12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/34110 E. , 2015/3216 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar temyiz edene 22.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği halde temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra, 28.03.2014 tarihinde verilip kaydettirilmiştir. Süre aşımı bakımından temyiz dilekçesinin (REDDİNE), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi. Üye ....'nun Karşı Oy Yazısı :
HMK'nun 297/1-b maddesine göre hükmün tarafların ve vekillerinin ad ve soyadlarını kapsaması, aynı maddenin 2.fıkrasına göre de taleplerin her biri hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm oluşturulması gerekir. Baki Kuru'da 1995 baskılı Medeni Usul Hukuku kitabının 477.sahifesinde "..birleştirilen davalar birbirinden bağımsızdır" görüşünü beyan etmiştir.
Somut olayda; borçlu .... vekili Av....'nın İcra Müdürlüğünün 2011/502 talimat dosyasında yapılan taşınmaz ihalelerinin feshini İcra Mahkemesi'nin 2013/259 Es.sayılı dosyasında talep ettiği, Borçlu .... vekili Av.....'ın da .... İcra Müdürlüğü'nün 2011/502 talimat dosyasında yapılan taşınmaz ihalelerinin feshini İnegöl İcra Mahkemesi'nin 2013/261 Es.sayılı dosyasında talep ettiği, İhalenin feshi sebeplerinin her iki dosyada ayrı ayrı gösterilmiş olduğu, 259 Es. sayılı dosyadaki 18.12.2009 tarihli vekaletnamede avukat olarak sadece Av....'ya vekalet verildiği, onun da Av.... ve ..'e yetki verdiği, 261 Es. sayılı dosyada ise 21 Ocak 2013 tarihli vekaletnamede Av... ....'ya şirketi ve şahısları temsilen yetki verilmiş olduğu, mahkeme tarafından tarafların yokluğunda dosya üzerinden birleştirme kararı verildiği ve yargılamaya 259 Es.sayılı dosya üzerinden devam edildiği, birleştirme kararının dosyalarda adı geçen hiç bir avukata tebliğ edilmediği, 23.07.2013 tarihli tensip zaptının 4 nolu bendinde davacı vekili olarak ... duruşmalara kabulüne denildiği ancak şikayetçi vekili olarak kimin kabul edildiğinin açıkça yazılmadığı, 259 Es.sayılı dosyanın numarası yazılarak duruşma gününün Av....'ya tebliğ edildiği, onun da yapılan her iki duruşmaya mazeret bildirerek katılmadığı, mahkemece şikayetçi vekillerinin yokluklarında şikayetin reddine karar verildiği, kısa kararda ve gerekçeli kararda birleştirilen 261 Es.sayılı dosya ile ilgili hüküm kurulmadığı ve gerekçede de 261 Es.sayılı dosyada ileri sürülen taleplerin tartışılmadığı, karar başlığında sadece Av ...'nın isminin yazıldığı, diğer dosyadaki şikayetçi vekilinin isminin yazılmadığı, gerekçeli kararın Av.... adına usulsüz olarak (muhatabın tevziat saatlerinde nerede oldu belirlenmeden ve muhatapla alakası belirlenmeyen) .... imzasına tebliğ edildiği, 30.01.2014 tarihi itibariyle kararın kesinleştirildiği, dosyadan el çekilmesine rağmen yerel mahkeme tarafından ara kararı denilerek ek kararla 04.04.2014 tarihinde şikayete konu taşınmazlarla ilgili olarak tedbir kararı verildiği, gerekçeli kararın şikayetçi vekili sıfatı ile 27.03.2014 tarihinde Av....'a kalemde bizzat tebliğ edildiği ve 28.03.2014 tarihinde şikayetçi vekilleri Av....., ... ve .... tarafından temyiz edildiği, temyiz gerekçelerinde; birleştirme kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, iki dosyadaki tarafların ve şikayetçi vekillerinin fark olduğunu, şikayet sebeplerinin farklı olduğunu, kendilerine tebligat yapılmadan dosyanın karara çıkarılmasının ve kararın kesinleştirilmesinin yasalara aykırı olduğunu iddia ettikleri görülmüştür.
Yargıtay uygulamalarında ve doktrinde süreklilik kazanan görüşlere göre birleştirilmiş olsa bile birleşen her dava bağımsızlığını korur. Bu hukuksal olgunun sonucu olarak davaların birleştirilmesi durumunda mahkemece tek bir dava açılmış gibi her iki davadaki talepler birleştirilerek tek bir hüküm verilemez. Davaların her birinin bağımsızlığını koruduğu gözetilerek hüküm yerinde birleşen davalardan her biri hakkında ayrı ayrı olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, karar başlığında tarafların ve avukatlarının isim ve adreslerinin gösterilmesi gerekir.
Temyiz konusu dosyaya bakıldığında; birbirinden bağımsız vekaletnamelere ve farklı gerekçelere dayanarak ihalenin feshinin talep edildiği, birleştirme kararının dosya üzerinden verildiği ve hiç kimseye tebliğ edilmediği, kararın şikayetçi vekillerinin yokluklarında verildiği, karar başlığında HMK.'nun 297.maddesine aykırı olarak birleşen dosyadaki şikayetçi vekillerinin isimlerinin gösterilmediği, Yargıtay uygulamalarına ve doktrine aykırı olarak birleşen dosyadaki taleplerin karar gerekçesinde tartışılmadığı ve hüküm fıkrasında da karar oluşturulmadığı, birleşen dosyanın şikayetçi vekilinin kararı tebellüğ ettikten sonra süresi içinde temyiz ettiği anlaşıldığından dolayı yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken, dosyalar birleştirilse dahi birbirlerinden bağımsız oldukları, şikayetçi vekillerinden birine tebligat çıkarılması ve birleşen dosyadaki vekile tebligat çıkarılmamasının TK.'nun 11.maddesinin amacına aykırı olduğu gözardı edilerek sanki tek dosya varmış gibi değerlendirme yapılarak temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.19.02.2015