Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2014/4275 E. , 2015/4106 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Davanın Özeti : Davacı şirkete ait akaryakıt istasyonundan alınan numunelerin akredite laboratuvar analizinde ulusal marker seviyelerinin geçersiz olduğunun tespit edildiği ve bu fiilin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 18. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğundan bahisle, anılan Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin 27.05.2010 tarih ve sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının; akaryakıt istasyonunun tarihinde bayilik lisansı alarak faaliyete geçtiği, tanklara ilk akaryakıtın 23.06.2008 tarihinde boşaltıldığı, bu nedenle ulusal marker içermeyen akaryakıt satışı yapmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, öte yandan, işlem tesis edilebilmesi için gerekli olan teknik düzenlemelere aykırılık ve ulusal marker geçersizliği şartlarının bir arada gerçekleşmediği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Davacı şirkete ait akaryakıt istasyonundan alınan numunelerin akredite laboratuvarında analizi sonucu anılan ürünlerin gerekli şart ve seviyede ulusal marker içermediğinin tespit edilmesi üzerine, 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrası ile Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (f) bendine aykırılık nedeniyle anılan Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirkete ait akaryakıt istasyonundan alınan numunelerin akredite laboratuvar analizinde ulusal marker seviyelerinin geçersiz olduğunun tespit edildiği ve bu fiilin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 18. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğundan bahisle, anılan Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin 27.05.2010 tarih ve 2577-15 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dairemizin 05.03.2013 tarih, E:2010/3447, K:2013/543 sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacı şirket tarafından temyizi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucu, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27.03.2014 tarih ve E:2013/3011, K:2014/1294 sayılı kararıyla aynen; "5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 2. maddesinin (21) numaralı bendinde, Kurumca belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen akaryakıtın kaçak akaryakıt olduğu belirtilmiş; (42) numaralı bendinde "Teknik Düzenleme: Petrolün ve madenî yağın, ilgili idarî hükümler de dâhil olmak üzere, standartları, ölçüleri, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması zorunlu olan her türlü düzenleme", (44) numaralı bendinde ise, "Ulusal Marker: Akaryakıta rafineri çıkışında veya gümrük girişinde eklenecek katkı" olarak tanımlanmış, "Ulusal Marker" başlıklı 18. maddesinin dördüncü fıkrasında, numunelerde yapılacak testlerde ulusal markerin gerektiği şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuvar analizi ile teknik düzenlemelere uymadığı tespit edildiğinde 19. madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş;
19.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde, 18. madde hükümlerinin ihlâli hâlinde, sorumlularına altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verileceği belirtildikten sonra, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, bayiler için yukarıda yer alan cezaların beşte birinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, petrol piyasasına ilişkin faaliyetler kapsamındaki tesislerin ve piyasaya sunulan petrol ve madenî yağın teknik düzenlemelere ve standartlara uygunluğu ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılan ve 10/09/2004 günlü, 25579 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (f) bendinde, numunelerde yapılacak testlerde, ulusal markerin Kurumca belirlenen şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuvar analizi ile teknik düzenlemelere uymadığı tespit edildiğinde ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.
Değinilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; ulusal markerin, akaryakıtın kaçak olup olmadığını ve kaynağını tespit etmek amacıyla akaryakıta eklenen kimyasal bir madde olduğu, akaryakıtın yeterli şart ve seviyede ulusal marker içerip içermediğine göre teknik düzenlemelere uygunluk değerlendirmesi yapılmasının mümkün olmadığı, yeterli şart ve seviyede ulusal marker içeren akaryakıt teknik düzenlemelere aykırı olabileceği gibi tam tersi bir durumun da söz konusu olabileceği, bu bakımdan, 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için, numunesi alınan akaryakıtın hem ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğunun hem de teknik düzenlemelere uymadığının birlikte tespiti gerekmektedir.
Olayda; davacıya ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde akaryakıt numunesinin analizi sonucu, numunenin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı, ancak teknik düzenlemede yer alan özelliklere uygun olduğu yönünde rapor düzenlendiği, bu rapor esas alınarak ulusal marker geçersizliği sebebiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; analize tabi tutulan akaryakıt numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkmasına karşın teknik düzenlemelere uygun olduğunun tespit edilmesi karşısında, 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için gerekli olan teknik düzenlemelere aykırılık ve ulusal marker geçersizliği şartlarının bir arada gerçekleşmediği anlaşıldığından, yalnızca ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt ikmal edildiği gerekçesiyle tesis edilen uyuşmazlık konusu Kurul kararında ve davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle Dairemizce verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiş; 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinde İdari Dava Daireleri Kurulu'nca, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği ifade edilmiş; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrasında da, idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülmüşken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilerek, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ise Danıştay dava dairelerine ısrar olanağı tanınmamıştır. Aktarılan durum ve 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesindeki düzenleme karşısında bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu 27.05.2010 tarih ve 2577-15 sayılı Kurul kararının İPTALİNE, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 354,95.-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3000.-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacı şirkete verilmesine, posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi hâlinde davacı şirkete iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 24.11.2015 tarihinde esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Bakılan davada, analize tabi tutulan akaryakıt numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkmasına karşın teknik düzenlemelere uygun olduğunun tespit edilmesi karşısında, 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için gerekli olan teknik düzenlemelere aykırılık ve ulusal marker geçersizliği şartlarının bir arada gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, Dairemiz kararının dördüncü sayfasında yer alan, "2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiş; 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinde İdari Dava Daireleri Kurulu'nca, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği ifade edilmiş; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrasında da, idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülmüşken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilerek, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması hâlinde ise Danıştay dava dairelerine ısrar olanağı tanınmamıştır." şeklindeki ifadenin çıkartılmak suretiyle işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, anılan gerekçeye katılmıyorum.