Karar No
K. 2025/2073
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
T. C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2073 - 2026/392 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/10/2025

NUMARASI : 2025/324 D.İş Esas - 2025/322 D.İş Karar

İHTİYATİ HACİZ

TALEP EDEN : HASPOLAT ALÜMİNYUM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ ...

VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF: OMG YAPI VE METAL SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ ...
VEKİLİ: Av, ...
TALEP TÜRÜ: İhtiyati Haciz
TALEP TARİHİ: 22/10/2025
KARAR TARİHİ: 03/03/2026
KR. YAZIM TARİHİ: 25/03/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

İhtiyati haciz talep eden vekilinin talep dilekçesinde özetle; talep eden Haspolat Alüminyum (satıcı) ile davalı OMG Yapı (alıcı) arasında alüminyum hurda alım-satımı konusunda ticari satım sözleşmesi kurulduğunu, talep edenin sözleşmeye konu malı satarak teslim ettiğini, buna rağmen davalının, bedeli ödemediğini, mali durumu sarsılan davalı alacaklılardan mal kaçırma hazırlığı içerisine girdiğini, talep edenin sözleşmeden kaynaklanan alacağının tahsilini mümkün kılmak için davalının haczi kabil mal/hak/alacakları hakkında 2004 Sayılı İİK 257 vd. maddeleri gereği ihtiyati haciz talebinde bulunma gereğinin hasıl olduğunu, müvekkili (satıcı) ile davalı (arasında) alüminyum hurda alüminyum alım-satımı konusunda şifahi ticari satım sözleşmesi kurulduğunu, talep edenin, satıma konu hurda alüminyumu ekte sundukları sevki irsaliyeleri ile davalıya teslim ettiğini, yine suretini ekte sundukları satım sebebiyle düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edilerek kayıtlarına işlendiğini, satılan ve teslim edilen alüminyum hurdaya ait sevk irsaliyelerinin ve faturının özet bilgilerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, muaccel olan borcun ödenmesi için davalı Üsküdar 9. Noterliği'nin 16.10.2025 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edilerek kendisine son kez süre verildiğini ancak borcun yine ödenmediğini, davalının, muaccel olan ve temerrüte düştüğü 24.160.374,66.-TL borcunu halen ödemediği gibi borcun teminat altına da alınmadığını bu sebeple; davalının, 24.160.374,66.-TL değerinde haczi kabil mal/hak/alacakları hakkında 2004 Sayılı İİK 257 vd maddeleri gereği ihtiyati haciz kararı verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-İhtiyati haciz talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; talep eden tarafça ticari satıma ilişkin, faturalar ile imzalı sevk irsaliyeleri ve davalı tarafa keşide edilmiş Üsküdar 9. Noterliği 16.10.2025 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi dosyaya ibraz edilmesine rağmen sırf alacağın tespitinin yargılamayı gerektirdiği sebebiyle talebin reddi isabetsiz olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafın, ihtiyati haciz talep eden şirkete muaccel olan / olmayan herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ile; talep eden tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.

DELİLLER

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2025 Tarih - 2025/324 D.İş Esas - 2025/322 D.İş Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı talep eden tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için ihtiyati haciz talep ettiği, ilk derece mahkemesince 23/10/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık; ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 257-(1) maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." 2004 sayılı İİK'nın 257-(2) maddesi "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." 2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi " ...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur..." hükmü düzenlenmiştir.

İhtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için durumun gerektirdiği hallerde karşı taraf dinlenmeden (İİK m.258) ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görülerek de verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şartı olmayıp, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir.

Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.

Ancak; kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde; tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.

Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.

Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.

Geçici hukuki korumalarda; bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 Sayılı HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte; “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.

Eldeki davada; ihtiyati haciz talep eden tarafından sunulan faturaların tek başına alacağın varlığını yaklaşık olarak ispatlamaya yeterli olmadığı, itiraz eden /ihtiyati haciz talep eden tarafından sevk irsaliyelerinin imzalı olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu imzaların davalının temsilcisinin veya çalışanının olduğunu tevsik edecek, davalı şirketin kaşesi veya buna benzer bir ibarenin bulunmadığı, davalı tarafından da Sinan ve Ahmet Erdoğdu isimli çalışanları olmadığının bildirildiği, yargılamanın bu aşamasında taraflar arasında alacağın miktarı ve dayanağı konusunda uyuşmazlık bulunduğu, ayrıca borçlunun mal kaçırdığına, gizlediğine veya alacağın varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte davranışlar sergilediğine ilişkin somut ve inandırıcı herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır.

İhtiyati haciz, istisnai ve ağır sonuçlar doğuran bir hukuki koruma tedbiri olup, bu tedbire ancak kanunda öngörülen şartların varlığı halinde başvurulabilinir, aksi halde, borçlunun mülkiyet hakkı ve ticari faaliyetleri ölçüsüz şekilde zarar görebilecektir. Bu nedenle, yalnızca fatura düzenlenmiş olması ve davalı tarafından imzalandığı ispat edilemeyen sevk irsaliyeleri ile alacağın ödenmemiş bulunması, tek başına ihtiyati haciz karar verilmesi için yeterli değildir. Bu nedenle mahkemece, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup istinaf isteminin reddi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak talep eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; talep edenin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,

2.Bakiye 116,60 TL harcın istinaf edenden alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

3.İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,

4.İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,

5.İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,

6.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7.Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

8.Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/03/2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog