3. Ağır Ceza Mahkemesi
7. Ceza Dairesi 2007/17241 E., 2011/3425 K.
7. Ceza Dairesi 2007/17241 E., 2011/3425 K.
Karaparanın aklanması zamanaşımı.
"İçtihat Metni"
4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakebesi Hakkında Kanunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a aykırılık suçundan şüpheliler Y... M... D..., A... T..., E... E... ve A... S... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31/01/2007 gün ve 2007/4307 soruşturma ve 2007/2250 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine / kabulüne dair, mercii Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 12/04/2007 tarihli ve 2007/329 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 09.11.2007 gün ve 56958 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2007 gün ve KYB. 2007-250900 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığının 23/11/2006 tarihli ve B.07.0.MSK.0.02.İNC./BATAK/5730 sayılı yazılarıyla yapılan suç duyurusu yazısı ekinde yer alan 15/08/2006 tarihli ve R-6, R-21, R-9, R-14 sayılı raporda özetle, Bankaya ait bir gayrimenkulün Bankanın eski hakim sermayedarı olan B... G... firmalarından olan L...'a satılması ve anılan gayrimenkulün satış bedelinin Bankaca teminat mektubu verilmek suretiyle diğer bankadan temin edilen kredi ile karşılanması, bu işlem gerçekleştirilirken dahili kasa mahsubu yöntemi kullanılmak suretiyle paranın kaynağının gizlenmesi ve bilahare diğer bankaya teminat mektupları dolayısıyla oluşan borcun Banka kaynakları karşılanması ile dolandırıcılık suçunun oluştuğu ve sağlanan menfaatin Raporda açıklanan işlemlere tabi tutulması ile karapara aklama suçu gerçekleşmiş olduğunun ifade edildiği, Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığının 23/11/2006 tarihli ve B.07.0.MSK.0.02.INC./BATAK/5729 sayılı suç duyurusu yazısı ekinde yer alan 24/08/2006 tarihli ve R-7, R-22, R-15 sayılı raporda da, G... firmasına kullandırılan kredilerin V... F... M... Şubesine EFT ile gönderilmesi akabinde dahili kasa mahsubu yöntemi kullanılmak suretiyle A... S..., E... E... ve H... B... Ö...'ın hesabına aktarılması, A...ve M... firmalarına kullandırılan kredilerin yine dahili kasa mahsubu yöntemi kullanılmak suretiyle A... S..., E... E..., A... G... D... A.Ş. (Raporda açıklandığı üzere Y.... M... D... adına kullanılması) hesaplarına aktarılması ve daha sonra E... E... hesabındaki paraların bir bölümünün genel müdür yardımcısı ve grubun diğer üst düzey yöneticilerin hesabına aktarılması, bu tutarların bir kısmının tekrar D... G... firmalarından D... H... A.Ş hesabına aktarılması ve ayrıca Banka eski genel müdürü E... E...'un görevden ayrılması sebebiyle daha önceden almış olduğu transfer bedelinin 2.950.000 USD'ni Y...M... D...'e ödemesi işlemlerinin, nitelikli dolandırıcılık kaynaklı paranın kaynak veya niteliğinin veya zilyet ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi mahiyetinde olduğu, bilerek ve isteyerek gerçekleştirildiği, dolayısıyla 4208 sayılı Kanun'da tanımlanmış olan karapara aklama suçunun maddi ve manevi unsurlarını taşıdığı"nın ifade edildiği, böylece şüphelilerin üzerlerine atılı bulanan suçu işlemiş oldukları suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4208 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan "Karapara aklama suçlarının kovuşturmasında zamanaşımı süresi on yıldır. Dava açılması zamanaşımını keser." hükmü gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, anılan Kanun'da zaman aşımı konusunda yer alan bu düzenleme sebebiyle, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı, bu suretle şüpheliler üzerine atılı bulunan suçla ilgili zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle yapılan itirazın kabulü yerine yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmiş olmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıklara atılı suçun dava zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğuna dair 4208 sayılı Kanunun 8.maddesindeki düzenlemenin 18.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5549 sayılı Kanunun 26.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 1.6.2005 tarihinden itibaren de 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğe girdiği cihetle, olayda zamanaşımı süresinin anılan yasanın 66, 67 ve 282.maddelerine göre belirleneceği nazara alınıp, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın verildiği 31.01.2007 günü itibariyle, sanıklar yararına olan 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e maddesinde düzenlenen 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden Beyoğlu 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.4.2007 günlü ve 2007/329 müteferrik sayılı kararının CMK.nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince düşünülmesine, 06.04.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.