Esas No
E. 2024/194
Karar No
K. 2026/183
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/194
KARAR NO: 2026/183k No: 13/3 İç Kapı No: 38 Pendik/İSTANBUL
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 27/03/2024
KARAR TARİHİ: 13/03/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA VE İSTEM:

Davalının kullanımında olan tesisatta müvekkili şirket tarafından yapılan kontrollerde sayaç üzerinden kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirildiğinin tespiti üzerine yönetmelik hükümleri gereği kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, işbu tutanağa istinaden 8.597,02 TL tutarında kaçak elektrik tüketim tahakkuku yapıldığını, davalı aleyhine 8.743,17 TL alacağın tahsili amacıyla ...

28.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden netice alınamadığını belirterek, açıklanan nedenlerle; haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'simden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir.

DELİLLER

Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, kaçak elektrik tespit tutanağı, tüketim ekstresi, ... 28.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.

GEREKÇE

Dava, abonesiz kaçak elektrik kullanımına bağlı olarak tanzim edilen tespit tutanağına dayanılarak alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi uyarınca; "Aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne aittir".

Aynı yasanın 4.maddesinde ise; ticari davalar düzenlenmiş olup, buna göre; "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda ve yasa maddesinde sayılan yasal düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davaların ticari dava olacağı" öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanun'un 11. Maddesinde ise, Ticari İşletme şu şekilde tanımlanmıştır; "(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararname ile belirlenir." Yine aynı yasanın 12. maddesine göre tacir; "Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişidir."

15.maddesinde ise; "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'un 3/a maddesine göre; "Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler"dir.

Türk Ticaret Kanun'un, gerek 11. gerekse 15. maddesinde öngörülen sınırı belirleyen Bakanlar Kurulu kararı ise,... yürürlük tarihli, ...sayılı Bakanlar Kurulu kararı olup, söz konusu Bakanlar Kurulu kararı: "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı MADDE 1 – (1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,

b)213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır." şeklindedir.

Yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu kararında, tacir ile esnaf arasındaki sınırın belirlenmesinde gözetilecek değerler yönünden Vergi Usul Kanun'un 177.maddesine atıfta bulunulmuş olmakla dava tarihi itibariyle bahsi geçen yasa maddesindeki düzenleme; "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:(1)1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (168.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (230.000 TL) lirayı aşanlar;

2.Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (90.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (168.000 TL) lirayı aşanlar..." şeklindedir. Somut olayda; icra dosyasındaki alacağır dayanağı olan kaçak tespit tutanağı incelendiğinde, kaçak tespit tutanakları ile davacının abonesiz kaçak elektrik kullandığı hususunun tespit edildiği davacı ile davalı arasında, takip konusu alacağa ilişkin abonelik sözleşmesinin bulunmadığı görülmüştür. Yapılan Yargılama Neticesinde Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;

Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, abonesiz kaçak elektrik kullanımına bağlı olarak tanzim edilen tespit tutanaklarına dayanılarak alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin itirazın iptali davası olduğu, bu bağlamda dosyamız arasına celp olunan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları incelendiğinde davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı, ayrıca icra dosyasındaki alacağın dayanağı olan kaçak tespit tutanağı incelendiğinde, kaçak tespit tutanağı ile davacının abonesiz kaçak elektrik kullandığı hususunun tespit edildiği davacı ile davalı arasında, takip konusu alacaklara ilişkin abonelik sözleşmesinin bulunmadığı ve somut olayın haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği (Yargıtay 3. H.D. 18/03/2019 Tarih ve ... Esas-...Karar sayılı kararı) ve ayrıca somut olayda T.T.K kapsamında bir işin yapıldığından da bahsedilmesinin mümkün olmayacağı ve ayrıca; tüm dosya kapsamına göre davalının tacir de olmadığı anlaşıldığından, ve yine aynı davalı ile ilgili aynı işletmeye ilişkin başkaca kesilen faturadan kaynaklı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itiraz üçerine ...

4.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da ... Esas sayılı dosyada 15/01/2026 tarihinde görevsizlik kararının verildiği de dikkate alınarak davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmış ve davanın, HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/1-c maddesi ile hüküm altına alınan dava şartının yokluğu nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,

Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın 20/1. Maddesinde belirtilen iki (2) haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde, dava dosyasının davayı bakmaya görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,

Gönderme kararının verilmesi halinde yargılama gideri, harç, vekalet ücretleri, gider avansı vb. hususların 6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi gereğince Görevli Mahkemece değerlendirilmesine,

Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren, iki (2) haftalık süre içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın ele alınarak, 6100 sayılı HMK'nın 20/1. Maddesi uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti, gider avansı vb. hususların 6100 sayılı HMK'nın 331/2 ve 331/3. maddeleri gereğince Mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13.03.2026 KATİP e-imzalıdır HAKİM e-imzalıdır

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog