T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/1949 - 2026/541
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2021
NUMARASI : 2020/151 E. - 2021/193 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/05/2021 tarih ve 2020/151 E. - 2021/193 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin 1954 yılından bu yana bölge zeytin üreticilerinin karşılıklı yardım ve dayanışması için kurulmuş bir tarım satış kooperatif birliği olduğunu, zeytin emtiası için %85 tanınmışlık ile en çok bilinen tanınmış "..." markasının bütün sınıflarda tescilli olduğunu, davaya konu “...” ibareli başvurunun müvekkilinin ana iştigal konusu olan zeytin ürünlerini içeren 29. Sınıfta tescilinin istendiğini, müvekkilinin ... unsurlu renk markası serisinde "... ..." ibareli seri markaları bulunduğu, dava konusu "..." ibareli markanın, markanın hitap ettiği ilgili nihai tüketici kitlesi tarafından karıştırılacağını, davalı şirketin markasının ... markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, ayırt edici niteliğini zedeleyeceğini, davanın SMK 6/5 uyarınca da kabulünün gerektiğini, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-1232 sayılı YİDK Kararının iptali ile 2019/21262 başvuru sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, 2019/21262 sayılı ve “...” ibareli başvurunun, davacının itiraza mesnet “...” ibareli markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, yer adlarının kimsenin tekeline bırakılamayacağını, “...” ibaresinin bir bölge adı olduğunu, taraf markalarının iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer bulunmadığını, davaya konu markanın davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme veya ayırt ediciliğini zedeleme hallerinden birinin bulunmadığı için SMK'nın 6/5. Maddesi kapsamındaki itirazın da haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu markanın başvuru tarihi itibarıyla tescille korunan davacının markalarından 2008/69226 sayılı marka yenileme süresinin son günü 28.05.2019’da ve 2009/53055, 2009/53054, 2009/53055 sayılı markaları yenileme sürelerinin son günü 09.04.2020’de yenilenmeyerek dava tarihi 26.06.2020 itibarıyla hükümden düşmüş olmaları sebebiyle, markanın hükümsüzlügü istemi bakımından redde mesnet gösterilemeyeceği, ancak YİDK karar tarihi itibariyle geçerli olan davacıya ait 2009/53055, 2009/53054, 2009/53055 sayılı markaları, YİDK kararının iptali istemi bakımından değerlendirmeye dahil edildiği, dava konusu 2019/21262 sayılı başvuru kapsamında yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." mallarının, davacı yanın itiraza mesnet 136136, 201206, 2000/14358, 2005/58426, 2007/35146, 2007/59460, 2007/65063, 2008/69226, 2008/36445, 2008/53915, 2009/28956, 2009/53053, 2009/53054, 2009/53055, 2010/63050, 2010/63051, 2010/63052, 2010/63053, 2010/63054, 2010/63055, 2010/63056, 2010/63057, 2010/63058, 2010/63059, 2010/63060, 2010/63061, 2010/63062, 2010/63063, 2010/63064, 2010/63065, 2010/63066, 2010/63067, 2010/63068, 2010/63069, 2010/63070, 2010/63071, 2010/63072, 2010/63073, 2010/63074, 2010/63075, 2010/78283, 2010/78284, 2010/78285, 2011/52636, 2011/52637, 2012/100778, 2012/30211, 2014/02902. 2014/02914, 2014/02918, 2014/02923, 2014/06109, 2014/24770, 2014/84065 ve 2015/90272 sayılı markasının kapsamına giren ve bilirkişi raporunda sarı renk ile ön plana çıkartılan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu 2019/21262 sayılı marka incelendiğinde; aynı siyah renkli, aynı boyut, ebat ve yazı karakteri kullanılarak bitişik yazılmış "..." ve "..." kelimelerinin biraraya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kelime markası olduğu, bu kelimelerin birarada/bir bütün olarak markayı eş düzeyde temsil eden asli, baskın ve ayırtedici unsur niteliği taşıdığı, davacı yanın itiraza mesnet markalarının; 2007/59460 sayılı "Şekil+...", 136136 sayılı "Şekil+... ......" şeklinde olduğu, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında, davacının "..." ibaresini esas unsur olarak barındıran bir çok seri markasının bulunduğu, davacının "..." kelimesi etrafında seri marka ailesi oluşturduğu, yine davacının "..." kelimesini esas unsur olarak barındıran T/02435 sayılı tanınmış marka tescil belgesinin bulunduğu, davacının "..." esas unsurlu markalarının özellikle zeytin ve zeytin içerikli ürünler yönünden makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde aşina olunan markalardan olduğu, her ne kadar "..." kelimesi ülkemizin yedi bölgesinden biri olarak başlangıçtaki ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olsa da, davacının özellikle "..." esas unsurlu markalarının zeytin ve zeytin içerikli ürünler yönünden kullanım yolu ile markasal ayırt ediciliğinin arttırıldığı, dava konusu marka ile davacının "..." esas unsurlu markaları arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17.11.2020 tarih 2020/924 E 2020/5100 K sayılı kararında; eldeki uyuşmazlığa emsal olabilecek şekilde, "..." markası ile "..." markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğunun tespit edildiği, davaya konu tüm emtia bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca nispi tescil engeli bulunduğu kanaatine varıldığından, davacı tarafın tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ayrıca değerlendirilmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile, 2020-M-1232 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/21262 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, somut olayda tescili istenilen ibare “...” ibaresi olup yer ve bölge adlarının tescil edilebilirliğine ilişkin temel kriterleri belirleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.1999 tarih, E.1999/5790, K. 1999/9590 nolu “PENDİK” kararı ve benzer mahiyetteki kararlar göz önüne alındığında, yer adlarının kimsenin tekeline bırakılamayacak nitelikte olması da dikkate alınarak tescil edilebilir olduğunun kabul edildiğini, “...” şeklinde olan davalı markasında ayırt edici değişikliklerin yapıldığını, somut olayda da Mahkemece markanın asli unsuru bölünmek suretiyle yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, markalar arasındaki benzerlik incelemesinde ana prensibin mukayese edilen markaların tüketici üzerinde bıraktıkları genel intibaa göre tüm faktörler bir arada dikkate alınmak suretiyle “global değerlendirme” yapılması olduğunu, markaların bölünerek ve unsurları ayrıştırılarak yapılacak değerlendirme hatalı olacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mallarının, davacı yanın mesnet markalarının kapsamına giren emtia ile benzer olduğu, davacının "..." esas unsurlu markalarının özellikle zeytin ve zeytin içerikli ürünler yönünden makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde aşina olunan markalardan olduğunun belirlendiği, bu bağlamda her ne kadar "..." ibaresi, Ülkemizin bölgelerinden biri olarak başlangıçtaki ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olsa da, davacının "..." esas unsurlu markalarının zeytin ve zeytin içerikli ürünler yönünden kullanım yolu ile markasal ayırt ediciliğinin arttırıldığının tespit edildiği, bu itibarla dava konusu marka ile davacının "..." esas unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının "..." esas unsurlu markalarını bilen, bu markalı gıda emtiasından yararlanan makul decede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını davaya konu 29. Sınıfta yer alan gıda emtiası üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu markayı davacıya ait markaların serisi niteliğinde bir marka zannedebileceği, bu marka ile davacı markaları arasında ilişki kurabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahil marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.