Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

14. Hukuk Dairesi 2007/8125 E., 2007/8915 K.

14. Hukuk Dairesi 2007/8125 E., 2007/8915 K.

İNANÇ SÖZLEŞMESİ

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

YAZILI DEİİL BAŞLANGICI

442 S. KÖY KANUNU [ Madde 13 ]

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 292 ]

"İçtihat Metni"

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.09.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün değil ise bedelin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.04.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: Dava, 442 sayılı Köy Kanunu'na bazı hükümler eklenmesine dair 3367 sayılı Yasa hükümlerince yapılan tahsisin temlik alınması nedeniyle davalı adına oian kaydın iptal ve tescili, ikinci kademedeki istem ise satış ve taşınmaz üzerindeki ağaçlar bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, kararı davalı Kadir temyiz etmiştir. İddia şekline göre, mahkemenin doğru olarak saptadığı üzere taraflar arasında inanç ilişkisi vardır. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.

05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; İnanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; İnanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (İnanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Karan uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, taraflann getirecekleri ve onların imza-lannı taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK'nın 292. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahif" her türlü delil ile ispat edilebilir.

Somut olayda, davacının dayandığı ve üzerinde "225/5 parsel" şerhi bulunan mükellef olarak da "İbrahim adına Hasan" yazılı makbuz ile davacının ibraz ettiği keşidecisi İbrahim yazılı yine tt225/5 parsel" şerhini taşıyan bono, taraflar arasındaki ilişkinin varlığına delalet edecek yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgelerdir. Yazılı delil başlangıcı olmaları sebebiyle davacı inanç ilişkisini tanık delili ile de kanıtlayabilir. Nitekim bu konuda tanık deliline başvurulmuş, bildirilen tanıklar dinlenmiştir. Mahkemece inanç ilişkisi yukanda yazılı olan şekilde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken istemin yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belge olmadığından söz edilerek reddi doğru olmamıştır. Ancak;

Davadaki istemin dayanağı davalıya 3367 sayılı Yasa uyarınca yapılan tahsisin temlikidir. Gerçekten sözü edilen yasa hükümlerince oluşturulan komisyon tarafından İlgili köyün hali hazır ve gelişme durumu ile konut ve genel ihtiyaçları dikkate alınarak köy yerleşim planının düzenleneceği anılan planın Vali onayı ile kesinleşeceği, planda belirlenen yerlerden devletin hüküm ve tasarrufu altnda bulunan alanlar ile Mazine mülkiyetinde olup kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmaz malların onayla birlikte bu vasıflarını kaybederek köy tüzel kişiliği adına re'sen tapuya tescil edileceği hükme bağlandıktan sonra özellikle yasanın ek 13. maddesinde köy tüzel kişiliği adına köy yerleşme planına göre en çok 2000 metrekare olmak üzere tescil edilen parsellerin köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine ihtiyar meclisi kararı ile rayiç bedel üzerinden satılacağı hükmüne yer verilmiş, satılan parsellere satış tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde bina yapılması zorunluluğu, 10 yıl süre ile de devir ve temlik yasağı konulmuştur. 225 ada 5 parselin davalı İbrahim'e temlikine dair cetvelin Valilik onay tarihi 27.02.1996'dır. Davacı kendisine temlikin "Mart 1996" tarihinde yapıldığını dava dilekçesinde kabul ettiğinden, 10 yıllık devir ve temlik yasağı nedeniyle kendisine yapıldığı iddia edilen temlik işlemine dayanamaz. Mahkemenin mülkiyet nakline ilişkin istemi reddetmiş olması sonuç olarak doğrudur. Ne var ki; davada ikinci kademedeki istek olarak satış bedeli ile dava konusu parsel üzerine dikilen ağaçlardan dolayı tazminat olmak üzere 10.000.00 YTL'nin tahsili de istenmiştir. Yukarıdaki bölümlerde izah edildiği üzere, mahkemece yapılacak inceleme ve araştırma sonucu özellikle tanıkların beyanları değerlendirildikten sonra satış ilişkisinin varlığı kabul edilirse, davacı bu ilişkiye dayanarak mülkiyet nakii talebinde bulunamaz ise de, gerek satış bedelinin istirdadını ve gerekse sebepsiz zenginleşmeye dayanarak ağaçlar bedelini isteyebileceğinden davacının tazminat istemi incelenmeli, bu istem sonucuna uygun hükme bağlanmalıdır. Değinilen hususlar bir yana bırakılarak tazminat talebinin de eksik inceleme ve araştırmayla reddi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan karann yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI DIGER Borçlar Hukuku 442 sayılı Köy Kanunu K3367 md.13
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.