Esas No
E. 2021/372
Karar No
K. 2026/291
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/372
KARAR NO: 2026/291
DAVA: Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/09/2014
KARAR TARİHİ: 25/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA: Müvekkili davacı şirket ile -----.. şirketi arasında 26/06/2008 tarihli sözleşme akdedildiğini, anlaşma uyarınca müvekkili şirketin yağ emtiasını tedarik edip yüklemenin yapılacağı limana taşımasını gerçekleştirdiğini, depolama koşullarının oluştuğunu, ön ödemelerin yapıldığını, alıcı adına hareket eden ---- ile kurulan irtibatla akreditif taslağının 07/07/2008 günü gönderileceğinin teyit edileceğine rağmen yetkiliden gönderilen 07/07/2008 tarihli elektronik posta yazısında satış konusu emtianın alımından vazgeçilmiş olduğunun bildirildiğini, akreditifin en geç 09/07/2008 tarihine kadar açılmasının ihbar ve ihtar edildiğini, malın daha düşük bir bedel ile satılmak zorunda kalındığının bildirilerek ödeme talep edildiğini, bu yazıya cevap verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, ----- açılan davada talep ettikleri alacağın kabulüne karar verildiğini, ancak davalı ----..şirketinin tüm aktiflerini boşaltmış olması sebebiyle kararın --- infazının yapılamadığını, davalı ...şirketi ile -----..şirketi arasında iş birliği kar zarar birlikteliği ve yönetim ortaklığının mevcut olduğunu, ----..şirketinin tamamının davalı ...'a ait olup ...'ın ----- mahkemesi kararından sonra hisseleri kendi adına devraldığını, bunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ----..şirketinin yöneticisinin ... olup ...'in -----...şirketinin yöneticisi sıfatıyla gerekli devirlerin yapılabilmesi için ...'a vekalet verdiğini, yapılan tüm devir ve yetkilendirme işlemlerinin davalı ...'nın kendisini ve paydaşı olduğu şirketleri kötü niyetli olarak ve mevcut olan ve olabilecek borçlar ve hukuki sorumluklardan kurtarma çabası ile yaptığını, hukuki açıdan farklı tüzel kişilikler olsa dahi her iki davalı şirketin ve ...'ın arasında kardeş şirket ilişkisinden kaynaklanan özdeşliğin mevcut olduğunu bildirmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.037.520,42 usd alacağın 24/09/2008 tarihinden işleyecek ----- bir yıllık vadeli ABD doları döviz hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte ve aynı ve alacak tutarının fiilen ----- efektif satış kurundan Türk lirası karşılığının 24/09/2008 tarihinden işleyecek en yüksek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;

