11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2015/5534 E. , 2015/12661 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/11/2014 tarih ve 2013/502-2014/809 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ....., davacı .... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan aldığı çekleri 2004 yılında boş iken yanlışlıkla imha ettiğini, bu çekler için ödemeden men talimatı verildiğini, davalının "çeklerin 3. kişilerce ibraz edilebileceği" gerekçesiyle yasal sorumluluk tutarları için müvekkilinin bankadaki mevduatına bloke koyduğunu, çek asıllarının iade edilmemesi veya çeklerin ziyaına dair kararın getirilmemesi halinde blokenin kaldırılamayacağının bildirildiğini, mahkemeye yapılan iptal başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin kullanabileceği bir başka yolun kalmadığını ileri sürerek davalıda bulunan alacaklarının reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ibraz edilecek çekler hakkında yasal sorumluluğunun bulunduğunu, çek karnesi verilmesinin gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğunu, imzalanan çek taahhütnamesi hükümleri uyarınca müvekkilinin bu yasal sorumluluk miktarları kadar bloke koyma yetkisinin bulunduğunu, henüz iade edilmeyen 4 adet çek yaprağı dışında davacının 3.500 TL tutarında teminat mektubu riskinin de bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında çek taahhütnamesi imzalandığı, bu taahhütname gereğince davalı bankanın davacıya çek karnesi verdiği, ayrıca davacının 06.04.2005 tarihinde ...ne sunulmak üzere 3.500 TL tutarında teminat mektubu aldığı ve teminatın devam ettiği, yargılama esnasında teminat mektubunun davalı tarafından, davacının hesabındaki para kullanılmak suretiyle paraya çevrildiği gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadıgına, 31.12.2013 tarihinde teminat mektubunun paraya çevrildiği anlaşıldığından bu tarihten itibaren teminat mektubunun 3.500 TL olması da dikkate alınarak ...'nin belirlediği avans faizinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava, davacı lehine verilen teminat mektubu karşılığı davacı hesabına konulan blokenin kaldırılması ve bloke edilen mevduatın iadesi istemine ilişkindir. Yargılama esnasında anılan teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra davacı, 14.10.2014 tarihli celsede 31.12.2103 tarihinde teminat mektubu bedelinin ilgili kuruma ödendiğini belirterek "19.12.2010 tarihinden 31.12.2013 tarihine kadar 3.500 TL'nin ticari reeskont faizinin tahsilini" istemiştir. Davacının talebi bu şekilde olduğu halde, mahkemece "31/12/2013 tarihinde teminat mektubunun paraya çevrildiği anlaşıldığından bu tarihten itibaren teminat mektubunun 3.500 TL olması da dikkate alınarak ...nca belirlenen artan ve azalan oranlarda avans faizinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
Ancak kararda hangi tarihler arasında faize hükmedildiği açıkça belirtilmediğinden hükmün bu haliyle infazı kabil değildir. Bu durumda, davacının talebinin 19.12.2010 ila 31.12.2013 tarihleri arası işlemiş reeskont faizi olduğu nazara alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve avans faizi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2.Kabule göre de, Dairemizin 04.03.2013 tarih ve 2012/3918-2013/3860 E.K. sayılı bozma ilamında taraflar arasında aktedilen kredi sözleşmesi hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, kredi sözleşmesinin kullandırılan kredilerin teminatıyla ilgili hükümlerini düzenleyen 31. ve devamı maddelerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sadece anılan kredi sözleşmesinin teminat mektubu verilmesi ile ilgili hükümlerini düzenleyen 26. maddesini değerlendiren bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.