5. Hukuk Dairesi 2024/11844 E. , 2025/8666 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;
Bursa ili, ..., ... Mahallesi 2 19... parsel sayılı taşınmazda yer alan 1, 2, 3, 5, 6, 13... numaralı bağımsız bölümlerin kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, taşınmaz için davacı idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğunu, müvekkillerine ait daire ve dükkana da yüksek yıpranma oranı takdir edilmesi suretiyle düşük bedel biçildiğini, taşınmazın değerini etkileyen tüm objektif unsurların gözetilerek değer tespitinin yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.10.2013 tarihli ve 2011/738 Esas, 2013/992 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 03.10.2013 tarihli ve 2011/738 Esas, 2013/992 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak incelenen ... Mahallesi 1 72... parsel sayılı taşınmaz, 04.02.2010 tarihinde üzerinde 95.000, 00... . derecede ipotek tesis edilmiş haliyle mevcut ipoteklerin hukuki vecibeleri de devredilmek suretiyle 25.000,00 TL karşılığında satıldığından, bu emsalin gerçek değerini yansıtmadığı, serbest satış olmadığı izlenimini uyandırdığı, bu sebeple bilirkişi kurulunun emsal seçimini isabetli yaptığından söz edilemeyeceği, dava konusu taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulan tamamlanmış ve iskan edilmiş bir yapının bağımsız bölümlerinin yer aldığı, tamamlanmış ve iskan edilmiş yapılarda da uygulanması gereken 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca arsa ile ana yapının (ortak yerleri içerir biçimde) değerleri hesaplandıktan sonra, arsa payına düşen miktarına göre bağımsız bölümün karşılığı bedelin tespit edileceği, şayet o bağımsız bölümün yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte diğer bağımsız bölümlerden farklı ilaveler varsa, bunların da gözönünde tutulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.02.2017 tarihli ve 2016/54 Esas, 2017/104 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, tescil yönünden karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 14.02.2017 tarihli ve 2016/54 Esas, 2017/104 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ile bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak değerlendirmeye esas alınan taşınmazın geometrik şekil olarak ve yüzölçümü bakımından imara elverişli müstakil bir parsel niteliğinde olmadığı, bu sebeple satışının hissedarlar arasında veya yakın parsellerle ilgili olarak normal değerinin üzerinde gerçekleştiği belirtilerek, dava tarihi itibarıyla bulunan değerinden %30 düşürüldüğü de dikkate alındığında emsal olarak kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, davacı idarece düzenlenen kıymet takdir raporunda dava konusu taşınmazın metrekare değerinin 2.750 TL/m², hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise 1.250 TL/m² olarak belirlendiği, bir açıklama ve araştırma yapılmadan dava konusu taşınmaza davacı idarece düzenlenen kıymet takdir raporunda belirlenen arsa metrekare değerinin altında bir değer biçildiğinden alınan rapor inandırıcı olmayıp, bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, 634 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca arsa ile ana yapının (ortak yerleri içerir biçimde) değerleri hesaplandıktan sonra, arsa payına düşen miktarına göre bağımsız bölümün karşılığı bedelin tespit edileceği, şayet o bağımsız bölümün yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte diğer bağımsız bölümlerden farklı ilaveler varsa, bunların da gözönünde tutulması gerektiği, davalılardan ...’e ait tapu kaydındaki ipotek şerhinin, bu davalı yönünden hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi ve bozma sonrası bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedelde artış olması halinde bu kısım için 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.02.2022 tarihli ve 2020/290 Esas, 2022/40 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, tescil yönünden karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1.Mahkemenin 10.02.2022 tarihli ve 2020/290 Esas, 2022/40 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Mahkemece verilen 14.02.2017 tarihli ikinci karar, davacı idare ile davalılardan ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiş olup, söz konusu kararda tespit edilen kamulaştırma bedelinin kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden kesinleştiği, bu durumda 14.02.2017 tarihli ikinci kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden bu kararda tespit edilen bedel davacı idare lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğundan, bozmadan sonra sadece 14.02.2017 tarihli kararı temyiz eden davalıların payı hesaplanarak bu miktarın bloke ettirilip adı geçenlere ödenmesine ve söz konusu kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden bozmadan önceki 14.02.2017 tarihli karardaki bedele göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, bozmadan sonra tespit edilen bedel üzerinden tüm davalıların payını kapsar şekilde karar verilmesi, dava konusu taşınmazda 12 numaralı bağımsız bölüm maliki olan ... oğlu ... davalı olmadığı hâlde, gerekçesi açıklanmadan onun payını da kapsayacak şekilde hüküm kurulması, bozma öncesi verilen kararın bozma ile ortadan kalktığı düşünülmeksizin ve davacı idare vekilinin 07.10.2021 havale tarihli dilekçesinde tescil talebinde bulunduğu gözetilmeksizin yeniden tescil hükmü kurulmaması ve davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay kararında bozma sebebi yapıldığı hâlde, davalılar arasında halen ...'in yer aldığını, Anayasa Mahkemesinin dava tarihinin dört ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasına ilişkin hükmü iptal ettiğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz ve üzerindeki yapı için belirlenen bedelin düşük olduğunu, bağımsız bölümlere ayrı ayrı değer biçilmesi gerektiğini, alt kattaki dükkan ile çatı katındaki daire arasında farklılık bulunacağı gibi dairelerin bakım ve yıpranmalarının da ayrı dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
3.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4.Mahkemece uyulan bozma kararında sözü edilen 14.02.2017 tarihli kararı temyiz eden davalıların payının hatalı hesaplanması suretiyle eksik bedele hükmedilmesi isabetli değildir.
5.Dava konusu taşınmazda 12 numaralı bağımsız bölüm maliki olan ... davalı olmadığı hâlde, gerekçeli karar başlığının davalı kısmına adı ve bilgilerinin yazılması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1.Bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Bir kısım davalılar vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "170.975,26" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "178.058,28" sayısının yazılması, hüküm fıkrasının (4) ve (5) numaralı bentlerinde yer alan "18.718,31" sayılarının hükümden çıkartılması, yerlerine ayrı ayrı "25.801,26" sayısının yazılması, gerekçeli karar başlığının davalı kısmında (15) numaralı sırada yer alan ...'in adı ve bilgilerinin başlıktan tümüyle çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
29.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Bir kısım davalı vekilinin 26.01.2024 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 2 No’lu “Değerlendirme” görüşüne, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 29.05.2025