Davacı tarafın yabancı olması nedeniyle teminat göstermek zorunda olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde dile getirdiği iddiaların gerçek dışı olup, davalı ...'ın hisseleri ticari gereklikler dolayısıyla devraldığını, ...'ın davalı ...şirketinin ortağı olup hissesini 20/08/2007 de ------ devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hisselerin karardan önce birçok kez el değiştirdiğini, davalı ...'ya ----..şirketinin hakim ortağı olması dolayısıyla sorumluluk atfedilmeye çalıştığını ortaklık üzerindeki hakimiyetin ortaklık borçlarından dolayı sorumlu olmak için yeterli bir neden olmadığını, davalı ...şirketinin dava konusu olayda bir sorumluluğunun bulunmadığını tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla ortaklara sorumluluk yüklenebilmesinin mümkün bulunmadığının, ----..şirketinin sermaye şirketi olup, müvekkilinin bu şirketin kurulmasını sağlamış ise de 2009 yılı Şubat ayındaki devir işlemleri sonunda bir hukuki bağının kalmadığını bildirmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalı şirketler arasındaki ihtilafın başlangıç tarihinin 09/07/2008 olup 08/07/2008 tarihli sirkülere göre yetkili müdürünün ... olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman --- şirketi ile bir ilişkisinin olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ....-----. Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin dava dışı ------şirketinden alacaklı olup müvekkili şirket ile davacı arasında bir sözleşme ilişkisi olmaması ve davacının müvekkili şirketten doğmuş ya da doğacak bir alacağının nedeniyle müvekkili şirket yönünden pasif husumet ehliyeti nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete yönelik iddialarının gerçek dışı olduğunu, ...'ın hisseleri ticari gereklikler dolayısıyla devraldığını, müvekkili şirketteki hisselerin ---- Mahkemelerindeki yargılama süreci öncesinde dahi ticari gerekçelerle birçok kez el değiştirdiğini, devrin mal kaçırmak amacıyla yapılmadığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla ortaklara sorumluluk yüklenebilmesinin hukukumuzda bu uygulamaya cevaz verecek bir kanun hükmünün bulunmaması nedeniyle mümkün olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacı yabancı şirketin, dava dışı yabancı ------ şirketi ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanan ve yabancı mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan alacağını tahsil edememesi üzerine tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden hareket edilerek borçlu yabancı şirket ile organik bağ içinde bulunduğu iddia edilen davalı ..... Şirketi'nin ve bu şirket ile borçlu şirketin sahibi olan davalı ...'ın davacı şirketin alacağının tahsilini engellemek amacıyla yaptığı işlemler ile bu işlemlere katıldığı iddiası ile diğer davalı ...'den yabancı mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan ve tahsil edilemeyen alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Taraflarca bildirilen ve sunulan deliller toplandıktan sonra davalı ... -----... Şirketine ait defter ve kayıt üzerinde dosyada yapılan inceleme sonunda bilirkişi kurulu 02/06/2015 tarihli raporunda muhtelif zaman dilimlerinde davalı tüzel kişiliklerin birbirlerinin ve gerçek kişi davalının bu tüzel kişiliklerin nerede ise tek başına pay sahibi olması bunun organik bağa delalet ettiği yorumunun mümkün bulunması yanında davalı taraflar arasındaki para hareketlerini bu bağın varlığı konusunda kanaat edinme imkanını kuvvetlendirdiği nedenleri ile dava konusu alacak yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanması doktrinin kullanılabilmesinin olanaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, davalı tarafların rapora itirazları, raporun hüküm kurmaya yeterli nitelikte olmadığı gözönünde tutularak bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, bilirkişi kurulu 17/05/2016 tarihli ek raporunda kök raporundaki görüşleri koruduğunu bildirmiş, davalı tarafların kök ve ek rapora itirazlarının giderilmediği ve davalı tarafça sunulan hukuki mütalaaların alınan ek ve kök raporla çelişkili olması nedeniyle yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması yoluna gidilmiş, ikinci bilirkişi kurulu 25/08/2017 tarihli raporunda ilk bilirkişi kurulunun tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi kapsamında yapılan değerlendirme ve varılan sonucun yerinde olduğunu, ancak davacı şirket ile---- şirketi arasındaki uyuşmazlık konusunda ------ Mahkemesince verilen kararın Türkiye'de tenfiz edilmeden davacının davalılara yönelik talepte bulunamayacağı bildirilmiştir.

İki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış ve davacı vekili tarafından raporlar arasındaki çelişki bulunduğu bildirilerek yeni bir bilirkişi raporu alınması talep edilmiş ise de her iki bilirkişi kurulu arasında aynı tespit ve sonuçlara varılması nedeniyle bir çelişki bulunmadığı gibi dava,nın dava ön şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği göz önünde tutularak bir başka bilirkişi kurulundan rapor alınmasına gerek görülmemiş, bilirkişi kurulu raporları hükme esas alınmamıştır.

Mahkeme tarafından----- 07.11.2018 tarihli ilamı uyarınca; " Tüm dosya kapsamı ve toplanan tüm deliller ile davanın, davacı yabancı şirketin dava dışı yabancı ---- şirketi ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanan ve yabancı mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan alacağını tahsil edememesi üzerine tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden hareket edilerek borçlu yabancı şirket ile organik bağ içinde bulunan davalı şirketin ve bu şirketlerin sahibi olan davalı ...'ın davacı şirketin alacağının tahsilini engellemek amacıyla yaptığı işlemler ile bu işlemlere katıldığı iddiası ile diğer davalı ...'den ilamla hüküm altına alınan ve tahsil edilemeyen alacağın tahsili istemine ilişkin olup davada dayanılan sebebin tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi olması, borçlu yabancı şirketin davada taraf olmaması, davalıların doğrudan ticari ilişkinin tarafı olmayıp tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine dayalı olarak dava dışı borçlu yabancı şirketin borcundan sorumlu tutulmalarının talep edildiği dikkate alınarak dava dışı yabancı şirket aleyhinde hükmedilen alacağın yabancı mahkeme ilamı ile hükmedilmiş olması karşısında davalıların sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle yabancı mahkeme ilamının tenfizinin zorunlu bulunduğu, somut olayda dava tarafça yabancı mahkeme ilamının Türk mahkemeleri tarafından tenfiz edildiğine dair bir ilam örneği sunulmadığı, yabancı mahkeme ilamının tenfiz edilmesinin bu davanın dinlenebilmesi açısından dava ön şartı niteliğinde bulunduğu, buna göre dava ön şartı yokluğu nedeniyle davanın dinlenebilir olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. -Davanın REDDİNE," karar verilmiştir. --- BAM --- HD------25.05.2021 tarihli ilamı uyarınca; "Mahkemece 25/11/2015 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile; Davalı yabancı şirkete tebligat gerekip gerekmeyeceği hususunun daha sonra değerlendirilmesine karar verildiği halde sonraki duruşmalarda bu ara karar doğrultuğunda işlem yapılmadığı ve 3 numaralı davalı ------usulüne uygun dava dilekçesinin tesbiğ edilip edilmediği ve taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı yönünde karar verilmediği tesbit edilmiştir. 6102 Sayılı TTK. Nın 105 Maddesinde;'' (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir,'' hükmü düzenlenmiştir.Bu düzenlemeye göre yabancı şirketlere izafeten ancak acentelerine karşı dava açılabileceği düzenlenmiş olup yabancı şirkete yönelik izafeten şirket yetkilisine veya temsilcisine yönelik dava açılamayacaktır, buna göre 3 numaralı davalı yabancı şirkete dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. " gerekçesiyle verilen karar kaldırılarak dosya yeniden mahkemeye gönderilmiştir.

Davacı tarafa davalılardan ------ Şirketinin açık adresinin bildirilmesi için süre verilmiş buna ilişkin davalı şirketin adresinin ------ olduğu belirtilmesi üzerine Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne istinabe evrakları uyarınca ----- Başkonsolosluğuna gönderilen yazıya cevap alınamadığı şeklinde mahkememize bilgi verilmiştir. Bu defa davacı tarafa davalı ----- Şirketinin tebligata yarar açık adresinin bildirilmesi için 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-b maddesi uyarınca bir haftalık kesin süre verilmiş ayrıca dosya içerisinde alınan ve iki raporun birbiriyle çeliştiği gerekçesiyle davacı tarafından talep edilmesi nedeniyle bilirkişi ücreti tayin edilmiş ancak davacı taraf ------ Şirketinin tebligata yarar açık adresini ve bilirkişi ücreti için belirlenen bedeli verilen kesin süreler içerisinde yatırmamıştır.

Yapılan Yargılama Sonucu; davacı, davalılardan ----- Şirketinden olan alacağının tahsil edilememesi üzerine davalılar arasındaki organik bağın tespiti ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak davaya konu alacağının bütün davalılardan tahsiline yönelik alacak davası açmıştır. Yargılama sırasında dosya içerisine hükme esas alınan 02.06.2015 tarihli rapor ile 17.05.2016 tarihli ek rapor ve ikinci olarak oluşturulan heyetten alınan 25.08.2017 tarihli raporların birbiriyle uyumlu bir şekilde rapor sundukları ve alınan raporlar gereği her ne kadar davacı tarafın talebi taraflar arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı ------ tahsil edilemeyen alacağın diğer davalılar arasında organik bağ olduğu gerekçesiyle davalılardan tahsilini talep etmiş ise de bu iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir delil sunulmadığı, organik bağın tespitine ilişkin yapılan incelemeler sonucu tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına yönelik herhangi bir belge olmadığı, beyanların soyut iddialardan ileriye gidemediği, şirketler arasında bağlantıların kurulamadığı anlaşılmakla açılan davanın davalılardan yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ------ Şirketi için ise belirtilen adrese yazılan istinabe sonucu gelen müzekkere cevabı doğrultusunda ---- Başkonsolosluğunca yazıya cevap alınamaması ve son olarak da verilen ihtarata rağmen tebligata yarar açık adresin bildirilmemesi sebebiyle de ilgili şirket hakkında HMK 119/1-b,2 maddesi uyarınca davalı ----- yönünden açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Açılan davanın davalılardan ------ adına izafeten ... yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-b,2 maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

2.Diğer davalılar yönünden açılan davanın REDDİNE,

3.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 22.887,40 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 22.155,40 TL harcın istemi halinde davacı tarafa iadesine,

4.Davalı ... ile davalı ... yararına A.A.Ü.T.'nin 7 (2) Maddesine göre takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ile davalı ... verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

6.Davalılar -----.... Şirketi ile ... tarafından yapılan 215,00 TL yirmi adet tebligat gideri ve 5.085,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 5.300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılar -----.... Şirketi ile ...'a verilmesine,

7.Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İlişkin olarak davacı ile bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog