşmeye göre davacının 500.000 TL, 881.000 TL Vakıflara olan borç, her ay 3 adet kira bedeli 4.500 TL kira bedelleri gecikmesinden dolayı her bir bağımsız bölüm için 2,000 TL gecikme tazminatını ve işlemlerden kaynaklanacak harç ve vergi gibi tüm masraf ve yasal ödemeleri yapacakken, sadece Vakıflara ödenen 99.170 TL, masraf, arsa bedeli olarak 460.200 TL sını ödediğini, davacının belirttiği gibi 773.004 TL nin gerçek olmadığını, bilirkişi incelemesinde bunun ortaya çıkacağı gibi ayrıca müvekkilinin davacının sebebiyet verdiği zararının kat be kat fazla olduğunu, davacının Vakıflara olan ödemeleri yapmaması nedeni ile müvekkiline vakıflarca ihtar gönderildiğini, faiz ödemesi istendiğini, müvekkilinin de davacının ödemesi gereken meblağı faizi ile ödediğini, davacının edimini yerine getirmemesi nedeni ile müvekkilinin büyük zarara uğradığını, daha fazla zarara uğramamak için inşaatın yapımına kendisinin başladığını, davacının, müvekkilinin kusuru nedeni ile işi yerine getirmediğinden bahisle, sözleşme ifa edilseydi elde edeceği kardan mahrum kaldığını ileri sürdüğünü, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi müvekkilinin bunca zaman oyaladığını, davacı müvekkilinin ihtarına rağmen kendi yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi 05.12.2019 tarihli ihtarnamesi ile yaptığı ödemeleri talep ettiğini, davacının ödediğini iddia ettiği rakamların doğru olmadığını, doğrusunun yukarıda belirtildiği gibi olduğunu, davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğinden müvekkilinin zararına neden olduğunu, davacının bir alacağının çıkması halinde müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararların mahsubunun istendiğini, davacının müvekkilinin sözleşmenin ifasına yönelik ön şartı yerine getirmediğini ileri sürdüğünü, halbuki müvekkilinin davacının ileri sürdüğü arsayı teslim ve vekaletname yükümlülüklerini yerine getirdiğini, buna rağmen davacının hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin diğer arsa sahiplerine karşı sorumluluğu nedeni ile müvekkilinin zararı doğduğunu, davacının inşaata başlamamasının sebebinin müvekkili olmadığını beyanla fazlaya ilişkin hak, alacak ve taleplerle ilgili olarak dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla, kusurlu davacının mesnetsiz ve haksız davasının tüm talepler yönünden reddine, görev itirazlarının dikkate alınarak talep gibi karar verilmesine, davacının herhangi bir alacağının tespiti halinde müvekkilinin açacağı davada ortaya çıkacak alacak, zarar, tazminat haklarından mahsubuna karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 25/11/2021 tarihli karar ile, mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller kapsamında davacı tarafça taraflar arasındaki eser sözleşmesine konu edimlerin davalı tarafça yerine getirilmediğinden bahisle sözleşmelerin ve protokolün feshi, yapılan masrafların iadesi ve mahrum kalınan kardan dolayı uğranılan zararın tazminine yönelik dava açılmış olup, dava konusu ....... Noterliği'nin .../12/2018 tarih ve... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, ..... Noterliği'nin .../12/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, .... Noterliği'nin .../12/2018 tarih ve... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davacı yüklenici ile davalı şirketinde aralarında bulunduğu arsa sahipleri arasında akdedildiği, davalı şirketin söz konusu sözleşmeleri muvafakat eden sıfatıyla imzaladığı ve davacı yüklenici davalı şirket arasında ayrıca 12/02/2018 tarihli ön protokolün imzalandığı anlaşılmıştır.

Davacı taraf davalı şirketin sözleşme gereği dava konusu inşaatın yapılacağı arsayı boş ve sorunsuz teslim etmesi gerekirken teslim etmediğini, resmi işlemler için verilmesi gereken vekaletnameleri vermediğini ve bu şekilde sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen .... Noterliği'nin ..../11/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshedeceğini ihtar ettiğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği için inşaata başlayamadığını iddia etmiş ve bu yönde davalının ihtarına cevaben ..... Noterliği'nin ..../12/2019 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesini düzenlemiş ise de; yapılan keşif sonrası düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi ek raporlarındaki tespitler ile taraflar arasındaki sözleşmelerden sadece ...... Noterliği'nin .../12/2018 tarih ve ....yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde teslime ilişkin tutanak düzenleneceğinin belirtildiği diğerlerinde tutanak şartının yer almadığı açık olup, dava konusu inşaatın yapılacağı taşınmazın davalıya boş ve sorunsuz teslimine ilişkin tutanak düzenlenmemiş ise de......nin kayıtları, muhtarlık tespiti, dosyaya sunulan yapı ruhsatı, yanan ve yıkılan yapılar formu ile dava konusu taşınmazın boş ve sorunsuz şekilde davacıya teslim edildiği, kaldı ki Belediye tarafından düzenlenen yanan ve yıkılan yapılar formlarının (yıkım ruhsatının) onaylama/düzenleme tarihine bakıldığında 26/02/2019 olduğu, davacı yüklenicinin davalı tarafın edimlerin yerine getirilmesine yönelik .... Noterliği'nin ..../11/2019 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesine ihtarına kadar bu hususu dile getirmediği ve bu yönde davalı tarafa taşınmazı teslim etmesi hususunda ihtarda bulunmadığı, yıkım ruhsatlarının tarihi ile davacının davalıya taşınmazı boş ve sorunsuz teslim etmesi hususunda çektiği cevabi ihtarname olan ..... Noterliği'nin ..../12/2019 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesine kadar taşınmazın teslim edilmediği iddiasını ortaya koymadığı açık olup bu yönüyle taşınmaz hakkında verilen yıkım ruhsatının tarihi olan 26/02/2019 tarihi ile davacının davalıya taşınmazı boş ve sorunsuz teslim etmesi hususunu ileri sürdüğü ihtarname tarihi olan 05/12/2019 tarihi arasındaki yaklaşık 9 aylık sürenin geçmesi, taşınmazlardaki yıkım işleminin davalı tarafça yapılması ve inşaat ruhsatının davalı tarafça alınması, taşınmazın borçsuz teslimi hususunun ise Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne olan borcun yapılandırıldığı ve vadesinin devam ettiği hususunun davacının kabulünde olması, harita bilirkişisinin tespiti ile taşınmazdaki parsellerin tevhit edilmesi ve yola terk işlemi nedeniyle taşınmaza yönelik komşu parsel tecavüzü bulunmadığı ve bunun engel teşkil etmeyeceğinin tespit edilmesi nedeniyle tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının taşınmazın boş, sorunsuz ve borçsuz teslim edilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığı, taşınmaz hakkında düzenlenen yıkım ruhsatı ve inşaat ruhsatı ile taşınmaz üzerinde inşaat yapımına engel bir durum bulunmamasına rağmen davacı tarafça süresinde inşaata başlanılmayarak sözleşmeden doğan edimin yerine getirilmediği, davacı tarafın davalı tarafça resmi işlemler için verilmesi gereken vekaletnamelerin verilmediğine yönelik iddiaların da gerçek olmadığı çünkü dosyaya sunulan vekaletnameler ve bilirkişi raporundaki tespitler kapsamında gereken vekaletnamelerin verildiği ve taraflar arasındaki sözleşme ve protokol kapsamında davacı şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin davalı tarafça yerine getirildiği, bu nedenle de davacı yüklenicinin üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz yerine getirmediği sabit olmakla, bütün sözleşmelerde olduğu gibi kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde de taraflar sözleşmenin kendilerine yüklediği borçları belirlenen zaman ve biçimde ifa etmek zorunda olduğundan ve somut olayda sözleşme ve protokol gereği asli edimlerini yerine getirmesi gereken davacı yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmediği sabit olduğundan davacı tarafça kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile ön protokolün feshi davasının reddine karar verilmiş, davacının sözleşmeyi ve ön protokolü feshi talebinin haksız olması nedeniyle reddine karar verildiğinden dolayı taraflar arasındaki sözleşme ve ön protokolün halen geçerli olması, davalının da zarar iddiasının bulunması nedeniyle davacı tarafın sözleşme gereği ödenen bedellerin iadesi talebinin de reddi gerekmiş, davacı tarafın sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz yerine getirmediği anlaşıldığından mahrum kalınan kar talebininde haksız olması nedeniyle reddine karar verilerek, davacı tarafça davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklı sözleşmenin ve ön protokolün feshi ve feshe bağlı yan talepler nedeniyle uğranılan zararın tazmine yönelik ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı yanın kusurlu işlemleri nedeniyle müvekkil sözleşme konusu inşaat projesine başlayamamış ve projenin başlangıç aşamasında arsa sahipleri ile kamu kurumlarına ve özel sektör şirketlerine yaptığı ödemeler dolayısıyla önemli ölçüde zarara uğratıldığını, gerekçeli kararda mezkur talebin reddini, davalının zarar iddiasının bulunması olarak temellendiren mahkeme burada açıkça kanun ve yasaya aykırı olarak hüküm kurduğunu, müvekkilin sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmesinin imkansız hale gelmesinin sebebi davalı yanın hasmane tutumu olduğunu, esas ilişkin bu husus son derece sarih iken görevli mahkeme bir de usul hatasına imza attığını, zira Hukuk Muhakemesine hakim olan ilkelere göre davalı yanın zarar iddiası cevap mahiyetinde olmakla birlikte talep mahiyetine havi olmadığını, davalının zarar iddiasını talebe dökmesi için ise karşı dava açması gerekli iken ve davalı yan karşı dava ile davacı sıfatını kazanmamış olduğundan mahkemenin davalı lehine zarar iddiasına dayalı kazandırıcı işlem tesis etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmeye ilişkin fesih şartları oluştuğundan ötürü düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile 12.02.2018 tarihli ön protokolün feshi talebimizin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket davalı yanın ön protokolden kaynaklanan edimlerini ifa etmediği için projeye başlayamamış ve buna bağlı olarak proje bitiminde elde etmeyi umduğu kardan mahrum kaldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin biri türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesin den kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalılar arsa sahipleridir. Davada davacı vekili, davacı şirket ile arsa sahipleri arasında 11.12.2018 tarihli..., ...... ve ........ yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ile 12.02.2018 tarihli ön protokolün imzalandığını, davalı şirketin söz konusu sözleşmelerde muvafakat eden sıfatıyla yer aldığını ve sözleşmeleri imzaladığını, sözleşmeler uyarınca taşınmazların borçsuz ve boş olarak teslimi ile gerekli vekaletnamenin verilmesinin davalının yükümlülüğünde olduğunu, inşaatın başlayabilmesi için yıkım ruhsatının alınması gerektiğini, yıkım ruhsatı alınmış olsa da komşu parselden tecavüzlü bina bulunması nedeniyle yıkımın gerçekleştirilemediğini, davalının sözleşme ve ön protokol gereğince arsanın boş ve sorunsuz teslimi ile özel vekaletname verme borcunu yerine getirmediğini, bu nedenle inşaata başlanamadığını, müvekkil tarafından davalı adına vakıflar idaresine 99.170,00 TL, belediye, kadastro, noter ve mimar harçları olarak 38.834,00 TL ve davalıya 635.000,00 TL olmak üzere toplam 773.004,00 TL ödeme yapıldığını, ihtarname ile bakiye bedelin ödenmesini ihtar ettiğini, davalı cevap ihtarnamesi düzenlediğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini ve müvekkilin zarar gördüğünü ileri sürerek ..... Noterliğinin ...12.2018 tarihli..., .... ve .... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ile 12.02.2018 tarihli ön protokol ve eklerinin feshine, müvekkil tarafından yapılan ödemeler nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 773.004,00 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline vesözleşmenin davalı tarafın kusurlu eylemleri nedeniyle yerine getirilememesi sebebiyle davacının uğradığı kar kaybının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 100,00 TL nin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme ve protokol imzalandığını, davalı edimlerini yerine getirmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazların borçsuz ve boş olarak teslim edildiğini ve vekaletnamelerin düzenlenerek davacıya verildiğini, yıkım ruhsatının davacı tarafından alınması gerekirken davalı tarafından alındığını, davacının inşaata başlamadığını ve kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının sözleşmede üstlendiği mali yükümlülüklerin tamamını ifa etmediğini, davacının vakıflara ve diğer kurumlara yapılması gereken ödemeleri zamanında yapmaması nedeniyle faiz ve ek sorumluluklar doğduğunu, davacının kusurlu davranışları nedeniyle zarara uğradığını, ....Noterliğinin ...11.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının temerrüde düşürüldüğünü, davacının iddia ettiği 773.004,00 TL ödemenin gerçeği yansıtmadığını ve miktarın bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında 12.02.2018 tarihli ön protokol ile 11.12.2018 tarihli..., ... ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin imzalandığı, dosya kapsamındaki tapu kayıtları, belediye kayıtları, ihtarnameler, sözleşmeler, protokol, bilirkişi raporları ve ek raporlar ile yapılan keşif sonucunda taşınmazın yıkım ruhsatı ve inşaat ruhsatı yönünden inşaata engel bir durum bulunmadığı, taşınmazın boş ve sorunsuz teslim edilmediğine ilişkin iddiaların dosya kapsamı ile doğrulanmadığı, vekaletnamelerin verildiğinin anlaşıldığı, tarafların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini karşılıklı olarak tam olarak yerine getirmedikleri, sözleşmenin feshi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, ancak somut olayda davacının sözleşme gereği üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediği, bu nedenle sözleşmenin feshi ve feshe bağlı alacak ve tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Dava dilekçesi ile, taraflar arasında imzalanan 12.02.2018 tarihli ön protokol ile 11.12.2018 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi, davacı tarafından davalıya ödendiği belirtilen 773.004,00 TL’nin iadesi ve Mahrum kalınan kâr karşılığı şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın tahsili talep edilmiş olup, 773.104,00 TL üzerinden paşin nispi harç yatırmıştır. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi taleplerinde harca esas değer, sözleşmede belirtilen "sözleşme bedeli" olup, bu bedel üzerinden nispi harç yatırılması yasal bir zorunluluktur Somut olayda, sözleşme bedeli 310.700,00 TL olup, bu bedel itibariyle harç yatırılmadığı anlaşılmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16/4 maddesi uyarınca, eksik yatırılan harçlar yönünden Kanun'un 30. Maddesi gereğince işlem yapılması; buna göre, harcın eksik yatırılması halinde yalnız o oturum için yargılamaya devam olunarak, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcının davacı tarafa tamamlattırılması gerekmektedir. Buna rağmen harcın tamamlanmaması halinde ise davaya devam olunmayacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. Mahkemece, eksik harcın tamamlanması için yukarıda değinilen şekilde usuli işlem yapılmaksızın ve eksik harç tamamlanmadığı halde yargılamaya devamla hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE,

2.İSTANBUL.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2021 tarih, 2019/...... Esas, 2021/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog