. Asliye Hukuk Mahkemesi
20. Hukuk Dairesi 2011/10104 E., 2011/11353 K.
20. Hukuk Dairesi 2011/10104 E., 2011/11353 K.
TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN DOĞAN ZARAR
TAŞINMAZIN DEĞERİNİN EMSAL SATIŞLARA GÖRE HESAPLANMASI
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki Türk Medeni Yasasının 1007 maddesi hükmüne göre açılan tazminat davasının, yapılan yargılaması sonunda kurulan 23.12.2010 günlü hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi, davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, tayin olunan 11/10/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden gelmedi, karşı taraftan Hazine vekili Avukat S… … S… … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı gerçek kişi, 26.04.2010 tarihli dilekçesiyle, U… … İlçesi N… … mahallesi Ovacık mevkii 688 ada 4 sayılı zeytinli tarla nitelikli taşınmazın tapuda kendi adına kayıtlıyken, Orman Yönetimini tarafından taşınmazın kısmen orman olduğu savıyla açılan davanın kabulüne ve parselin 12788,50 m2 bölümünün tapu kaydının iptaliyle, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin U... Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2008 gün ve 2005/395 - 264 sayılı kararının kesinleştiği, bu şekilde taşınmazı satın aldığı tarihte orman ile ilgisini gösteren bir kayıt bulunmadığı ve taşınmaza iyi niyetle sahip olduğu halde, bir bölümün bedeli ödenmeden tapu kaydının iptal edilip, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, Türk Medeni Yasasının 1007. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 25.000,00.- TL tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak kendisine verilmesini istemiş, 09.11.2010 tarihli ISLAH dilekçesiyle dava değerinini 125.000,00.- TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 117.932,00.- TL tazminatın 25.000,00.- TL bölümü yönünden dava tarihinden bakiye kısım yönünden ıslah tarihi olan 09.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Fazlaya ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; Türk Medeni Yasasının 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminata ilişkindir. Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. Maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE - TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1.maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde (743 sayılı TKM m.917) yer alan "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı),
Somut olayda, tapusu iptal edilen taşınmazın arsa niteliğinde olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi, mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Uyuşmazlık bu taşınmazın değerinin saptanmasında kullanılan yöntem ve bu yöntem ile belirlenen değeri, dolayısıyla davacı tarafın zararını miktarı konusundadır.
Tapusu iptal edilen taşınmaz arsa niteliğinde olduğundan değerinin, tapu iptal kararının kesinleştiği tarihten önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tesbiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gereklidir.
Ne var ki, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse resen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.